2042-Sıfır Yılı | Çağan Dikenelli

Paylaş:

Bir gün, 2042, tüm karanlığıyla üstümüze çökecek; dünya, Doğu-Batı Federasyonları olarak bölünecek, varoşlarda ve yasak şehirlerde büyüyen Hayalet Yoldaşlık kemikleşmiş sömürü devletlerini kıyısından ısırmaya, canını acıtmaya başlayacak. Ve artık cafcaflı neonlarla gizlenemeyen böylesi bir kaos ortamında kimsenin adamı olmamayı seçen, hiçbir güce boyun eğmeyen ve küresel güçlerin oyunları karşısına mertçe dikilmekte bir an bile tereddüt etmeyen bir dedektif o zaman da olacak.
Birleşik Batı Konfederasyonu’na bağlı ülkelerdeki güvenlik ve kontrol hizmetleri birimi ICU dedektifi Metin, asla kimliğini belli etmeden onun kıçını toparlamakla görevli Gölge ve yapay zeka Kurt bu macerada kendilerini iki garip soruşturmanın derin girdabında bulurlar. İki gün arayla, ilkönce ezilenlerin umudu Kara Sendika’nın avukatı, sonrasında ise tüm dinleri bir potada eriterek hoşgörüyü ve barışı dünyada kalıcı kılma sloganıyla ortaya çıkan ve küresel sermayenin desteğiyle her yere yayılan Özgür Işık Tarikatı liderinin karısı öldürülmüştür. Uyarılara kulak asmayarak barışçıl avukatın soruşturmasına da sızan Metin, iki olay arasında bağlantılar olduğunu keşfettiği zaman, aslında bileti çoktan kesilmiştir…

2042 Sıfır Yılı, edebiyatımızda görmeye alışık olmadığımız türde bir eser. Ülkemizin ve çevremizin yirmi beş yıl gibi çok da uzun sayılamayacak bir süre sonundaki hali pür melalini yansıtan bir atmosferde yaşanan bir cinayeti ve onun soruşturmasını anlatıyor. Bu atmosfer, bu kaos ortamı Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451’indeki kadar yakıcı ve karartıcı ama bir o kadar da etkileyici. Kahramanımız ise, geleceğin karanlık güçlerine boyun eğmeyen, yüreğinin sesini dinleyen, kimsenin adamı olmayan, var olan sisteme karşı uyumsuz  biri. Bir anlamda antikahraman. Bu nedenle, Dashiel Hammet romanlarındaki dedektiflere yakın bir tip.

Roman, birinci tekil şahıs ağzından, iç monologlar şeklinde yazılmış. Kısa ve sade cümlelerle var olan düzene karşı eleşirel bir yaklaşım ortaya konmuş. Tasvirlere adeta sinemasal bir hava egemen. Renkli ve ayrıntılı ruhsal çözümlemelerin, kolay kolay içine sızamadığı bir renklilik var bu tasvirlerde. Biçim ve içerik açısından yazılması hayli zor olan bir roman bu. Ne var ki, Çağan Dikenelli bunun üztesinden gelmiş. Sonuçta ortaya çıkan, şaşırtıcı, etkileyici bir serüven romanı. Bir distopya¹ polisiyesi.

¹ Distopya: Çoğunlukla ütopik bir toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılır. Distopik bir toplum otoriter – totaliter bir devlet modeli ya da benzer bir başka baskıcı sistem altında karakterize edilir.
Paylaş:

Yorum Bırakın:

yorum