Kadın Seri Katiller | Arsenik Çağı

Paylaş:

Arsenik Çağı

Arsenik Çağı

Arsenik, 17. Yüzyıla damgasını ünlü bir zehirdir. Fransa’da  “Güneş Kralı” lakabıyla bilinen Louis-Dieudonné de France , yani XIV. Louis hükümdarlığı zamanında yaşanan kimi cinayetler Elisabeth Bathory’nin kanlı saltanatını bile gölgede bırakacak boyutlara ulaşmıştır.

 

Catherine Monvoison

La Voison ismiyle de tanınan Catherine Monvoison, çoğu zaman meteliksiz gezen Paris’li bir kuyumcunun eşiydi.

Catherine Monvoison

Evine katkı sağlamak için el falı, yüz okuma, falcılık gibi işler yapıyor ve bitki ilmi ile ilgileniyordu.

Etienne Guilborg ile tanışması ise her şeyin başlangıcı oldu.  Etienne, aslen bir kimyacı olup kendisinin dekore ettiği, bir tür kiliseyi andıran bir salonda  şeytan çıkarma ayinleri  düzenleyen bir şarlatandı.

Resmi kaynaklardan edinilen bilgilere göre, ayin esnasında kullanılan kitap, insan derisiyle kaplanmıştı. Kendisine eşlik eden yardımcıları, ona olan bağlılıklarını göstermek için Etienne’in dışkı ve idrarını vücutlarına buluyorlardı. Yine ayin esnasında özel bir karışım içiliyordu ki bu karışımın ana maddesi  çocuk kanıydı. İşte bu çocukları bulmak, Catherine’nin göreviydi.

Catherine, bu amaçla ilginç bir yöntem geliştirmişti. Gayri meşru ilişki neticesinde dünyaya gelen çocukları evlat olarak alıyor, onlara sıcak ve sevgi dolu bir yuva verme vaadinde bulunuyordu. Bekar  anneler bu büyük yardımı, hiç düşünmeden kabul ediyorlardı. Kısa sürede soyluların da dikkatini çeken ve amacını çok iyi bir şekilde gizlemeyi başaran Catherine’in bir de işbirlikçisi vardı. Kötü emellerini gerçekleştirmesinde ona yardımcı olan bu adamın adı Adam Coeurer idi.

Bir süre sonra, kara ayinleri ülkede duymayan kalmadı.  Ama bu, Catherine’e engel olmadı. Tam aksine daha da ünlendi. Sıkıcı hayatlarından sıyrılmak isteyen  bazı soylular, ayinlere katılarak içlerinde gizledikleri sapkınlıklarını dışa vurmaya başladılar.. Olaylar o kadar ileri gitti ki, Catherine’nin müşterileri arasına kraliyet mensupları  bile katılmaya başladı. Kimse onu engelleyemiyordu. Çünkü, artık herkes bu suça ortaktı.

 

Marie Madeleine de Brinvilliers

La Voison, ayinlerini sürdürürken, Marie Madeleine de Brinvilliers isimli bir kadın katil, 50 ve üzeri kişiyi zehirleyerek öldürmekten ötürü 1676’de idam edildi.

Önce hizmetçileri ve hastanedeki hastaları üzerinde deneyler yapan Marie, daha sonrasında babası, sevgilileri ve abisini de zehirleyerek öldürmüştü. Evinde yapılan arama sonucunda  bulunan yazılı dokümanlar, bir nevi itiraf niteliğindeydi. Bu belgeler yüzünden, kendi ölümünün de altına  imza atmış oldu.

3 yıl sonra, La Voison’dan haberdar olan kral Louise, bu tür eylemler içerisinde olan kişilerin yakalanma emrini verdi. O dönemde, aralarında masum olanlar dahil, birçok insan tutuklandı. Ancak ne tuhaf ki, La Voison aklanarak serbest bırakıldı. Ancak, şubat 1680’de işler değişti. Bu sefer 35 kişi ile birlikte tekrar tutuklandı. İşkence altında bütün suçlarını açıkladı. Ardından idam edildi. Resmi kaynaklara göre binden fazla bebeğin ölümünden sorumluydu. Bazı kaynaklara göre sayı 2500’ü bulmaktaydı. On altıncı yüzyıl ile on sekizinci yüzyıl arası, cinayetlerde başta arsenik olmak üzere zehirlerin yaygın bir biçimde kullanıldığı, çok verimli (!) bir dönemdi. Otel sahipleri, konaklayan müşterilerini paraları için zehirliyorlardı. Kadın ve erkekler ise, eşlerini ve hoşlanmadıkları ya da zengin akrabalarını zehirlemekteydiler.

Thomas Lancaster, en az 8 kişiyi zehirleyerek öldürdü. Kurbanlarının çoğu eşinin akrabalarıydı. 1723’de La Tofania

Arsenik Çağı Katillerinden Gesina Gottfried

isimli kadın, İtalya’da, 600 kişiyi zehirleyerek öldürmekten ötürü suçlu bulundu. Kaynaklara göre bir erkek düşmanı olan Tofania, kurduğu “kadın örgütü” ile birçok erkeğin ölümüne sebep olmuştu. O da dönemin birçok seri katili gibi, işkence altında itiraflarda bulunmuştur. Almanya’da da zehir kullanan seri katiller vardı. Bunların en ünlüsü Gesina Gottfried’dir.  Gesina, 13 yıl boyunca kimseye belli etmeden  birçok insanı öldürmüştür.

 

Johnny Depp ve Sweeney Todd

 

Sıklıkla rastalanan zehirleme olayları sayesinde bazı  olumlu sonuçlar da ortaya çıktı. O döneme ait ve doğal ölüm olarak nitelendirilen birçok vakada, cesetler üzerine zehir taraması yapıldı. Aslında bir bakıma adli bilim alanında ilk spesifik ölüm nedeninin araştırma faaliyetiydi. Zehirleme yoluyla adam öüldürme  sıkça tercih ediliyordu, çünkü bazı zehirleri tespit etmek çok zordu. Hatta bazı katiller bu konuda tekniklerini geliştirerek, daha da profesyonelleşiyorlardı.

Johnny Depp’in başrolünü oynadığı “Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi” isimli, 2007 yapımlı filmi birçoğunuz görmüştür. Bu filmin senaryosu,  aslında gerçekten varolan bir biyografiden esinlenmiştir.  Sweeny Todd’un kendisine ait olduğu iddia edilen bu biyografiye göre,  bu  şahıs 18. yüzyılın sonlarına doğru yaklaşık 150 kişiyi öldürmüş. Biyografide anlatılan olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığı asla ispatlanmamıştır.

 

Mary Blandy ve eşi  Kaptan William Cranstoun

Yine 18. yüzyılda yaşanmış başka bir sansasyonel katil vakası, tıp dünyasını ve adli makamları hayrete düşürmüştür. Bu bir seri katil davası değildir. Olay 1751’de İngiltere’de gerçekleşmiştir.

Mary Blandy isimli genç bir kadın, Kaptan William Cranstoun ile evlenirken, müstakbel eşinin varlıklı olduğunu düşünmekteydi. Ancak tüm gerçekler evlendikten kısa bir süre sonra ortaya çıktı: Her ikisi de fakirlerdi.

Mary’in babası bu evliliğe karşı çıkmıştı. Ancak Mary eşini her şeye rağmen çok seviyordu. Dolayısıyla eşinin sinsi planına dahil olarak, babasını zehirlemeye karar verdi.

Arsenik zehirinin etkileri çok değişkendir. Verilen dozaja bağlı olarak, vücut tepkileri farklılaşır. Arseniğin vücuda karışım süreci, bağırsaktan başlar, kan dolaşımına dahil olur, oradan da vücuttaki tüm organları etkiler. Az miktarda verildiğinde, etkisi yavaş yavaş gelişir ve zehirlenme süreci bazen aylarca sürebilir. Belirtileri sinir sistemi bozukluğu ile kendini gösterir  ve zehirlenme farkındalığı düşük olur. Zehirlenen kişi, ciltte sıcaklıklar hissetmeye başlar. Sanki cildine küçük, kor iğneler batar. Ardından şiddetli baş ağrısı, mide bulantısı, uyuşukluk ve genel anlamda halsizlik şikayetleri olur. Yüksek dozda verilen arsenik, kısa sürede beyine ulaşır ve hızlı bir ölüme sebep olur.

Mary’nin babası Bay Blandy, küçük yaştan beri mide sorunu yaşamaktaydı. Dolayısıyla yemeği daima kontrol altında

Mary Blandy ve eşi Kaptan William Cranstoun

tutulmalıydı. Evindeki yardımcısı yemekte bir tuhaflık fark etti. Yaşlı adama yemeğinde zehir olma ihtimalinden bahsetse de, adam bu iddiaya fazla alaka göstermedi. Yemeği kızı Mary hazırlıyordu. Çok geçmeden yaşlı adam vefat etti. Ama Bay Blandy’nin yardımcısı işin peşini bırakmamakta kararlıydı. Olay kısa sürede aydınlandı. Mary’nin eşi Kaptan Cranstoun cinayet açığa çıkınca firar etti, Mary ise tutuklanıp mahkemeye çıkarıldı. Bay Blandy’nin cesedi nde otopsi yapmaları için dört doktor görevlendirildi. Otopsi sonucunda, ölüm sebebinin zehirlenme olduğu anlaşıldı. Dönemin teknikleri o zamanın şartlarıyla sınırlıydı. Bay Blandy’nin yardımcısı, Mary’nin dolabında bulduğu pudra kıvamındaki tozdan bir örnek almayı ihmal etmemişti. Doktorlardan bir tanesi pudra örneğine kor demir parçası bastırdı. Ortaya çıkan koku vasıtasıyla, tozun arsenik olduğuna kanaat getirdi. Son derece ilkel gözüken bu yöntem, aslında çok etkiliydi. Deliller mahkemeye sunuldu ve Mary suçlu bulunarak idam edildi.

Paylaş:

Yorum Bırakın:

yorum