ÖLÜM BESTESİ

Lanetli Beste
Paylaş:

Arkasından yaklaşıp elindeki sopayla yere serdiği adamın hemen üzerine atılmış, boğazına yapışmıştı gecenin karanlığında. Aylardır, ona kabus yaşatan bu adamı arıyordu; Bodrum kazan, o kepçe.. Uzun bir süre takip ettikten sonra tenha ve karanlık bir köşede sinsice yaklaşıp elindeki demir sopayı hiç acımadan vurdu kafasına tüm gücüyle. Yere düşen adam, “gık” bile demedi. Yüzünü döndüğünde ise, kapşonunun altından, yine seçememişti suratını o karanlıkta.  Acımasızca boğazını sıkarken, altındaki herifin çırpınıp mücadele …

Devamını OkuÖLÜM BESTESİ

Paylaş:

Son Durak

son durak
Paylaş:

  Polisiye Hikaye/   1 Aynanın karşısına geçip, kravatını ve yeleğini düzeltti. Gömleğinin buruşmuş yakalarını el yordamıyla kıvırarak kıravatının üzerinden tekrar katladı. Aynaya eğilip, soğuktan çatlamış dudaklarını sıcak suyla ıslattıktan sonra lavobaya sertçe sümkürdü. Orta yaşlara yakınlaşan Aydın, hala yakışıklılığını koruyordu. Saçları, yaşıtlarına göre erken dökülmüştü, hepsi o. Kolundaki saatine bakınca zamanının daraldığını anladı. Tozlanan pantolonunun paçalarını nemli elleriyle silkerek hem ellerini kuruladı hem de paçalarını temizledi. Ve beklenen anons …

Devamını OkuSon Durak

Paylaş:

Hikaye: Yoksul

polisiye hikaye yoksul
Paylaş:

Eğilip tertemiz alnına bir öpücük kondurdu. “Üşümüş olmalı” diye düşünerek üzerinde örtülü şilteyi boynuna kadar çekti. Hayatı boyunca çok kişi sevdi Ahmet. Çok sevdi, çok üzüldü… Anası onu hiç üzmedi, tevekkeli boşa değilmiş, en çok onu sevdi. Babasının yokluğunu hiç hissettirmemiş, hem analık hem de babalık etmişti ona anası. Toklumen kasabasının toprak yollarında anasının ardında meraya yapılan yürüyüşlerde terketmişti çocukluğunu. Akranları gibi oyun oynayamamış, babası, Seyfi Çoban’ın vefatından sonra anası …

Devamını OkuHikaye: Yoksul

Paylaş:

Hikaye: Sıradan bir hayat için

Paylaş:

  Zehra tükenmiş halde çaresizce buzdolabının kapısına dayadığı titreyen vücudunu, tıpkı kor aleve atılmış maden gibi eriyerek, yavaşça yere bıraktı. Oysa yanağındaki çürümüş morluk henüz silinmeye başlamıştı. “Kapıya çarptım güzel kızım” diye söylemişti endişeli gözlerle bakan beş yaşına yeni basmış kızına. Mutlak ki; kendisininki gibi kötü yazgısı olmasın,  hiç ağlamasın, hep gülsün diye bizzat koymuştu ismini. Gülperi. Anlaşılan,  yarın yenilenen taze morluklara yeni taze yalanlar gerekecekti. Patlayan dudağından sızan kanı …

Devamını OkuHikaye: Sıradan bir hayat için

Paylaş: