Boş Ev

Paylaş:

 

221 C-Sherlock’un Komşusu/

 

Yaz bu yıl da Londra’ya uğramayı unutup bütün sıcağını İstanbul’a boşalttı gidiyor gitmek üzere. Yine gri karamsar, sağanak yağışlı, soğuk ve ıslak bir güne açıldı  pencerem bu sabah Baker sokağında. Sokağa şöyle bir göz gezdirirken bir baktım bu sabah ilk iş, Bayan Hudson, sırtına aceleyle attığı yağmurluk, başını yarım yamalak örten ipek bir eşarp, hırsından ev terliklerini dahi çıkarmayı düşünmeden, araba tekerleklerinin sokak çukurlarından etrafa savurduğu çamura elini siper ederek eski  Abbey Bankası olan, şimdi boş duran evin kapısına dinelmiş. Kapıyı yumruklarıyla neredeyse kırmak üzere. İçeride yine o hınzır Bayan Capar. Bütün uyarılarımıza rağmen portatif masasına kurduğu daktilonun başında. Haldır haldır Sherlock Holmes’a gelen aşk mektuplarını Holmes adına cevaplamakla meşgul:

Maalesef Londra’nın o hiç bitmeyen kasvetinde yaşadığım yıllardan sonra o zamanlarda sık sık özlemini çektiğim doğanın huzur dolu hayatına nihayet kendimi artık tümüyle vakfetmiş bulunmaktayım…”    

221B adresindeki evin posta kodu 2002 yılına dek bu blokta, 219-229 Baker sokağı adresinde bulunan The Abbey National Building Society adlı banka nedeniyle uzun bir çatışma konusudur. Aynı sorun 221C adresi içinde geçerlidir. Sherlock Holmes’ün ününü kıskanan banka onun için 221B adresine yazılan hayran mektuplarına el koymakla kalmadı. Bir de bu mektupları cevaplamak üzere sekreterlerinden Nikki’yi görevlendirdi. Artık Nikki mi bunu çok istedi de hatırını kıramadıkları için onu bu işle görevlendirdiler yoksa banka müdürü mü Nikki’yi seçti orasını bilmenin imkanı yok ama o günden sonra Nikki hayranlara kendi kalbinden cevaplar vermeyi pek benimsedi. İki de bir Holmes’ün dedektiflikten elini ayağını çektiğini, şehri terkedip köylere çekilip kendini doğaya vakfettiğini yazıp duruyor. Banka kapandı. Adres sorunu kalmadı. Fakat hayran mektubuna cevap vermenin tadını bir kere tadan Nikki bir sırılsıklam aşıktan beter bankadan boş kalan evi kendisinin belledi. Yanlışlıkla kapısına uçan hayran mektuplarını yakalayıp, sonra keyifle cevaplamak için fırsat kollar oldu. Allah’tan komşum olağanüstü sağduyusu sayesinde kendisine yazılan mektupları daha postaya kondukları andan itibaren hissettiğinden Nikki’nin işini iyice zorlaştırıyor. Tabii böyle kasvetli günlerde rüzgar, yağmur, çamur sayesinde gözünden kaçan durumlar olduğunda iş Bayan Hudson’a düşüyor.

Boş Ev

Pencere aralığından kulağıma çarpan kelimelerden anlayabildiğim kadarıyla söz konusu mektup İstanbul damgalı. Üzerindeki damgayla İstanbul’un sıcağını da taşırcasına “ateşli” bir mektup. Açıkçası öyle sıradan bir hayran mektubu değil belli. “Halid” diye bir isim dolaştı aralarında. Herhalde imza sahibi olmalı. Tartışma sırasında Bayan Hudson’ın söylediklerinden duyabildiğim bu “Halid” büyük bir yazar. Holmes’un Bayan Hudson üzerinden mektubu bu kadar sahiplenmesine bakılırsa dedektifin çok önem verdiği biri. Doktor Watson’ın tefrika ettiği iki Holmes macerasını simultane olarak Türkçe’ye çevirmiş. Nikki’yi heyecanlandıran biri belli ki.

Nikki, önce Bayan Hudson’a uzun uzun Kadın Hakları üzerine bir konuşma yaptı. Bu arada İstanbul damgalı mektup da, aralarında bir kaç kez karşılıklı kapışılarak el değiştirdiği için yırtılmaktan kıl payı kurtuldu. Nikki uzun nutuğu bittikten sonra mektubu yeniden eline geçirir geçirmez kapıyı Bayan Hudson’ın suratına kapattıp zavallı kadını dışarıda ağzı açık ve kızgınlıktan köpürmeye devam eder halde bırakıverdi. Kadıncağız kıpkırmızı kesilmiş halde bir süre kapının önünde ağza alınmayacak laflar bağırdı. Nafile yararı olmadı. Bu arada yoldan geçen bir araba kadıncağıza tepeden tırnağa bir çamur banyosu yaptırınca ister istemez eve eli boş halde, bir daha asla böyle bir şey yapmayacağını söyleye söyleye geri döndü.

Aradan bir yarım saat geçti geçmedi. Bu sefer benim kapım çalındı. Bir baktım olan biteni pencereden izlediğimi farkeden Nikki kapıda. Suçlu kedi gibi rüzgarın benim kapımdan ona uçurduğu bana ait mektupları uzatıyor. Kapıyı araladım, pek yüz vermemeye çalışarak yarım ağız bir teşekkürle mektupları aldım. Ama içeri odaya geçip de aydınlıkta elimdeki mektuplara şöyle bir göz atınca ne göreyim, biraz önce izlediğim sokak kavgasının konusu İstanbul damgalı O mektup aralarında durmuyor mu? Yüreğim ağzıma geldi desem yeri var…

 

Devam Edecek

www.sebnemsenyener.com

Paylaş:

Yorum Bırakın:

yorum