KİM ÖLMELİ?

Kim Ölmeli
Paylaş:

“On, dokuz, sekiz, yedi… Geri sayım, kutlama kucaklaşmaları, uçuşan konfetiler, sarmaş dolaş izlenen havai fişek gösterisi… Ne sahteydi, ne sahtesiniz. Bunca yılı birbirimize, herkese zehir etmek için bunca uğraştıktan sonra hala kucaklaşabilecek kadar sahteyiz. Kendi cennet ve cehennemimizi, seçimlerimizle yüreğimizde taşıyor olmalıyız, diye düşünürdüm bazen.  Ama bazılarınızı ben seçmemiştim ki! Bugün buraya, sevgili anne ve babamın evine, bu aptal yılbaşı eğlencesine sizin için geldim. Ellerinizle cehenneme çevirdiğiniz cennetimi size göstermek …

Devamını OkuKİM ÖLMELİ?

Paylaş:

ON İKİ ÇEYREK

On İki Çeyrek
Paylaş:

31 Aralık 2016 sabahı aynı mahallede bulunan dört ayrı evin kapısı aynı zamanlarda çaldı. Kapıların önünde, küçük bir çocuğun içine sığabileceği büyüklükte, özenle paketlenmiş hediye kutuları vardı. Kutunun üzerinde birer isim ve hepsinin yanında aynı not bulunuyordu. “Gece on ikiyi vurmadan kutuyu aç.” Bu hediye kutusunun geldiği evlerden ilki dört kişilik bir çekirdek ailenin eviydi ve kutunun üzerindeki isim evin annesine aitti. Kapıyı kendisi açmış olan anne notu okumadan önce …

Devamını OkuON İKİ ÇEYREK

Paylaş:

TİLDA VE DİĞERLERİ 6: UÇAN KUŞ

Uçan Kuş
Paylaş:

Previously on Tilda ve Diğerleri: “Çocukken masaldaki çikolatadan evi olan kötü cadının sizi pişirip yeme ihtimali hiç aklınıza gelmez miydi? Ya da kırmızı başlık giyince bir kurt tarafından yutulabilme riski taşıdığınız?” diye atıldı Tilda. Gülerek devam etti: “Çocukken annelerinden bu korkunç masalları dinlemiş olanların seri katil olma ihtimalleri daha yüksek herhalde!” “Bence,” diye sakinlikle cevap verdi Tijen Hanım, “Çocukken annesinin ne kadar ürkütücü olsa da masal anlattığı çocuk değil, anlatmadığı …

Devamını OkuTİLDA VE DİĞERLERİ 6: UÇAN KUŞ

Paylaş:

ÖLÜM BESTESİ

Lanetli Beste
Paylaş:

Arkasından yaklaşıp elindeki sopayla yere serdiği adamın hemen üzerine atılmış, boğazına yapışmıştı gecenin karanlığında. Aylardır, ona kabus yaşatan bu adamı arıyordu; Bodrum kazan, o kepçe.. Uzun bir süre takip ettikten sonra tenha ve karanlık bir köşede sinsice yaklaşıp elindeki demir sopayı hiç acımadan vurdu kafasına tüm gücüyle. Yere düşen adam, “gık” bile demedi. Yüzünü döndüğünde ise, kapşonunun altından, yine seçememişti suratını o karanlıkta.  Acımasızca boğazını sıkarken, altındaki herifin çırpınıp mücadele …

Devamını OkuÖLÜM BESTESİ

Paylaş:

BİR YILBAŞI POLİSİYESİ – KUSURSUZ CİNAYET YOKTUR

BİR YILBAŞI POLİSİYESİ - KUSURSUZ CİNAYET YOKTUR
Paylaş:

  Mesih, kendisine artık ihtiyaç kalmadığı zaman gelecektir; ortaya çıkışının ertesi günü gelecektir; o, son gün değil, en son gelecektir. -Franz Kafka-   Birkaç saat sonra yeni yıl kutlanacaktı. Yeni bir yıla girecektik, yeni umutların yeşerdiği, pırıltılı ışıltılı gıcır gıcır bir yıl olacaktı. Tabii şu yerde yatan zavallı kurban için değil. O eski yılda kalmıştı, kirlenmişlik ve kan kokuyordu. Parfüm kokması gereken, şimdi ters bir açıyla duran o güzelim boynu …

Devamını OkuBİR YILBAŞI POLİSİYESİ – KUSURSUZ CİNAYET YOKTUR

Paylaş:

MÜGE KILIÇ POLİSİYESİ: KRİSTAL YILDIZ

Kristal Yıldız
Paylaş:

Müge, sallanan sandalyesinde oturmuş ağır ağır sallanırken bir yandan da pencereden karın yağışını izliyordu. Kar, tıpkı meleklerin kanatlarından düşen tüyler gibi sessiz ve hafif nazlanarak süzülüyordu gökyüzünden. Yılbaşı yaklaşıyordu, yeni yılı kuzeni Rengin’le birlikte Kanada’da karşılayacaktı. Rengin, Le Cordon Blue Ottawa’da aşçılık ve pastacılık üstüne, lisans ve yüksek lisans yapmıştı. Tahsilini birlikte tamamladığı erkek arkadaşı Dylan ile birlikte Ontario’nın nezih ve şirin kasabası Kleinburg’da kendilerine güzel bir restoran açmışlardı. Seneler …

Devamını OkuMÜGE KILIÇ POLİSİYESİ: KRİSTAL YILDIZ

Paylaş:

CESETLERİN DİLİ

Cesetlerin Dili
Paylaş:

EMNİYET AMİRİ ATIF KARA YAŞADIKLARINI  İFTİHARLA SUNAR Yazmak için harika bir saat dilimine hoş geldim… Ömrümüzden bir günün daha geçtiği ve yeni bir güne merhaba dediğimiz, saat 00.30… Kendimle ilgili birkaç yaşanmış hikâye yazmaya başladım. Aslına bakarsanız yazar falan da değilim, olmak gibi niyetim de yok. Hem ne olacak ki elli dokuz yaşına gelmiş orta yaşlı bir adam bu saatten sonra yazar olsa ne yazar olmasa ne yazar… Bu hikâyeleri …

Devamını OkuCESETLERİN DİLİ

Paylaş:

YENİ YIL

Yeni Yıl
Paylaş:

1968’İ 1969’a bağlayan gece… Asıf Bey, Anadolu’nun ücra bir köşesinde, bu küçücük köyde, kendi deyimi ile yuvasında, yılın son gününü geçiriyordu. Yıllardır çocuklarının tüm çabalarına rağmen buradan ayrılmaya direnmiş, doğup büyüdüğü bu evde ölümü beklemeye karar vermişti. Yıllar içinde birçok acıya göğüs germiş, sevinçlerini, gözyaşlarını bu dört duvarın soğuk taşları ile paylaşmıştı. İlk eşinden bir, ikinci eşinden ise beş çocuğu vardı. Çocuklarının hepsi evlenmiş, yurt yuva sahibi olmuştu. İlk eşini …

Devamını OkuYENİ YIL

Paylaş:

YİTİK OTOPSİ DOSYASI -2

Paylaş:

Otopsiden çıkan genç kızın cesedi, on beş numaralı morg dolabında akşama kadar alıkonunca, kızlarının cenazesini almak için gelen aile, bu duruma iyiden iyiye tepki göstermeye başlamıştı. Adli Tıp Kurumu’nun bahçesinde bu acılı, ağlamalı ve kederli bekleyiş sürerken, dışarıdaki buz gibi kara ayazın titreten soğuğu sanki bugüne çok farklı bir günmüş gibi davranıyordu. Ankara soğuktu, Ankara bugün buz gibi. Bürokrasi kokan bu koca kent, gri bulutların altında ağlayan bir ananın yaşlı …

Devamını OkuYİTİK OTOPSİ DOSYASI -2

Paylaş:

ŞAİR SOYGUNU

Şair Soygunu
Paylaş:

Yeni Moskova adlı şiir kitabıyla kısa sürede tüm dünyaya adını duyuran şair Yiğit Kerim Arslan’ı imza gününde kaçırmak için, çocukluk arkadaşım Reis Biçer ile beraber gümüş renkli Peugeot Partner aracımızla yola çıktık. Büyükşehir Belediyesi’nin özel katkılarıyla son teknolojilerin kullanıldığı yolda balığın suda gittiği gibi gidiyoruz. Arabayı ben kullanıyorum, Reis kullanamaz, çünkü onun ehliyeti yok. Karşımıza çıkan araçları bir soldan bir sağdan geçiyoruz. Belki yaptığımız trafik kurallarına aykırı, bu yüzden ölümlere …

Devamını OkuŞAİR SOYGUNU

Paylaş:

BEDEN FARKI

Beden Farkı
Paylaş:

Serin bir yaz sabahıydı. Günün ilk ışıklarıyla yatağından kalkan Emre, Üsküdar sahilindeki sabah sporunu tamamladıktan sonra Cambazali Sokak’taki evine döndü kan ter içinde. Soğuk su ile aldığı duşun ardından ev ve mesai arkadaşı Efe’yi uyandırdı. Beyaz kılıfındaki yastığını bacak arasına kıstırmış, dizlerini karnına çekmiş halde uyuyan Efe, kalkmamak için dirense de, Emre’nin yüksek seste şarkı söylemesine daha fazla dayanamadı. Küfürler saçarak yatağından kalkıp, banyoya girdi. Arkadaşının banyo mesaisinin en az …

Devamını OkuBEDEN FARKI

Paylaş:

ON BEŞ ADIM

On beş adım
Paylaş:

“Şifre kol saatinin arkasında biliyorsun çok vaktin yok.” “Bir saate ulaştırırım.” Metroya inmeye başladığında aramızdaki mesafe tamı tamına on beş adımdı. Yürüyen merdivenin solundan inmeye devam ederken Arap bir turist aramızdaki mesafeyi alışveriş çantalarıyla bozmaya kalktı, ittim. Uzun metro koridorunda adımları hızlanır gibi oldu. Ne zaman takip ettiğim insanın adımları hızlansa ayakkabılarına göz dikerim. Ayakkabılarının ivmesine göre ayakkabımı ayarlar hangi ayağını ne zaman hangi parkeye basacağını veya belli bir adım …

Devamını OkuON BEŞ ADIM

Paylaş:

KATİLİN YALANI

POLİSİYE BULMACA
Paylaş:

Kışın bütün şiddetiyle hüküm sürdüğü çok soğuk bir 31 Aralık günüydü.  Kirli beyaz bulutlarla dolu olan gökyüzü sanki iyice alçalmıştı. Arada bir serpiştiren karın ruhumu iyice melankolikleştirdiği bir sırada, yardımcım Ali, odama girerek,  bir ihbar aldığımızı söyledi. Küçükyalı tren istasyonunun arkasındaki sokakta bir kadın cesedi bulunmuştu. Hemen arabama atlayıp  tam 09.30’da  olay yerine ulaştım.  Otuz yaşlarında, sarışın, iyi giyimli, bakımlı ve güzel bir kadın, ıssız sayılabilecek bir sokakta, çöp varillerinin …

Devamını OkuKATİLİN YALANI

Paylaş:

SİSLER ARASINDA

sisler arasında
Paylaş:

Yıllar önce, bir yılbaşı gecesi Galler’de çok tuhaf bir olay geçti başımdan. O zamanlar genç ve tecrübesiz biriydim. Bir kargo şirketinde çalışıyordum. Hafta içi günlerim direksiyon başında, İngiltere’nin dört bir yanındaki yollarda geçiyordu. Fena para kazanmıyordum. Böyle giderse, birkaç yıla kalmaz Kuzey Londra’da bir kafe açacak kadar para biriktirebilirdim. Bu kafe açma fikrini kafama sokan John’du. Daha ortada açılmış bir kafe yokken bana ortaklık teklif etmişti. Ben de kabul etmiştim. …

Devamını OkuSİSLER ARASINDA

Paylaş:

BİR YILBAŞI GECESİ

Bir Yılbaşı Gecesi
Paylaş:

Bu hikâyedeki olay ve karakterlerin gerçekle ilgisi yoktur. Kişi adlarındaki benzerlikler tamamen rastlantıdır.   Bir yılbaşı gecesi tren karlar içindeki istasyonda sarsılarak durdu. Havaya yoğun bir su buharı püskürten lokomotifin arkasındaki yolcu vagonunun kapısı açıldı, uzun boylu, genç bir adam perona indi. Siyah paltosunun yakasını yukarıya doğru kaldırmış, geniş kenarlı şapkasını iyice öne eğmişti. Atkısı, ağzını kapatacak biçimde boynuna sarılıydı. Tedirgin bir tavırla çevresine bakındıktan sonra çıkış kısmına doğru yürüdü. …

Devamını OkuBİR YILBAŞI GECESİ

Paylaş:

SATIRLAR ARASINDA -3

POLİSİYE ROMAN
Paylaş:

3.Bölüm (29 Aralık 1973 Cumartesi) Saat on iki gibi uyandığımda arkadaşımı yine telefonun başında buldum. Deja vu! Cılız güneş ışınının aydınlattığı odada parmağını şakağına dayamış, düşünceli gözlerle yerdeki halıyı, püsküllerine kadar inceliyordu. Piposunun gövdesini avucunda sıkmış, kafası hafifçe yana düşmüştü. Beni fark edince birden heyecanla üstüme doğru yürüdü. “Cemay” dedi bağırarak. “Çok korkunç bir şey oldu. Yani sanırım.” Kaşlarını çatarak, parmağını dudağına götürdü. “Sanırım mı?” dedim büyük bir kesinlikle başlayıp …

Devamını OkuSATIRLAR ARASINDA -3

Paylaş:

GÜNLERDEN ÖLÜM

Paylaş:

Gecenin bir yarısı yatağımda hoplayarak uyandım. Çığlıklar… Kafam üst ranzanın demirine çarpmasaydı tüm bu seslerin berbat bir kâbusa ait olduğunu sanabilirdim. Ama gerçekti. Başımdaki acıya aldırmadan (galiba kanıyordu) yataktan fırladım. Tıpkı diğerleri gibi… Koğuştaki herkes muhtemelen benim hissettiklerime benzer duygularla uyanmıştı. Şimdi kimi yatağında doğrulmuş korku dolu bakışlarla seslerin geldiği yöne, dış kapıya bakıyor, kimi de benim gibi kapıya doğru koşturuyordu. Kapının dışından yükselen ve bütün mahpushaneyi uğursuz bir rüzgâr …

Devamını OkuGÜNLERDEN ÖLÜM

Paylaş:

ANAHTAR

Paylaş:

Müge, elinde kahvesiyle yatak odasının kapısında dikilmiş, yatağının üstünde öbek halinde duran kıyafetlerine bakıyordu. Ne giyecekti  bir türlü karar veremiyordu ve Şebnem’in düğününe bir hafta kalmıştı. Şebnem, çocukluk arkadaşıydı, aralarından su sızmazdı, onun yeri ayrıydı. Milli tenisçiydi, geleceğin genç raketlerini yetiştiriyordu. Ailesinin Polonezköy’de, geniş bir arazi üstüne kurulu butik oteli vardı, boş zamanlarında otelle ilgileniyor, ailesine yardım ediyordu. Nişanlısı Korhan da otelde personel müdürü olarak çalışıyordu. Düğünlerini, kır düğünü olarak …

Devamını OkuANAHTAR

Paylaş:

WIR SCHAFFEN DAS*

Paylaş:

Previously on Tilda ve Diğerleri: “Bu,” dedi nöbetçi doktor, “Bu ay içinde İstanbul’da görülen on dördüncü hamile ve uyuşturucu bağımlısı kadın vakası. Beş aydan büyük hamilelik, uyuşturucu bağımlılığı, deliryum nöbetleri. Bu kadınların uyuşturucuyu kendi istekleri ile almadıklarına inanmak için önemli sebeplerimiz var. Bağlantılı olduğunu düşünüyoruz.” Kaçırılıp hayatlarından ailelerinden koparılan kadınlar. Kaçırılıp hangi dinden olursa olsun din istismarı ile kandırılıp üstelik bir de uyuşturucuya alıştırıldıktan sonra hamile bırakılan, erkek çocuk doğurmayacak …

Devamını OkuWIR SCHAFFEN DAS*

Paylaş: