Katilin Şahidi | Algan Sezgintüredi 

Paylaş:

 

Katilin Şahidi, Algan Sezgintüredi’nin aynı seriden çıkan beş romanından üçüncüsü. 2014 yılında, APRİL yayıncılık tarafından yayınlanmış, 194 sayfa.

Olay, bir yılbaşı gecesinde başlıyor ve bitiyor. Romanın anlatıcısı ve baş kahramanı, özel dedektif Vedat Kurdel, elinde pişmiş bir hindiyle arkadaşı ve ortağı Tefo’nun evine gitmek üzere, sekreteri Nilgün’ün apartmanından ayrılacağı sırada arka arkaya atılan dört el silah sesi duyar. Vedat’ın duruma el koyması ve yan dairede bir cinayet işlendiğini keşfetmesiyle macera başlar.

Kısa bir süre sonra olaya Tefo’nun ve resmi polisin de karışmasıyla soruşturma derinleşir. Nilgün’ün annesi, kapıcı, kapıcının karısı, maktulün yakın bir arkadaşı ve tuhaf bir komşuyla eşi zan altındadır. Zira o sırada apartmanda bulunan kişiler bunlardır. Bu şüpheliler aynı zamanda cinayetin aydınlatılmasında büyük rol oynayan bilgileri dedektiflere verirler. Muamma, ipuçlarının teker teker değerlendirilmesiyle, adım adım ilerleyerek çözülür.

Cinayetin nedeni, bulanık bir biçimde de olsa ilk sayfalardan itibaren belirmeye başlar ve giderek kesinlik kazanır. Cinayetin nasıl ve kim tarafından işlendiği ise finale yakın bölümlerde ortaya çıkar.

Romanda anlatılan öykü, bir kapalı oda cinayetidir. Klasik dönemin en gözde konusu olan bu tarzın temel özelliği, hiç kimsenin girmediği ve çıkmadığı, kapalı bir mekanda işlenen bir cinayeti ele almasıdır. Bu yöntemi kullanan bir yazar, okuyucuya meydan okumada en üst düzeye ulaşır. Kuşkusuz, okuyucunun (dolayısıyla dedektifin) karşısında çok kurnaz ve zeki bir katil bulunmaktadır.

Her ne kadar, odanın yerini burada bir apartman dairesi almış olsa da Katilin Şahidi, tam anlamıyla bir kapalı oda cinayetinin anlatımıdır. Ne var ki, çözümün orijinal olduğunu söylemek biraz zor. Neden derseniz, özellikle Agatha Christie, üstelik daha kısıtlı teknik imkanlarla bu çözümün farklı versiyonlarını çeşitli öykü ve romanlarında kullandı. Ancak, bunun Katilin Şahidi için bir kusur teşkil ettiğini iddia etmek biraz hatalı olur. Çünkü, kapalı oda cinayetleri klasik dönemde o kadar çok yazıldı ki, artık bunlara getirilecek farklı bir çözüm kalmadı. İster istemez, her kapalı oda cinayeti romanında, mevcut çözümlerden biri kullanılmak zorunda. Yepyeni bir çözümün kolay kolay yazılacağını da sanmıyorum.

Romanda belli başlı iki kahraman yer alıyor. Bunlar Vedat ve Tefo. Orta sınıfa mensup, sıradan, daha doğrusu fazla bir olağanüstülüğü olmayan kişiler. Klasik polisiyenin  vaz geçilmez ikilisi olarak da düşünebiliriz onları. Tefo, Holmes/Poirot tiplemesine yakın biri. Vedat ise Watson/Hastings rolünde. Ancak iki karakter arasındaki çizgi, Holmes’la Watson arasındaki kadar kesin değil. Hele Poirot ve Hastings arasındakine benzer bir uçurumdan söz bile edilemez. Tefo, daha entelektüel, daha kıvrak bir zekaya sahip. Ama Vedat’ın da ondan aşağı kalır yanı pek yok. Sadece daha delişmen, daha geveze ve daha gözüpek. Zaten fiziki görünümleri de buna uygun. Tefo’nun ufak tefekliğine karşın, Vedat, daha iri yarı ve güçlü.

Olaylar bize Vedat aracılığıyla aktarılıyor. Yazar bu aktarma için, iç monolog tekniğinini kullanmış. Herşeyi Vedat’ın kafasının içinden geçenlerle öğreniyoruz. Bu yüzden öğrendiklerimiz, romanın asıl konusuyla sınırlı değil. Bir sürü ipe sapa gelmez teferruat, abuk sabuk fikir, tuhaf yorum ve saçma sapan düşünce de Vedat aracılığıyla bize ulaşıyor.  Aslında çok komik şeyler bunlar. Fakat yazarın anlattığı polisiye öyküyle uzaktan yakından bir alakası yok. Yani bize cinayetin neden, nasıl ve kim tarafından işlendiği konusunda en ufak bir bilgi  vermiyor.  Bu hezeyanlar kitaptan çıkarılsa, romanda anlam bütünlüğü zerre kadar bozulmaz. Bütün bu laf ebeliğinin yer yer  tempoyu düşürdüğü de bir gerçek. Hatta tez canlı okurlarda bir bıkkınlık yaratmasına hiç şaşırmam. Ancak bu öyküleme tekniğinin  yazar tarafından, gerçeği okuyucudan gizlemek amacıyla, bilinçli olarak kullanıldığını sanıyorum. Okuyucunun kafasını karıştırıp dikkatini dağıtarak, gerçeği görmemesini sağlıyor böylece.

Her ne kadar iç monologlar özenle yazılmış, çoğu kez de eğlendirici olsalar da bir polisiye roman için biraz fazlalar. Başka tür bir romanda hiç sıkıntı yaratmayacak bu cümleler, bir polisiyede yer alınca ve kitabın tamamına geniş biçimde yayılınca biraz rahatsızlık veriyor. Okurken insan, “Lafı fazla uzatma, konuya gir artık,” diye düşünmeden edemiyor.

Polisiye romanlarda dedektifin tesadüfe dayanarak bir olayı çözmesi, inandırıcılığı zedelediği için pek hoşa gitmez. İstenir ki, cinayetin üzerindeki esrar perdesi, belli bir mantık silsilesiyle ve araştırma sonucu elde edilen olguların yardımıyla kaldırılsın. Bu romanda ise, sonuca doğrudan ve belirgin etkisi olan kritik bir tesadüf var.  Dedektiflerin ele geçirdiği bir fotoğrafta yüzü görünmeyen şahsın kimliğinin belirlenmesiyle ilgili bu tesadüf, kurguda, şüphelerin belli bir kişiye yönelmesine rasyonellik kazandırma işlevi görüyor. İyimser bir yaklaşımla, okuyucunun keyfini kaçırabilecek bu nahoş tutumun, zaman sorunuyla ilgili olduğunu söylemek mümkün. Öykü bir yılbaşı gecesi başlayıp bitecek biçimde kurgulanmış.  Yani, dedektifler birkaç saat içinde olayı çözmek zorundalar. Bu yüzden yazar, akışı hızlandırmak ve dedektifleri çözüme bir an önce ulaştırmak için bu tesadüfü kurguya eklemek zorunda kalmış olabilir.

Katilin Şahidi öncelikle, çok eğlenceli, bol gülmece unsurları barındıran bir roman. Diğer yandan, bir polisiye olarak da son derece başarılı.   Kitabın başında bir cinayet işleniyor, soruşturma hızla devam ediyor ve makul bir finalle sona eriyor. Ancak, bu makul finalin, en azından kendi adıma, beklenmedik bir final olmadığını söylemek zorundayım. Tıpkı, kapalı oda probleminin çözümü gibi, katilin kimliği de benim açımdan pek gizli kapaklı değildi. Ama bunun, her okur için aynı olacağını sanmıyorum.

Romanı bir polisiye olarak başarılı bulmamın altında yatan en önemli neden, çözüm için gerekli ipuçlarını yazarın okurdan saklamaması. Gerçekten de yazar, hiç çekinmeden ipuçlarını okuyucuya veriyor. Ama bunu çok zekice yapıyor.

Roman son derece özenle yazılmış, kurgu neredeyse milimetrik olarak hesaplanmış. Bütün hikaye, hiç aksamadan, tıkır tıkır ilerliyor. Anlatım tekniğinden kaynaklanan bazı sorunlara rağmen kolay okunuyor. Kısacası eğlenceli ve keyifli bir polisiye Katilin Şahidi.

 

Paylaş:

Yorum Bırakın:

yorum