Kitap yorumları: Gencoy Sümer’den Feneryolu Cinayetleri

Paylaş:

Efendim herkeslere kocaman, sıcacık ve güneşli Merhabalar olsun.

Şimdi güneşli bir Merhaba dedim ama konumuz cinayet olunca, e işler biraz değişiyor tabii. Polisiye roman okuru için en güneşli an ise katili doğru tespit edebildiği an, bendenizin fikri bu. Romanın sonuna kadar ipuçlarını takip ederek mutlu sona ulaşmak.. Mutlu mu dedim ben az önce? Cinayetin mutlusu değil canım, bilmeceyi çözebilmenin verdiği bir mutluluk, o kadar da değil.

Hazır bilmece demişken, son zamanlarda okuduğum ve bana yukarıdaki anlamda mutluluk veren bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Gencoy Sümer’in FENERYOLU CİNAYETLERİ adını verdiği yeni romanından. Özellikle belirtmeliyim ki son sayfaya gelene kadar bende iş güç hak getire, elimden bırakamadım. Her sayfada Allahım bende bir merak bir merak sormayın gitsin. Hikayemiz 1982 yılının soğuk bir 17 Mart sabahında, romanın baş aktörü Kerim Ülkü’nün aldığı esrarengiz bir mektupla başlıyor. Kerim Ülkü, Ülkü Lokantalarının sahibi ve aynı zamanda özel bir dedektif. Mektup, uzun zaman önce bir yolculukta tanıştığı Maksude Sermet tarafından kendisine yazılmıştır. Maksude Hanım, bu yolculukta Kerim Ülkü’ye on üç yıl önce işlenen bir cinayet ihbarında bulunmuş ancak daha sonrasında anlatmaktan vazgeçmiş. Kerim Ülkü, aldığı bu mektubun cinayetle alakalı olduğunu düşünerek Maksude Hanım ile görüşmeye gider. Ancak Maksude Hanım ölmüş ve geride sadece esrarengiz sayılabilecek bir aşk romanı kalmıştır. Bunun üzerine Kerim Ülkü, ünlü artist Piraye Arsan’ın on üç yıl önce gerçekleşen intiharının aslında bir cinayet olduğu ihbarı üzerine harekete geçer. Yakın arkadaşı polisiye roman yazarı Faruk Arman ile birlikte bu garip sır perdesini aralamayı başarabilecek midir? Ha bu arada yeni cesetler ortaya çıkmaya başlamıştır bile.

Evet, roman bir bilmece ile başlıyor. Yazar, romanda bir çok karaktere yer vermiş, bu durumda hepsinin de katil olabileceği şeklinde bir düşünceye kapılıyor okur.  Ve böylece son sayfaya kadar asla tahmin edemeyeceğiniz bir profil çıkıyor ortaya. Kişiler özenle seçilmiş, yazarın hikayeyi anlatırken karakterlerin birinci ağızdan konuşması ise romana samimi bir hava katmış. Okurken kendimi gerçek bir soruşturmanın içindeymiş gibi hissettim. Değişik bir his. Ayrıca çoğu polisiye romanda olduğu gibi kahraman dedektif temalı bir hikaye değil, ipuçlarını takip ettirerek çözümü okura bırakıyor yazarımız.

Kesinlikle mübalağa etmiyorum, polisiye romanların gelmiş geçmiş kraliçesi Agatha Christie’in kitaplarını aratmayacak bir roman olmuş FENERYOLU CİNAYETLERİ.  Tamamıyla bizden, tamamıyla heyecan verici ve merak uyandırıcı satırlar arasında keyifle okunabilecek bir hikaye çıkartmış Gencoy Sümer. Kadıköy’ün Feneryolu semtinde eski köşkler, renkli bahçeler ve unutulmuş güzellikler arasında dolaştırıyor sizi yazar. Son derece büyüleyici bir atmosferin içinde gezdiriyor sizi.

Ben FENERYOLU CİNAYETLERİ’ni kurgusuyla, anlatımıyla çok beğendim. Sıkıcı tekrarlar yok, merak uyandırıyor ve özlediğimiz o şahane İstanbul diliyle yazılmış, lezzetli bir roman. Vallahi ne yalan söyleyeyim, şurası da şöyle olsaymış daha iyi olurmuş diyebileceğim bir kısma rastlamadım. Aslında uzun yıllar saklamak için arşiv polisiyelerimin arasına koyulmak üzere ciltli bir baskısı da hiç fena olmaz. Ciltli baskılara karşı özel bir zaafım var ne yapayım.  E, bunu da sırf torpil geçmiş olmamak için yazayım, yoksa roman güzel, kendini okutuyor zaten.  Özetle, kitaplığınızda bulunması gereken bir roman FENERYOLU CİNAYETLERİ. Ha naçizane beklentim ise, devam kitap niteliğinde olmasa bile devam öykü niteliğinde yeni cinayet bulmacaları okumak Gencoy Sümer’den. Akıl oyunu tarzındaki böyle romanları özlüyoruz çünkü, iyi geldi.

Mutlaka Oku

MAKSUDE HANIM’IN SIRRI – Feneryolu Cin... Maksude Hanım ile bu yaz tanıştım. Kendisi, Feneryolu Cinayetleri adlı romanda, yıllarca gizlediği bir sırrı ihtiyarladığında açıklamaya karar vererek...
Paylaş:

Yorum Bırakın:

yorum