ON BEŞ ADIM

On beş adım

“Şifre kol saatinin arkasında biliyorsun çok vaktin yok.” “Bir saate ulaştırırım.” Metroya inmeye başladığında aramızdaki mesafe tamı tamına on beş adımdı. Yürüyen merdivenin solundan inmeye devam ederken Arap bir turist aramızdaki mesafeyi alışveriş çantalarıyla bozmaya kalktı, ittim. Uzun metro koridorunda adımları hızlanır gibi oldu. Ne zaman takip ettiğim insanın adımları hızlansa ayakkabılarına göz dikerim. Ayakkabılarının ivmesine göre ayakkabımı ayarlar hangi ayağını ne zaman hangi parkeye basacağını veya belli bir adım …

Devamını OkuON BEŞ ADIM

KATİLİN YALANI

POLİSİYE BULMACA

Kışın bütün şiddetiyle hüküm sürdüğü çok soğuk bir 31 Aralık günüydü.  Kirli beyaz bulutlarla dolu olan gökyüzü sanki iyice alçalmıştı. Arada bir serpiştiren karın ruhumu iyice melankolikleştirdiği bir sırada, yardımcım Ali, odama girerek,  bir ihbar aldığımızı söyledi. Küçükyalı tren istasyonunun arkasındaki sokakta bir kadın cesedi bulunmuştu. Hemen arabama atlayıp  tam 09.30’da  olay yerine ulaştım.  Otuz yaşlarında, sarışın, iyi giyimli, bakımlı ve güzel bir kadın, ıssız sayılabilecek bir sokakta, çöp varillerinin …

Devamını OkuKATİLİN YALANI

SİSLER ARASINDA

sisler arasında

Yıllar önce, bir yılbaşı gecesi Galler’de çok tuhaf bir olay geçti başımdan. O zamanlar genç ve tecrübesiz biriydim. Bir kargo şirketinde çalışıyordum. Hafta içi günlerim direksiyon başında, İngiltere’nin dört bir yanındaki yollarda geçiyordu. Fena para kazanmıyordum. Böyle giderse, birkaç yıla kalmaz Kuzey Londra’da bir kafe açacak kadar para biriktirebilirdim. Bu kafe açma fikrini kafama sokan John’du. Daha ortada açılmış bir kafe yokken bana ortaklık teklif etmişti. Ben de kabul etmiştim. …

Devamını OkuSİSLER ARASINDA

BİR YILBAŞI GECESİ

Bir Yılbaşı Gecesi

Bu hikâyedeki olay ve karakterlerin gerçekle ilgisi yoktur. Kişi adlarındaki benzerlikler tamamen rastlantıdır.   Bir yılbaşı gecesi tren karlar içindeki istasyonda sarsılarak durdu. Havaya yoğun bir su buharı püskürten lokomotifin arkasındaki yolcu vagonunun kapısı açıldı, uzun boylu, genç bir adam perona indi. Siyah paltosunun yakasını yukarıya doğru kaldırmış, geniş kenarlı şapkasını iyice öne eğmişti. Atkısı, ağzını kapatacak biçimde boynuna sarılıydı. Tedirgin bir tavırla çevresine bakındıktan sonra çıkış kısmına doğru yürüdü. …

Devamını OkuBİR YILBAŞI GECESİ

SATIRLAR ARASINDA -3

POLİSİYE ROMAN

3.Bölüm (29 Aralık 1973 Cumartesi) Saat on iki gibi uyandığımda arkadaşımı yine telefonun başında buldum. Deja vu! Cılız güneş ışınının aydınlattığı odada parmağını şakağına dayamış, düşünceli gözlerle yerdeki halıyı, püsküllerine kadar inceliyordu. Piposunun gövdesini avucunda sıkmış, kafası hafifçe yana düşmüştü. Beni fark edince birden heyecanla üstüme doğru yürüdü. “Cemay” dedi bağırarak. “Çok korkunç bir şey oldu. Yani sanırım.” Kaşlarını çatarak, parmağını dudağına götürdü. “Sanırım mı?” dedim büyük bir kesinlikle başlayıp …

Devamını OkuSATIRLAR ARASINDA -3

5. SAYIDAKİ BULMACANIN CEVABI

POLİSİYE BULMACA

  Dedektif’in 5. Sayısında Dragos’ta işlenen kanlı cinayetin  katilinin kim olduğunu sormuş, gerekçesiyle birlikte bize yazmanızı istemiştik. Bulmacamıza tek doğru cevap, 4. sayıdaki bulmacayı da doğru cevaplayan  değerli okurumuz Büşra İpek’ten geldi. Kendisini  yürekten kutluyoruz. Büşra İpek’in cevabı, bizim yapacağımız açıklamanın tamamen aynısı. Bu nedenle,  okurumuzun bize gönderdiği  açıklamayı, 5. Sayıdaki bulmacamızın cevabı olarak aynen yayınlamayı uygun bulduk.     BÜŞRA İPEK’İN CEVABI   Katilin kasap çırağı Hasan olduğunu düşünüyorum. …

Devamını Oku5. SAYIDAKİ BULMACANIN CEVABI

EDİTÖRDEN…

Dedektif’in 5. Sayısından hepinize MERHABA polisiyesever dostlar! Türkiye’de polisiye edebiyatın her gün biraz daha gelişip adını duyurmasından dolayı çok mutluyuz. Yeni yazarlar, yeni kitaplarla genişleyen polisiye dünyamız, polisiye yazarlarımızın bir birlik oluşturmasıyla daha da  güçlendi. Önümüzdeki haftalarda Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği’nin resmen kuruluşuna da tanıklık edeceğiz. Birliğin ilk iş olarak üye yazarların yepyeni öykülerinden oluşan bir kitap yayınlayacağını daha önce duyurmuştuk. Bu kitabın da çok yakında polisiyeseverlerin masasında olacağını müjdeleyelim. …

Devamını OkuEDİTÖRDEN…

GÜNLERDEN ÖLÜM

Gecenin bir yarısı yatağımda hoplayarak uyandım. Çığlıklar… Kafam üst ranzanın demirine çarpmasaydı tüm bu seslerin berbat bir kâbusa ait olduğunu sanabilirdim. Ama gerçekti. Başımdaki acıya aldırmadan (galiba kanıyordu) yataktan fırladım. Tıpkı diğerleri gibi… Koğuştaki herkes muhtemelen benim hissettiklerime benzer duygularla uyanmıştı. Şimdi kimi yatağında doğrulmuş korku dolu bakışlarla seslerin geldiği yöne, dış kapıya bakıyor, kimi de benim gibi kapıya doğru koşturuyordu. Kapının dışından yükselen ve bütün mahpushaneyi uğursuz bir rüzgâr …

Devamını OkuGÜNLERDEN ÖLÜM

ANAHTAR

Müge, elinde kahvesiyle yatak odasının kapısında dikilmiş, yatağının üstünde öbek halinde duran kıyafetlerine bakıyordu. Ne giyecekti  bir türlü karar veremiyordu ve Şebnem’in düğününe bir hafta kalmıştı. Şebnem, çocukluk arkadaşıydı, aralarından su sızmazdı, onun yeri ayrıydı. Milli tenisçiydi, geleceğin genç raketlerini yetiştiriyordu. Ailesinin Polonezköy’de, geniş bir arazi üstüne kurulu butik oteli vardı, boş zamanlarında otelle ilgileniyor, ailesine yardım ediyordu. Nişanlısı Korhan da otelde personel müdürü olarak çalışıyordu. Düğünlerini, kır düğünü olarak …

Devamını OkuANAHTAR

MİSS MARPLE VE SON MACERALARI

Miss Marple, Agatha Christie’nin en az Hercule Poirot kadar ünlü bir dedektifi.  Bir çok kez sinemaya ve televizyon dizilerine de uyarlandı. Size bu sayıda sözünü edeceğim kitabın adı Miss Marple’ın Son Maceraları. Ancak buradaki öykülerin hiçbiri yeni değil. Tamamı, Agatha Christie’nin daha önce  yayınlanmış çeşitli kitaplarında dağınık bir biçimde yer almışlar. Jane Marple, ilk kez 1927 yılının Aralık ayında, The Royal Magazin’deki kısa bir öyküde göründü. Bundan sonraki ortaya çıkışı …

Devamını OkuMİSS MARPLE VE SON MACERALARI

WIR SCHAFFEN DAS*

Previously on Tilda ve Diğerleri: “Bu,” dedi nöbetçi doktor, “Bu ay içinde İstanbul’da görülen on dördüncü hamile ve uyuşturucu bağımlısı kadın vakası. Beş aydan büyük hamilelik, uyuşturucu bağımlılığı, deliryum nöbetleri. Bu kadınların uyuşturucuyu kendi istekleri ile almadıklarına inanmak için önemli sebeplerimiz var. Bağlantılı olduğunu düşünüyoruz.” Kaçırılıp hayatlarından ailelerinden koparılan kadınlar. Kaçırılıp hangi dinden olursa olsun din istismarı ile kandırılıp üstelik bir de uyuşturucuya alıştırıldıktan sonra hamile bırakılan, erkek çocuk doğurmayacak …

Devamını OkuWIR SCHAFFEN DAS*

MAKSUDE HANIM’IN SIRRI – Feneryolu Cinayetleri

Maksude Hanım ile bu yaz tanıştım. Kendisi, Feneryolu Cinayetleri adlı romanda, yıllarca gizlediği bir sırrı ihtiyarladığında açıklamaya karar vererek müthiş bir hikâyenin başlamasına sebep olan, eski İstanbul hanımefendisi bir karakter. Yazın en sıcak günlerinde, her şeyden sıkıldığım, tek isteğimin güzel bir kitabın sayfalarına gömülüp bir tür inzivaya çekilmek olduğu zamanlarda okuduğum Feneryolu Cinayetleri‘yle ilgili tek şikâyetim, çok çabuk bitmesi ve inzivamın kısa sürmesi oldu. Son derece sürükleyici bir kitaptı. Kitabın …

Devamını OkuMAKSUDE HANIM’IN SIRRI – Feneryolu Cinayetleri

ERCAN AKBAY’DAN AKILÇELEN

Ercan Akbay’ın Oğlak Yayınları tarafından 2015 yılında yayımlanan Nadia Groza Dosyası’nı ve 2016’da yine aynı yayınevi tarafından ilk basımı yapılan Akılçelen’i bu yıl içinde okudum. Ercan Akbay’ın Tilki Tilki Saat Kaç? ile başlayan hali hazırdaki üçlemesinden okuduğum ilk romanı Fotoğrafçılar Kulübü Nadia Groza Dosyası’ydı.  Karanlık, boğucu bir atmosferde geçen, son ana kadar sırrını koruyan cinayet öykülerinden biri Nadia Groza Dosyası. Karakterlerden empati kurabileceğiniz kimsenin olmaması farklı bir roman okuduğunuz hissine …

Devamını OkuERCAN AKBAY’DAN AKILÇELEN

CERRAHIN ÖLÜMÜ

BÖLÜM 1 Arabanın sinyal kolu takılmıştı yine. Ritmik ses yol boyunca beyninin içinde ötmüştü neredeyse. Müziğin sesini biraz daha açtı. Çok dakik bir insan olmakla övünürdü. Geç kalmaktan nefret ederdi.   Balık tutmaya ayırdığı izin gününde çağırılmış olması da ayrıca sinir bozucuydu. Yol bittiğinde, hasta yatağında ölümü bekleyen bir ihtiyar gibi inleyen arabasının kapısını sertçe kapattı. Bu mevsimde, bu soğuk ve yağışlı hava, dünyanın insanlığa vedasının yaklaştığının habercisi olmalıydı. Otelin kapısının …

Devamını OkuCERRAHIN ÖLÜMÜ

Ejder

Yüzümü kesen rüzgar, uykusuzluğumun izlerini silmekle yetinmiyor önümde duran ölü kadının kırmızı etekliğini de muzipçe havalandırıyordu. Muzipliği mi kaldı ulan bu işin, kadın ölmüş sen hala manzara peşindesin diyecek oldum ama rüzgarın kötülükten habersiz saf dünyasını kirletmemek için sustum. Gerçi o benim dünyamı bu hazin görüntü ile rahatsız etmeyi bilmişti üstelik aynı zaman bir hatırayı da estirmişti zihnime. “Biliyor musun Herkül, bir kadına en çok hangi renk yakışır?” “Hangi renk …

Devamını OkuEjder

BOŞ EV MACERASI (II)

Baker sokağındaki o yağmurlu yaz gününde Sherlock’un adresi 221-B’ye gelen mektuplardan biri işte o muzip Nikki Capar sayesinde böyle elime geçti. Aslında Nikki de farkında değildi. İstanbul’dan gelen mektupların hepsinin doğal olarak bana ait olacağını düşünmüştü. Bunların arasında bir tanesinin komşuma yazılmış olabileceği aklının ucundan dahi geçmemişti. Ben de mektuplara aynı kanıyla baktım önce. Hatta o mektubun üzerinde 221-B adresinin bulunduğunu onu tam açacağım sırada farkettim. “Özel” damgasını, balmumunu o …

Devamını OkuBOŞ EV MACERASI (II)

MAHUR BESTE

I. Puslu ve soğuk bir Londra akşamı… Thames üzerinde yoğunlaşan sis, yavaş yavaş kentin kuzeyine doğru yayılıyor… BBC’nin söylediğine göre hava sıcaklığı altı derece… Neyse ki, Tahsin’in Camden Town’daki dairesi yeterince ılık. Hatta, bir çokları için, fazlasıyla sıcak bile sayılabilir.   II. Gazetecilikten emekli olduktan sonra, Westbridge Koleji’nde halkla ilişkiler dersleri veren  Tahsin, o akşam eve geldiğinde, havanın iyice kararmış olmasına rağmen ışığı açmadı. Paltosunu karanlıkta çıkarıp holdeki askıya astıktan …

Devamını OkuMAHUR BESTE

Polisiye Hikaye: BEN ÖLDÜRÜLDÜM

Sonbaharın ayazı bomboş ve karanlık sokağı anne kucağı gibi sarıp sarmalamaya başlamıştı. Sararmış yapraklar kümeler halinde rüzgârdan oradan oraya savrulurken, gecenin ayazı ise her nefesimde içime dolup daha çok üşümeme sebep oldu. Bu geceki nöbetim bir trafik kazası sebebi ile uzamıştı. O kadar yorgundum ki, hastanenin otoparkına yürürken biri dokunsa düşecek kadar bitkindim. Park yerinin büyüklüğü ve ıssızlığı, yıllardır her gece nöbeti çıkışımda, gözümde sanki biraz daha büyüyerek korkumu güçlendiriyordu. …

Devamını OkuPolisiye Hikaye: BEN ÖLDÜRÜLDÜM

GAZETECİNİN ÖLÜMÜ

Komplo teorisi sever misiniz? Politik olayların gerisindeki gizli bilgilerin neler olduğunu öğrenmek hoşunuza gider mi? Cevabınız evetse, o zaman Elçin Poyrazlar’ın Gazetecinin Ölümü adlı romanı tam size göre demektir. Kitaptaki serüvenin hangi zaman diliminde geçtiği açıkça belirtilmese de olayların akışından, Arap Baharı sürecinin devamında yaşandığını anlıyoruz. O süreçte Türkiye’nin rolü neydi? ABD, Türkiye’den ne yapmasını istedi? Türkiye neden örneğin Suriye konusunda farklı politikalar izledi?  Bu sorulara öyle ya da böyle …

Devamını OkuGAZETECİNİN ÖLÜMÜ