SERİ KATİL KİMDİR?

Paylaş:

Yıllardır televizyon seyretmiyorum. Evdeyken bu kolay. Bir dostuma misafir gittiğimde ve onda kaldığımda ise çok zor. Ya konuşulacak şeyler için zaman gerekiyor ya da kestirmeden televizyonun yaydığı sesler içinde derinleşmeyen bir iletişim iklimine geçiliyor. O akşam öyle olmamıştı. Dostum sabah çok erken işe gidecek ve yoğun bir güne başlayacaktı. Ben ise uykunun gözlerimden akmasına saatler olduğunu biliyordum. Dostum bunu fark etmiş olmalı. Neredeyse unutmaya başladığım kumandalara basıp şu kanal ve sonrası belgeseller var diyerek beni gecenin ortasında bıraktı. Belgesel kanalları ile baş başa kalmıştım. Elimde kumanda, biraz ileri git, biraz geri gel. Ve birini izlemeye başladım.

Yaşlı adam Vancouver Üniversitesi’nde psikoloji okuduğunu, mezun olduktan sonra ilk görevinin de şehrin hapishanesi olduğunu söylüyordu. Sonra ilk görüşmelerini yaptığı iki kişiden bahsetmeye başladı. Fotoğrafları ekrandaydı. Yakışıklı ve genç iki ayrı adamın fotoğrafı. Bir çok genç kızın yanında görmek isteyebileceği çekicilikte genç yüzler. Belgeselde konuşan adamın bir cümlesinden sonra zihnim ‘uykuyu unut, pür dikkat televizyonu izle’ diyordu bana. Bu adamlardan biri birkaç cümle önce yazdığım gibi, genç hanımların dikkatini çekmiş, onlarla birlikte olmuş ve onları hayattan koparmış bir seri katildi. Konuşan kişi diğerini anlatırken ben başka şeylere dalmış olmalıyım ki, belleğimde onunla ilgili  fazla şey kalmamış.

Bir insan nasıl seri katil olur? İnsanları böylelerinden Allah korusun! Fakat üniversite seçme sınavlarında tüm öğrencilerin başarılı olması halinde herkese yetecek kadar üniversite kontenjanı olmaması gibi çelişik bir durum yok muydu ortada?  Bu insanlar toplumun içinde ve onun bir parçasıydılar. Suç olan eylemlerini bundan faydalanarak gerçekleştirebiliyorlardı. Sosyalliğin içinde olmayanları bile, bu dokusu çok kuvvetli olmayan yapıda yaşamaya devam ediyordu.

Bir sigortacı gibi düşündüm: Sigorta şirketleri bir yıl içinde kaç aracın kaza yapacağını, kaçının kasko poliçesini kullanacağını, kaç kişinin öleceğini ya da sakat kalacağını zaten biliyorlardı. Bilinmeyen tek şey hangi plakalı aracın kesinlikle kaza ile karşılaşacağıydı. Bunu bilseler poliçenin primi o kişinin aracı için birkaç bin lira, başka biri içinse birkaç yüz lira olarak teklif edilebilirdi.

Bir de astrolog kimliği ile düşündüm. Seri katiller kimdi? Astrolojik haritalarına baktığımızda o kişinin katil doğanlar içinde olduğunu anlayabilir miydik? Anlarsak bu süreci engelleyebilir miydik? Ya da engellemeli miydik?

Gecenin ilerleyen saatlerinde yüzlerce soru birikti kafamda. Sanki büyük bir tomruk gibiydi toplamı. Ne yapmam gerektiğini düşünüyordum sabah kahvaltı ederken. Kızarmış ekmeğin üzerine sürülmüş tereyağı ve bal gibi keyif veren bir şey değildi bu. Astrolojik olarak katilleri tanımak nasıl bir işti ? Eğer böyle bir şey varsa, seri katilleri tanımak  daha büyük bir iş olmalıydı. Gerçekten haritasına bakıp bu adam ya da kadın seri katil -kadın seri katil var mıydı? Varsa bilinen bir ad, paylaşılan bir harita var mıydı- demek mümkün müydü? Nereden başlamalıydım ? Küçük bir plan yaptım ve bunu bir zaman aralığında gerçekleştirmeye karar verdim.

Araştırma yapmak gerekiyordu. En ünlü seri katiller kimdi? Astrolojik haritalarına ulaşmak mümkün müydü? Kısa bir sorgulamayla mümkün olduğunu gördüm.  Bunlar arasında Türk olanlar var mıydı? Uzayda olmadığımıza göre Türk olanlar da olmalıydı. Hatta mutlaka olmalıydı. Varsa Astrolojik haritaları var mıydı? Ya da bu bilgilere ulaşmak mümkün müydü ?  1976 Yılında patlak veren Lockheed skandalında olduğu gibi bilgi bulunmayan tek ülkede yaşadığımı anladım.*  Bilgi olsa da (aslında var) kullanmak sıkıntılı bir durum ortaya çıkartabilirdi. Elde var sıfır olmamalıydı. Herkesin kullanımına açık  ve ‘yabancı’ olanların haritalarını incelemek artık bir zorunluluktu. Bir çok haritayı incelemek merakımı daha da arttırdı. Hayretler içinde kaldım demeli miyim ? Bilemedim. Bir genelleme yapma denemesinden önce ünlü bir seri katilin haritasına bakalım derim.

Ted Bundy. 24 Kasım 1946 22:35, Burlington, Vermont, İngiltere (Theodore Robert Bundy).

İşte, astrolojik harita önümdeydi. Bir hukuk öğrencisi için, mühendislik okuyan arkadaşının çözdüğü katlı integral sorusunu gördüğü andaki gibi korkutucu, soğuk ve  yok edici. Zaten Ted de bir yok ediciydi. Peki bunu nasıl başardı ? Ya da bu ‘başarı’ sayılabilir miydi ? Başarı  birinci olmak değil de hedefleneni gerçekleştirmek olarak yorumlanırsa evet başarıydı. Peki sadece hedeflemiş ve gerçekleştirmiş miydi? Yoksa hayatın akışında beyin kimyası değiştiğinde mi bir yok ediciydi ? Yaşamının son günlerinde bu sürece şiddet içeren pornografiyle tanışması ile girdiğini söyleyecekti. Bundy çekici denilebilecek genç adamdı. Görüşüne bakan kimse bir katil olduğunu düşünmezdi. Sempatik olması yanında çalışkan bir üniversiteli gençti. Kurbanlarının çoğunu ayağını incitmiş gibi yaparak ve koltuk değnekleri kullanırken yardım isteyerek tuzağa düşürürdü. Kitaplarını arabasına taşırken onu gören ve yardım etmek için yanaşan kızları etkisiz hale getirirdi. Ted sadece bir katil değil aynı zamanda nekrofildi. Ve nekrofil olanların bu eğilimlerini karşılamak için öldürdükleri de biliniyordu. Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar sorusu gibi. Gerçek olan ise ardında bıraktığı onlarca cansız bedendi. Onun idamına karar verilmesine yol açan ilk veri ise öldürdüğü kurbanlarının birinin kalçasındaki diş izleriydi. O diş izleri olmasa yakalanmayacak ya da mahkum olmayacak mıydı? Nasıl bilebiliriz ki bunu? Bilsek de artık ne önemi var?

Böyle birinin astrolojik haritası nasıl yorumlanabilirdi ?  Haritada saklı olan bir şeyler var mıydı ? Yoksa bilgisi olan herkes kolaylıkla çözümler miydi? Handiyse bütün gezegenleri astrolojide ev adı verilen yaşam alanlarından 3. ve 4. eve yerleşmişti. Bir yanda ölümle ve gizlilikle ilişkili akrep burcunda gezegenler varken devamında yay burcunda bir dizilim göze çarpıyordu. Bu gezegenlerin dereceleri ve birbiriyle yaptıkları açılar da çok önemliydi. Haritasında ateş elementi fazla olanlar atak insanlar oluyorlardı. Bundy de bu fazlasıyla vardı. Hele ki, toprak elementi hiç yok! Ayakları yere basmayan biri. Yükselen burcu aslan. Sahnede olması gerekiyordu. O da kimseye görünmeden yapmayı başardı bunu, alkışlayanı kendisiydi.

Ay burcu ve bulunduğu ev kişinin kendini güvende hissettiği yer değil miydi? Bundy’nin haritasında aileyi vurgulayan 4. evdeydi ayı. Son döneminde iyi bir ailede yetiştiğini ve sevgi gördüğünü söylemişti. Gerçek babasını ise hiç bilemedi. Doğru söylememiş olabilir miydi? Olumsuz anlamıyla fanatizmle ilişkilendirilen yay burcundaydı güneşi, marsı, ayı. Hatta geçmiş yaşamları, nerelerden geldiğini açıklayan güney ay düğümü.

Ted Bundy şunu söylemişti. “İnsanların neden birbirleriyle arkadaş olmak istediklerini bilmiyorum. Bir insanı diğeri için çekici kılan şey nedir bilmiyorum. Sosyal etkileşim ne sağlar bilmiyorum.”

İletişim ve zekanın işleyişini de ifade eden merkürü gizillikle, sır tutabilir halde, 3. evde ve herkesin artık lafını bildiği ‘retro’ konumunda. İletişim yok dersek tam da doğru yorumu yapmış oluruz. Zeka ile duygular arasında çatışma potansiyeli. Değişkenlik gösteren ruh hallerinin destekleyicisi. Venüs akrep burcunda. Bir de retro. Cinsellikle ilgili sapkınlığının en önemli başlangıç verisi. Venüs retro akrep görünümündeyken öldürme içgüdüsü ile yeniden doğum içgüdüsü arasında bir bağlantı olduğu da biliniyordu öğretide. Cinayetlerinin büyük bölümünü 1974-1978 arasında işledi. Kendinden ve yaptıklarından emin birinin haritasına sahipti. Hatta bu süreci izleyen yılda, 1980 de evlendi.  Çocuğu da oldu. Satürn ve plüton hem 12. evde hem de retro. Geçmişten cezalı bir ruh. Ömrünün bir bölümünü hastane ya da hapishanede kısıtlanarak geçirecekti. Zaten öyle de oldu.

Hukuk öğrencisi olarak alabileceği  yolu,  kendi zihninde oluşanlarla, fanatik ve benmerkezci yapısı yanında sapkın cinsel arzularıyla bir infaz görevlisi olarak devam ettirdi. Mahkumiyet kararından sonra temyiz süreci yaklaşık on yıl kadar sürdü. Bu sürede tüm bu yaşananlara rağmen bazılarının kahramanı oldu. Hayranlarından çok mektup aldı, mektuplarda evlenme teklifleri de vardı.

Yakalandıktan sonraki dönemde seri katiller konusunda FBI ile iş birliği yaptı. Bir yorumu dikkat çekicidir: “Seri katillerin yakalanmasının sebebi alışkanlık. Bu işi ilk kez yaptığınızda çok dikkatli olursunuz. Her şeyin düzgün olmasını istersiniz. Yirminci kez yaparken ise o kadar da önemsemezsiniz.”

Bir de MC (Medium Coeli) denilen tepe noktasında boyunla ilgili vurgu yapan bir yıldız var ki, Bundy, kurbanlarının çoğunu ya boğdu ya da boyunlarını kırdı. İdamından önce sorulan, “Otuz altı kurbanın olduğu doğru mu? ” sorusuna “Bir basamak daha ekleyin,” demesi ise inanılmaz bir yanıttı.

Bir seri katilin profili bu. Genelleme yapmak mümkün mü? Mümkün. Bununla birlikte, tıp fakültesi öğrencilerinin ilk yıllarda hastalıkları öğrenirken kendilerini de o hastalıklara yakalanmış hissetmesi gibi, bakılan her haritada bir “katil” aranması riski de yok değil hani. Belki seri katil haritalarında akrep ve yay burcu temalarının ön plana çıktığını, baskın bazı gezegenlerin retro konumunda olduğunu, güçlü bir tutulma etkisinde olduklarını, gezenler arası kötü etkili açıların daha çok olduğunu, gezegenlerin bulunduğu burçlar ve yerleştikleri yaşam alanları olan evlerin güçlü ve/veya iyicil durumda olmadıklarını söyleyebiliriz. Belleklere kazınmış olan İstisnalar kaideyi bozmaz yaklaşımını da ıskalamadan.

Bu yazıyı yazmamı teklif eden arkadaşım “Yeni yıl yaklaşıyor, yazında yeni yıl temaları da olsun, yeni yılda kim cinayet işleyecek? ” diye soru işareti bırakmıştı ortaya. Kesin bir şey vardı ki;  2018 Haziran sonunda başlayacak olan mars retrosundan sonra ortalık pek bir kızışacaktı. Genel anlamda şiddet, kan daha da artacaktı. Kimse bu tür bilgileri de duymak istemiyordu. Cennete gitmek isteyip hiç ölmemeyi isteyenler gibi. Benimle yüz yüze görüşmek isteyip Mayıs ayından beri yüzünü görmediğim, haritasını yorumlayamadığım bir dostumun ayrılmış olduğu kocasından bu dönemde şiddet görebileceğini ona söylemiş miydim? Kafamda bir sürü soru, yapılacaklar listesiyle yağmurun altında yürüyor buldum kendimi.

 

*1976 yılında patlak veren skandalda Lockheed uçak şirketi, rüşvet dağıttığı ülkeler arasında Türkiye’yi de saymıştı. Diğer ülkelerde konu yargıya taşınırken, bu tarafta hiçbir şey olmamış gibi akmıştı zaman.

Paylaş:

Yorum Bırakın:

yorum