ŞAHİT

Diğer Yazılar

AÇLIK

BOŞ ÇERÇEVE

CAN ÇIKAR, HUY ÇIKMAZ

Gamze Yayık
Gamze Yayık
Gamze Yayık. 1972 yılında doğdu. Babasının memuriyeti nedeniyle Türkiye’nin farklı şehir ve okullarında süren eğitimi, Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden 1994 yılında mezuniyetiyle son buldu. İşsiz bir mühendis olarak başladığı yetişkinliğini Ying Yang mahlasıyla DivxPlanet sitesinde polisiye dizi ve filmlere gönüllü altyazı çevirmenliği, altyazı editörlüğü yaparak geçirdi. En büyük tutkusu olan kitaplardan ve okuyup öğrenmekten asla vazgeçmedi. İzmir’de yaşıyor. Halen Handan Gökçek’in “Yaratıcı Yazarlık” Atölyesi’nde polisiye okuma tutkusunu yazma uğraşına çevirmeye çabalayan bir öğrenci.

ŞAHİT

Acı bir fren sesi Çiçek Sokağı sakinlerini huzursuz uykularından uyandırdı. Yalvaran bir kadının çığlıkları biraz eser ümidiyle açtıkları pencerelerden kulaklarına erişmese terli yataklarına geri gömülürlerdi. Dönüp durmaktan birbirine girmiş saçlarını elleriyle düzeltmeye fırsat bulamadan, fersiz sokak lambasının aydınlattığı dar yolu iki el silah sesi doldurmuştu bile. Kentsel dönüşümün iyice birbirine yakınlaştırdığı son model perdeli pencereler, cam balkonlar bir bir aydınlandı, meraklı mırıltılar camdan cama, balkondan balkona çoğalarak yayıldı.  Kıyıya vurmayı ümit eden bir kazazede gibi kaldırıma sürünen cılız beden, arkasında gecenin siyahına karışan koyu bir iz bıraktı, inlemeleri giderek soluklaşıp söndü.

“Allah belanızı versin!” dedi bir kadın.  Deli Nalan diyordu komşuları. Aktivistmiş. Tekerlekli iskemlede. Sağlığında nerede olay var koşar yetişirmiş. “Polisi arayın! Ne bakıyorsunuz film izler gibi? Boş gözlerle daldığınız televizyonlarınızın kurgulanmış akşam bülteni mi bu? Yoksa bir gazetenin üçüncü sayfa haberi mi? Kapınızın önünde kadın gırtlaklıyor herif. Açın mahmur gözlerinizi artık. Silkelenin derin uykularınızdan. Hasibe Teyze, bastonunu kapıp insene aşağı! Dün kedileri, köpekleri dürtüyordun sokak başında. Karın doyurmaktı hayvanların suçu. Bir yudum suyu huzurla içirmedin zavallılara. ‘Belediye gelsin götürsün,’ diyordun. Şimdi bu talihsiz kadına ilk koşanlar o hayvancıklar oldu bak! Tuttular paçasını katilin, düşürdüler yere. Hacı Nusret Efendi koş yetiş, kadın ölüyor. Sahi, sen yanına gitsen de faydan dokunmaz. Son nefesinde eli eline değer, maazallah abdestin bozulur diye bir yudum suyu esirgersin. Yatsıdan sonra dürbünü kapıp terasta kuş gözetleme bahanesiyle sağa sola bakarken kaç ‘günahkâr’ kadın girmiştir görüş açına kim bilir? Beyaz, tombul kollara, dolgun kalçalara o dualı ağzınla maşallah çekip boy abdesti almaya koşarsın ya seni artık bu dünyanın suları paklamaz bilesin. Kız İsmet abla, sal senin oğlanları da haklasınlar şu herifi. Bağırmakla olmayacak. Şöyle eşek sudan gelinceye… Yo! Haklısın yazık olur gençlere. Yakmasınlar başlarını. Geçenlerde bir delikanlı, kadınlar yaşasın diye katil oldu. Neymiş efendim adamı göğsünden bıçaklamış. Bu ülkede adalet, katilin göğsündeki yürek kadar. Verdiler on altı yılı.”

Kaldırımda, kadını saran karanlık büyüdükçe büyüdü. Kan kokusunu alan köpekler bütün gün gölgelerde miskin miskin yatan onlar değilmişçesine ulumaya başladılar. Kadim bir kurban töreninin son sahnesini anımsatan uğultular duvarlara çarparak dolunaya doğru yükseldi. Perdelerin arkasından olan biteni izleyen gözler, rahatsız vicdanlarını koyunlarına alıp tekrar girdiler kirli yataklarına. Ağlayan karısına “Hak etmiştir,” dedi pos bıyıklı araba tamircisi. “Gecenin bu saati sokakta ne işi varmış? Su testisi su yolunda kırılır…”

“Adamları karılar delirtiyor,” diye gözdağı verdi hamile gelinine fettan kaynana.

“Hep mi bahaneleri var?” diye düşündü karnındaki masum kızını okşayan genç kadın.

“Çağırmadığım bana gelmez, çağırdığımdan da zarar gelmez…” dedi penceresini örterken mahallenin zillisi. Oysa tam o sırada sevdiklerinin elinde eziyet çekmekteydi birisi. Annesinden dayak yemiş bir çocuk, aldatılmış bir eş, tekme yemiş bir sokak köpeği gibi sığındılar kâbus dolu uykularına.

Polis aracı ambulanstan önce geldi. Ambulans geldiğindeyse zaten çok geçti.

“Ne olup bittiğini gören duyan var mı?” diye anons etti polis. Onca akıllının içinden yalnızca deli Nalan yanıt verdi. “Ben şahidim adam kadını vurdu. Zavallıcık önce anlamadı vurulduğunu. Gözünü hastanede açtı, belden aşağısı hissiz. Kırlarda koşmanın, yollarda yürümenin, keyifle dans etmenin tadı kaldı damağında. Adından başka bir yerinde çiçek olmayan bu kasvetli sokağa tıkıldı kaldı nice senedir. İndirin beni aşağı, engelliyim. Olan bitenin sanırım tek şahidiyim.”

Facebook Yorumları
Ücretsiz! Okuyun!spot_img
Suç Öykülerispot_img

En Son Yazılar