EDİTÖRDEN

Türkiye’nin ilk ve tek  polisiye e-dergisinden herkese MERHABA! Hummalı bir çalışmanın sonunda sekizinci sayımızla huzurlarınızdayız. Biliyorsunuz, sizinle ilk buluşmamızda  polisiye hikâyelere  ağırlık vereceğimizi, polisiye üzerine yazan herkese sayfalarımızı açacağımızı, amacımızın polisiye yazarlarımızla okurlarını buluşturmak olduğunu söylemiştik.  Bugüne kadar yüze yakın polisiye hikâye ve bir o kadar da polisiye içerikli yazı yayınlayarak bu sözümüzde durduk. Bundan sonra da aynı anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Polisiye ile ilgileniyorsanız bize mutlaka yazınız, çalışmalarınızı gönderiniz, …

Devamını OkuEDİTÖRDEN

AGATHA CHRİSTİE’NİN EVİ

AGATHA CHRİSTİE’NİN EVİ VE YAŞAMININ BİLİNMEYEN YANLARI   ‘Yavaş’ bir çocuk Agatha Chirstie’nin aile evini bugün görseniz, sıkıntısız bir şekilde bu güzellikler içinde ben de yazar olurdum tabii ki, dersiniz belki. Fakat ünlü yazarın yaşamına baktığınızda onun da, hayatın iniş ve çıkışlarından payına düşeni aldığını anlarsınız hemen. Evinde sergilenen gazete küpürlerinde kendi ağzından yazıldığı gibi “Hiç bir hırsım yoktu,” diyor Agatha. “Hele yazar olmak aklımın köşesinden bile geçmiyordu. O ablamın …

Devamını OkuAGATHA CHRİSTİE’NİN EVİ

SAVAŞIN ETKİSİ VE KADININ GÜCÜ

Savaş sonrası dönemde, Amerika’nın birçok bölgesinde seri cinayetler işlendi. Pek çok seri cinayet zinciri aydınlatılmadan kapandı. Avrupa’da durum çok farklı değildi. İspanya’da, Angelita isimli bir çocuk, Barselona polisine inanılması güç bir hikâye anlatacaktı. Bir cadı tarafından kaçırılıp alıkoyulduğunu iddia eden bu küçük kız, insan eti yemeğe zorlandığını söyledi. Kızın peşinden giden polis memurları eski bir eve vardılar. Evde yaşayan Marti  Enriqueta’yı tutuklayan polisler, dehşet veren gerçekle adeta şok olmuşlardı. Hikâye …

Devamını OkuSAVAŞIN ETKİSİ VE KADININ GÜCÜ

AŞK CİNAYETLERİ / 2

Aşk cinayetleri deyince aklımıza hep sevgilisi, kocası ya da karısı tarafından öldürülen kişiler gelir. Genelde bu cinayetler kıskançlık, dedikodu, aldatma gibi nedenlerle işlenir. Cinayetin her türlüsü korkunçtur ama bir de öyle aşk cinayetleri var ki bunlar daha bir içler acısıdır. Aile içi cinayetler… Bu cinayetlerden biri de benim yaşadığım muhitte işlenince ister istemez daha bir hassas yaklaşıyorum bu olaylara. Adıyaman’da yaşanmış bir olaydan bahsedeceğim bugün sizlere. On altı yaşında liseli …

Devamını OkuAŞK CİNAYETLERİ / 2

RÖPORTAJ / ARKIN GELİŞİN’LE POLİSİYE ÜZERİNE

Melih Tomak’ın Arkın Gelişin’le röportajı   Çok klasik bir soruyla başlamak istiyorum, Arkın Gelişin kimdir? 1976 İstanbul doğumluyum. Yaklaşık olarak yirmi beş sene Almanya’da yaşadım. Daha sonra Türkiye’ye kesin dönüş yaptım. 2011 yılında ilk romanım Bir Seri Katilin Günlüğü yayımlandı. Üç tanesi roman ve beş tanesi araştırma kitabı olarak toplam sekiz tane kitabım yayımlandı. Araştırmalarım ağırlıklı olarak seri katiller ve suç-suçlu psikolojisi üzerine kurgulanmıştır. Romanlarım da Efe Sönmez karakteri üzerinden …

Devamını OkuRÖPORTAJ / ARKIN GELİŞİN’LE POLİSİYE ÜZERİNE

BAKER SOKAĞINA DÜŞMÜŞ BİR YALNIZLIK

Maalesef kadınlara bakış açısıyla övünülebilecek bir tip değil komşum. Kadın cinsine bakışını karartır önyargı. Kadınları çoğu zaman, aşırı duygusal, kibir kurbanı, kaprisli, boş hevesli diye etiketleyip yerleştirir defterine. Buna rağmen, güzelliğini ondan daha çabuk, ondan daha zeki, ondan çok daha üstün muhakeme yeteneğine borçlu, o harika İrene Adler’e kalbini kaptırmıştır. Ve o gün bugündür onun üstüne gül kokladığını görmedim. Muhtemeldir, belki ismini şimdi kimsenin hatırlamadığı çarpıcı bir şarkıcıyla bir geceliğine …

Devamını OkuBAKER SOKAĞINA DÜŞMÜŞ BİR YALNIZLIK

ZEKANIN FAZLASI

1923 yılının sonbaharında, Nathan Leopold ve Richard Loeb adındaki iki genç arkadaş, gerçekleştirdikleri küçük  çaplı bir hırsızlığın ardından, aynı zamanda sevgili olan ikiliden Leopold’un şikayetleri ve söylenmeleriyle başlayan bir tartışma sırasında ilk büyük suç planlarını yaptılar. Leopold ilişkilerinden memnun değildi ve sürekli olarak Loeb’in suç içeren planlarına dahil ediliyordu. İkili o güne dek pek çok hırsızlık yapmış, birkaç kez yangın çıkarmış ancak hepsi önemsiz suçlar olarak kabul görmüş ve asla gazetelerde …

Devamını OkuZEKANIN FAZLASI

FENERYOLU CİNAYETLERİ

Genelde hızlı tempolu polisiye kitaplar okumayı sevdiğimden Fener Yolu cinayetleri’ni okumaya başlarken biraz tereddütlüydüm açıkcası. Nedeni ise kapalı oda cinayetleri tarzında yazılmış bir kitap olmasından kaynaklıydı. Bir cinayet işlenir akabinde bir acar dedektif ortaya çıkar ve maktulün etrafında kim varsa onları sorguya çeker ve suçluyu tahmin edip kanıtları ortaya çıkarır ve cinayet çözümlenir. Genelde Agatha Christie romanlarında alışık olduğumuz bu tarzı çok sık okuduğumu söyleyemem. Daha önce de dediğim gibi …

Devamını OkuFENERYOLU CİNAYETLERİ

KIYAMET

Üç Gün Sonra… Asırlar gibi gelen üç günün ardından akşam saatlerinde koğuşun büyük demir kapısı gıcırtıyla açıldı. Gardiyan Hayrettin ve yanında getirdiği temiz yüzlü, yaşlıca bir adam belirdi. O dakikaya kadar ne Baba’yla ne de Profesör’le tek kelime konuşmuştum. Yatağımın altında duran siyah yılanın varlığından ve kopacak olan kıyametten başka hiçbir şey düşünmemiştim. Uykularım da yılanlar ve şeytanlarla dolu kâbuslar yüzünden bölünüp durmuştu. İşte şimdi uykusuz gecelerimin, kâbuslarımın ve sorularımın …

Devamını OkuKIYAMET

APARTMAN

Komiserimin evinin kocaman bir balkonu var. Balkon dediğimde kızıyor, “Teras ulan burası andaval, hangi balkonda böyle ağaç gördün sen?” diyor. Haklı. Balkon değil orman sanki. Adını bile bilmediğim türlü ağaç var orada. Her yanını da açılır kapanır cam yaptırmış. Bir de (nereden gördüyse artık) şu yeni çıkan doğalgazlı sobalardan alıp camların önlerine birer tane koymuş.  Soğuk havalarda bile sıcacık oturuyoruz. Bitkilerin tam ortasına demir ferforje ayaklı geniş bir masa yerleştirmiş. …

Devamını OkuAPARTMAN

İKİ MESSİ BİR İPTE OYNAMAZ

On beş-on altı yaşlarındaydı. Kaldırımda yatıyordu. Parçalanmış kafasından akan kanlar, iki gün önce yağan kardan arta kalanları kırmızıya boyamıştı. “Hah,” dedi Olay Yeri İnceleme Şubesi’nden Oktay Komiser, “biz de sizi bekliyorduk.” Delikanlının cansız bedeninin yanına çömelen Amirim, “Kötü dağıtmışlar kafasını çocuğun,” dedi. “Cinayet silahını bulabildik mi?” “Beyzbol sopası,” diye cevap verdi Oktay Komiser. “Yüz metre ötede bir evin bahçesine atmışlar.” “Sol dizinden de darbe almış sanki,” dedi Amirim. “Adli Tabip …

Devamını OkuİKİ MESSİ BİR İPTE OYNAMAZ

AHMAK YARASI (BENİ TEK ÇEK)

Yaz mevsiminin boğucu sıcağı, İstanbul’un nemli havası ile akşamları da çekilmez bir hal alıyordu. Yapış yapış tenler, terden dolayı kıyafetlerde oluşan beyaz lekeler… Emre, yazdan nefret ediyordu. Meslek içi eğitim gereği, Antalya’da lüks bir otelde “Cinayet ve Toplum” konulu konferansta, eğitmen olarak görevlendirilmişti Efe. Emre’nin büroya atanması, kariyerinde bir sekte yaşatmamıştı genç memura. İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü bünyesindeki başarıları, Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı tarafından fark edilmiş ve ülke …

Devamını OkuAHMAK YARASI (BENİ TEK ÇEK)

SANDIKTAN NE ÇIKACAK?

Previously on Tilda ve Diğerleri: Tilda ve arkadaşlarının bir önceki macerasında neler oldu? Neler olmadı ki? Dedektifimiz Tilda ve arkadaşları Londra’yı birbirine kattılar. Tilda’nın asistanı Mehmet Cinozoğlu ve polis arkadaşı Komiser Okan, Heathrow Havaalanı’nda bir İngiliz vatandaşına sözle saldırı ve darp suçundan gözaltına alındılar. Suadiye Hamiyet Yüceses Sokağı’nın köşesindeki dedektiflik bürosunun resmi kedisi Basti, Londra’ya ayak basar basmaz, İngiltere başbakanının resmi konutuna girdi. Tilda’nın makyöz arkadaşı Tijen Hanım’ın himayesindeki Basti, konutun …

Devamını OkuSANDIKTAN NE ÇIKACAK?

AVCI

Bu gece ava çıkmak için her şey sanki bana hizmet ediyor. Hava oldukça kasvetli ve gök gürültüleri eşliğinde tüm dehşetini bu kirli dünyanın üzerine yağmur olarak bırakıyor, ben ise tam da bu havalarda avlanmayı daha heyecanlı buluyorum. Tanrı’nın bana verdiği kutsal görevi yerine getirmek için yıllardır uğraşıyorum. O beni seçti. Beni tüm diğer insanlardan üstün tutuyor. Ben de onun için her şeyi yapıyorum. Verdiği görev ne olursa olsun, iblis beni …

Devamını OkuAVCI

KONAKTA SON PERDE

Tahir Bey, masasına kollarını dayamış, karşısındakinin konuşmalarını umursamadan sağ tarafındaki pencereden dışarıyı seyrediyordu. Vivaldi, Viva la Vida ezgisi odada konuşup duran diğer kişinin sesini bastıracak kadar yüksekti. Tahir Bey karşısındakini zerrece dinlemiyor, bambaşka şeyler düşünüyordu. “Sanki bahçe, babamın zamanındaki güzelliğini kaybediyor gibi. Hiçbir şey o zamanki kadar güzel olamadı zaten. Genç bir bahçıvan mı tutsam? Evde pek çok şeyi değiştirmek de lazım.  Ne becerikli ve asil bir kadındı annem. Ondan …

Devamını OkuKONAKTA SON PERDE

MEDİNE

1. BİRKAÇ GÜN ÖNCE Kendine geldiğinde elleri arkadan bağlanmış, ağzı ve gözleri de sıkı sıkı kapatılmıştı. Üşüyor ve bütün bedeni titriyordu. Keskin bir rüzgârın sesi ağaçlarda uğulduyor soğuk iliklerine kadar işliyordu. Gözleri o kadar sıkı kapatılmıştı ki gündüz mü gece mi onu bile anlayamıyordu. Başındaki ağrı dayanılacak gibi değildi. Daha önce de soğuk havada dışarıda kalmıştı. Babası ve dedesinden dayak yediği her gece dışarıda kalırdı zaten. Ama bu defa farklıydı. …

Devamını OkuMEDİNE

MÖSYÖ BOGART’IN HEDİYESİ

Mösyö Bogart kalın gür sesiyle “gaaaakk” diyerek, gagasında küçük bir çengelli iğine ile açık olan pencereye kondu. Gagasındaki çengelli iğneyi pencerenin önüne bıraktı ve Müge’nin verdiği peyniri kaptığı gibi uçarak uzaklaştı. Şile Dolunay Otelinin gözdesi olan karga, nam­-ı diğer Mösyö Bogart, otele ilk geldikleri günden beri Müge ve Gamze’nin penceresinden ayrılmaz olmuştu. İki arkadaş, nefesle sağlıklı yaşam semineri  için Şile Dolunay Otelde kalıyorlardı. Gamze, Müge’nin üniversiteden arkadaşıydı ve uzman psikoterapistti. …

Devamını OkuMÖSYÖ BOGART’IN HEDİYESİ

POLİSİYE BULMACA / FIRTINALI BİR GECE

Eylülün ortalarında güneşli ve sıcak bir pazar sabahı, kahvaltıdan sonra karım, “Büyükada’ya gidelim mi,  Mitat? Biraz dolaşır, piknik yapar, döneriz,” deyince bir an ne cevap vereceğimi bilemedim. Kararsız kaldığımı gören karım, “Canım,” dedi. “Çamlar altında romantik takılacak halimiz yok. Deniz kıyısında biraz yürürüz, sonra sahildeki lokantalardan birinde yemek yeriz. Ne dersin?” Fena fikir değildi ama, benim gibi bütün bir günü evde tembellik yaparak geçirmeye niyetlenen biri için hazırlanıp dışarı çıkmak, …

Devamını OkuPOLİSİYE BULMACA / FIRTINALI BİR GECE

7. SAYIDAKİ POLİSİYE BULMACANIN CEVABI

Geçen sayımızda, banyosunda saçlarını boyarken, bir kravatla boğularak öldürülen dizi film oyuncusu Leyla Dilmen’in katilinin kim olduğunu ve Komiser Mitat’ın bunu asıl tahmin ettiğini sormuştuk. Olayın açıklaması şöyle olacaktı: Cinayet, maktul saçlarını boyarken gerçekleştiği için, katilin üstüne ve özellikle ellerine saç boyasının bulaşmış olması gerekirdi. Saç boyası kolayca çıkmayan bir madde olduğundan katil bunları gizlemek zorundaydı. Tıpkı Mehmet Meriç’in, yediği dayak sonrası moraran gözlerini saklamak için kapkara güneş gözlükleri takan …

Devamını Oku7. SAYIDAKİ POLİSİYE BULMACANIN CEVABI

SATIRLAR ARASINDA / 5

bölüm (31 aralık 1973 pazartesi) Pazartesi sabahı saat altıda uyanınca balkona çıkıp bir sigara yaktım. Gece oldukça yorucu geçmişti. Gürsan’ın yanından ayrılıp tekrar Urel’in evine gitmiş ve elmasları yerine koymuştuk. Şükür ki gelen giden olmamıştı ve kimseye yakalanmamıştık. Daktilonun başına geçip Gürsan’a yollanan mektubun bir kopyasını yazdık. İlk izlenimimiz harflerin uyuşmadığı yönündeydi. Ayrıca büyüteçle incelediğimizde harflerde bazı karakteristik farklar gözümüze çarptı. Bu, hırsızlık tezimi güçlendiriyordu tabi. Bence Avni Urel er …

Devamını OkuSATIRLAR ARASINDA / 5