EDİTÖRDEN…

Paylaş:

Dedektif’in 5. Sayısından hepinize MERHABA polisiyesever dostlar! Türkiye’de polisiye edebiyatın her gün biraz daha gelişip adını duyurmasından dolayı çok mutluyuz. Yeni yazarlar, yeni kitaplarla genişleyen polisiye dünyamız, polisiye yazarlarımızın bir birlik oluşturmasıyla daha da  güçlendi. Önümüzdeki haftalarda Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği’nin resmen kuruluşuna da tanıklık edeceğiz. Birliğin ilk iş olarak üye yazarların yepyeni öykülerinden oluşan bir kitap yayınlayacağını daha önce duyurmuştuk. Bu kitabın da çok yakında polisiyeseverlerin masasında olacağını müjdeleyelim. …

Devamını OkuEDİTÖRDEN…

Paylaş:

GÜNLERDEN ÖLÜM

Paylaş:

Gecenin bir yarısı yatağımda hoplayarak uyandım. Çığlıklar… Kafam üst ranzanın demirine çarpmasaydı tüm bu seslerin berbat bir kâbusa ait olduğunu sanabilirdim. Ama gerçekti. Başımdaki acıya aldırmadan (galiba kanıyordu) yataktan fırladım. Tıpkı diğerleri gibi… Koğuştaki herkes muhtemelen benim hissettiklerime benzer duygularla uyanmıştı. Şimdi kimi yatağında doğrulmuş korku dolu bakışlarla seslerin geldiği yöne, dış kapıya bakıyor, kimi de benim gibi kapıya doğru koşturuyordu. Kapının dışından yükselen ve bütün mahpushaneyi uğursuz bir rüzgâr …

Devamını OkuGÜNLERDEN ÖLÜM

Paylaş:

ANAHTAR

Paylaş:

Müge, elinde kahvesiyle yatak odasının kapısında dikilmiş, yatağının üstünde öbek halinde duran kıyafetlerine bakıyordu. Ne giyecekti  bir türlü karar veremiyordu ve Şebnem’in düğününe bir hafta kalmıştı. Şebnem, çocukluk arkadaşıydı, aralarından su sızmazdı, onun yeri ayrıydı. Milli tenisçiydi, geleceğin genç raketlerini yetiştiriyordu. Ailesinin Polonezköy’de, geniş bir arazi üstüne kurulu butik oteli vardı, boş zamanlarında otelle ilgileniyor, ailesine yardım ediyordu. Nişanlısı Korhan da otelde personel müdürü olarak çalışıyordu. Düğünlerini, kır düğünü olarak …

Devamını OkuANAHTAR

Paylaş:

MİSS MARPLE VE SON MACERALARI

Paylaş:

Miss Marple, Agatha Christie’nin en az Hercule Poirot kadar ünlü bir dedektifi.  Bir çok kez sinemaya ve televizyon dizilerine de uyarlandı. Size bu sayıda sözünü edeceğim kitabın adı Miss Marple’ın Son Maceraları. Ancak buradaki öykülerin hiçbiri yeni değil. Tamamı, Agatha Christie’nin daha önce  yayınlanmış çeşitli kitaplarında dağınık bir biçimde yer almışlar. Jane Marple, ilk kez 1927 yılının Aralık ayında, The Royal Magazin’deki kısa bir öyküde göründü. Bundan sonraki ortaya çıkışı …

Devamını OkuMİSS MARPLE VE SON MACERALARI

Paylaş:

WIR SCHAFFEN DAS*

Paylaş:

Previously on Tilda ve Diğerleri: “Bu,” dedi nöbetçi doktor, “Bu ay içinde İstanbul’da görülen on dördüncü hamile ve uyuşturucu bağımlısı kadın vakası. Beş aydan büyük hamilelik, uyuşturucu bağımlılığı, deliryum nöbetleri. Bu kadınların uyuşturucuyu kendi istekleri ile almadıklarına inanmak için önemli sebeplerimiz var. Bağlantılı olduğunu düşünüyoruz.” Kaçırılıp hayatlarından ailelerinden koparılan kadınlar. Kaçırılıp hangi dinden olursa olsun din istismarı ile kandırılıp üstelik bir de uyuşturucuya alıştırıldıktan sonra hamile bırakılan, erkek çocuk doğurmayacak …

Devamını OkuWIR SCHAFFEN DAS*

Paylaş:

MAKSUDE HANIM’IN SIRRI – Feneryolu Cinayetleri

Paylaş:

Maksude Hanım ile bu yaz tanıştım. Kendisi, Feneryolu Cinayetleri adlı romanda, yıllarca gizlediği bir sırrı ihtiyarladığında açıklamaya karar vererek müthiş bir hikâyenin başlamasına sebep olan, eski İstanbul hanımefendisi bir karakter. Yazın en sıcak günlerinde, her şeyden sıkıldığım, tek isteğimin güzel bir kitabın sayfalarına gömülüp bir tür inzivaya çekilmek olduğu zamanlarda okuduğum Feneryolu Cinayetleri‘yle ilgili tek şikâyetim, çok çabuk bitmesi ve inzivamın kısa sürmesi oldu. Son derece sürükleyici bir kitaptı. Kitabın …

Devamını OkuMAKSUDE HANIM’IN SIRRI – Feneryolu Cinayetleri

Paylaş:

ERCAN AKBAY’DAN AKILÇELEN

Paylaş:

Ercan Akbay’ın Oğlak Yayınları tarafından 2015 yılında yayımlanan Nadia Groza Dosyası’nı ve 2016’da yine aynı yayınevi tarafından ilk basımı yapılan Akılçelen’i bu yıl içinde okudum. Ercan Akbay’ın Tilki Tilki Saat Kaç? ile başlayan hali hazırdaki üçlemesinden okuduğum ilk romanı Fotoğrafçılar Kulübü Nadia Groza Dosyası’ydı.  Karanlık, boğucu bir atmosferde geçen, son ana kadar sırrını koruyan cinayet öykülerinden biri Nadia Groza Dosyası. Karakterlerden empati kurabileceğiniz kimsenin olmaması farklı bir roman okuduğunuz hissine …

Devamını OkuERCAN AKBAY’DAN AKILÇELEN

Paylaş:

CERRAHIN ÖLÜMÜ

Paylaş:

BÖLÜM 1 Arabanın sinyal kolu takılmıştı yine. Ritmik ses yol boyunca beyninin içinde ötmüştü neredeyse. Müziğin sesini biraz daha açtı. Çok dakik bir insan olmakla övünürdü. Geç kalmaktan nefret ederdi.   Balık tutmaya ayırdığı izin gününde çağırılmış olması da ayrıca sinir bozucuydu. Yol bittiğinde, hasta yatağında ölümü bekleyen bir ihtiyar gibi inleyen arabasının kapısını sertçe kapattı. Bu mevsimde, bu soğuk ve yağışlı hava, dünyanın insanlığa vedasının yaklaştığının habercisi olmalıydı. Otelin kapısının …

Devamını OkuCERRAHIN ÖLÜMÜ

Paylaş:

Ejder

Paylaş:

Yüzümü kesen rüzgar, uykusuzluğumun izlerini silmekle yetinmiyor önümde duran ölü kadının kırmızı etekliğini de muzipçe havalandırıyordu. Muzipliği mi kaldı ulan bu işin, kadın ölmüş sen hala manzara peşindesin diyecek oldum ama rüzgarın kötülükten habersiz saf dünyasını kirletmemek için sustum. Gerçi o benim dünyamı bu hazin görüntü ile rahatsız etmeyi bilmişti üstelik aynı zaman bir hatırayı da estirmişti zihnime. “Biliyor musun Herkül, bir kadına en çok hangi renk yakışır?” “Hangi renk …

Devamını OkuEjder

Paylaş:

BOŞ EV MACERASI (II)

Paylaş:

Baker sokağındaki o yağmurlu yaz gününde Sherlock’un adresi 221-B’ye gelen mektuplardan biri işte o muzip Nikki Capar sayesinde böyle elime geçti. Aslında Nikki de farkında değildi. İstanbul’dan gelen mektupların hepsinin doğal olarak bana ait olacağını düşünmüştü. Bunların arasında bir tanesinin komşuma yazılmış olabileceği aklının ucundan dahi geçmemişti. Ben de mektuplara aynı kanıyla baktım önce. Hatta o mektubun üzerinde 221-B adresinin bulunduğunu onu tam açacağım sırada farkettim. “Özel” damgasını, balmumunu o …

Devamını OkuBOŞ EV MACERASI (II)

Paylaş:

MAHUR BESTE

Paylaş:

I. Puslu ve soğuk bir Londra akşamı… Thames üzerinde yoğunlaşan sis, yavaş yavaş kentin kuzeyine doğru yayılıyor… BBC’nin söylediğine göre hava sıcaklığı altı derece… Neyse ki, Tahsin’in Camden Town’daki dairesi yeterince ılık. Hatta, bir çokları için, fazlasıyla sıcak bile sayılabilir.   II. Gazetecilikten emekli olduktan sonra, Westbridge Koleji’nde halkla ilişkiler dersleri veren  Tahsin, o akşam eve geldiğinde, havanın iyice kararmış olmasına rağmen ışığı açmadı. Paltosunu karanlıkta çıkarıp holdeki askıya astıktan …

Devamını OkuMAHUR BESTE

Paylaş:

Polisiye Hikaye: BEN ÖLDÜRÜLDÜM

Paylaş:

Sonbaharın ayazı bomboş ve karanlık sokağı anne kucağı gibi sarıp sarmalamaya başlamıştı. Sararmış yapraklar kümeler halinde rüzgârdan oradan oraya savrulurken, gecenin ayazı ise her nefesimde içime dolup daha çok üşümeme sebep oldu. Bu geceki nöbetim bir trafik kazası sebebi ile uzamıştı. O kadar yorgundum ki, hastanenin otoparkına yürürken biri dokunsa düşecek kadar bitkindim. Park yerinin büyüklüğü ve ıssızlığı, yıllardır her gece nöbeti çıkışımda, gözümde sanki biraz daha büyüyerek korkumu güçlendiriyordu. …

Devamını OkuPolisiye Hikaye: BEN ÖLDÜRÜLDÜM

Paylaş:

GAZETECİNİN ÖLÜMÜ

Paylaş:

Komplo teorisi sever misiniz? Politik olayların gerisindeki gizli bilgilerin neler olduğunu öğrenmek hoşunuza gider mi? Cevabınız evetse, o zaman Elçin Poyrazlar’ın Gazetecinin Ölümü adlı romanı tam size göre demektir. Kitaptaki serüvenin hangi zaman diliminde geçtiği açıkça belirtilmese de olayların akışından, Arap Baharı sürecinin devamında yaşandığını anlıyoruz. O süreçte Türkiye’nin rolü neydi? ABD, Türkiye’den ne yapmasını istedi? Türkiye neden örneğin Suriye konusunda farklı politikalar izledi?  Bu sorulara öyle ya da böyle …

Devamını OkuGAZETECİNİN ÖLÜMÜ

Paylaş:

PHİLİP KERR ile BERLİN NOİR’E TARİHİ YOLCULUK

Paylaş:

Tarihi romanlar geçmişe yolculuktur. Eski zamanlarda hayatı yeniden yaşatmak gibi. Geçmiş zaman dilimlerinin çoğu acı ile doludur, hem de son raddesine kadar. Bu yolculuk aynı zamanda acıya da yolculuktur. Çünkü Tarih acılar ile doludur. Geriye dönüp baktığımız da en yakında, tarihin en büyük acılarını yaşatmış, dünyayı ölüm tarlalarina, savaş meydanlarına yollamış bir İkinci Dünya Savaşı var. İlk savaşın bile gölgede kaldığı bu savaş hiç kuşkusuz, yeni dünya düzeninin de başlangıcı …

Devamını OkuPHİLİP KERR ile BERLİN NOİR’E TARİHİ YOLCULUK

Paylaş:

Dragos Cinayeti

Paylaş:

Dragos cinayeti, bundan beş yıl öncesine ait bir olaydır.  Bu olayı, cinayetin soruşturmasını üstlenen Komiser Mitat’tan dinliyoruz… İstanbul’un, çapkınlıklarıyla tanınan ünlü kuyumcusu Agop Melekyan, Dragos’daki evinde bıçaklanarak öldürülmüştü. Ceset, çalışma odasındaki kapağı aralık olan büyük çelik kasa nın önünde, antika bir İran halısının üzerindeydi. Olay yerine geldiğimde adam öleli aşağı yukarı bir saat olmuştu. Bu da cinayetin öğleden sonra saat ikide işlendiğini gösteriyordu. Nitekim, Melekyan’ın bileğindeki saat, yere çarpınca tam …

Devamını OkuDragos Cinayeti

Paylaş:

KUZEYLİ CİNAYETLERİN BAŞARISI

Kuzey Polisiyesi
Paylaş:

Son yıllarda “Kuzey Polisiyesi” diye bir olgu yerleşti gerilim okumayı sevenlerin diline… Benim de en sevdiğim yazarlar oralardan çıkma açıkçası… Bunun nedenini bilemiyorum ama en azından 12 koca yıl yaşadığım Norveç’te edindiğim deneyimlerimi polisiye meraklıları ile paylaşabilirim. Çünkü ne kadar ilginçtir ki, ben de orada yazmaya başladım, hem de özel hayatında çok gülümseyen adeta  Joseph Kesselring’in ülkemizde “AHUDUDU” diye uyarlanan “ARSENIC AND OLD LACE” oyunundaki 2 tatlı katil hanım gibi …

Devamını OkuKUZEYLİ CİNAYETLERİN BAŞARISI

Paylaş:

SUÇ VE DELİ(L) ÇAĞI

Paylaş:

Anna Schönleben (sonradan Zwanziger soyadını alacaktır) 49 yaşına kadar yalnız yaşayan bir kadındı. Buna son verebilmek için hizmetçi olarak çeşitli malikanelerde çalışarak erkek avına çıktı. İlk kurbanı bir kadın oldu. Kadının tek hatası, zengin bir adamın eşi olmaktı. Ardından genç bir adamın evinde hizmetçi olarak göreve başladı. O da kısa sürede öldü. Tek suçu ise Anna’ya karşılık vermememesiydi. Bu sefer bir avukatın evinde hizmetçi olarak çalışmaya başladı. Önce avukatın eşi …

Devamını OkuSUÇ VE DELİ(L) ÇAĞI

Paylaş:

3. VE 4. SAYILARDAKİ BULMACANIN CEVABI

Paylaş:

Dedektif okurlarımıza merhaba. GECE YOLCUSU adlı polisiye bulmacanın cevabı şu şekildedir. Yabancı adamla karısı Stockwell’deki hastaneye gidiyorlardı. Çünkü kadın hamileydi ve doğum sancıları başlamıştı. Arabanın yakıtı bitince genç adam karısını arabada bıraktı ve  benzin alabileceği bir yer ya da bir araç bulabilmek için tek başına yürümeye başladı. Bu arada karısı doğum yaptı. Ama doğum sırasında öldü. Bebekse hâlâ yaşamaktaydı. Yani katil kadının bebeğiydi. Arabaya dışardan gelip girmemişti. O zaten hep …

Devamını Oku3. VE 4. SAYILARDAKİ BULMACANIN CEVABI

Paylaş:

PROFESYONEL

Paylaş:

Çizmekten daha iyi yaptığı şey hayatta kalmak olan bir çizerin suçla iç içe geçmiş öyküsü.   “Bir şeyi iyi yapıyorsan ondan para kazan” derler. Şimdilik iyi yaptığım şeyden, yani çizim yapmaktan yeteri kadar para kazanamıyorum. Tamam, aslında hiç kazanamıyorum, ama bu sorun değil. Çünkü bunca sene boyunca iyi yaptığım şeyden çok daha iyi yaptığım bir şey yaptığımı fark ettim ve bundan para kazanmaya başladım. Hayatta kalmaktan bahsediyorum. Çok klişe geliyor, …

Devamını OkuPROFESYONEL

Paylaş:

YİTİK OTOPSİ DOSYASI

Paylaş:

Soğuk bir kasım sabahı, Keçiören’de bulunan Adli Tıp Kurumu’nun tüm personeli, kurum bahçesinin içine kadar giren servislerinden inerek, çalıştıkları birimlerde bulunan odalarına gidiyorlardı. Kimisinin elinde rast geldiği bir simitçiden aldığı Kara Ankara Simidi, kimisinin elinde de bir kafeden aldığı, kese kâğıdı içinde poğaçası vardı. Ankara’nın buza kesen kuru ayazı, sıcak servislerinden indikten sonra, her birinin mahkeme duvarı gibi suratlarına çarptığında, yüzleri F Tipi Cezaevi’ne ait tek kişilik koğuşlara dönüyordu. Sıkı …

Devamını OkuYİTİK OTOPSİ DOSYASI

Paylaş:

BİR FENER BALIĞI POLİSİYESİ

Paylaş:

Fener Balığı: Lophiidae familyasına ait bir balık türü. Yüzünün önüne sarkan “feneri” ile denizin derinliklerindeki karanlıkta ışık yaparak ufak balıkları avlar. Türkiye’de Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi’nde bulunur. Ilık ve sıcak deniz diplerinde yaşayan, çirkin görüntüsü ile kendinden tiksindiren bir balık türüdür. Karanlık deniz diplerinde çamurlu zemine bedenlerinin bir bölümünü gömüp kendilerini kamufle ederek avlanır ve hayatlarını bu şekilde sürdürürler.’’ Sevgili Dedektif Dergi okurlarına, sevenlerine, bizi takip eden herkese Merhaba. Yok …

Devamını OkuBİR FENER BALIĞI POLİSİYESİ

Paylaş:

KARA HAFTA

Paylaş:

Kara Hafta başlıyor. Türkiye’nin en büyük polisiye edebiyat etkinliğine sayılı günler kaldı. Üçüncüsü düzenlenecek Kara Hafta İstanbul Festivali’nin bu yılki teması, yarattığı efsanevi İngiliz Gizli Servis ajanı James Bond karakteriyle bir fenomen haline gelen Britanyalı yazar Ian Fleming olacak. Bu yıl Deniz Bank ana sponsorluğunda gerçekleştirilecek olan Kara Hafta İstanbul Festivali, ilk kez 2015’de polisiyenin ölümsüz kraliçesi Agatha Christie’nin doğumunun 125. yılı şerefine yapılmış, 2016’da ise ünlü yazar Georges Simenon’un …

Devamını OkuKARA HAFTA

Paylaş:

OYUN

Paylaş:

Orhan, hastanenin bir kare siyah, bir kare beyaz yan yana konmuş karo taşlarının üzerinde ağır adımlarla ilerlerken, insanın içine sıkıntı veren kasvetli havasını, yüzüne takındığı umursamaz maskeyle zorlukla da olsa solumaya çalışıyordu. Her ne kadar dışarıya yansıtmamak istese ve yüzüne mermer kadar soğuk bir ifade  takınsa da , içten içe biliyordu ki bu ziyaret belki de hayatında yapmak mecburiyetinde olduğu en zor şeydi. Daha birkaç ay öncesine kadar her şey …

Devamını OkuOYUN

Paylaş:

SATIRLAR ARASINDA

Paylaş:

2.Bölüm (28 Aralık 1973 Cuma) Cuma günü uyandığımda kendime gelebilmem öğleden sonrayı bulmuştu. Zonklayan başımın ağrısını dindirmek için ağrı kesici alarak oturma odasına geçtim. Mithat telefonun başına geçmiş, ilk yüz yüze buluşmadan sonra evine gelip karşı tarafın aramasını bekleyen genç kızlar gibi heyecanla alete bakıyordu. Az sonra tutamacı eline alarak birkaç saniye durakladı. Ağır ağır numarayı çevirdi. “Alo, Hüseyin Bey’le görüşecektim. Ben Mithat Uzunlar” dedi hızlı hızlı. Beni fark edince …

Devamını OkuSATIRLAR ARASINDA

Paylaş: