Baba-4 : “Ben Şeytan Değilim”

Paylaş:

Onca şahide rağmen gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, acının kalplere, geçmiş ve geleceğinse zihnin karanlık mağarasına gömüldüğü anlar vardır. Kimsenin hatırlamak istemediği, bulanık anlar… Akışın durduğu zaman boşlukları… Sır deriz bu anlara. Ve iki kişiden fazla ise bu görülmeyenlerin şahidi, sır lanete dönüşür. Bilenleri sonsuza dek susturacak, yeniden yalnız, yapayalnız kalacaktır. Bilen kimse kalmadığında lanet toprağa gömülür ve adı yeniden sır olur. Ta ki biri onu gömüldüğü yerden kazıp çıkarana dek… …

Devamını OkuBaba-4 : “Ben Şeytan Değilim”

Paylaş:

GÜNLERDEN ÖLÜM

Paylaş:

Gecenin bir yarısı yatağımda hoplayarak uyandım. Çığlıklar… Kafam üst ranzanın demirine çarpmasaydı tüm bu seslerin berbat bir kâbusa ait olduğunu sanabilirdim. Ama gerçekti. Başımdaki acıya aldırmadan (galiba kanıyordu) yataktan fırladım. Tıpkı diğerleri gibi… Koğuştaki herkes muhtemelen benim hissettiklerime benzer duygularla uyanmıştı. Şimdi kimi yatağında doğrulmuş korku dolu bakışlarla seslerin geldiği yöne, dış kapıya bakıyor, kimi de benim gibi kapıya doğru koşturuyordu. Kapının dışından yükselen ve bütün mahpushaneyi uğursuz bir rüzgâr …

Devamını OkuGÜNLERDEN ÖLÜM

Paylaş:

Hapishane Hikayeleri – Baba 2

hapishane hikayeleri baba
Paylaş:

Cigarasını yavaşça tablaya bastırdıktan sonra bıyıklarını sıvazladı, ağır ağır doğruldu. O kadar sakindi ki saniyeler sonra bu adamın şiddetli bir fırtına koparacağını kimse tahmin edemezdi. Ben de edememiştim. Usulca yürüdü. Beş adım sonra karşı duvarın dibinde tespihini sallayan Süleyman’ın; sakallı, bağrı açık delikanlının yanına vardı. İşte o andan sonra yaşananlar anormal bir hızla gelişti. Kimse ne olduğunu, nasıl olduğunu anlamamıştı bile. Sakallı eleman, burnu kanlar içinde, yerde kıvranarak bağırıyordu. Baba, …

Devamını OkuHapishane Hikayeleri – Baba 2

Paylaş:

Hapishane Hikayesi “Baba”

Hapishane hikayesi Baba
Paylaş:

“Sonunu bildiğin oyunları oynama.” Çıkmaya yakın, hep bunu derdi. Sonrasında da bakışlarını öylece üzerime diker, sesini hafifçe alçaltır ve eklerdi: “Kazanacağını bilsen bile!” Başımı öne eğip sessizliğe bürünür ama bir yandan da “Hadi lan oradan!” diyerek karşı çıkardım. Tabii içimden. “Kazanacağını biliyorsun ama oynamıyorsun! Peh! Saçmalığın dik alâsı!” O günlerde Baba’ya yüksek sesle itiraz edemezdik. Göt isterdi. Baba, garip adamdı. Hayatımda tanıdığım en garip adam… Aradan nereden baksan yirmi sene …

Devamını OkuHapishane Hikayesi “Baba”

Paylaş:

Bilimkurgu hikayesi – Tanık

bilim kurgu hikaye tanık günay gafur
Paylaş:

 “…Ve bazıları ışığın, bazıları gölgenin peşine düştü.” – T.S.Eliot – Türkiye – 2178 Remzi, dokuz çilek ve iki küçük şeker kamışıyla eve geldiğinde sabahın dördüydü. Günde on altı saat çalışan bir yeraltı işçisi için oldukça dokunaklı bir sahne… Dokunaklı ve de göz yaşartıcı… Sol gözü yaşardı. Diğerini o lanetli gecede, şiddetli ışıma yüzünden kaybetmişti. Karısını düşündü. Hiç unutamadığı karısını… Hamileydi. Kıyamet, doğuma dört ay kala kopmuştu. Bombalar patlamış, yeri göğü …

Devamını OkuBilimkurgu hikayesi – Tanık

Paylaş: