Kusursuz Plan

Yılın son gününde Tarık, aklından patronunun her yıl düzenlediği eğlenceye katılmamak için nasıl bir mazeret bulacağını, hangi yalanı uyduracağını düşünürken, bir yandan da ofisteki işlerini toparlamaya  çalışıyordu. İşe başladığı ve çekirdek kadro denilen iletişim şirketinin üst yönetimine, halasının hatırlı dostları sayesinde, üniversiteden mezun olur olmaz başladığı süre içinde, beş yıldır tekrarlanan partiye bu yıl katılmak istemiyordu. Şirket çalışanları ile çok iyi anlaşsa da bu yıl arkadaşları ile eski yıla veda …

Devamını OkuKusursuz Plan

Yetenekli Bay Haydar

Çocukken de yetenekliydi Haydar. Yeteneğinin nereden geldiği konusunda ise hiçbir fikri yoktu. Annesi ve babası cahil insanlardı. Kardeşleri, uyuşturucu satıcılığı, araba hırsızlığı ve kapkaççılık gibi iş kollarında yeteneklerini göstermek isterlerken cezaevini boylamışlardı. Haydar bu tür işleri aptalların, kafası çalışmayanların yapacağı işler olarak görür, küçümserdi. Hayatında girmemişti böyle toplara. Yeteneğini, ortaokulda okurken kendisine sahte öğrenci pasosu yaparak keşfetmişti. Sonra birkaç arkadaşına daha derken, bayağı hoşlanmıştı bu işten. İkinci icraatı, liseye geçtiği …

Devamını OkuYetenekli Bay Haydar

Kayıp Aranıyor

Dııııt dııııt…dıııt dıııt…dıııt dıııt… … Halacığım, nerelerdesin? Vatsapa niye cevap vermiyorsun? …. Halacım orada mısın? …. Artık merak etmeye başladım. Annem seni evde diyor ama cevap vermiyorsun. …. Akşama gelince yine arayacağım. Evde ol lütfen. Çok önemli! …. Dııııt dııııt…dıııt dıııt…dıııt dıııt… “Hah, geldim.” “E yani, halacım, nihayet bulabildim seni:” “Duymamışım yavrum. Misafirim vardı.” “Aaa saçlarını mı kestirdin? Güzel olmuş. Gülü güle kullan.” “Teşekkür ederim yavrum. Biraz kısalttım. Yaza hazırlık. …

Devamını OkuKayıp Aranıyor

Tilda Ve Diğerleri/10

BİR AĞAÇ BİR KİTAP BİR EVLAT   Previously on Tilda ve Diğerleri: 24 Haziran 2018 gecesi, oy vermek için gittiği memleketi Şırnak’tan İstanbul’a döndüğü anda Mehmet Cinozoğlu’nun cep telefonuna bir mesaj geldi: TİLDA VURULDU. SİYAMİ ERSEK ACİLDEYİZ. Seçim gecesi açıklanmaya başlanan sonuçlarla zafer sarhoşluğu içinde galeyana gelen insanların rast gele havaya attığı kurşunlardan biri gelip Tilda’yı bürosunun penceresinde bulmuştu. Belinin sol yanından giren maganda kurşunu, omurilikte takılıp kalmıştı. Eğer kurşun …

Devamını OkuTilda Ve Diğerleri/10

Adam Uyandı

Emre, otelin personel kapısından içeriye girdiğinde kat hizmetçisi kızlar yine kıkırdadılar. Delikanlı her gün yaptığı gibi onları görmezden gelerek yoluna devam etti. Emre için resepsiyon görevlisi olmak demek, statü olarak onlardan daha yukarıda olmak demekti. Yakışıklı bir gençti ve kendisi de bunun farkındaydı. Üç yıldır bu otelde çalışıyordu. Almanya’da doğmuş ve büyümüştü. Ailesi ülkeye kesin dönüş yaptığında bir süre ülkeye ayak uyduramamıştı. Rahmetli babası bir tanıdık vasıtasıyla ona bu işi …

Devamını OkuAdam Uyandı

Dora’nın Rüyaları

Müge, tavanı camla kaplı çatı katındaki odasında yatağının üstüne sırtüstü uzanmış, muhteşem kızıllıktaki ay’ı seyrediyordu. Ay, parlak yıldızların arasında bir yakut taşı gibi duruyordu. Bu yaz, kendine ayırdığı bir aylık tatilini Antalya’nın Demre ilçesinde geçirmeye karar verdi. Sevgili komşusu Perinur’un burada, geniş bahçe içerisinde güzel bir yazlığı vardı. Perinur, her sene Mayıs ayının sonuna doğru yazlığına gider ufak tefek tadilat işlerini yaptırır ve Ekim ayının sonuna kadar kalırdı. Müge, her …

Devamını OkuDora’nın Rüyaları

Esra Rengiz Öldü

Antalya’nın dar gelirli ailelerinin yanı sıra yeni atanmış kamu personellerinin de tercih ettiği, toprak yollu, kaldırımsız, bir, iki katlı evleri ile tepede belediye hizmetlerinden pek yoksun bir işçi mahallesinin üstünde kurşunî bulutlar küme küme toplanmışlardı, güneş, tam tepede olduğu ân olmasına rağmen gözükmüyordu. Bir kış gününü andıran güz günüydü. Birkaç gün evvel yağmur yağdığı için toprak yollar çamurluydu. Arabaların lastikleri de öyle. Bakkala gidip gelen herkesin terliğinde yahut ayakkabısında bu …

Devamını OkuEsra Rengiz Öldü

Tutsak

Okurlarımızdan gelen hikâyeleri yayınlamaya devam ediyoruz. Bu sayımızda değerli okurumuz Orçun Yenilmez’in gönderdiği hikâyeye yer verdik. Beğenerek okumanızı dileriz. Mayıs ayının ortalarında parlayan masmavi bir gökyüzü vardı İzmir’de. Sert bir kışın ardından hafif esinti ve güneşin ışıltısı insanın ruhunu okşuyordu.  Bunaltıcı sıcaklar öncesi baharın tadını çıkarıyordu Cengiz. Kendi kabuğuna çekilmiş, sessizliğin dinginliğini yaşıyordu. Son uğraştıkları olayda kara bulutların üzerinde dolaştığı davayı aydınlatmayı başaramamışlardı. Nerede hata yaptıklarını, hangi ayrıntıyı atladıklarını düşünüyordu. …

Devamını OkuTutsak

Tilda’nın Seçimi

Previously on Tilda ve Diğerleri: Dedektif Tilda ve arkadaşlarının Londra’da olağanüstü tesadüfler sonucu karşılaştıkları Shula Cohen isimli MI6 ajanına, 57 yıl önce çekilmiş bir fotoğraftaki sandığı bulma görevi verilmişti. Sandık bu, ağzı yok, dili yok nasıl konuşacaktı? Biraz araştırma yapınca, sandığın özel yapım olduğu ortaya çıktı. Fotoğraftaki kişilerden biri Tilda’nın asistanı Mehmet Cinozoğlu’nun Şırnak’ın Yağlıca köyünde yaşayan dedesi, diğeri de MI6 ajanı Shula Cohen’in merhum anneannesi olduğu için işbirliği yaparak …

Devamını OkuTilda’nın Seçimi

Postacı

Kulak zarıma tecavüz edercesine patlayan silahın sesini işittiğimde aydınlanan zihnim, küflü ekmek kokan ortamın rutubetini bastırırcasına genzimi yakan barut ve kulaklarımdaki çınlamanın yerini alan metal hışırtısı yanında insan sesi… Aralanan göz kapaklarımın beynime ilettiği görüntülerde yere kapaklanan birileri var. Metalik hışırtı bileklerine bağlanan zincirlerden geliyor. Bir de daha evvel yere serilmiş iki kişiye ait görüntü… Ölü iki kişi… Öldürülmüş, kafalarından vurulmuş iki kişi… Siyah betonun üzerinde bir toplu tabanca ve …

Devamını OkuPostacı

Gerbera

Hava kararmak üzereydi. Çiçekçinin önüne park ettik aracımızı. Olay Yeri İnceleme Şubesi’nin elemanları işlerini bitirmişler, çantalarını minibüse yerleştirmekle meşguldüler. Bir yanı emlakçı, diğer yanı butik olan dükkana adım attığımızda, çiçek kokusundan önce kan kokusu çarptı burnumuza. Mekanın orta yerinde, takım elbiseli bir adam yatıyordu. Göğsünden iki kez vurulmuştu. Bir diğer kurşun ise sol gözünün altından girmişti. Göğüs cebinde bordo bir mendil olan lacivert takım elbisesi ‘pahalıyım ben’ diye bas bas …

Devamını OkuGerbera

Taş Devri’nde Sevişmek

Kaç yaşındayım bilmiyorum. Doğarken orada değildim sanırım. Nasıl doğduğum konusunda bir fikrim de yok. Hatırladığım ilk görüntü bir mağaranın içinde altı kadar mahlûk oluşumuzdu. Günler ilerledikçe altı kişilik mahlûktan dördümüz dağıldık. Sadece koca adam ve koca kadın kaldı benim çıktığımda. Bir daha görüşülmedi. Azı dişlerim dökülmeden önce yerleştim buraya. Çevrede az mağara var ve iyi mahlûklar yaşıyor. Üç mağara ötede oturan sitemizin yöneticisi Celal Çavuş’un kızı Necla’ya âşık olmasaydım belki …

Devamını OkuTaş Devri’nde Sevişmek