Editörden

Dedektif Dergi’nin 9. Sayısından herkese merhaba. Türkiye’nin ilk ve tek dijital polisiye dergisi Dedektif, bu sıcak yaz günlerinde içinizi serinletecek polisiye öykü  ve yazılarıyla yeniden karşınızda. Bütün amacı polisiyeyi sevdirmek, polisiyeye yeni yazarlar kazandırmak ve polisiye yazarlarını okurlarıyla buluşturmak olan olan Dedektif’e her zaman olduğu gibi, bilgisayarınızdan, cep telefonunuzdan ve tabletinizden kolayca ulaşabilirsiniz. Üstelik bunun için hiçbir ücret ödemenize de gerek yok. Dedektif, bu sayıda da bomba gibi. Ama önce …

Devamını OkuEditörden

Tilda’nın Seçimi

Previously on Tilda ve Diğerleri: Dedektif Tilda ve arkadaşlarının Londra’da olağanüstü tesadüfler sonucu karşılaştıkları Shula Cohen isimli MI6 ajanına, 57 yıl önce çekilmiş bir fotoğraftaki sandığı bulma görevi verilmişti. Sandık bu, ağzı yok, dili yok nasıl konuşacaktı? Biraz araştırma yapınca, sandığın özel yapım olduğu ortaya çıktı. Fotoğraftaki kişilerden biri Tilda’nın asistanı Mehmet Cinozoğlu’nun Şırnak’ın Yağlıca köyünde yaşayan dedesi, diğeri de MI6 ajanı Shula Cohen’in merhum anneannesi olduğu için işbirliği yaparak …

Devamını OkuTilda’nın Seçimi

Postacı

Kulak zarıma tecavüz edercesine patlayan silahın sesini işittiğimde aydınlanan zihnim, küflü ekmek kokan ortamın rutubetini bastırırcasına genzimi yakan barut ve kulaklarımdaki çınlamanın yerini alan metal hışırtısı yanında insan sesi… Aralanan göz kapaklarımın beynime ilettiği görüntülerde yere kapaklanan birileri var. Metalik hışırtı bileklerine bağlanan zincirlerden geliyor. Bir de daha evvel yere serilmiş iki kişiye ait görüntü… Ölü iki kişi… Öldürülmüş, kafalarından vurulmuş iki kişi… Siyah betonun üzerinde bir toplu tabanca ve …

Devamını OkuPostacı

Gerbera

Hava kararmak üzereydi. Çiçekçinin önüne park ettik aracımızı. Olay Yeri İnceleme Şubesi’nin elemanları işlerini bitirmişler, çantalarını minibüse yerleştirmekle meşguldüler. Bir yanı emlakçı, diğer yanı butik olan dükkana adım attığımızda, çiçek kokusundan önce kan kokusu çarptı burnumuza. Mekanın orta yerinde, takım elbiseli bir adam yatıyordu. Göğsünden iki kez vurulmuştu. Bir diğer kurşun ise sol gözünün altından girmişti. Göğüs cebinde bordo bir mendil olan lacivert takım elbisesi ‘pahalıyım ben’ diye bas bas …

Devamını OkuGerbera

Taş Devri’nde Sevişmek

Kaç yaşındayım bilmiyorum. Doğarken orada değildim sanırım. Nasıl doğduğum konusunda bir fikrim de yok. Hatırladığım ilk görüntü bir mağaranın içinde altı kadar mahlûk oluşumuzdu. Günler ilerledikçe altı kişilik mahlûktan dördümüz dağıldık. Sadece koca adam ve koca kadın kaldı benim çıktığımda. Bir daha görüşülmedi. Azı dişlerim dökülmeden önce yerleştim buraya. Çevrede az mağara var ve iyi mahlûklar yaşıyor. Üç mağara ötede oturan sitemizin yöneticisi Celal Çavuş’un kızı Necla’ya âşık olmasaydım belki …

Devamını OkuTaş Devri’nde Sevişmek

Kurban

Bulunduğum odada gözlerimi açtığımda, bilincimin hala uyuyor olduğunu, gözümün önünde beliren kabusun parçasının çanlı oluşundan anlamam uzun sürmedi. Karanlık bir odada ellerim duvara zincirlenmiş ama ben sanki ne olacağını biliyormuş gibi kıpırdamadan bekliyordum. Yanımdan geçen ve bana tüyleri ile dokunan hayvan bile bu sakinliğimi bozamamıştı. Oysa ki hiç bir tüylü hayvana dokunamam ben. Burada korkmam veya bağırmam için tutulmadığımı biliyordum. Bu bilinç ile hiç sesimi çıkarmadan kıpırtısız bir halde dizlerimin …

Devamını OkuKurban

Onu Biz Öldürdük

Bak ölümü gör, şimdi sana anlatacaklarımı kimseye anlatma.  Biliyorsun, şu hayatta senden daha fazla güvendiğim kimsem yok. Benim için kalkıp ta Norveç’ten geldin ya, haksız mıyım sana kıymetlimsin demekte. Onu biz öldürdük aslında, bunu senden başkasına nasıl anlatabilirim ki! Bana öyle bakma! Her şeyi anlatacağım. Sema ile tanışmamızdan cinayeti nasıl planladığımıza varıncaya dek her şeyi ama kafam çok karışık, tüm olaylar birbirine girmiş gibi, sakinleştiricilerden sanırım. Birkaç hafta önceye kadar …

Devamını OkuOnu Biz Öldürdük

En Büyük Korkun Nedir?

Okurlarımızdan gelen hikâyeleri yayınlamaya devam ediyoruz. Bu sayımızda değerli okurumuz Burak Demir’in gönderdiği hikâyeye yer verdik. Beğenerek okumanızı dileriz. Selim arabasının arka koltuğuna yaslanmış, gözlerini kapamış, düşünüyordu. Dün gece evine biri girmişti. Uyanmış, sesini duymuş ama içeri gireni görememişti. İşin garibi, para, değerli antika eşyalar, pahalı saatlerle dolu evden hiçbir şey çalınmamıştı. Zenginlerin yaşadığı, bol kodamanlı bir sitede yaşıyordu. Bu insanlar yaşadıkları yerlere kendini beğenmişlik ve samimiyetsizlikle birlikte bolca parayla …

Devamını OkuEn Büyük Korkun Nedir?

İntikam

Londra’nın intikam tarihi, içi çelik bolero şapkalarıyla hasım tanımayan – biri şemsiyeli bir centilmen, diğeri yüksek sivri topuklu pabuçlarıyla siyah kuşak karate hareketlerini yeni bir düzeye taşıyan bayan, çoğumuzun Tatlı Sert adıyla hiç unutmadığımız o meşhur çift sayesinde yazılmıştır. Bay ve Bayan Steel’in beyaz kasklarını başlarına geçirip motorsikletlerine atladığı günden beri, ellerinde çekiç testere sağı solu terörize etmeye kalkışan çetelere mahallenin huzurunu kaçırma imkanı kalmamıştır. Komşumun Tatlı Sert’i yakından incelemiş, …

Devamını Okuİntikam

Kanlakarışık

Geçen yıl ilk kez bir araya gelen polisiye yazarlarımızın kurduğu Türkiye Polisiye Yazarları Birliği (POYABİR) bir hikaye kitabı hazırlamış. Adı  KANLAKARIŞIK. Çınar Yayınları tarafından 2018 yılının Nisan ayında basılan kitapta 20 polisiye hikaye yer alıyor. Öncelikle kitabın baskı kalitesinin çok iyi olduğunu söyleyeyim. Kapağı, kağıdı,cildi özene bezene yapılmış. Sadece bu bile insanda kitabın sayfalarını çevirip okuma isteği uyandırıyor. Bir kitabı okurken, elde tutmanın verdiği rahatlığın da okuma keyfini artırdığını yeri …

Devamını OkuKanlakarışık

Yaprak Öz’le Röportaj

Dedektif Dergi okurlarına Merhaba. Bu sayımızda polisiye edebiyatında farklı bir yeri olan Yaprak Öz ile röportajımıza yer vereceğiz. Keyifle okumanız dileğiyle. Yaprak Öz, İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültür ve Edebiyatı Bölümünde öğrenimini tamamladı. Şiirleri ve yazıları, yurtiçi ve yurt dışında birçok gazete ve dergide yayımlandı. Yazarın ilk şiir kitabı ‘’Fırtına Günlüğü’’ 2006’da yayımlandı. İkinci şiir kitabı ‘’Şiirli Müzik Kutusu’’ 2009’da yayımlandı ve Cemal Süreya Başarı Ödülüne layık görüldü. Yaprak Öz, çağdaş …

Devamını OkuYaprak Öz’le Röportaj

Yan Evin Sırrı

Rahmetli babaannem ben küçükken ona derdini anlatmaya gelen arkadaşlarına her zaman bir çare bulmak için çok çaba harcardı ve sır saklamayı çok iyi bilirdi. Bazen rutin işlerinden geri kalırdı, ona “Neden bu kadar uğraşıyorsun babaanne bak insanlar senin işlerini hiç umursamıyor hep kendi dertlerini anlatıyorlar” dediğim zaman bana “ Güzel kızım, bak birazdan akşam olacak ve her evin ışığı yanacak ama nasıl yanacak, kimin de hüzün kimin de acı kimin …

Devamını OkuYan Evin Sırrı

Kötülüğün Modern Yüzü ve Terör Yılları

1953’de Avustralya’da Caroline ‘Thally Hala’ Grills isimli seril katil, dört kişiyi zehirleyerek öldürmüştü. Zehirlemek için kullandığı talyum maddesinden ötürü lakabını almıştır. Ayrıca iki kişiyi de öldürmeye çalışmıştı. Grills çevresi tarafından şirin nine olarak adlandırılırken, aslında acımasız bir seri katil olabileceğini kimse düşünemezdi. Mahkemeye çıkarıldığında altmış üç yaşındaydı. Öldürme dürtüsü ise tamamen bir kişiyi öldürme gücünden gelmekteydi. Bu ve benzer dürtüleri birçok erkek seri katillerde görmek mümkün. Ama kadın seri katiller …

Devamını OkuKötülüğün Modern Yüzü ve Terör Yılları

Bir Kırlangıçın Çığlığı

‘’Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem’’   Böyle başlıyor Ahmet Ümit’in son romanı. Kırlangıç Çığlığı. Bir Başkomiser Nevzat polisiyesi. Önceki tarihi romanlarının aksine, bu defa güncel olaylar üzerine kurgulanmış bir kitap yazmış Ahmet Ümit. Profesyonelce işlenmiş cinayetler, katilin olay yerinde bıraktığı gizemli oyuncaklar, ipucu dahi bulunamayan ölümler ve tüm bunların merkezinde, cinayetleri çözmeye çalışan bir Başkomiser Nevzat görüyoruz. Romanın kahramanı başkomiserimiz, serinkanlı ve aceleci olmayan, bilge yapısıyla soğukkanlı …

Devamını OkuBir Kırlangıçın Çığlığı

Bir Dünya Polisiye

Bu sayıda sizler için bir liste hazırlamak istedim: Çeşitli ülkelerden beğenerek izlediğim polisiye filmler listesi.  Amerikan yapımı filmlerden sıkıldaysanız, farklı kültürlerde polisiye algısıyla buluşmaya ne dersiniz? Listemde bir Amerikan filmi de var, ancak pek çok önemli yönetmenin en sevdiği polisiye filmlerden biri olan ve ilginç örgüsüyle A.B.D.’den çıkmış muhteşem polisiyelerden sayılması açısından, onu da listeme ekledim. İçlerinde izlemedikleriniz olabileceğini düşünerek, şimdiden iyi seyirler dilerim.   1- Tesis Sobre un Homicidio …

Devamını OkuBir Dünya Polisiye

Polisiye Bulmaca-Zengin Dulun Ölümü

Ofiste milletin birden telaşlandığını görünce, yardımcım Emir’i çağırıp “Ne oluyor, ne bu gürültü patırtı?” diye sordum. “Önemli bir cinayet ihbarı filan mı geldi yoksa?” Emir, “Yok Komiserim,” dedi. “Dolar bu sabah 38 liraya fırlamış. Onu konuşuyorlar.” “Borsa mı lan burası?” diye gürledim. Sık sık bağırıp çağıran biri olmadığım için, bu narama herkes şaşırdı, bir anda suspus oluverdiler. Ama tepem atmıştı bir kere. Söylenmeye devam ettim. “Bize ne yahu dolardan molardan? …

Devamını OkuPolisiye Bulmaca-Zengin Dulun Ölümü

8. Sayıdaki Polisiye Bulmacanın Cevabı

Evet, sevgili  Dedektif okurları. Nihayet sıra geldi, geçen sayıdaki bulmacamızın doğru cevabına. Dedektif dostlarımızın çoğu Komiser Mitat’tan önce katilin kim olduğunu bildiler. İçlerinde cinayet sebebini bulanlar da oldu. Ancak, katilin neden o kişi olabileceği konusunda hemen hemen herkes yanıldı.  Anlattığımız öyküde çok önemli çelişki vardı ve bu çelişkinin sahibi de katilin kendisiydi. Daha doğrusu katil yalan söylüyordu. Peki onun yalan söylediğini biz nereden anlıyorduk? Olgulardan tabii ki. Olgular, soruşturmaya dahil …

Devamını Oku8. Sayıdaki Polisiye Bulmacanın Cevabı

EDİTÖRDEN

Türkiye’nin ilk ve tek  polisiye e-dergisinden herkese MERHABA! Hummalı bir çalışmanın sonunda sekizinci sayımızla huzurlarınızdayız. Biliyorsunuz, sizinle ilk buluşmamızda  polisiye hikâyelere  ağırlık vereceğimizi, polisiye üzerine yazan herkese sayfalarımızı açacağımızı, amacımızın polisiye yazarlarımızla okurlarını buluşturmak olduğunu söylemiştik.  Bugüne kadar yüze yakın polisiye hikâye ve bir o kadar da polisiye içerikli yazı yayınlayarak bu sözümüzde durduk. Bundan sonra da aynı anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Polisiye ile ilgileniyorsanız bize mutlaka yazınız, çalışmalarınızı gönderiniz, …

Devamını OkuEDİTÖRDEN

AGATHA CHRİSTİE’NİN EVİ

AGATHA CHRİSTİE’NİN EVİ VE YAŞAMININ BİLİNMEYEN YANLARI   ‘Yavaş’ bir çocuk Agatha Chirstie’nin aile evini bugün görseniz, sıkıntısız bir şekilde bu güzellikler içinde ben de yazar olurdum tabii ki, dersiniz belki. Fakat ünlü yazarın yaşamına baktığınızda onun da, hayatın iniş ve çıkışlarından payına düşeni aldığını anlarsınız hemen. Evinde sergilenen gazete küpürlerinde kendi ağzından yazıldığı gibi “Hiç bir hırsım yoktu,” diyor Agatha. “Hele yazar olmak aklımın köşesinden bile geçmiyordu. O ablamın …

Devamını OkuAGATHA CHRİSTİE’NİN EVİ

SAVAŞIN ETKİSİ VE KADININ GÜCÜ

Savaş sonrası dönemde, Amerika’nın birçok bölgesinde seri cinayetler işlendi. Pek çok seri cinayet zinciri aydınlatılmadan kapandı. Avrupa’da durum çok farklı değildi. İspanya’da, Angelita isimli bir çocuk, Barselona polisine inanılması güç bir hikâye anlatacaktı. Bir cadı tarafından kaçırılıp alıkoyulduğunu iddia eden bu küçük kız, insan eti yemeğe zorlandığını söyledi. Kızın peşinden giden polis memurları eski bir eve vardılar. Evde yaşayan Marti  Enriqueta’yı tutuklayan polisler, dehşet veren gerçekle adeta şok olmuşlardı. Hikâye …

Devamını OkuSAVAŞIN ETKİSİ VE KADININ GÜCÜ

AŞK CİNAYETLERİ / 2

Aşk cinayetleri deyince aklımıza hep sevgilisi, kocası ya da karısı tarafından öldürülen kişiler gelir. Genelde bu cinayetler kıskançlık, dedikodu, aldatma gibi nedenlerle işlenir. Cinayetin her türlüsü korkunçtur ama bir de öyle aşk cinayetleri var ki bunlar daha bir içler acısıdır. Aile içi cinayetler… Bu cinayetlerden biri de benim yaşadığım muhitte işlenince ister istemez daha bir hassas yaklaşıyorum bu olaylara. Adıyaman’da yaşanmış bir olaydan bahsedeceğim bugün sizlere. On altı yaşında liseli …

Devamını OkuAŞK CİNAYETLERİ / 2

RÖPORTAJ / ARKIN GELİŞİN’LE POLİSİYE ÜZERİNE

Melih Tomak’ın Arkın Gelişin’le röportajı   Çok klasik bir soruyla başlamak istiyorum, Arkın Gelişin kimdir? 1976 İstanbul doğumluyum. Yaklaşık olarak yirmi beş sene Almanya’da yaşadım. Daha sonra Türkiye’ye kesin dönüş yaptım. 2011 yılında ilk romanım Bir Seri Katilin Günlüğü yayımlandı. Üç tanesi roman ve beş tanesi araştırma kitabı olarak toplam sekiz tane kitabım yayımlandı. Araştırmalarım ağırlıklı olarak seri katiller ve suç-suçlu psikolojisi üzerine kurgulanmıştır. Romanlarım da Efe Sönmez karakteri üzerinden …

Devamını OkuRÖPORTAJ / ARKIN GELİŞİN’LE POLİSİYE ÜZERİNE

BAKER SOKAĞINA DÜŞMÜŞ BİR YALNIZLIK

Maalesef kadınlara bakış açısıyla övünülebilecek bir tip değil komşum. Kadın cinsine bakışını karartır önyargı. Kadınları çoğu zaman, aşırı duygusal, kibir kurbanı, kaprisli, boş hevesli diye etiketleyip yerleştirir defterine. Buna rağmen, güzelliğini ondan daha çabuk, ondan daha zeki, ondan çok daha üstün muhakeme yeteneğine borçlu, o harika İrene Adler’e kalbini kaptırmıştır. Ve o gün bugündür onun üstüne gül kokladığını görmedim. Muhtemeldir, belki ismini şimdi kimsenin hatırlamadığı çarpıcı bir şarkıcıyla bir geceliğine …

Devamını OkuBAKER SOKAĞINA DÜŞMÜŞ BİR YALNIZLIK

ZEKANIN FAZLASI

1923 yılının sonbaharında, Nathan Leopold ve Richard Loeb adındaki iki genç arkadaş, gerçekleştirdikleri küçük  çaplı bir hırsızlığın ardından, aynı zamanda sevgili olan ikiliden Leopold’un şikayetleri ve söylenmeleriyle başlayan bir tartışma sırasında ilk büyük suç planlarını yaptılar. Leopold ilişkilerinden memnun değildi ve sürekli olarak Loeb’in suç içeren planlarına dahil ediliyordu. İkili o güne dek pek çok hırsızlık yapmış, birkaç kez yangın çıkarmış ancak hepsi önemsiz suçlar olarak kabul görmüş ve asla gazetelerde …

Devamını OkuZEKANIN FAZLASI

FENERYOLU CİNAYETLERİ

Genelde hızlı tempolu polisiye kitaplar okumayı sevdiğimden Fener Yolu cinayetleri’ni okumaya başlarken biraz tereddütlüydüm açıkcası. Nedeni ise kapalı oda cinayetleri tarzında yazılmış bir kitap olmasından kaynaklıydı. Bir cinayet işlenir akabinde bir acar dedektif ortaya çıkar ve maktulün etrafında kim varsa onları sorguya çeker ve suçluyu tahmin edip kanıtları ortaya çıkarır ve cinayet çözümlenir. Genelde Agatha Christie romanlarında alışık olduğumuz bu tarzı çok sık okuduğumu söyleyemem. Daha önce de dediğim gibi …

Devamını OkuFENERYOLU CİNAYETLERİ

KIYAMET

Üç Gün Sonra… Asırlar gibi gelen üç günün ardından akşam saatlerinde koğuşun büyük demir kapısı gıcırtıyla açıldı. Gardiyan Hayrettin ve yanında getirdiği temiz yüzlü, yaşlıca bir adam belirdi. O dakikaya kadar ne Baba’yla ne de Profesör’le tek kelime konuşmuştum. Yatağımın altında duran siyah yılanın varlığından ve kopacak olan kıyametten başka hiçbir şey düşünmemiştim. Uykularım da yılanlar ve şeytanlarla dolu kâbuslar yüzünden bölünüp durmuştu. İşte şimdi uykusuz gecelerimin, kâbuslarımın ve sorularımın …

Devamını OkuKIYAMET

APARTMAN

Komiserimin evinin kocaman bir balkonu var. Balkon dediğimde kızıyor, “Teras ulan burası andaval, hangi balkonda böyle ağaç gördün sen?” diyor. Haklı. Balkon değil orman sanki. Adını bile bilmediğim türlü ağaç var orada. Her yanını da açılır kapanır cam yaptırmış. Bir de (nereden gördüyse artık) şu yeni çıkan doğalgazlı sobalardan alıp camların önlerine birer tane koymuş.  Soğuk havalarda bile sıcacık oturuyoruz. Bitkilerin tam ortasına demir ferforje ayaklı geniş bir masa yerleştirmiş. …

Devamını OkuAPARTMAN

İKİ MESSİ BİR İPTE OYNAMAZ

On beş-on altı yaşlarındaydı. Kaldırımda yatıyordu. Parçalanmış kafasından akan kanlar, iki gün önce yağan kardan arta kalanları kırmızıya boyamıştı. “Hah,” dedi Olay Yeri İnceleme Şubesi’nden Oktay Komiser, “biz de sizi bekliyorduk.” Delikanlının cansız bedeninin yanına çömelen Amirim, “Kötü dağıtmışlar kafasını çocuğun,” dedi. “Cinayet silahını bulabildik mi?” “Beyzbol sopası,” diye cevap verdi Oktay Komiser. “Yüz metre ötede bir evin bahçesine atmışlar.” “Sol dizinden de darbe almış sanki,” dedi Amirim. “Adli Tabip …

Devamını OkuİKİ MESSİ BİR İPTE OYNAMAZ

AHMAK YARASI (BENİ TEK ÇEK)

Yaz mevsiminin boğucu sıcağı, İstanbul’un nemli havası ile akşamları da çekilmez bir hal alıyordu. Yapış yapış tenler, terden dolayı kıyafetlerde oluşan beyaz lekeler… Emre, yazdan nefret ediyordu. Meslek içi eğitim gereği, Antalya’da lüks bir otelde “Cinayet ve Toplum” konulu konferansta, eğitmen olarak görevlendirilmişti Efe. Emre’nin büroya atanması, kariyerinde bir sekte yaşatmamıştı genç memura. İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü bünyesindeki başarıları, Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı tarafından fark edilmiş ve ülke …

Devamını OkuAHMAK YARASI (BENİ TEK ÇEK)

SANDIKTAN NE ÇIKACAK?

Previously on Tilda ve Diğerleri: Tilda ve arkadaşlarının bir önceki macerasında neler oldu? Neler olmadı ki? Dedektifimiz Tilda ve arkadaşları Londra’yı birbirine kattılar. Tilda’nın asistanı Mehmet Cinozoğlu ve polis arkadaşı Komiser Okan, Heathrow Havaalanı’nda bir İngiliz vatandaşına sözle saldırı ve darp suçundan gözaltına alındılar. Suadiye Hamiyet Yüceses Sokağı’nın köşesindeki dedektiflik bürosunun resmi kedisi Basti, Londra’ya ayak basar basmaz, İngiltere başbakanının resmi konutuna girdi. Tilda’nın makyöz arkadaşı Tijen Hanım’ın himayesindeki Basti, konutun …

Devamını OkuSANDIKTAN NE ÇIKACAK?

AVCI

Bu gece ava çıkmak için her şey sanki bana hizmet ediyor. Hava oldukça kasvetli ve gök gürültüleri eşliğinde tüm dehşetini bu kirli dünyanın üzerine yağmur olarak bırakıyor, ben ise tam da bu havalarda avlanmayı daha heyecanlı buluyorum. Tanrı’nın bana verdiği kutsal görevi yerine getirmek için yıllardır uğraşıyorum. O beni seçti. Beni tüm diğer insanlardan üstün tutuyor. Ben de onun için her şeyi yapıyorum. Verdiği görev ne olursa olsun, iblis beni …

Devamını OkuAVCI

KONAKTA SON PERDE

Tahir Bey, masasına kollarını dayamış, karşısındakinin konuşmalarını umursamadan sağ tarafındaki pencereden dışarıyı seyrediyordu. Vivaldi, Viva la Vida ezgisi odada konuşup duran diğer kişinin sesini bastıracak kadar yüksekti. Tahir Bey karşısındakini zerrece dinlemiyor, bambaşka şeyler düşünüyordu. “Sanki bahçe, babamın zamanındaki güzelliğini kaybediyor gibi. Hiçbir şey o zamanki kadar güzel olamadı zaten. Genç bir bahçıvan mı tutsam? Evde pek çok şeyi değiştirmek de lazım.  Ne becerikli ve asil bir kadındı annem. Ondan …

Devamını OkuKONAKTA SON PERDE

MEDİNE

1. BİRKAÇ GÜN ÖNCE Kendine geldiğinde elleri arkadan bağlanmış, ağzı ve gözleri de sıkı sıkı kapatılmıştı. Üşüyor ve bütün bedeni titriyordu. Keskin bir rüzgârın sesi ağaçlarda uğulduyor soğuk iliklerine kadar işliyordu. Gözleri o kadar sıkı kapatılmıştı ki gündüz mü gece mi onu bile anlayamıyordu. Başındaki ağrı dayanılacak gibi değildi. Daha önce de soğuk havada dışarıda kalmıştı. Babası ve dedesinden dayak yediği her gece dışarıda kalırdı zaten. Ama bu defa farklıydı. …

Devamını OkuMEDİNE

MÖSYÖ BOGART’IN HEDİYESİ

Mösyö Bogart kalın gür sesiyle “gaaaakk” diyerek, gagasında küçük bir çengelli iğine ile açık olan pencereye kondu. Gagasındaki çengelli iğneyi pencerenin önüne bıraktı ve Müge’nin verdiği peyniri kaptığı gibi uçarak uzaklaştı. Şile Dolunay Otelinin gözdesi olan karga, nam­-ı diğer Mösyö Bogart, otele ilk geldikleri günden beri Müge ve Gamze’nin penceresinden ayrılmaz olmuştu. İki arkadaş, nefesle sağlıklı yaşam semineri  için Şile Dolunay Otelde kalıyorlardı. Gamze, Müge’nin üniversiteden arkadaşıydı ve uzman psikoterapistti. …

Devamını OkuMÖSYÖ BOGART’IN HEDİYESİ

POLİSİYE BULMACA / FIRTINALI BİR GECE

Eylülün ortalarında güneşli ve sıcak bir pazar sabahı, kahvaltıdan sonra karım, “Büyükada’ya gidelim mi,  Mitat? Biraz dolaşır, piknik yapar, döneriz,” deyince bir an ne cevap vereceğimi bilemedim. Kararsız kaldığımı gören karım, “Canım,” dedi. “Çamlar altında romantik takılacak halimiz yok. Deniz kıyısında biraz yürürüz, sonra sahildeki lokantalardan birinde yemek yeriz. Ne dersin?” Fena fikir değildi ama, benim gibi bütün bir günü evde tembellik yaparak geçirmeye niyetlenen biri için hazırlanıp dışarı çıkmak, …

Devamını OkuPOLİSİYE BULMACA / FIRTINALI BİR GECE

7. SAYIDAKİ POLİSİYE BULMACANIN CEVABI

Geçen sayımızda, banyosunda saçlarını boyarken, bir kravatla boğularak öldürülen dizi film oyuncusu Leyla Dilmen’in katilinin kim olduğunu ve Komiser Mitat’ın bunu asıl tahmin ettiğini sormuştuk. Olayın açıklaması şöyle olacaktı: Cinayet, maktul saçlarını boyarken gerçekleştiği için, katilin üstüne ve özellikle ellerine saç boyasının bulaşmış olması gerekirdi. Saç boyası kolayca çıkmayan bir madde olduğundan katil bunları gizlemek zorundaydı. Tıpkı Mehmet Meriç’in, yediği dayak sonrası moraran gözlerini saklamak için kapkara güneş gözlükleri takan …

Devamını Oku7. SAYIDAKİ POLİSİYE BULMACANIN CEVABI

SATIRLAR ARASINDA / 5

bölüm (31 aralık 1973 pazartesi) Pazartesi sabahı saat altıda uyanınca balkona çıkıp bir sigara yaktım. Gece oldukça yorucu geçmişti. Gürsan’ın yanından ayrılıp tekrar Urel’in evine gitmiş ve elmasları yerine koymuştuk. Şükür ki gelen giden olmamıştı ve kimseye yakalanmamıştık. Daktilonun başına geçip Gürsan’a yollanan mektubun bir kopyasını yazdık. İlk izlenimimiz harflerin uyuşmadığı yönündeydi. Ayrıca büyüteçle incelediğimizde harflerde bazı karakteristik farklar gözümüze çarptı. Bu, hırsızlık tezimi güçlendiriyordu tabi. Bence Avni Urel er …

Devamını OkuSATIRLAR ARASINDA / 5

Suphi Varım ve Simirna Polisiyeleri

Dedektif Dergi okurlarına yeni yılın ilk sayısından Merhaba. 2018 hızla ilerliyor ve ben okunacak bir sürü polisiye kitap arasından seçim yapamadığımı fark ediyorum. Polisiye romanlar ilk ne zaman dikkatimi çekti, ilk okumaya başladığım polisiye romanın adı neydi hatırlamıyorum. Ama bana polisiye kitapları sevdiren yazarlar arasında Suphi Varım romanlarının yeri ayrıdır, onu çok iyi biliyorum. karanlıkta iki ceset Yazarın okuduğum ilk kitabıdır. 1800’lü yılların İzmir’inde, o zamanki adıyla Simirna’da peş peşe …

Devamını OkuSuphi Varım ve Simirna Polisiyeleri

Röportaj – Piraye Şengel

Piraye Şengel Röportaj

Dedektif’in bu sayısında Piraye Şengel’le yazarlık serüveni ve polisiye edebiyat hakkında konuştuk. Piraye Şengel, sizi biraz tanıyabilir miyiz? Uzun bir yazarlık geçmişiniz var. Yazarlığa nasıl başladınız ve devam ettiniz? Ben yazarlık güdüsünün doğuştan geldiğine inanırım. Çocuk yaşlarda başladı diyebilirim. Ve tuhaftır, şiirle başladım. Daha sonra öykü yazdım. Sanat Dergilerinde çalıştım. TV için senaryo ve belgesel metinler yazdım. Ama asıl yeteneğimin kurgu yapabilmek olduğunu keşfedince roman yazmaya karar verdim. Romancı olduğumu …

Devamını OkuRöportaj – Piraye Şengel

Sinastri Haritasında Görünen Cinayet

Sinastri Haritasında Görünen Cinayet

“Yağmurun altında insanlar şekilsizdiler” dizesini hatırladı ozanın. İşyerinden yorgun çıkmıştı. Kendisini de yağmur altında şekilsiz hissediyordu şimdi. Başka bir gözle; dışarıdan kendini izliyor gibiydi. Sevdiği kadını düşündü. Birbirlerine çekilmelerine neden olan şeyleri bilmiyordu, onu tutkulu bir kıskançlıkla sevdiğinden başka. Hâlbuki o bunları bilinenlerden farklı; en iyi astroloji ile açıklanabileceğini söylemişti. Neydi bu astrolojiye merakı? Kendisi bu konuya hiç ilgi duymuyor, ilgi duyanlara da pek sıcak bakmıyordu meraklılarına. Sadece onunla olduğu …

Devamını OkuSinastri Haritasında Görünen Cinayet

Boş Ev Macerasında Büyük Son Yıkımı Getiren Cinayet

Sebnem Şenyener

İşte tam bu satırları okurken kapıda pirinç posta kapağının hafif kımıldadığını, kristal avizeden yansıyan ışıktaki oynamadan hissettim. Malum 221B Baker sokağı adresinde oturan komşumun ayak sesini henüz duyan olmamıştır. Mahallede kendini kimseye göstermeden dolaşabilen tek kişidir… Mektubu okumayı bitirdiğimde yerimden usul usul kalkarken insiyaki olarak pencereden sokağa baktım. Bizim binadan başında “deerstalker” yani o ünlü geyikavcısı şapkası olduğu halde, üzerinde yün bej bir süveter, yün bej pantalon, ince, uzun boylu, …

Devamını OkuBoş Ev Macerasında Büyük Son Yıkımı Getiren Cinayet

Ayçöreği Dedektiflik Bürosu

Piraye Şengel’in “Ayçöreği Dedektiflik Bürosu” serisinde yayınlanan ilk polisiye romanı Ayçöreği’nin iki ana kahramanı var: Servet ve Azade. Servet, olağanüstü bir hafızaya sahip, belirgin bir biçimde zeki, içinde telaş barındırmayan, soğukkanlı bir gençtir. Maceraya meraklı ve biraz da ukaladır. Durmadan sorular soran, etrafında olup bitenleri anlamaya çalışan, aklına yatmayan şeylere itiraz eden bir polis akademisi öğrencisi iken, sırf bu özelliklerinden dolayı okuldan atılmıştır. Ne yapacağını, kendisine destek olan ailesine bu …

Devamını OkuAyçöreği Dedektiflik Bürosu

Aşk Tehlikeli midir?

Aşl Tehlikeli midir? Yaprak Öz

Evet, aşk tehlikelidir. Ruh sağlığımız bozulabilir. Ancak bazı durumlarda yalnızca ruh sağlığı değil, bedensel işlevlerimiz de bozulabilir, hatta son bulabilir. Aşkın aşırı halleri yahut hastalıklı bir tutkuya dönüştüğü o korkunç sınırdaki duygular, partnerlerden birini suç işlemeye dek götürebilir ve tarihteki türlü vakalara baktığımızda, bu suçun çoğunlukla cinayet olduğunu görebiliriz. Seri katillerin, psikopatların, yani dünya üzerinde yaşayan “canavar”ların cinayet işleme sebebi gerçek bir canavarlık psikolojisi olsa da, geriye kalan katillerin çoğunu …

Devamını OkuAşk Tehlikeli midir?

Polisiyenin Karanlık Yüzü

Polisiye Kulübü Ramazan Eraslan

“Seri katillerin arzularını, neyi neden hissettiklerini anlamak, az ya da çok hissettiklerini hissetmek, benim yeteneğim-ya da lanetim. Bir parça eğitimim ve gözlem yeteneğim, daha çok da onları yakından tanıma isteğim sayesinde içimde kendiliğinden oluşan bir şey bu.” Ölümün Yüzü – CODY MCFADYEN Polisiyenin insanı ürküten karanlık bir tarafı vardır. Bu cinayet yada zeka gerektiren bir soruşturma değil, insan ruhunun suç psikolojisi ile olan yakın bağını anlatan bir taraf. Habil ve …

Devamını OkuPolisiyenin Karanlık Yüzü

Femme Fatale

Femma Fatale Arkin Gelişin

‘Femme Fatale’, ilişkiye girdiği erkeklere sonunda büyük sıkıntılar yaşatan, çekici ve baştan çıkarıcı kadın anlamına gelir. Fransızcada ‘Felakete Neden Olan Kadın’ anlamına gelmektedir. Edebiyatta, sinemada ve güncel olayların aktarımında, genelde cinsel açıdan tatmin olmaz azgın bir kadın olarak tasvir edilmektedir. Birçok cinayet vakasında, çekici olan kadınların katil tiplemelerini de tarif etmektedir. Amerika’da yaşanan bir olayda güneyli üç kadın ‘Sisters in Black (Siyahlar içindeki kadınlar)’ olarak anılacaklardı. Bu üç kadın, akrabalarını …

Devamını OkuFemme Fatale

Aşk Cinayetleri

AŞK CİNAYETLERİ Gonca Çiftçioğulları

Sevgililer Gününü geride bıraktığımız şu günlerde aşk ve sevgi sözcüklerini ne çok duymuşuzdur hepimiz. Seni seviyorum, sana aşığım, senin için ölürüm gibi sözler belki de havalarda uçuştu. Aslında ne güzel değil mi? Keşke herkes bu güzel sözleri karşı cinsten duyabilse. Yürekleri, kin ve nefret duyguları değil de sevgi sözcükleri doldursa. Fakat gerçekler hiç de öyle değil. Tabii ki sevginin olmadığını söylemiyorum. Evet, var ve keşke daha çok olsa diyorum. Ben …

Devamını OkuAşk Cinayetleri

Dedektif Bulmacası-6. Sayının Cevabı

Geçen sayımızdaki polisiye bulmaca, “Kapıcıyı ekmek sepetiyle başbaşa bırakıp apartmandan çıktım. Bahçe kapısına doğru yürüdüm. Konuştuğum bu insanlardan biri yalan söylüyordu. Çünkü o katildi. Ve ben onun kim olduğunu artık biliyordum.” cümleleriyle sona ermiş, biz de size “Kimin yalan söylediğini bulabildiniz mi?” diye sormuştuk. Komiser Mitat’a yalan söyleyen kişi Ahmet’ti. Ahmet, Komisere “Siz gelmeden az önce girdim eve. Banyo yapmadan önce kalorifer kazanını yakayım dedim. Siz kapıyı çaldığınızda bodrumdaydım,” demişti. …

Devamını OkuDedektif Bulmacası-6. Sayının Cevabı

Polisiye Bulmaca – Cihangir Cinayeti

Polisiye Bulmaca - Cihangir Cinayeti - Turgut Şişman

Cinayet ihbarı sabah saat 8.30’da geldi. Yarım saat sonra yardımcım Emir’le birlikte olay yerindeydim. Cihangir’de bir apartmanda, genç bir  kadın öldürülmüştü. Katil, dairenin kapısını kırarak içeriye girmiş, o sırada banyoda saçını boyamakta olan genç kadına saldırarak kravatla onu boğmuştu. Cinayet, dün akşam  saat 7.30’da işlenmiş olmalıydı. Çünkü, maktulün bileğindeki saat yere çarparak  kırılmış ve tam 7.30’u gösterirken  durmuştu.  Cesedi muayene eden doktorun tahmini  de genç kadının ölümünün aşağı yukarı aynı …

Devamını OkuPolisiye Bulmaca – Cihangir Cinayeti

Baba-4 : “Ben Şeytan Değilim”

Onca şahide rağmen gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, acının kalplere, geçmiş ve geleceğinse zihnin karanlık mağarasına gömüldüğü anlar vardır. Kimsenin hatırlamak istemediği, bulanık anlar… Akışın durduğu zaman boşlukları… Sır deriz bu anlara. Ve iki kişiden fazla ise bu görülmeyenlerin şahidi, sır lanete dönüşür. Bilenleri sonsuza dek susturacak, yeniden yalnız, yapayalnız kalacaktır. Bilen kimse kalmadığında lanet toprağa gömülür ve adı yeniden sır olur. Ta ki biri onu gömüldüğü yerden kazıp çıkarana dek… …

Devamını OkuBaba-4 : “Ben Şeytan Değilim”

Hikaye – Eşik

Üşüyorum burada. Şıp şıp kafama damlayan yağmur suları da cabası. Şu Handan Hanımlar da bir şilte yaptıramadılar dama. Yahu hadi benim gibi beton parçasını düşünmüyorsun bari çoluk çombalağını düşün. Koştur koştur evden çıkacaklarken yağmur suyu gösterse hainliğini de kayıverse yavrucaklar. Hoş beni düşünmemen de hayırsızlık. Ne olsa; sen daha el kadarken, rahmetli babam elleriyle düz betondan oydu da basamak yaptı beni, siz minnacık ayaklarınızla zorlanmadan eve giresiniz diye. Ah ne …

Devamını OkuHikaye – Eşik

Hikaye-Siz Aşka İnanır mısınız?

Siz Aşka İnanır mısınız? Funda Menekşe

Güvenlik noktasındaki gri boyalı kulübede oturan polis memuru, evde hazırlanmış sandviçinden bir ısırık daha aldı. Gece nöbetlerinde çay ve kahveyi biraz fazla kaçırsa, midesi kıvranmaya başlardı. Öyle zamanlarda da ufak bir sandviç can kurtarıcı olurdu. Çekirge Caddesi boyunca kestane ağaçları, ıhlamur ve iğde ağaçları bulunurdu. Polis memuru Mustafa Emir, şehrin en güzel polis merkezinde çalışmakla övünürdü.  Merkezin önünde bulunan ağacın boyu iki katlı binayı aşıp geçiyordu.  Sıcak günlerde o ağacın …

Devamını OkuHikaye-Siz Aşka İnanır mısınız?

Hikaye – Küçük Sır

Polisiye Hikaye Küçük Sır Nurhan Işkın

Komiser Ahmet arazide yatan genç kızın yanına ürkerek yaklaştı. Eline doğan bu kız çocuğu hayatının baharında vahşice öldürülmüştü. Küçük kasabalarında böylesi bir vahşete daha önce hiç şahit olmamıştı. Kızın beyaz elbisesi ay ışığında bile kendini kanından kırmızıya boyanmış olarak duruyordu. Otogara yakın bu boş arazide hiç mi kimse onun çığlıklarını duymamıştı? Ağustos ayının son günlerini yaşadıkları bu günlerde kasabaları oldukça kalabalıktı. Genç kıza yaklaştı. Duygularını kontrol etmekte zorlanıyordu. Elindeki feneri …

Devamını OkuHikaye – Küçük Sır

Hikaye-Sokak Hayvanları İçin Mama

Polisiye Hikaye Sokak Hayvanları İçin Mama Ayse Erbulak

Silivri taraflarında zengin insanların oturduğu oldukça lüks bir yazlık siteydi. Yaklaşık yirmi beş adet kendi özel bahçeleri ve içinde özel havuzları olan iki buçuk katlı, beş odalı villalar vardı. Bahçe çitleri yüksek ağaçlardan oluştuğu için hiç bir villa diğerini görmüyordu. Kimsenin kimseyi fazla tanımadığı, bazı sakinlerinin yıllardır oturduğu, bazı villaların da haftalık, aylık, sezonluk kiraya verildiği bu lüks site deniz kıyısında konuşlanmıştı. Dört kadın ve üç erkek, araçtan teker teker …

Devamını OkuHikaye-Sokak Hayvanları İçin Mama

Hikaye – Suç Ortakları

Polisiye Hikaye Suç Ortakları Yunus Emre Eroğlu

Şubat ayı, bu sene sevgililere kıyak yapmamıştı. Yoğun kar yağışlı ve kutup soğukları ile geçen Ocak, tüm sağanakları adeta Şubat’a saklamıştı. Ayın on dördünde, tam da sevgililer gününün ortasında başlayan yağmur, aralıksız devam ediyordu. Yağmur romantizminin popüler olduğu, bu sene için söylenemezdi. Ekibin romantik erkeği Efe, karısı Hilal ile birlikte evliliklerinin ilk sevgililer gününü geçirmek üzere Ağva’da bir otel rezervasyonu yaptırdıysa da hava muhalefeti nedeni ile güzergâhını Maltepe’ye çevirmişti.  Burak …

Devamını OkuHikaye – Suç Ortakları

Hikaye – Kimerik

Hikaye Kimerik Reha Avkıran

Halının üzerinde yüzüstü yatıyordu genç kadın. “Kurşun sağ şakağından girip soldan çıkmış,” dedi Adli Tabip. “Namlu kafaya dayanarak ateş edilmiş. Vurma halkası ve deri yüzeyinde barut artığı açıkça görülüyor.”   *** “Birkaç gün önce tartışmıştık,” dedi maktulün nişanlısı Bora Gökcan. “İki gündür annesinin evinde kalıyordu. Sabah aradı, konuşmak istediğini söyledi.” Yirmili yaşlarının sonlarında, fit, jilet gibi giyinip kaşlarını aldıran tiplerdendi Bora. Oturduğu kanepenin önünde duran orta sehpasındaki su bardağında uzandı. …

Devamını OkuHikaye – Kimerik

Tilda Ve Diğerleri – 7 :Aşk, Müzik, Yalnızlık

AŞK, MÜZİK, YALNIZLIK

  Dikkat! Bu hikaye 18 yaşından küçükler için uygunsuz bilgi ve kelimeler içerebilir.   Previously on Tilda ve Diğerleri: Sol gözü morarmış, kaşı ve dudağı patlamıştı. Anlaşılan Mehmet, İngiltere’de kaldıkları 22 saat boyunca Haiti tarihini yalayıp yutmaktan başka işler de karıştırmıştı. İstanbul Gaziosmanpaşa’da Haitili üç anne ve üç bebeği ölü bulunmuştu. Komiser Okan, Dedektif Tilda ve asistanı Mehmet bu cinayetlerin failini takip amaçlı İstanbul’dan Haiti’ye kadar uzun bir yolculuk yapmışlardı. Haiti’de …

Devamını OkuTilda Ve Diğerleri – 7 :Aşk, Müzik, Yalnızlık

Hikaye – Marangozhane

Marangozluğa on yaşında okul tatillerinde babasının yanında çeyiz sandığı yaparak başlayan Murat Usta, babasını erken yaşta kaybedince bu işe zorunlu olarak girmişti. Henüz otuzlu yaşlarının ortasındaydı. Sebze-meyve hallerine kasa yaparak para kazanıp sanayide bu dükkânı açabilmişti. Ekseriya kapı işleri yapsa da elinden mobilyacılık da gelirdi. Halk arasında marangozluk ile mobilyacılık aynı olarak bilinse de ikisinin arasında kıldan ince bir fark vardır aslında. Mobilyacı daha çok dekorasyon işlerinde ustalaşmıştır. Dolayısıyla, ikisi …

Devamını OkuHikaye – Marangozhane

Hikaye – Bir Bakışın Yetti

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) geçtiğimiz 2017 yılının yaz aylarında yapmış olduğu açıklamaya kendi adıma katılmıyorum. Şunu belirtmeliyim ki en azından tebessüm etmemi sağladılar. Her ne kadar eşimle bunun için tartışmama sebep olsa da yine de bazı kesimleri mutlu edebilir. Açıklamaları şöyle, “18 – 65 yaş arasındaki insanlar artık genç sayılacakmış.” Hey gidi Kara Atıf düşündüğün şeylere bak. Birkaç yıl öncesine kadar ceset nerede bana ne anlatıyor, katili yakalayabilecek miyim diye …

Devamını OkuHikaye – Bir Bakışın Yetti

Hikaye – Sessiz İtiraf

Hızla turnikelerin üstünden atladı, koşarak merdivenlerden indi ve kapıları tam kapanırken, son bir gayretle vagona girebildi. Nefes nefese kalmıştı. Tren hareket etti. Yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Kalbi hala deli gibi atıyordu. Sakinleşmeye çalıştı. Yaşadığı son bir saati düşündü. Arkadaşlarıyla birlikteydi.  Eğleniyordu. Telefonuna bir mesaj geldi: “Hatırla” Numaraya baktı. Tanımıyordu. Soru işareti gönderdi. Cevap geldi: “Hatırla” “Kimsin?” diye cevapladı mesajı yine cevap geldi: “Hatırla” Numarayı aradı. Böyle bir numara olmadığı anonsunu duydu. Telefonu kapattı. Bir anda sayısız bildirim sesi geldi. Telefonu eline aldı. Aynı …

Devamını OkuHikaye – Sessiz İtiraf

Polisiye Roman Tefrikası – Satırlar Arasında – 4

Polisiye Roman Tefrikası - Suleyman baş

4.Bölüm (30 Aralık 1973 pazar) Ertesi gün geceleyin üzerime kâbus gibi çöken düşüncelerimin gün ağarınca birden bir hayal bulutu gibi yok olduğunu fark ettim. Gece boyunca içimde büyüyen sıkıntı yerini sükûnete bırakmıştı. Mithat da gece boyunca mesele üzerine kafa patlatmaktan doğru dürüst uyku uyuyamadığını itiraf etti. “Bizim sorunumuz ne biliyor musun?” dedi kahvaltı esnasında çayını yudumlarken. “Çok detaylı düşünüyoruz. Adam muhtemelen bu numaraları çok basit bir şekilde başardı. Tıpkı sihirbazların …

Devamını OkuPolisiye Roman Tefrikası – Satırlar Arasında – 4

EDİTÖRDEN…

dedektif 6. sayı

Hepinize  MERHABA! sevgili polisiyeseverler. Dedektif, okumakta olduğunuz 6. sayısıyla birlikte birinci yılını doldurdu. Bir yıl boyunca bizimle birlikte olan tüm okurlarımıza, yazı ve hikayeleriyle Dedektif’e hayat veren tüm değerli yazarlarımıza içtenlikle çok teşekkür ediyoruz. Polisiyeyi tanıtmak, sevdirmek, yazarlarımızı okurlarıyla buluşturmak, onlara destek olmak amacıyla çıktığımız bu yolculuk aynı hızla sürmekte. Polisiye yazan herkese, ister amatör ister profesyonel olsun, Dedektif’in sayfalarında her zaman yer var. Bize çalışmalarınızı ne zaman isterseniz gönderebilirsiniz. …

Devamını OkuEDİTÖRDEN…

 BOŞ EV MACERASI 3

Boş Ev Macerası

    İşte tam bu satırları okurken kapıda pirinç posta kapağının hafif kımıldadığını, kristal avizeden yansıyan ışıktaki oynamadan hissettim. Malum 221B Baker sokağı adresinde oturan komşumun ayak sesini henüz duyan olmamıştır. Mahallede kendini kimseye göstermeden dolaşabilen tek kişidir. Daha mektubu okumayı tamamlamadan Holmes’ün mektubun elimde olduğunu öğrenmiş olması da tam şanına yakışacak bir şey şüphesiz. O nedenle hiç istifimi bozmadan okumaya devam ettim. Hareket ettiğim taktirde mektubu okuma şansımı kaybedebilirdim. …

Devamını Oku BOŞ EV MACERASI 3

NOEL SÜRPRİZİ

NOEL SÜRPRİZİ

Sizin için mükemmel bir yılbaşı gecesinin tanımı nedir? Benim için, ailemle harika bir sofra başında tatlı şarkılar dinleyerek ve eski müzikal filmleri izleyerek geçirdiğim bir gece mükemmel yılbaşı kutlamasının tanımıdır. Hercule Poirot için yılbaşı gecesinin en harika tanımı, “Radyo, bir kitap ve enfes Belçika çikolatalarıyla” geçirilecek bir zamandır. Hercule ve benim gibi sakin kutlamaları sevenlerin dışında, yeni yılı türlü hazırlıklar yaparak, yakınlarına sürprizler tasarlayarak karşılayanlar da var. Yahut karşılayamayanlar. 1929 …

Devamını OkuNOEL SÜRPRİZİ

ÇAĞATAY YAŞMUT’LA RÖPORTAJ

roportaj

Türk Polisiyesinin son yıllardaki en önemli yazarlarından biri olan Çağatay Yaşmut’un yazarlık serüveni 2001 krizinde işini kaybetmesiyle başladı. İktisat Fakültesi mezunu olan ve uzun yıllar bankacılık yapan yazar, o günden sonra mesleğini değiştirmeye ve yaşamını polisiye yazarı olarak sürdürmeye kara verdi. Çağatay Yaşmut’un, okurlarını Başkomiser Galip’le tanıştırdığı ilk romanı Beyoğlu Çıkmazı 2008’de yayınlandı.   Onu, Şarkılar Susunca ve Beni Yavaş Öldür isimli romanlar izledi. Her yıl bir roman yazmak amacındaydı ama …

Devamını OkuÇAĞATAY YAŞMUT’LA RÖPORTAJ

ZEHİR GİBİ KADINLAR

Zehir bilimi, 13 Ağustos 1901’de, Amerika’nın Massachusetts eyaletinde yaşayan  Minnie Gibbs’in rahatsızlanarak vefat etmesiyle ön plana çıktı. Kadının ölüm nedeni, doktoru tarafından  “tükenmişlik” olarak belirtilmişti.  Gibbs’in ailesinde daha önce de buna benzer ölümler olması dolayısıyla, durum normal karşılandı. Bu ölümü şüpheyle karşılayan tek kişi, sadece  Bayan Gibbs’in kayınpederi Kaptan Gibbs’di. Durum aslında şüphelenilmeyecek gibi değildi. Çünkü ailede arka arkaya ani ölümler meydana gelmiş,  Minnie’den birkaç hafta önce annesi, kız kardeşi …

Devamını OkuZEHİR GİBİ KADINLAR

KİM ÖLMELİ?

Kim Ölmeli

“On, dokuz, sekiz, yedi… Geri sayım, kutlama kucaklaşmaları, uçuşan konfetiler, sarmaş dolaş izlenen havai fişek gösterisi… Ne sahteydi, ne sahtesiniz. Bunca yılı birbirimize, herkese zehir etmek için bunca uğraştıktan sonra hala kucaklaşabilecek kadar sahteyiz. Kendi cennet ve cehennemimizi, seçimlerimizle yüreğimizde taşıyor olmalıyız, diye düşünürdüm bazen.  Ama bazılarınızı ben seçmemiştim ki! Bugün buraya, sevgili anne ve babamın evine, bu aptal yılbaşı eğlencesine sizin için geldim. Ellerinizle cehenneme çevirdiğiniz cennetimi size göstermek …

Devamını OkuKİM ÖLMELİ?

ON İKİ ÇEYREK

On İki Çeyrek

31 Aralık 2016 sabahı aynı mahallede bulunan dört ayrı evin kapısı aynı zamanlarda çaldı. Kapıların önünde, küçük bir çocuğun içine sığabileceği büyüklükte, özenle paketlenmiş hediye kutuları vardı. Kutunun üzerinde birer isim ve hepsinin yanında aynı not bulunuyordu. “Gece on ikiyi vurmadan kutuyu aç.” Bu hediye kutusunun geldiği evlerden ilki dört kişilik bir çekirdek ailenin eviydi ve kutunun üzerindeki isim evin annesine aitti. Kapıyı kendisi açmış olan anne notu okumadan önce …

Devamını OkuON İKİ ÇEYREK

TİLDA VE DİĞERLERİ 6: UÇAN KUŞ

Uçan Kuş

Previously on Tilda ve Diğerleri: “Çocukken masaldaki çikolatadan evi olan kötü cadının sizi pişirip yeme ihtimali hiç aklınıza gelmez miydi? Ya da kırmızı başlık giyince bir kurt tarafından yutulabilme riski taşıdığınız?” diye atıldı Tilda. Gülerek devam etti: “Çocukken annelerinden bu korkunç masalları dinlemiş olanların seri katil olma ihtimalleri daha yüksek herhalde!” “Bence,” diye sakinlikle cevap verdi Tijen Hanım, “Çocukken annesinin ne kadar ürkütücü olsa da masal anlattığı çocuk değil, anlatmadığı …

Devamını OkuTİLDA VE DİĞERLERİ 6: UÇAN KUŞ

ÖLÜM BESTESİ

Lanetli Beste

Arkasından yaklaşıp elindeki sopayla yere serdiği adamın hemen üzerine atılmış, boğazına yapışmıştı gecenin karanlığında. Aylardır, ona kabus yaşatan bu adamı arıyordu; Bodrum kazan, o kepçe.. Uzun bir süre takip ettikten sonra tenha ve karanlık bir köşede sinsice yaklaşıp elindeki demir sopayı hiç acımadan vurdu kafasına tüm gücüyle. Yere düşen adam, “gık” bile demedi. Yüzünü döndüğünde ise, kapşonunun altından, yine seçememişti suratını o karanlıkta.  Acımasızca boğazını sıkarken, altındaki herifin çırpınıp mücadele …

Devamını OkuÖLÜM BESTESİ

BİR YILBAŞI POLİSİYESİ – KUSURSUZ CİNAYET YOKTUR

BİR YILBAŞI POLİSİYESİ - KUSURSUZ CİNAYET YOKTUR

  Mesih, kendisine artık ihtiyaç kalmadığı zaman gelecektir; ortaya çıkışının ertesi günü gelecektir; o, son gün değil, en son gelecektir. -Franz Kafka-   Birkaç saat sonra yeni yıl kutlanacaktı. Yeni bir yıla girecektik, yeni umutların yeşerdiği, pırıltılı ışıltılı gıcır gıcır bir yıl olacaktı. Tabii şu yerde yatan zavallı kurban için değil. O eski yılda kalmıştı, kirlenmişlik ve kan kokuyordu. Parfüm kokması gereken, şimdi ters bir açıyla duran o güzelim boynu …

Devamını OkuBİR YILBAŞI POLİSİYESİ – KUSURSUZ CİNAYET YOKTUR

MÜGE KILIÇ POLİSİYESİ: KRİSTAL YILDIZ

Kristal Yıldız

Müge, sallanan sandalyesinde oturmuş ağır ağır sallanırken bir yandan da pencereden karın yağışını izliyordu. Kar, tıpkı meleklerin kanatlarından düşen tüyler gibi sessiz ve hafif nazlanarak süzülüyordu gökyüzünden. Yılbaşı yaklaşıyordu, yeni yılı kuzeni Rengin’le birlikte Kanada’da karşılayacaktı. Rengin, Le Cordon Blue Ottawa’da aşçılık ve pastacılık üstüne, lisans ve yüksek lisans yapmıştı. Tahsilini birlikte tamamladığı erkek arkadaşı Dylan ile birlikte Ontario’nın nezih ve şirin kasabası Kleinburg’da kendilerine güzel bir restoran açmışlardı. Seneler …

Devamını OkuMÜGE KILIÇ POLİSİYESİ: KRİSTAL YILDIZ

BİR GİZEM EFSANESİ: HARLAN COBEN

polisiye kulübü

Polisiyenin en güçlü kalelerinden biri de gizemdir. Belirsizlikler sırlar ve karanlık oyunlar oluşturur gizemi. Bir polisiyenin ilk olmazsa olmazı suç ise ikincisi gizemdir. Bazı yazarlar oyununu buradan başlatır, size bir gizem sunar sonra sizi onun içine atar, sizde orada merak içinde aranır durursunuz. Bir sarmal bir labirenttir gizem. Ve en zor cinayetlerin ardında bunlardan yüzlerce bulabilirsiniz. Bir cinayetin ardındaki sırlara gizemi eklemezseniz o hikayeyi yaşatamaz, kurutursunuz. Çünkü gizem, merakı heyecanı …

Devamını OkuBİR GİZEM EFSANESİ: HARLAN COBEN

SERİ KATİL KİMDİR?

astoloji ve cinayet

Yıllardır televizyon seyretmiyorum. Evdeyken bu kolay. Bir dostuma misafir gittiğimde ve onda kaldığımda ise çok zor. Ya konuşulacak şeyler için zaman gerekiyor ya da kestirmeden televizyonun yaydığı sesler içinde derinleşmeyen bir iletişim iklimine geçiliyor. O akşam öyle olmamıştı. Dostum sabah çok erken işe gidecek ve yoğun bir güne başlayacaktı. Ben ise uykunun gözlerimden akmasına saatler olduğunu biliyordum. Dostum bunu fark etmiş olmalı. Neredeyse unutmaya başladığım kumandalara basıp şu kanal ve …

Devamını OkuSERİ KATİL KİMDİR?

KANLI NOEL YA DA HİNDİ, HALK VE ÖLÜM ÜZERİNE

KANLI NOEL

Noel büyük bir buluşmayı temsil eder. Tanrı ve halkının buluşması. Tanrı’nın aramızda yaşamasını anımsadığımız, tarihin en muhteşem anını hatırlamamız ve gelecek çağda kralımız İsa Mesih’in aramızda sonsuza dek olacağın umudunu tazelememiz için gerekli bir gün. Noel, göksel egemenliğin yeryüzünde egemenlik sürmesidir. Noel, Tanrı Sözü’nün aramızda yaşamasıdır diye yazar Hristiyanların kutsal kitabı İncil’de. İsviçre’nin Zürih şehrinde sıcak sayılabilecek bir 16 Ağustos günü Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık’tan gelen ülke temsilcileri, yaptıkları …

Devamını OkuKANLI NOEL YA DA HİNDİ, HALK VE ÖLÜM ÜZERİNE

CESETLERİN DİLİ

Cesetlerin Dili

EMNİYET AMİRİ ATIF KARA YAŞADIKLARINI  İFTİHARLA SUNAR Yazmak için harika bir saat dilimine hoş geldim… Ömrümüzden bir günün daha geçtiği ve yeni bir güne merhaba dediğimiz, saat 00.30… Kendimle ilgili birkaç yaşanmış hikâye yazmaya başladım. Aslına bakarsanız yazar falan da değilim, olmak gibi niyetim de yok. Hem ne olacak ki elli dokuz yaşına gelmiş orta yaşlı bir adam bu saatten sonra yazar olsa ne yazar olmasa ne yazar… Bu hikâyeleri …

Devamını OkuCESETLERİN DİLİ

YENİ YIL

Yeni Yıl

1968’İ 1969’a bağlayan gece… Asıf Bey, Anadolu’nun ücra bir köşesinde, bu küçücük köyde, kendi deyimi ile yuvasında, yılın son gününü geçiriyordu. Yıllardır çocuklarının tüm çabalarına rağmen buradan ayrılmaya direnmiş, doğup büyüdüğü bu evde ölümü beklemeye karar vermişti. Yıllar içinde birçok acıya göğüs germiş, sevinçlerini, gözyaşlarını bu dört duvarın soğuk taşları ile paylaşmıştı. İlk eşinden bir, ikinci eşinden ise beş çocuğu vardı. Çocuklarının hepsi evlenmiş, yurt yuva sahibi olmuştu. İlk eşini …

Devamını OkuYENİ YIL

YİTİK OTOPSİ DOSYASI -2

Otopsiden çıkan genç kızın cesedi, on beş numaralı morg dolabında akşama kadar alıkonunca, kızlarının cenazesini almak için gelen aile, bu duruma iyiden iyiye tepki göstermeye başlamıştı. Adli Tıp Kurumu’nun bahçesinde bu acılı, ağlamalı ve kederli bekleyiş sürerken, dışarıdaki buz gibi kara ayazın titreten soğuğu sanki bugüne çok farklı bir günmüş gibi davranıyordu. Ankara soğuktu, Ankara bugün buz gibi. Bürokrasi kokan bu koca kent, gri bulutların altında ağlayan bir ananın yaşlı …

Devamını OkuYİTİK OTOPSİ DOSYASI -2

ŞAİR SOYGUNU

Şair Soygunu

Yeni Moskova adlı şiir kitabıyla kısa sürede tüm dünyaya adını duyuran şair Yiğit Kerim Arslan’ı imza gününde kaçırmak için, çocukluk arkadaşım Reis Biçer ile beraber gümüş renkli Peugeot Partner aracımızla yola çıktık. Büyükşehir Belediyesi’nin özel katkılarıyla son teknolojilerin kullanıldığı yolda balığın suda gittiği gibi gidiyoruz. Arabayı ben kullanıyorum, Reis kullanamaz, çünkü onun ehliyeti yok. Karşımıza çıkan araçları bir soldan bir sağdan geçiyoruz. Belki yaptığımız trafik kurallarına aykırı, bu yüzden ölümlere …

Devamını OkuŞAİR SOYGUNU

BEDEN FARKI

Beden Farkı

Serin bir yaz sabahıydı. Günün ilk ışıklarıyla yatağından kalkan Emre, Üsküdar sahilindeki sabah sporunu tamamladıktan sonra Cambazali Sokak’taki evine döndü kan ter içinde. Soğuk su ile aldığı duşun ardından ev ve mesai arkadaşı Efe’yi uyandırdı. Beyaz kılıfındaki yastığını bacak arasına kıstırmış, dizlerini karnına çekmiş halde uyuyan Efe, kalkmamak için dirense de, Emre’nin yüksek seste şarkı söylemesine daha fazla dayanamadı. Küfürler saçarak yatağından kalkıp, banyoya girdi. Arkadaşının banyo mesaisinin en az …

Devamını OkuBEDEN FARKI

ON BEŞ ADIM

On beş adım

“Şifre kol saatinin arkasında biliyorsun çok vaktin yok.” “Bir saate ulaştırırım.” Metroya inmeye başladığında aramızdaki mesafe tamı tamına on beş adımdı. Yürüyen merdivenin solundan inmeye devam ederken Arap bir turist aramızdaki mesafeyi alışveriş çantalarıyla bozmaya kalktı, ittim. Uzun metro koridorunda adımları hızlanır gibi oldu. Ne zaman takip ettiğim insanın adımları hızlansa ayakkabılarına göz dikerim. Ayakkabılarının ivmesine göre ayakkabımı ayarlar hangi ayağını ne zaman hangi parkeye basacağını veya belli bir adım …

Devamını OkuON BEŞ ADIM

KATİLİN YALANI

POLİSİYE BULMACA

Kışın bütün şiddetiyle hüküm sürdüğü çok soğuk bir 31 Aralık günüydü.  Kirli beyaz bulutlarla dolu olan gökyüzü sanki iyice alçalmıştı. Arada bir serpiştiren karın ruhumu iyice melankolikleştirdiği bir sırada, yardımcım Ali, odama girerek,  bir ihbar aldığımızı söyledi. Küçükyalı tren istasyonunun arkasındaki sokakta bir kadın cesedi bulunmuştu. Hemen arabama atlayıp  tam 09.30’da  olay yerine ulaştım.  Otuz yaşlarında, sarışın, iyi giyimli, bakımlı ve güzel bir kadın, ıssız sayılabilecek bir sokakta, çöp varillerinin …

Devamını OkuKATİLİN YALANI

SİSLER ARASINDA

sisler arasında

Yıllar önce, bir yılbaşı gecesi Galler’de çok tuhaf bir olay geçti başımdan. O zamanlar genç ve tecrübesiz biriydim. Bir kargo şirketinde çalışıyordum. Hafta içi günlerim direksiyon başında, İngiltere’nin dört bir yanındaki yollarda geçiyordu. Fena para kazanmıyordum. Böyle giderse, birkaç yıla kalmaz Kuzey Londra’da bir kafe açacak kadar para biriktirebilirdim. Bu kafe açma fikrini kafama sokan John’du. Daha ortada açılmış bir kafe yokken bana ortaklık teklif etmişti. Ben de kabul etmiştim. …

Devamını OkuSİSLER ARASINDA

BİR YILBAŞI GECESİ

Bir Yılbaşı Gecesi

Bu hikâyedeki olay ve karakterlerin gerçekle ilgisi yoktur. Kişi adlarındaki benzerlikler tamamen rastlantıdır.   Bir yılbaşı gecesi tren karlar içindeki istasyonda sarsılarak durdu. Havaya yoğun bir su buharı püskürten lokomotifin arkasındaki yolcu vagonunun kapısı açıldı, uzun boylu, genç bir adam perona indi. Siyah paltosunun yakasını yukarıya doğru kaldırmış, geniş kenarlı şapkasını iyice öne eğmişti. Atkısı, ağzını kapatacak biçimde boynuna sarılıydı. Tedirgin bir tavırla çevresine bakındıktan sonra çıkış kısmına doğru yürüdü. …

Devamını OkuBİR YILBAŞI GECESİ

SATIRLAR ARASINDA -3

POLİSİYE ROMAN

3.Bölüm (29 Aralık 1973 Cumartesi) Saat on iki gibi uyandığımda arkadaşımı yine telefonun başında buldum. Deja vu! Cılız güneş ışınının aydınlattığı odada parmağını şakağına dayamış, düşünceli gözlerle yerdeki halıyı, püsküllerine kadar inceliyordu. Piposunun gövdesini avucunda sıkmış, kafası hafifçe yana düşmüştü. Beni fark edince birden heyecanla üstüme doğru yürüdü. “Cemay” dedi bağırarak. “Çok korkunç bir şey oldu. Yani sanırım.” Kaşlarını çatarak, parmağını dudağına götürdü. “Sanırım mı?” dedim büyük bir kesinlikle başlayıp …

Devamını OkuSATIRLAR ARASINDA -3

5. SAYIDAKİ BULMACANIN CEVABI

POLİSİYE BULMACA

  Dedektif’in 5. Sayısında Dragos’ta işlenen kanlı cinayetin  katilinin kim olduğunu sormuş, gerekçesiyle birlikte bize yazmanızı istemiştik. Bulmacamıza tek doğru cevap, 4. sayıdaki bulmacayı da doğru cevaplayan  değerli okurumuz Büşra İpek’ten geldi. Kendisini  yürekten kutluyoruz. Büşra İpek’in cevabı, bizim yapacağımız açıklamanın tamamen aynısı. Bu nedenle,  okurumuzun bize gönderdiği  açıklamayı, 5. Sayıdaki bulmacamızın cevabı olarak aynen yayınlamayı uygun bulduk.     BÜŞRA İPEK’İN CEVABI   Katilin kasap çırağı Hasan olduğunu düşünüyorum. …

Devamını Oku5. SAYIDAKİ BULMACANIN CEVABI

EDİTÖRDEN…

Dedektif’in 5. Sayısından hepinize MERHABA polisiyesever dostlar! Türkiye’de polisiye edebiyatın her gün biraz daha gelişip adını duyurmasından dolayı çok mutluyuz. Yeni yazarlar, yeni kitaplarla genişleyen polisiye dünyamız, polisiye yazarlarımızın bir birlik oluşturmasıyla daha da  güçlendi. Önümüzdeki haftalarda Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği’nin resmen kuruluşuna da tanıklık edeceğiz. Birliğin ilk iş olarak üye yazarların yepyeni öykülerinden oluşan bir kitap yayınlayacağını daha önce duyurmuştuk. Bu kitabın da çok yakında polisiyeseverlerin masasında olacağını müjdeleyelim. …

Devamını OkuEDİTÖRDEN…

GÜNLERDEN ÖLÜM

Gecenin bir yarısı yatağımda hoplayarak uyandım. Çığlıklar… Kafam üst ranzanın demirine çarpmasaydı tüm bu seslerin berbat bir kâbusa ait olduğunu sanabilirdim. Ama gerçekti. Başımdaki acıya aldırmadan (galiba kanıyordu) yataktan fırladım. Tıpkı diğerleri gibi… Koğuştaki herkes muhtemelen benim hissettiklerime benzer duygularla uyanmıştı. Şimdi kimi yatağında doğrulmuş korku dolu bakışlarla seslerin geldiği yöne, dış kapıya bakıyor, kimi de benim gibi kapıya doğru koşturuyordu. Kapının dışından yükselen ve bütün mahpushaneyi uğursuz bir rüzgâr …

Devamını OkuGÜNLERDEN ÖLÜM

ANAHTAR

Müge, elinde kahvesiyle yatak odasının kapısında dikilmiş, yatağının üstünde öbek halinde duran kıyafetlerine bakıyordu. Ne giyecekti  bir türlü karar veremiyordu ve Şebnem’in düğününe bir hafta kalmıştı. Şebnem, çocukluk arkadaşıydı, aralarından su sızmazdı, onun yeri ayrıydı. Milli tenisçiydi, geleceğin genç raketlerini yetiştiriyordu. Ailesinin Polonezköy’de, geniş bir arazi üstüne kurulu butik oteli vardı, boş zamanlarında otelle ilgileniyor, ailesine yardım ediyordu. Nişanlısı Korhan da otelde personel müdürü olarak çalışıyordu. Düğünlerini, kır düğünü olarak …

Devamını OkuANAHTAR

MİSS MARPLE VE SON MACERALARI

Miss Marple, Agatha Christie’nin en az Hercule Poirot kadar ünlü bir dedektifi.  Bir çok kez sinemaya ve televizyon dizilerine de uyarlandı. Size bu sayıda sözünü edeceğim kitabın adı Miss Marple’ın Son Maceraları. Ancak buradaki öykülerin hiçbiri yeni değil. Tamamı, Agatha Christie’nin daha önce  yayınlanmış çeşitli kitaplarında dağınık bir biçimde yer almışlar. Jane Marple, ilk kez 1927 yılının Aralık ayında, The Royal Magazin’deki kısa bir öyküde göründü. Bundan sonraki ortaya çıkışı …

Devamını OkuMİSS MARPLE VE SON MACERALARI

WIR SCHAFFEN DAS*

Previously on Tilda ve Diğerleri: “Bu,” dedi nöbetçi doktor, “Bu ay içinde İstanbul’da görülen on dördüncü hamile ve uyuşturucu bağımlısı kadın vakası. Beş aydan büyük hamilelik, uyuşturucu bağımlılığı, deliryum nöbetleri. Bu kadınların uyuşturucuyu kendi istekleri ile almadıklarına inanmak için önemli sebeplerimiz var. Bağlantılı olduğunu düşünüyoruz.” Kaçırılıp hayatlarından ailelerinden koparılan kadınlar. Kaçırılıp hangi dinden olursa olsun din istismarı ile kandırılıp üstelik bir de uyuşturucuya alıştırıldıktan sonra hamile bırakılan, erkek çocuk doğurmayacak …

Devamını OkuWIR SCHAFFEN DAS*

MAKSUDE HANIM’IN SIRRI – Feneryolu Cinayetleri

Maksude Hanım ile bu yaz tanıştım. Kendisi, Feneryolu Cinayetleri adlı romanda, yıllarca gizlediği bir sırrı ihtiyarladığında açıklamaya karar vererek müthiş bir hikâyenin başlamasına sebep olan, eski İstanbul hanımefendisi bir karakter. Yazın en sıcak günlerinde, her şeyden sıkıldığım, tek isteğimin güzel bir kitabın sayfalarına gömülüp bir tür inzivaya çekilmek olduğu zamanlarda okuduğum Feneryolu Cinayetleri‘yle ilgili tek şikâyetim, çok çabuk bitmesi ve inzivamın kısa sürmesi oldu. Son derece sürükleyici bir kitaptı. Kitabın …

Devamını OkuMAKSUDE HANIM’IN SIRRI – Feneryolu Cinayetleri

ERCAN AKBAY’DAN AKILÇELEN

Ercan Akbay’ın Oğlak Yayınları tarafından 2015 yılında yayımlanan Nadia Groza Dosyası’nı ve 2016’da yine aynı yayınevi tarafından ilk basımı yapılan Akılçelen’i bu yıl içinde okudum. Ercan Akbay’ın Tilki Tilki Saat Kaç? ile başlayan hali hazırdaki üçlemesinden okuduğum ilk romanı Fotoğrafçılar Kulübü Nadia Groza Dosyası’ydı.  Karanlık, boğucu bir atmosferde geçen, son ana kadar sırrını koruyan cinayet öykülerinden biri Nadia Groza Dosyası. Karakterlerden empati kurabileceğiniz kimsenin olmaması farklı bir roman okuduğunuz hissine …

Devamını OkuERCAN AKBAY’DAN AKILÇELEN

CERRAHIN ÖLÜMÜ

BÖLÜM 1 Arabanın sinyal kolu takılmıştı yine. Ritmik ses yol boyunca beyninin içinde ötmüştü neredeyse. Müziğin sesini biraz daha açtı. Çok dakik bir insan olmakla övünürdü. Geç kalmaktan nefret ederdi.   Balık tutmaya ayırdığı izin gününde çağırılmış olması da ayrıca sinir bozucuydu. Yol bittiğinde, hasta yatağında ölümü bekleyen bir ihtiyar gibi inleyen arabasının kapısını sertçe kapattı. Bu mevsimde, bu soğuk ve yağışlı hava, dünyanın insanlığa vedasının yaklaştığının habercisi olmalıydı. Otelin kapısının …

Devamını OkuCERRAHIN ÖLÜMÜ

Ejder

Yüzümü kesen rüzgar, uykusuzluğumun izlerini silmekle yetinmiyor önümde duran ölü kadının kırmızı etekliğini de muzipçe havalandırıyordu. Muzipliği mi kaldı ulan bu işin, kadın ölmüş sen hala manzara peşindesin diyecek oldum ama rüzgarın kötülükten habersiz saf dünyasını kirletmemek için sustum. Gerçi o benim dünyamı bu hazin görüntü ile rahatsız etmeyi bilmişti üstelik aynı zaman bir hatırayı da estirmişti zihnime. “Biliyor musun Herkül, bir kadına en çok hangi renk yakışır?” “Hangi renk …

Devamını OkuEjder

BOŞ EV MACERASI (II)

Baker sokağındaki o yağmurlu yaz gününde Sherlock’un adresi 221-B’ye gelen mektuplardan biri işte o muzip Nikki Capar sayesinde böyle elime geçti. Aslında Nikki de farkında değildi. İstanbul’dan gelen mektupların hepsinin doğal olarak bana ait olacağını düşünmüştü. Bunların arasında bir tanesinin komşuma yazılmış olabileceği aklının ucundan dahi geçmemişti. Ben de mektuplara aynı kanıyla baktım önce. Hatta o mektubun üzerinde 221-B adresinin bulunduğunu onu tam açacağım sırada farkettim. “Özel” damgasını, balmumunu o …

Devamını OkuBOŞ EV MACERASI (II)

MAHUR BESTE

I. Puslu ve soğuk bir Londra akşamı… Thames üzerinde yoğunlaşan sis, yavaş yavaş kentin kuzeyine doğru yayılıyor… BBC’nin söylediğine göre hava sıcaklığı altı derece… Neyse ki, Tahsin’in Camden Town’daki dairesi yeterince ılık. Hatta, bir çokları için, fazlasıyla sıcak bile sayılabilir.   II. Gazetecilikten emekli olduktan sonra, Westbridge Koleji’nde halkla ilişkiler dersleri veren  Tahsin, o akşam eve geldiğinde, havanın iyice kararmış olmasına rağmen ışığı açmadı. Paltosunu karanlıkta çıkarıp holdeki askıya astıktan …

Devamını OkuMAHUR BESTE

Polisiye Hikaye: BEN ÖLDÜRÜLDÜM

Sonbaharın ayazı bomboş ve karanlık sokağı anne kucağı gibi sarıp sarmalamaya başlamıştı. Sararmış yapraklar kümeler halinde rüzgârdan oradan oraya savrulurken, gecenin ayazı ise her nefesimde içime dolup daha çok üşümeme sebep oldu. Bu geceki nöbetim bir trafik kazası sebebi ile uzamıştı. O kadar yorgundum ki, hastanenin otoparkına yürürken biri dokunsa düşecek kadar bitkindim. Park yerinin büyüklüğü ve ıssızlığı, yıllardır her gece nöbeti çıkışımda, gözümde sanki biraz daha büyüyerek korkumu güçlendiriyordu. …

Devamını OkuPolisiye Hikaye: BEN ÖLDÜRÜLDÜM

GAZETECİNİN ÖLÜMÜ

Komplo teorisi sever misiniz? Politik olayların gerisindeki gizli bilgilerin neler olduğunu öğrenmek hoşunuza gider mi? Cevabınız evetse, o zaman Elçin Poyrazlar’ın Gazetecinin Ölümü adlı romanı tam size göre demektir. Kitaptaki serüvenin hangi zaman diliminde geçtiği açıkça belirtilmese de olayların akışından, Arap Baharı sürecinin devamında yaşandığını anlıyoruz. O süreçte Türkiye’nin rolü neydi? ABD, Türkiye’den ne yapmasını istedi? Türkiye neden örneğin Suriye konusunda farklı politikalar izledi?  Bu sorulara öyle ya da böyle …

Devamını OkuGAZETECİNİN ÖLÜMÜ

PHİLİP KERR ile BERLİN NOİR’E TARİHİ YOLCULUK

Tarihi romanlar geçmişe yolculuktur. Eski zamanlarda hayatı yeniden yaşatmak gibi. Geçmiş zaman dilimlerinin çoğu acı ile doludur, hem de son raddesine kadar. Bu yolculuk aynı zamanda acıya da yolculuktur. Çünkü Tarih acılar ile doludur. Geriye dönüp baktığımız da en yakında, tarihin en büyük acılarını yaşatmış, dünyayı ölüm tarlalarina, savaş meydanlarına yollamış bir İkinci Dünya Savaşı var. İlk savaşın bile gölgede kaldığı bu savaş hiç kuşkusuz, yeni dünya düzeninin de başlangıcı …

Devamını OkuPHİLİP KERR ile BERLİN NOİR’E TARİHİ YOLCULUK

Dragos Cinayeti

Dragos cinayeti, bundan beş yıl öncesine ait bir olaydır.  Bu olayı, cinayetin soruşturmasını üstlenen Komiser Mitat’tan dinliyoruz… İstanbul’un, çapkınlıklarıyla tanınan ünlü kuyumcusu Agop Melekyan, Dragos’daki evinde bıçaklanarak öldürülmüştü. Ceset, çalışma odasındaki kapağı aralık olan büyük çelik kasa nın önünde, antika bir İran halısının üzerindeydi. Olay yerine geldiğimde adam öleli aşağı yukarı bir saat olmuştu. Bu da cinayetin öğleden sonra saat ikide işlendiğini gösteriyordu. Nitekim, Melekyan’ın bileğindeki saat, yere çarpınca tam …

Devamını OkuDragos Cinayeti

KUZEYLİ CİNAYETLERİN BAŞARISI

Kuzey Polisiyesi

Son yıllarda “Kuzey Polisiyesi” diye bir olgu yerleşti gerilim okumayı sevenlerin diline… Benim de en sevdiğim yazarlar oralardan çıkma açıkçası… Bunun nedenini bilemiyorum ama en azından 12 koca yıl yaşadığım Norveç’te edindiğim deneyimlerimi polisiye meraklıları ile paylaşabilirim. Çünkü ne kadar ilginçtir ki, ben de orada yazmaya başladım, hem de özel hayatında çok gülümseyen adeta  Joseph Kesselring’in ülkemizde “AHUDUDU” diye uyarlanan “ARSENIC AND OLD LACE” oyunundaki 2 tatlı katil hanım gibi …

Devamını OkuKUZEYLİ CİNAYETLERİN BAŞARISI

SUÇ VE DELİ(L) ÇAĞI

Anna Schönleben (sonradan Zwanziger soyadını alacaktır) 49 yaşına kadar yalnız yaşayan bir kadındı. Buna son verebilmek için hizmetçi olarak çeşitli malikanelerde çalışarak erkek avına çıktı. İlk kurbanı bir kadın oldu. Kadının tek hatası, zengin bir adamın eşi olmaktı. Ardından genç bir adamın evinde hizmetçi olarak göreve başladı. O da kısa sürede öldü. Tek suçu ise Anna’ya karşılık vermememesiydi. Bu sefer bir avukatın evinde hizmetçi olarak çalışmaya başladı. Önce avukatın eşi …

Devamını OkuSUÇ VE DELİ(L) ÇAĞI

3. VE 4. SAYILARDAKİ BULMACANIN CEVABI

Dedektif okurlarımıza merhaba. GECE YOLCUSU adlı polisiye bulmacanın cevabı şu şekildedir. Yabancı adamla karısı Stockwell’deki hastaneye gidiyorlardı. Çünkü kadın hamileydi ve doğum sancıları başlamıştı. Arabanın yakıtı bitince genç adam karısını arabada bıraktı ve  benzin alabileceği bir yer ya da bir araç bulabilmek için tek başına yürümeye başladı. Bu arada karısı doğum yaptı. Ama doğum sırasında öldü. Bebekse hâlâ yaşamaktaydı. Yani katil kadının bebeğiydi. Arabaya dışardan gelip girmemişti. O zaten hep …

Devamını Oku3. VE 4. SAYILARDAKİ BULMACANIN CEVABI

PROFESYONEL

Çizmekten daha iyi yaptığı şey hayatta kalmak olan bir çizerin suçla iç içe geçmiş öyküsü.   “Bir şeyi iyi yapıyorsan ondan para kazan” derler. Şimdilik iyi yaptığım şeyden, yani çizim yapmaktan yeteri kadar para kazanamıyorum. Tamam, aslında hiç kazanamıyorum, ama bu sorun değil. Çünkü bunca sene boyunca iyi yaptığım şeyden çok daha iyi yaptığım bir şey yaptığımı fark ettim ve bundan para kazanmaya başladım. Hayatta kalmaktan bahsediyorum. Çok klişe geliyor, …

Devamını OkuPROFESYONEL

YİTİK OTOPSİ DOSYASI

Soğuk bir kasım sabahı, Keçiören’de bulunan Adli Tıp Kurumu’nun tüm personeli, kurum bahçesinin içine kadar giren servislerinden inerek, çalıştıkları birimlerde bulunan odalarına gidiyorlardı. Kimisinin elinde rast geldiği bir simitçiden aldığı Kara Ankara Simidi, kimisinin elinde de bir kafeden aldığı, kese kâğıdı içinde poğaçası vardı. Ankara’nın buza kesen kuru ayazı, sıcak servislerinden indikten sonra, her birinin mahkeme duvarı gibi suratlarına çarptığında, yüzleri F Tipi Cezaevi’ne ait tek kişilik koğuşlara dönüyordu. Sıkı …

Devamını OkuYİTİK OTOPSİ DOSYASI

BİR FENER BALIĞI POLİSİYESİ

Fener Balığı: Lophiidae familyasına ait bir balık türü. Yüzünün önüne sarkan “feneri” ile denizin derinliklerindeki karanlıkta ışık yaparak ufak balıkları avlar. Türkiye’de Akdeniz, Ege Denizi ve Marmara Denizi’nde bulunur. Ilık ve sıcak deniz diplerinde yaşayan, çirkin görüntüsü ile kendinden tiksindiren bir balık türüdür. Karanlık deniz diplerinde çamurlu zemine bedenlerinin bir bölümünü gömüp kendilerini kamufle ederek avlanır ve hayatlarını bu şekilde sürdürürler.’’ Sevgili Dedektif Dergi okurlarına, sevenlerine, bizi takip eden herkese Merhaba. Yok …

Devamını OkuBİR FENER BALIĞI POLİSİYESİ

KARA HAFTA

Kara Hafta başlıyor. Türkiye’nin en büyük polisiye edebiyat etkinliğine sayılı günler kaldı. Üçüncüsü düzenlenecek Kara Hafta İstanbul Festivali’nin bu yılki teması, yarattığı efsanevi İngiliz Gizli Servis ajanı James Bond karakteriyle bir fenomen haline gelen Britanyalı yazar Ian Fleming olacak. Bu yıl Deniz Bank ana sponsorluğunda gerçekleştirilecek olan Kara Hafta İstanbul Festivali, ilk kez 2015’de polisiyenin ölümsüz kraliçesi Agatha Christie’nin doğumunun 125. yılı şerefine yapılmış, 2016’da ise ünlü yazar Georges Simenon’un …

Devamını OkuKARA HAFTA

OYUN

Orhan, hastanenin bir kare siyah, bir kare beyaz yan yana konmuş karo taşlarının üzerinde ağır adımlarla ilerlerken, insanın içine sıkıntı veren kasvetli havasını, yüzüne takındığı umursamaz maskeyle zorlukla da olsa solumaya çalışıyordu. Her ne kadar dışarıya yansıtmamak istese ve yüzüne mermer kadar soğuk bir ifade  takınsa da , içten içe biliyordu ki bu ziyaret belki de hayatında yapmak mecburiyetinde olduğu en zor şeydi. Daha birkaç ay öncesine kadar her şey …

Devamını OkuOYUN

SATIRLAR ARASINDA

2.Bölüm (28 Aralık 1973 Cuma) Cuma günü uyandığımda kendime gelebilmem öğleden sonrayı bulmuştu. Zonklayan başımın ağrısını dindirmek için ağrı kesici alarak oturma odasına geçtim. Mithat telefonun başına geçmiş, ilk yüz yüze buluşmadan sonra evine gelip karşı tarafın aramasını bekleyen genç kızlar gibi heyecanla alete bakıyordu. Az sonra tutamacı eline alarak birkaç saniye durakladı. Ağır ağır numarayı çevirdi. “Alo, Hüseyin Bey’le görüşecektim. Ben Mithat Uzunlar” dedi hızlı hızlı. Beni fark edince …

Devamını OkuSATIRLAR ARASINDA

Rüyalarına Güvenen Dedektif

    24 Şubat 1989 sabahında, FBI ajanı Dale Cooper, Twin Peaks kasabasına gelir. Görevi, lise öğrencisi Laura Palmer’ın katilini bulmaktır. Twin Peaks tuhaf bir kasabadır; sakinleri nevi şahsına münhasırdır, pek çok gizemin hüküm sürdüğü mekânlarla doludur, Palmer cinayeti de gelmiş geçmiş en acayip cinayetlerden biridir. Ancak Dale Cooper da Twin Peaks’in özelliklerinden farklı özelliklere sahip değildir; nevi şahsına münhasır kasaba sakinlerine taş çıkartacak tavırları vardır, alışılmadık bir dedektif portresi …

Devamını OkuRüyalarına Güvenen Dedektif

Gencoy Sümer ile Sohbet

Gencoy Sümer ile Sohbet

Sohbet   Bu sayımızda, Dedektif Dergi editörü Gencoy Sümer’le geçtiğimiz aylarda yayınlanan Feneryolu Cinayetleri romanı ve polisiye edebiyat hakkında sohbet ettik.   DD:Feneryolu Cinayetleri, klasik polisiye roman türüne daha yakın görünüyor. Sohbetimize Feneryolu Cinayetleri romanının serüveniyle başlayalım isterseniz. GS:Feneryolu Cinayetleri’nin  klasik polisiye roman tarzına yakın olduğu görüşü doğrudur. Bu yönüyle günümüzde yazılan yerli polisiyelerin birçoğuyla arasında ciddi bir farklılık olduğunu söyleyebilirim. Konuyu yıllar önce  tasarlamıştım. Yazmam da bir hayli uzun …

Devamını OkuGencoy Sümer ile Sohbet

Acımasız Katil Henry Hayden

Gerçek ve Diğer Yalanlar

Kitap Eleştirisi/Gerçek ve Diğer Yalanlar/   Kırmızı Kedi Yayınları 2016’nın sonlarında yayımladı Gerçek ve Diğer Yalanlar romanını. Ön kapağında yer alan “Acımasız Katil” sloganını romanı okuduktan hemen sonra fark etmiştim ve abartılı gelmişti. Kitap hakkında bir yazı yazmak için oturup tekrar düşündüğümde “abartılı” tanımımı geri aldım. Henry Hayden, bildiğin dümdüz bir katil. Hem de acımasızlarından. Almanya’nın çok izlenen ve beğenilen dizilerinden birisi olan Tatort’un senaristi Sascha Arango’nun ilk romanı Gerçek …

Devamını OkuAcımasız Katil Henry Hayden

Boş Ev

boş ev

  221 C-Sherlock’un Komşusu/   Yaz bu yıl da Londra’ya uğramayı unutup bütün sıcağını İstanbul’a boşalttı gidiyor gitmek üzere. Yine gri karamsar, sağanak yağışlı, soğuk ve ıslak bir güne açıldı  pencerem bu sabah Baker sokağında. Sokağa şöyle bir göz gezdirirken bir baktım bu sabah ilk iş, Bayan Hudson, sırtına aceleyle attığı yağmurluk, başını yarım yamalak örten ipek bir eşarp, hırsından ev terliklerini dahi çıkarmayı düşünmeden, araba tekerleklerinin sokak çukurlarından etrafa …

Devamını OkuBoş Ev

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği

Polisiye Yazarları Ne Diyorlar?   Polisiye yazarları, geçtiğimiz temmuz ayında bir birlik çatısı altında toplanma kararı aldıklarını kamuoyuna duyurdular. Ancak, Türkiye Polisiye Yazarları Birliği adını  alan oluşum, henüz hukuki bir statüye kavuşmuş değil.Muhtemelen bu yılın ekim  ya da kasım ayında birliğin kuruluşu resmen ilan edilecek. Birliğin ve üyelerinin tanıtımına yönelik faaliyetler twitter, instagram ve facebook gibi sosyal medya hesapları ve birliğin internet sitesi üzerinden yapılmaya başlandı. Polisiye yazarlarını tek bir çatı …

Devamını OkuTürkiye Polisiye Yazarları Birliği

Kadın Seri Katiller | Arsenik Çağı

Arsenik Çağı Arsenik Çağı Arsenik, 17. Yüzyıla damgasını ünlü bir zehirdir. Fransa’da  “Güneş Kralı” lakabıyla bilinen Louis-Dieudonné de France , yani XIV. Louis hükümdarlığı zamanında yaşanan kimi cinayetler Elisabeth Bathory’nin kanlı saltanatını bile gölgede bırakacak boyutlara ulaşmıştır.   Catherine Monvoison La Voison ismiyle de tanınan Catherine Monvoison, çoğu zaman meteliksiz gezen Paris’li bir kuyumcunun eşiydi. Evine katkı sağlamak için el falı, yüz okuma, falcılık gibi işler yapıyor ve bitki ilmi …

Devamını OkuKadın Seri Katiller | Arsenik Çağı

Kusursuz Polisiye Yoktur

Kitap Eleştirisi/ Uzunyuva’da Uyanış/ Temmuz 2010’da Milas jandarmasının yaptığı bir operasyonla defineciler tarafından kaçak kazı yapıldığı ortaya çıkarılan Milas ilçe merkezinin sit alanındaki Uzunyuva Anıt Mezarı’nda bulunan lahit, arkeologlarca ‘’Yüzyılın arkeolojik buluşu’’ olarak nitelendirilmişti.’’   Sıcağın en yoğun hissedildiği Temmuz ayının son akşamından Dedektif Dergi okurlarına “Kusursuz Polisiye Yoktur” köşemizden Merhaba! Eskiler buharlaşma günleri dermiş bu zamanlara. Bugünlerde denize girenlerin üzerinde mutlaka metal taşıması gerektiğine, aksi halde vücutta lekeler oluşacağına …

Devamını OkuKusursuz Polisiye Yoktur

Zıddıygacuk Vakası

  Polisiye Hikaye/Tilda ve Diğerleri-4/ Aksaray, Tiryaki Hasan Paşa sokaktaki Yıldız Pavyon’da… Kim bilir hangi aşırı kilolu gözden düşmüş assolistten kalma modası geçmiş elbisesinden fırlamadan zor duran iri göğüsleri gibi, hançeresinin de kuvvetli olduğu,  Zerrin Özer, Sibel Can ve Kibariye karışımı sesinden belli idi. Mor ve altın sarısının adı duyulmadık bir Amerikan kolejinin pinpon kız formasından sonra berbat durduğu ikinci yer de  bu assolist eskisine ait pullu dekolteli tuvalet olmalıydı. …

Devamını OkuZıddıygacuk Vakası

Limonlu Kurabiyeler

limonlu kurabiyeler

 Polisiye Hikaye/Bir Müge Kılıç Macerası/   Yorucu bir Canterburry yolculuğundan sonra eve dönmek çok güzeldi. Müge ve idil planladıkları gibi bir tatil yapamamışlardı, üstelik ölümle burun buruna gelmişlerdi. Çok şükür kimsenin burnu bile kanamamıştı ama yine de bu şoku atlatmak kolay değildi. İdil’e okul idaresi tarafından on gün izin verildi. İki kardeş bu on günlük izine çok sevindiler ve hemen plan yaptılar. “Abla, seninle, canım ülkemizin her bir bölgesini gezeceğimize …

Devamını OkuLimonlu Kurabiyeler

Bir Zamanlar Uzak Bir Ülkede

Polisiye Hikaye/ Bir Herkül Adnan Macerası/   Biri beni, koskoca cüssemi sarsa sarsa uyandırmaya çalışıyordu. Çok hareket ettiğimi söyleyemem ama eylemi gerçekleştiren kişinin çabasını kol kaslarımda hissediyordum. Tek gözümü istemsizce araladığımda tüm gücüyle iki koluma asılmış ve küçük, güzel yüzünü yüzüme iyice yaklaştırmış sarışın kadını gördüm. Birkaç saniye sürdü onu hatırlamam. Bütün geceyi bu ufak tefek sarışının kollarında geçirmiştim. Onunla dün kalmaya başladığım otelin barında tanışmıştık. Kaldığım otel izbe, saatlik …

Devamını OkuBir Zamanlar Uzak Bir Ülkede

Son Durak

son durak

  Polisiye Hikaye/   1 Aynanın karşısına geçip, kravatını ve yeleğini düzeltti. Gömleğinin buruşmuş yakalarını el yordamıyla kıvırarak kıravatının üzerinden tekrar katladı. Aynaya eğilip, soğuktan çatlamış dudaklarını sıcak suyla ıslattıktan sonra lavobaya sertçe sümkürdü. Orta yaşlara yakınlaşan Aydın, hala yakışıklılığını koruyordu. Saçları, yaşıtlarına göre erken dökülmüştü, hepsi o. Kolundaki saatine bakınca zamanının daraldığını anladı. Tozlanan pantolonunun paçalarını nemli elleriyle silkerek hem ellerini kuruladı hem de paçalarını temizledi. Ve beklenen anons …

Devamını OkuSon Durak

Korku

  Polisiye Hikaye/   Her gece olduğu gibi bu gece de kâbuslarımla buluşmamak için uyumaya direniyorum. Salondaki televizyondan gelen kahkahalar odamın duvarlarına çarparken ben yatağımda, anne karnındaki bir bebek gibi büzülmüş, çarşafımın üzeri dikenlerle doluymuşçasına huzursuz bir halde yatmaya çalışıyorum ama bana hiçbir faydası olmuyor. Çünkü, beynimdeki sesi susturmak için ne kadar çabalarsam çabalayayım, o konuşmakta o kadar ısrarcı. Ellerimle kulaklarımı kapatsam da faydası yok. Sürekli ölü olduğumu fısıldayan bu …

Devamını OkuKorku

Beyaz Elbiseli Kadın

polisiye hikaye beyaz elbiseli kadın

  Polisiye Hikaye/   KADIN: Baş dönmesi hala geçmemişti. “İçtiğim en berbat kahve bu.”dedi.  Garson kapanma saatinin geldiğini söyleyeli on dakika kadar olmuştu. Ama kalkmak istemiyordu. Sanki bir el onu oturması için çekiştiriyordu. Esmer, kısa boylu, kirli sakalları biçimsizce uzamış garson ile yeniden göz göze geldi. Çantasını açtı, cüzdanını çıkardı. Masaya yirmi lira bırakıp kalktı. Kalkması ile hafiften sendeledi. Ayağında ince topuklu bir ayakkabı vardı. Garson yardım için hareketlenince başıyla …

Devamını OkuBeyaz Elbiseli Kadın

Satırlar Arasında

satırlar arasında

Polisiye Roman Tefrikası/ Bu sayımızdan itibaren  altı bölümde tamamlanacak bir polisiye roman tefrikasına başlıyoruz. Süleyman Baş’ın yazdığı bu romanı eminiz ki, ilgi ve beğeniyle okuyuyacaksınız.   Loş bir ışıkla aydınlanan odamda, önümdeki minik beyaz masanın üzerine eğilmiş suyumu yudumluyor ve başımı kaldırıp küçük pencereden sisli havaya bakarak kendi kendime aynı şeyleri sorup duruyorum: Bütün bunlar gerçekten yaşandı mı? Her şey tam olarak nasıl başladı ve nasıl bu kadar hızlı gelişti …

Devamını OkuSatırlar Arasında

Polisiye Bulmaca – Gece Yolcusu

Gece yolcusu

Ed Frank, verdiği siparişi getiren garson kıza gülümseyerek teşekkür etti. Tepsideki hamburger pek iştah açıcı görünmese de gecenin bu saatinde ve bu berbat yerde bundan daha iyisini bulamayacağını biliyordu. Stockwell’den sonra yol iyice tenhalaşmış, o küçük şehirdeki bir kafeye girip akşam yemeğini yemediği için bin kere pişman olmuştu. Boğazına düşkün biri değildi ama açlığa karşı eskiden beri garip bir tahammülsüzlüğü vardı. İki saat boyunca tek bir konaklama yerine rastlamamak tam …

Devamını OkuPolisiye Bulmaca – Gece Yolcusu

Percule Hoirot Macerası – Bir Ölüm Kalım Meselesi (2)

percule hoirot macerası bir ölüm kalım meselesi

Hikayenin Devamı:     Percule Hoirot, 18.45’de Ruislip Manor istasyonundan Metropolitan trenine binerek Maida Vale’e geri döndü. Arwyn’in hazırladığı akşam yemeğini alelacele yiyip çalışma odasına çekildi. Heyecanlı ve hareketli bir gün geçirmişti. Biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğunu hissediyordu. Ama bu sadece vücudu için söz konusuydu. Yoksa kafasının içini istese de tatile çıkaramazdı. O bir anlık sahne hala gözlerinin önündeydi. Adamın yüzü gerçekten de korku filimlerindeki gibiydi. Gerçi sadece sol tarafını görebilmişti …

Devamını OkuPercule Hoirot Macerası – Bir Ölüm Kalım Meselesi (2)

Hapishane Hikayeleri – Baba 2

hapishane hikayeleri baba

Cigarasını yavaşça tablaya bastırdıktan sonra bıyıklarını sıvazladı, ağır ağır doğruldu. O kadar sakindi ki saniyeler sonra bu adamın şiddetli bir fırtına koparacağını kimse tahmin edemezdi. Ben de edememiştim. Usulca yürüdü. Beş adım sonra karşı duvarın dibinde tespihini sallayan Süleyman’ın; sakallı, bağrı açık delikanlının yanına vardı. İşte o andan sonra yaşananlar anormal bir hızla gelişti. Kimse ne olduğunu, nasıl olduğunu anlamamıştı bile. Sakallı eleman, burnu kanlar içinde, yerde kıvranarak bağırıyordu. Baba, …

Devamını OkuHapishane Hikayeleri – Baba 2

Percule Hoirot Macerası – Bir Ölüm Kalım Meselesi (1)

percule hoirot macerası bir ölüm kalım meselesi

Polisiye Yazarları Kulübü’nde yaptığı konuşmanın ertesi günü Percule Hoirot, Maida Vale’deki dairesinde gazetelere göz atıyordu. İrlanda’daki tren kazasında ölenlerin sayısı giderek artmaktaydı. Akdeniz’de bir tekne batmış, yirmi kadar mülteci hayatını kaybetmişti. Kanada’da geçen yılki hipodrom yangınında yaralananlara ve ölenlerin yakınlarına rekor düzeyde bir tazminat ödenecekti. Karayiplerde deprem olmuş, yüz binlerce kişi evsiz kalmıştı. “Bütün bu felaket haberlerini okumak zorunda değilim,” diye mırıldandı Hoirot. “Dünya bu kadar kötü bir yer olamaz. …

Devamını OkuPercule Hoirot Macerası – Bir Ölüm Kalım Meselesi (1)

Tilda ve diğerleri Bölüm 3 – Taşlar yerine oturuyor

Tilda ve digerleri dedektiflik maceraları

A D L İ  T I P  A K R I H A F İ T   K E D E D L   E Z Ö Tabelası da sahibi gibi acayip olan, Suadiye, Hamiyet Yüceses sokağının köşesindeki dedektiflik bürosunda…  “Bu da demek ki 86 karatlık, yaklaşık beş santimetreküp boyutunda ve etrafı 49 adet küçük elmasla bezenmiş olan bu elmas, yine son sahibinde yani Topkapı Sarayı’nda kalmaya devam edecek,” dedi Tilda. …

Devamını OkuTilda ve diğerleri Bölüm 3 – Taşlar yerine oturuyor

Bir Müge Kılıç Polisiyesi – Miss Jade

polisiye hikaye miss jade

Hikaye – Miss Jade Sıcak bir Ağustos sabahıydı. Müge Londra uçağına yetişmek için erkenden kalktı, acele ile kahvaltısını yaptıktan sonra bir taksi çağırdı. Geçen gidişinde uçağa ucu ucuna yetişmişti. Bu sefer gecikmek istemiyordu.. Havaalanına varır varmaz hemen İdil’i aradı. “Canım, havaalanındayım. Şu anda saat 12.30, birazdan uçağa bineceğim. Saat 13.00’de kalkacak. Rötar yok, merak etme.” İdil, mutluluktan havalara uçarak, “Çok sevindim abla,” dedi nefes nefese. “Sen Londra saati ile 14.00 …

Devamını OkuBir Müge Kılıç Polisiyesi – Miss Jade

Sinemada Unutulmaz Kiralık Katiller

The Missouri Breaks sinemada kiralık katiller

Cinayet herkesin kabul edeceği gibi özü itibarı ile bir öldürme olayıdır ve bugüne dek gerek edebiyatta (roman ve hikaye) gerek sinemada yaygın olarak kullanılmış ve kullanılmaktadır. Demek ki öldürme olayı ve dolayısıyla katiller, insanların önemli bir kısmının fazlasıyla ilgisini çekmektedir. Rus ve dünya edebiyatının en önemli romanlarından biri olarak kabul edilen (ki bana göre de öyledir) Dostoyevski’nin ‘Suç  ve Ceza’ sı bir cinayet romanıdır. Ve roman katil Raskolnikov’un incelenmesi üzerine …

Devamını OkuSinemada Unutulmaz Kiralık Katiller

Kadın Seri Katiller – Elizabeth Bathory

Elizabeth Bathory kadın seri katiller

Elizabeth Bathory – KANA SUSAMIŞ KADIN 1609’da, noel zamanında, Macar Kral II. Mathias, Csetjthe şatosuna bir kaç askerini bir olayı araştırmak üzere gönderdi. Dedikodulara göre, bölgede bir kaç genç kız kaçırılmıştı. Askerler görevlerinin zorluklarını çok iyi bilmekteydiler. Çünkü devasa şatonun sahibi, son derece varlıklı ve hatrı sayılır kişilerle çok iyi bağlantıları olan bir kadındı. Macarlar tarafından kahraman ilan edilmiş “Black Hero” (Kara Kahraman) lakaplı savaşçıyla evlendikten sonra, Prensesler ve Krallar, …

Devamını OkuKadın Seri Katiller – Elizabeth Bathory

İstanbul polisiyeleri

istanbul polisiyeleri alper kaya

İstanbul polisiyeleri fikri nasıl doğdu.. Çocukken, Çanakkale’de oturan teyzem vesilesiyle her şubat tatilinde bir haftayı aşkın süre Çanakkale’ye giderdim. Bu şehrin sahafları, inanılmaz hazinelerle doluydu. Tabii o yaşlarda SAS serisini okuyamayacağım için benim payıma “Macera Tüneli Serisi” düşmüştü. Hemen hemen bütün kitaplarını edinmiş, hızlı okuyabilme yetim sayesinde de bir çırpıda bitirmiştim. Bilenler bilir gerçi de, kısa bir özet geçelim. Macera Tüneli, her kitabı farklı temaya sahip bir interaktif seriydi. Hikaye …

Devamını Okuİstanbul polisiyeleri

Ulaş Özkan & Emrah Poyraz Röportajı

ulaş özkan emrah poyrah polisiye yazarları röportaj

Polisiye yazarları  ile yaptığımız röportajları  bu sayımızdan itibaren yayınlamaya başlıyoruz. İlk konuklarımız Ulaş Özkan ve  Emrah Poyraz. İki yazar tarafından yazılan polisiye kitapların sayısı bütün dünyada oldukça azdır. Luis Borges ve Adolfo Bioy Casares, Ellery Queen, Maj Sjöwall ve Per Wahlöö gibi yazarlar hemen ilk akla gelenler. Ulaş Özkan ve Emrah Poyraz da hem ortaklaşa polisiye hikayeler kaleme alıyorlar, hem de birlikte yazıp yayınladıkları Uzunyuva’da Uyanış  adında bir  polisiye romanları var. …

Devamını OkuUlaş Özkan & Emrah Poyraz Röportajı

Hikaye: Yoksul

polisiye hikaye yoksul

Eğilip tertemiz alnına bir öpücük kondurdu. “Üşümüş olmalı” diye düşünerek üzerinde örtülü şilteyi boynuna kadar çekti. Hayatı boyunca çok kişi sevdi Ahmet. Çok sevdi, çok üzüldü… Anası onu hiç üzmedi, tevekkeli boşa değilmiş, en çok onu sevdi. Babasının yokluğunu hiç hissettirmemiş, hem analık hem de babalık etmişti ona anası. Toklumen kasabasının toprak yollarında anasının ardında meraya yapılan yürüyüşlerde terketmişti çocukluğunu. Akranları gibi oyun oynayamamış, babası, Seyfi Çoban’ın vefatından sonra anası …

Devamını OkuHikaye: Yoksul

Jack Unterweger – Travma yazıları

Jack Unterweger

Avusturya’da ve Los Angeles’ta son zamanlarda hayat kadınlarına yönelik artan seri cinayet vakaları, iki tarafın da polis teşkilatlarının dikkatini çekmeyi başarmıştı. Her seferinde kurbanlar tahta sopalar, demir çubuklar veya ağaç dallarıyla cinsel saldırıya uğramış ve iç çamaşırlarıyla boğularak öldürülmüşlerdi. 1974 yılında Margaret Schafer’in sutyeniyle boğularak öldürülmesi ile başlamıştı cinayetler. Hemen akabinde bu olaydan sorumlu olarak “Johann” Jack Unterweger gözaltına alındı. 1950 Avusturya doğumluydu Jack Unterweger. Hapiste bulunduğu süre içinde kendini …

Devamını OkuJack Unterweger – Travma yazıları

İyi Polisiye, Michael Connelly

Michael Connelly polisiyesi

Polisiye Edebiyatın en önemli kollarından biri de ülke polisiyeleridir. Bunu Avrupa Amerika İskandinav polisiyeleri olarak detaylandırabiliriz. Ben hep Avrupa Polisiyelerine yakın olmuşumdur. İskandinav polisiyeleri herkese hitap etmese de bu işin ustası benim için Henning Mankell’dır. Bunun yanında Amerikan Polisiye Edebiyatı herkesin bildiği bir tür. Özellikle filmleri ile evlerimize konuk olan bu türün benim için en sevilen ismi Michael Connelly. Michael Connelly, 1956 doğumlu eski bir gazetecidir. Bu sebepten olsa gerek …

Devamını Okuİyi Polisiye, Michael Connelly

Kitap yorumları: Günay Gafur’dan Kahin

Günay Gafur Kahin

‘’Bonitas non est pessimis esse meliorem. Nullum magnum ingenium sine mixtura dementiae fuit.’’ (1) Tüm dedektif dergi okurlarına Merhaba. Umarım herkesin keyfi yerindedir. Ve artık üçüncü sayımıza ulaştığımıza göre benim  de keyfim gayet yerinde. Ha yukarıdakiler mi? Yok yok, büyü falan yapmadım. Nostradamus’da değilim. Gerçi yaşayacağım şeyleri bilmek isterdim ama bazen neler olacağını önceden bilmemek en iyisidir. Tıpkı Günay Gafur’un gelecekten haberler veren gizemli bir yabancının ölüm kehanetleri ile başlayan …

Devamını OkuKitap yorumları: Günay Gafur’dan Kahin

Kitap yorumları: Gencoy Sümer’den Feneryolu Cinayetleri

Feneryolu Cinayetleri polisiye kitap

Efendim herkeslere kocaman, sıcacık ve güneşli Merhabalar olsun. Şimdi güneşli bir Merhaba dedim ama konumuz cinayet olunca, e işler biraz değişiyor tabii. Polisiye roman okuru için en güneşli an ise katili doğru tespit edebildiği an, bendenizin fikri bu. Romanın sonuna kadar ipuçlarını takip ederek mutlu sona ulaşmak.. Mutlu mu dedim ben az önce? Cinayetin mutlusu değil canım, bilmeceyi çözebilmenin verdiği bir mutluluk, o kadar da değil. Hazır bilmece demişken, son …

Devamını OkuKitap yorumları: Gencoy Sümer’den Feneryolu Cinayetleri

Hortlakların Fecri Bölüm 3

hortlakların fecri bölüm 3

Azap Celal karşısında tüm haşmetiyle dikilmekte olan paşanın gözlerine baktı: “Destur verirsen Polata üzerine varalım paşa hazretleri!” Yahya Paşa eliyle gidebilecekleri anlamda bir işaret yapınca uzanarak paşanın elini öptü. Ardında takımı olduğu halde çıkarken paşanın sesi arkalarından çınladı: “Gazanız mübarek olsun evlatlarım!” Konaktan çıkan Celal ile adamları koşar adım iç kaleye uğrayarak cebecibaşına selam ettiler. İki-üç sadak ok, taşıyabilecekleri miktarda tüfenk cephanesini tedarik eyledikten sonra iç kaleden ayrılıp atlarının olduğu …

Devamını OkuHortlakların Fecri Bölüm 3

Polisiye hikaye: Sabun Kokusu

polisiye hikaye sabun kokusu

İnci gibi dizilmiş harflerin üzerinde tekrar gezindi gözleri. Her kelimesini ezbere bilse de kağıtta yazılanları okumak içinde kalan son insanlık kırıntılarını hayatta tutuyordu. “Yaz gelmese, hep bahar olsak. Hafif esintili, akasya, leylak kokulu, rengarenk bahar çiçekleri ile. Arada yağmur yağsa çisil çisil, sonrasında toprak koksa. Biz biraz huzur bulsak. Sen umudum, ben senin deryan olsam. Seninle biz hep bahar kalsak.” Bir özenle kağıdı katladı. Cüzdanının gözüne koydu. Park halindeki arabasından …

Devamını OkuPolisiye hikaye: Sabun Kokusu

Hikaye: Hasta

hikaye hasta

Göçebe hayatı yaşamaya uygun bir yapım olduğunu düşünüyordum yeni taşındığım evin bahçesini düzenlemeye çalışırken. Amirim cinayete kurban gittiği günden o yana yani iki yılda beş ev değiştirmiştim. Bir atım olsa bir de konup göçtüğüm evler betondan olmasa al sana Göktürklerden Herkül Adnan. Bu yeni evin bahçesi sokağa bakan cephedeydi ve ufacıktı. Bölgesinde böyle bir bahçeyi bulmak bile çok zor oldu. Çevre tamamen sitelerle ve yüksek binalarla çevrelenmişti. Ama beni nefessiz …

Devamını OkuHikaye: Hasta

Dedektif Şemsi Arar | Bu bizim hayatımız

refik halit karay dedektif şemşi arar

Dedektif Şemsi Arar, kurgusal bir karakter. İlk kez 1950 yılında basılan, Refik Halit Karay’ın Bu Bizim Hayatımız adlı romanında ortaya çıktı. En büyük özelliği, tamamen yerli bir dedektif tipi olmasıydı. Polisiyeseverler, 1950 yılında sessiz sedasız bir Türk dedektifle tanıştılar. O güne dek yaratılan yaratılan belki de en sağlam yerli dedektif karakteriydi bu. Tepeden tırnağa Türk’tü bir kere. En ufak bir yabancı katkı yoktu. İçimizden biriydi. Şemsi Arar’dı dedektifimizin adı. Önceleri …

Devamını OkuDedektif Şemsi Arar | Bu bizim hayatımız

221C Sherlock ‘un Komşusuyum

sherlock hakkında bilinmeyenler

SÖZLERİ OLMAYAN ŞARKI – Sherlock Komşum malum soğuk kanlıdır. Tutarlıdır. Güvenilir biridir. Son derece mantıklıdır. Sonra kararlıdır hep. Düşünür. Analiz yapar ve karar verir. Kısacası entellektüel kapasitesini mükemmel kullanır. Duygularıyla hareket ettiği bir an olmamıştır. İradesi Doktor Watson’a zaman zaman onun duygudan mahrum olduğunu düşündürmüştür. Hep mesafelidir. İddialıdır. Onunla kalsa iyi. Çoğu kez apaçık kaba kaçar. İltifat eder ama hiç başkasına ettiğini görmedim hep kendine eder iltifatı. Doktor Watson’ı “öyle …

Devamını Oku221C Sherlock ‘un Komşusuyum

Dedektif hikayeleri: Herkül Adnan

dedektif hikayeleri Herkül Adnan

Dedektif hikayeleri, polisiye edebiyatın en sevilen türlerinden biridir. Ülkemizde fazla yazılmasa da dünyada oldukça yaygın bir okur kitlesi vardır. Unutmamak gerekir ki, polisiyenin ilk seçkin örnekleri dedektif hikayesi olarak kaleme alınmıştır. Edgar Allen Poe’nin Morg Sokağında Cinayet’i, gizemli dedektif hikayeleri arasında yer alır. Ceyda Kiremitçi’nin HERKÜL ADNAN hikayelerini polisiyeseverlerin ilgi ve beğeniyle okuyacaklarını umuyoruz. Hikayeye başlamadan önce, size kahramanımızı size biraz tanıtmak istedik. Zorlu davaları çözme konusunda doğuştan bir yeteneğe …

Devamını OkuDedektif hikayeleri: Herkül Adnan

Dedektif hikayeleri, Çantada Keklik

dedektif hikayesi çantada keklik

Dedektif Hikayeleri, gizemli olduğu kadar eğlenceli de olmalı diyenlerdenseniz, Tuğba Turan’ın hikayesi tam size göre. Renkli kahramanları, eğlenceli ve ilginç konusuyla baş döndürücü bir hikaye bu. Özel dedektif Tilda’nın Suadiye, Hamiyet Yüceses sokağının köşesindeki dedektiflik bürosunda neler olmuştu geçen bölümde haberiniz var mı? Eminiz ki vardır, ama gene de kısaca hatırlatalım: Sinan Bey, üzerinde en az otuz yıllık bir Vakko takım elbisesi, titiz ama takıntılı tavırları ile Tilda’nın dedektiflik bürosuna …

Devamını OkuDedektif hikayeleri, Çantada Keklik

Öykü: Çarşamba pazarı

oyku carsamba pazari

Türker Beşe’nin kaleminden merakla okuyacağınız bir öykü. Hatırladığım kadarıyla, bugünü dördüncü kez yaşıyorum. Her şey bundan altı sene önce başladı, ya da iki sene sonra. Sanırım her şeyi en baştan anlatmam daha doğru olacak. Sıradan bir çarşamba günüydü. Çarşambaların hiçbir özelliği yoktur. Ortanca kardeş naifliğinde, kendi halinde bir gündür. İnsanlar cumayı bekler, pazarı sevmez, pazartesiden nefret eder, ama çarşamba sadece çarşambadır. Hafta içi her gün ve dolayısıyla her çarşamba olduğu gibi, eşim Didem yine beni sabahın köründe kaldırdı. Her günkü …

Devamını OkuÖykü: Çarşamba pazarı

Ayşe Erbulak

ayse erbulak

    Ayşe Erbulak, 1957 yılında dünyaya geldi. Babası, ünlü tiyato oyuncusu/karikatürist/gazeteci Altan Erbulak’tı. İlginç bir rastlantı, gene bir tiyato oyuncusu olan annesi de Altan adını taşıyordu. Altan ve Altan çifti bununla yetinmediler, doğan kızlarına da Altan adını verdiler.  Ayşe Erbulak 16 yaşına kadar bu adla sürdürdü hayatını. Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nı kazanınca Cüneyt Gökçer ona adını değiştirmesini önerdi, o da kabul etti. Böylece mahkeme kararıyla Altan Erbulak, Ayşe Erbulak …

Devamını OkuAyşe Erbulak

Katilin Özrü | Nurhan Işkın

Katilin Özrü

Katilin Özrü , Nurhan Işkın’ın İstanbul’da işlenen seri cinayetleri konu alan polisiye romanı. İstanbul’un çeşitli semtlerinde işlenen kadın cinayetlerini soruşturan Komiser Aylin Türkoğlu ve yardımcısı Sinan Yılmaz, karşılaştıkları cinayetlerin karşısında şaşkınlıklarını gizleyemezler. Katil kadınların sol göğsünü kesip, güller ile imzasını bırakmaktadır. Komiser Aylin ise bu cinayetlerin otopsi sonucu ulaştığı bilgileri değerlendirirken ellerinde katile ulaşabilecekleri bir ipucunun olmadığını bilerek her bir ayrıntıyı zihnine kayıt etmektedir. Hayatına soruşturma esnasında giren Hakan Mert …

Devamını OkuKatilin Özrü | Nurhan Işkın

Berlinli Apartmanı | Yaprak Öz

berlinli apartmanı

Berlinli Apartmanı Yaprak Öz’ün ilk romanı. Bu romanı belki de şu soruyla özetlemek mümkün: Korku dolu bir apartmanda insan nasıl yaşar? Olay, Agatha Christie ve Georges Simenon romanlarını Türkçe’ye çeviren Oya’nın, anlı şanlı Berlinli Apartmanı’ndaki bir daireye yerleşmesiyle başlar. Komşularıyla tanışıp onlarla muhabbeti biraz ilerlettikçe etrafında bir takım acaip olayların dönmeye başladığını hisseder.  Giderek, bazı garip olaylara tanık olur. Gördükleri onu korkutur. Ve kafasında bir takım soru işaretlerinin belirmesine yol …

Devamını OkuBerlinli Apartmanı | Yaprak Öz

Fener Balığı | Nuray Atacık

Fener Balığı

Fener Balığı’nda olaylar güneşli bir haziran sabahı başlar. İstanbul Prens Adaları açıklarında kafatası parçalanmış yirmili yaşlarında genç bir erkeğin cesedi bulunur. Cinayet Büro Ekibi işi ele alır, araştırma gittikçe çetrefilleşir. Çözmeye çalıştıkları düğümün bir yandan kendi hayatlarını da temelinden sarsacağından, en karanlık kâbuslarıyla hesaplaşmak zorunda kalacaklarından habersizdirler. Amir Murat Karasu hangi cinsiyetten, milliyetten, eğitimden, kültürden, sosyal sınıftan, ya da ideolojiden olursa olsun, her bireyin gerçek kimliğini belirleyen özündeki temel bir …

Devamını OkuFener Balığı | Nuray Atacık

Geçmişten Gelen Cellat | Nurhan Işkın

gecmisten gelen cellat

Katilin Özrü adlı eserin devamı olan Geçmişten Gelen Cellat ’ı okumaya hazır mısınız? Yavaş, yavaş bilincinin açıldığını hissediyordu, başından sızan kan sol gözünden aşağıya doğru yüzüne akıyordu. Gayri ihtiyari kımıldamaya çalıştı. Ellerinin ve ayaklarının bağlı olduğunu anlaması çok uzun sürmedi. Artık kendine gelmişti. Hem terliyor hem de üşüyordu. Nasıl bu tuzağa düştüğünü; ne kadar aptal olduğunu kendine tekrarlayıp durdu. Hissettiği garip korkuyu anlamlandırmakta zorlanıyordu. Bağlı olduğunu bildiği halde istem dışı …

Devamını OkuGeçmişten Gelen Cellat | Nurhan Işkın

2042-Sıfır Yılı | Çağan Dikenelli

2042 Sıfır Yılı

Bir gün, 2042, tüm karanlığıyla üstümüze çökecek; dünya, Doğu-Batı Federasyonları olarak bölünecek, varoşlarda ve yasak şehirlerde büyüyen Hayalet Yoldaşlık kemikleşmiş sömürü devletlerini kıyısından ısırmaya, canını acıtmaya başlayacak. Ve artık cafcaflı neonlarla gizlenemeyen böylesi bir kaos ortamında kimsenin adamı olmamayı seçen, hiçbir güce boyun eğmeyen ve küresel güçlerin oyunları karşısına mertçe dikilmekte bir an bile tereddüt etmeyen bir dedektif o zaman da olacak. Birleşik Batı Konfederasyonu’na bağlı ülkelerdeki güvenlik ve kontrol …

Devamını Oku2042-Sıfır Yılı | Çağan Dikenelli

Çağan Dikenelli

Çağan Dikenelli, 1969 yılında, İzmir’de doğdu. St. Joseph Koleji’nden sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Bölümü’nü bitirdi. Montreal Üniversitesi’nde arşivcilik okudu. Aynı zamanda müzisyen olan ve 2004 yılından sonra yazdığı mizahi bir romanla edebiyat dünyasına merhaba diyen Çağan Dikenelli, polisiye ile yazarlık yaşamına devam etmektedir. Bu sayfa kaç defa görüntülendi: 446

Kadın seri katiller: Locusta

Kadın seri katiller Locusta

Yunan Çağı denince kuşkusuz ilk akla gelenler düşünürler ve bilgelerdir. Onlar sayesinde tıp, matematik, bilimsel düşünce, yasal yapılanma ve felsefe alanları gelişmiştir. Sokrates, Plato ve Aristoteles insanların ahlakî ve inançsal gelişimi adına yön vermişlerdir. Yunan mitolojisindeki tanrılar mükemmel insanı temsil etmekteydiler. Bunlar seri katillerin yoksun olduğu özelliklerdi. Yunan imparatorluğu M.Ö IV. yüzyılda Büyük İskender’in katkılarıyla Asya’ya doğru açılırken, Roma imparatorluğu gücünü İtalya ve Orta Avrupa’da genişletti. Roma imparatorluğu ilerleyen yüzyıllarda …

Devamını OkuKadın seri katiller: Locusta

Gizemli Hikayeler – Bir Yaz Günüydü

gizemli hiayeler bir yaz günüydü

O korkunç günün sabahında sandalımı küçük iskeleye bağlarken kafamın içi hala karmakarışıktı.  İki saat boyunca kürek çekmiş, yorulmuştum. Ellerim bıçakla kesilmiş gibi acıyordu. Avuç içlerim su toplamıştı. Ama umurumda değildi. Ne yapmam gerekiyorsa onu yapmıştım. Huzursuzca son bir kez daha puslu denize çevirdim gözlerimi. Sonra arkama dönüp çakıl taşlarının çıplak ayaklarıma batmasına aldırmadan eve doğru yürüdüm. Ondokuz yaşıma yeni girmiştim. Geleceğimle ilgili kaygıları yüzünden ailemle aramda ciddi sorunlar yaşadığım bir …

Devamını OkuGizemli Hikayeler – Bir Yaz Günüydü

Ölümün Kokusu | 2. Bölüm

ölümün kokusu

4. Bölüm “Bu adama karşı bu özen niye ?” Aslı, Tunç’un yanına bir sandalye çekti ve elinden tutarak yüzünü yüzünün karşısına getirerek adeta bir çocukla konuşuyormuş gibi bir özenle gülümsedi. “Tunç Bey…” “Benim buyrun.” “Beni patronunuz Artin Nişancıyan gönderdi, avukatınızım, sizinle sorguda bulunacağım. Lütfen sakinleşin ve derin derin nefesler alın.” O ana kadar yüzünü yere devirmiş bu genç adam yavaşça kafasını kaldırdı ve göz temasına girmemeye çalışarak cevap verdi. “Çok …

Devamını OkuÖlümün Kokusu | 2. Bölüm

221B Baker Sokağında Kopan Kazak Oyunu

boş ev

Olmayan bir evde, bulunmayan bir adresde, doğmamış ve hiç ölmeyen biriyle komşuluk etmek ender rastlanan bir durum. Orası muhakkak. Bu açıdan kendimi şanslı addettiğim doğrudur diye başlamıştık bu sohbete. Söz konusu adres dünyanın en meşhur adresi, o adreste oturan kişi ise dünyanın en ünlü dedektifi olduğundan, maalesef zaman zaman bu iş şans olmaktan çıkar. Ve 221B Baker sokağının nefes kesen maceralarının içine sürükler insanı. Gece yarısını biraz geçe. Sokak sakinlerinin …

Devamını Oku221B Baker Sokağında Kopan Kazak Oyunu

Kadın yazarlar – Bir Şair Bir Roman

kadın yazarlar gülce başer

Türk Polisiye Edebiyatı’nın en büyük eksiklerinden birisi de kadın yazarlar. Onların eksikliği Polisiye edebiyatimiza büyük zarar verir. Ama varlıkları o derin hayal dünyaları ile polisiyeye can verirler.  Çünkü kadın polisiye yazarları iyi polisiyenin kraliçeleridir. Onların kalemi daha keskin daha ölümcüldür. İşte geçmişte Agatha Christie işte günümüz de Tess Gerritsen. Her biri yaşadığı dönemin en iyisi olmuş ve olmaya devam ediyor. Bizim ülkemiz de ise, kadın polisiye yazarları bu türe çok …

Devamını OkuKadın yazarlar – Bir Şair Bir Roman

Esra Türkekul’un Kadın Dedektifi

esra türkekul ve kadın dedektifleri

Çok sevgili Dedektif Dergi okurlarına merhaba. Ernest Mandel demiş ki, kadınların en başarılı olduğu edebi tür polisiye romandır. Polisiye okumaya beni ilk sevdiren yazar da Agatha Christie’dir mesela. Eh, biraz da bundan yola çıkarak kadın polisiye yazar Esra Türkekul’un Kapalıçarşı Cinayeti ve devamı olan Cadıbostanı Cinayeti kitaplarından bahsetmek istedim sizlere. Kahramanımız, Esra Türkekul’un Kapalıçarşı Cinayeti’ndeki eski tercüman yeni dedektif Berna Pekdemir ile yeni tanıştım ben de. Berna kocasından yeni boşanmış, …

Devamını OkuEsra Türkekul’un Kadın Dedektifi

Hikaye – Virüs

hikaye virus

Yağışlı ve sisli bir kasım gecesi… Enerjik ve canlı bir yapıya sahip olan dedektif Yaser’in melankolik bir hali vardı. Geceleri gündüzlere tercih ederdi. Piposunu yaktı ve pencereden dışarıya baktı. Günün bu kadar durgun olması onu daha da endişelendiriyordu. Bu sessizlik kapının çalınması ile bozuldu. “Buyurun!” dedi, Yaser. Can, kocaman bir gülümseme ve iki fincan kahveyle içeriye girdi. “Oo, Kimleri görüyorum? Birilerinin buluşması iyi geçmiş olmalı.” Can’ın suratında ki gülümseme birden …

Devamını OkuHikaye – Virüs

Bir Müge Kılıç Polisiyesi – Kayıp Altın ANKH

bir muge kilic polisiyesi kayip altin ankh

Güzel bir Nisan sabahıydı. Müge her zamanki gibi erkenden kalktı, giyindi. Danışanlarından önce, ilk ziyaretçisi her zamanki gibi, komşusu Peri Nur Hanım’dı. İkisi, sabah kahvelerini birlikte içmeyi uzun zamandır adet haline getirmişlerdi. Peri Nur Hanım, seksen yaşlarında, tek başına yaşayan, son derece bakımlı, yaşını göstermeyen, Üsküdar Amerikan Kız Koleji mezunu, hiç evlenmemiş eski bir İstanbul hanımefendisiydi. Onunla sabah kahvesi içmek, Müge’ye büyük bir keyif veriyordu. Ancak son zamanlarda ikisinin de …

Devamını OkuBir Müge Kılıç Polisiyesi – Kayıp Altın ANKH

Bir dedektif kızının anıları – Diploması olmayan okul ÖDD mezunu

bir dedektif kızının anıları

Aslında sizlere “Dedektiflik Maceralarım” adını verdiğim, oldukça heyecanlı, çokça komik ve aynı zamanda her daim bir parça sıkıcı hikâyelerimi anlatacaktım. Hikâye dediysem, elbette hepsi bizzat yaşadığım, içinde bulunduğum işlerle ilgili anılardan ibaret. Öncelikle dedektiflik işinin perde arkasındaki durumu anlatarak başlamayacağım. Bir “Dedektif Kızı” olarak bir süre dedektiflik maceralarını dışarıdan izleyip, bazı işlerde kobay olarak kullanılırken gözlemlediğim ve uzun süre babamın deyimi ile “Diploması Olmayan Okul ÖDD / Özel Dedektifler Derneği”’nin …

Devamını OkuBir dedektif kızının anıları – Diploması olmayan okul ÖDD mezunu

Bir Percule Hoirot Macerası – Kraliçenin Mor Şapkası

percule hoirot macerası kraliçenin mor şapkası

Her yıl Mayıs ayındaki banka tatilinde, hiç kimse Percule Hoirot’yu Londra’da tutamazdı. Ünlü dedektif, cuma sabahı Victoria İstasyonu’ndan trene biner, İngiltere’nin güney sahillerinde alırdı soluğunu. Son yıllarda, Plymouth yakınlarındaki Hudley civarında bir yer keşfetmiş, oradaki ‘Kraliçenin Mor Şapkası’ isimli küçük bir otele gitmeyi adet haline getirmişti. Görünüşüne bakılırsa, tam anlamıyla birkaç yüzyıl öncesinden kalma bir handı orası. Tahta masaları, gıcırdayan merdivenleri, soğuk havalarda sürekli yanan kocaman ocağı, eski usul yatakları …

Devamını OkuBir Percule Hoirot Macerası – Kraliçenin Mor Şapkası

Cevat Yurdakul – 12 Eylül dönemi cinayetler ve tuhaf yargılamalar

cevat-yurdakul

Cevat Yurdakul Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul[1] nasıl öldürülmüş? Önce onu inceleyelim, daha sonra soruşturma ve yargılamalara göz atalım. İncelediğim tüm belgelerde ve kaynaklarda cinayet şu şekilde anlatılıyor: Cumhuriyet Caddesi ile Adalet Caddesi’nin kesiştiği kavşakta, makam otomobili yavaşladığı sırada, pusuda bekleyen bir otomobil yolu kapatıyor, bu otomobilin içinden inen iki kişi makam otomobilini yaylım ateşine tutuyor. Cevat Yurdakul vücuduna isabet eden dört kurşunla olay yerinde hayatını kaybediyor. Makam aracında bulunan …

Devamını OkuCevat Yurdakul – 12 Eylül dönemi cinayetler ve tuhaf yargılamalar

Sevdiğini öldürmek – Kahve Molası

hikaye-sevdigini-oldurmek-funda-menekse

Dedektifliğe Soyunan Ev Hanımları Küllükte bulduğu tek boşluğa sigarasını bastı. Burnunu avcunun içinde buruş buruş olan peçeteye sildi. Aramızda derin bir sessizlik. Anlattıklarını sindirmemi mi yoksa yorum yapmamı mı bekliyor emin olamıyorum. Ben sustukça daha çok kıvranıyor ama sanki o ilk kelimeyi bulamıyor. Peçetelikten bir peçete daha alıyor ve avcunun içinde tortop ediyor yeniden. “Nasıl öğrendiğimi sormayacak mısın?” Nasılsın sorusuna karşılık ezberletilmiş bir replik şeklinde “İyiyim, siz nasılsınız?”diye cevap veririm …

Devamını OkuSevdiğini öldürmek – Kahve Molası

oyku-eser-ozcarkci-golge

“Yeter be kardeşim, sıkılmadınız mı şu saçma sapan şarkılardan?” Şurada birkaç saat kestirecektik ona da müsaade yoktu. Resmen işkence çekiyordum. Hafta boyunca acil müdahale mangası komutanlığı görevindeydim. Her hafta taburdan bir bölük sırayla bu görevi yerine getirir, böylece bölüklerin acil bir çağrıya hazır olup olmadıkları ölçümlenirdi. Tam teşekküllü birer asker olarak üzerimizde yok yoktu. Silah deposunda bulduğumuz tüm savaş malzemelerini üzerimize giyip yemekhanede telsiz başında uyumaya çalışmak kadar tarifsiz bir …

Devamını Oku

Norma sen misin Marilyn?

marilyn monroe

Barbiturat,1860 yılında Almanya’da elma asidi ve insan idrarı gibi maddelerden oluşturulup Adolf Baeyer tarafından üretilmiş, sakinleştirici ve uyku getirme amacıyla kullanılan, ağır bir etki yaratabilen ayrıca özellikle veterinerlikte anestezik amaçlı kullanılabilen de bir ilaçtır. Aynı zamanda Barbitüratlar, beyin aktivitesini baskılayarak etki gösteren sedatif (yatıştırıcı) ilaç grubuna ait tanımlanmaktadır. Barbitüratların parçalanarak etkilerinin bozulması karaciğerde gerçekleşir. Parçalandıktan sonra boşaltım sistemi aracılığıyla vücuttan dışa atılırlar. Merkezi sinir sistemi üstünde yavaşlatıcı bir etkiye sahip …

Devamını OkuNorma sen misin Marilyn?

Bir Herkül Adnan Polisiyesi – İkiyüzlü – Ceyda Kiremitçi Vasiliev

Bir Herkul Adnan Polisiyesi - ikiyuzlu - Ceyda Kiremitci Vasiliev

Kurbanın karşısında dikiliyorduk üç adam. Cesedin görüntüsü hepimizi fazlasıyla rahatsız etmişti. Ama hiç birimiz bunu itiraf edecek durumda değildik. Yanımdakilerden biri yıllar önce ilk çalıştığım vakalardan birinde tanıştığım olay yeri inceleme uzmanı Bekir abiydi. Onunla tanıştığımız vakada sorumlu kişi “ Amirim” di. Amirimin Bekir abiye olan güvenini görmek bu yeni tanıdığım adamı kıskanmama yol açmıştı o zamanlar. Kaşı gözü kıskanılacak bir adam değildi Bekir abi. Uzun boylu, sportif vücutluydu ama …

Devamını OkuBir Herkül Adnan Polisiyesi – İkiyüzlü – Ceyda Kiremitçi Vasiliev

Hikaye, Hal Çaresi – Cenk Çalışır

hal çaresi cenk çalışır hikaye

En başından başlamak gerekirse, o zamanlar bizimkiler yeni evli. Para yok. Zaten alacak bir şey de yok. Her şey karaborsada, ekmek desen karneyle. İkinci dünya savaşı yılları. Annem çalışıyor. Başına gelebilecek en kötü şey hamilelik. Ve evliliklerinin daha üçüncü ayında düşüyorum rahmine. Kocakarı ilaçları, onun sapı bunun çöpü, katıyor, kaynatıyor, kavuruyor. Yok. Olmuyor. Ne içti, ne yuttuysa geliyorum. Çatılardan atlıyor, ata ters biniyor, soğuk sulardan çıkıp, sıcak çamurlara yatıyor. Yok. …

Devamını OkuHikaye, Hal Çaresi – Cenk Çalışır

Bir Başkomiser Galip Polisiyesi – Karanlık Arzular – Çağatay Yaşmut

Bir Başkomiser Galip Polisiyesi - Karanlık Arzular

Çağatay Yaşmut ‘un Karanlık Arzular isimli hikayesi, daha önce 221b dergisinde kısa haliyle yayınlanmıştır. Vural, banyodaki aynada görüntüsüne nefretle bakarak, bütün gücüyle kafasını aynaya geçirip yarmak istedi. Olmadı, etrafa saçılan cam parçalarıyla da bileklerini kesebilirdi! Böylece, gebererek bu baş belası hastalıktan sonsuza kadar kurtulabilirdi. Şimdi ne olmuştu da, uzun zamandır bastırdığı öldürme arzusu yeniden hortlamıştı? Kadını öldürmek istemişti. Evet. Kadını deşmek istemişti. Siyah sutyeninin kopçaları çözülüp iri memeleri serbest kaldığında, …

Devamını OkuBir Başkomiser Galip Polisiyesi – Karanlık Arzular – Çağatay Yaşmut

The godfather ve Corleone ailesi

baba godfather

The godfather filmi, hemen hemen herkesin en iyi filmler listesinde üst sıralarda yer almayı başaran bir yapım olmuştur. Son seksen yılda, hayatın bir çok alanında görüldüğü gibi, sinemanın da ilk 40 yılındaki değişimin yavaşlığına karşın, son 40 yılındaki değişimin hızı  fevkalade yüksek oldu.  Gene de bazı filmler var ki,  aradan geçen yarım yüzyıla rağmen hala yeni çevrilmişcesine taptaze ve dipdiriler. Hala ayaktalar ve seyircinin ilgisini çekmeye devam ediyorlar. Baba (Godfather), …

Devamını OkuThe godfather ve Corleone ailesi

12 Eylül Dönemi Cinayetler Ve Tuhaf Yargılamalar

12 Eylül Dönemi, KÜLTÜRLÜ TANIK Tetiği, İbrahim Çiftçi çekmişti; hem de altı kez.  Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz’e neden altı kurşun sıkılmıştı. Sıkılan kurşun sayısıyla bir siyasi mesaj mı verilmek istenmişti? O kadarını bilemiyorum;  ama kurşunların sayısı bana çok ilginç geldi. Silah seslerini duyan herkese balkonlara, pencerelere koşmuş, cinayeti görmüşlerdi. (Emniyet kayıtlarında cinayeti görenlerin sayısı on sekizdir.) Ama her nasılsa bir kişi dışında hiç kimse tetiği çekeni görmemişti. Emniyete …

Devamını Oku12 Eylül Dönemi Cinayetler Ve Tuhaf Yargılamalar

TÜRKİYE’DE ÖZEL DEDEKTİFLİK

türkiyede özel dedektiflik

TÜRKİYE’DE ÖZEL DEDEKTİFLİK “Bir Meslek İçin Onur Mücadelesi” Dünyada yüzyıllardır var olan Özel Dedektiflik / Profesyonel Araştırma Hizmetleri, ülkemizde henüz bir yasal dayanağı olmadan altyapısının oluşturulması sürecinde yaşanan tüm engellemelere ve ihanetlere rağmen onur mücadelesini sürdürmektedir “Merak ve Araştırma Duygusunun” insanlık tarihinden beri yaşamın içinde hep var olduğu gerçeğiyle çağdaş toplumlarda gelişerek günümüze kadar profesyonel bir meslek haline gelen “Özel Dedektiflik / Profesyonel Araştırmacılık” mesleğinin zorunlu bir ihtiyaç olduğu kabul …

Devamını OkuTÜRKİYE’DE ÖZEL DEDEKTİFLİK

KISA BİR MESAJ İÇİN UZUN BİR CEVAP

polisiye sevgisi

Kısa bir mesaj için fazlaca uzun bir cevap olmuş olabilir bu yazı ama bir polisiyesever bilir ki, asıl gerçekler hep ayrıntıda gizlidir… Tavsiye üzerine başladığım kitaba eşlik eden bir fincan kahve önümde sehpada duruyor. Bahardayız ama hava soğuk. Battaniyeyi dizlerime çekmişim. Kitap akıcı ilerliyor. Telefonumda bildirim olduğunu belirten ışık yanıp sönüyor. Bir süre aldırış etmiyorum. Ama gözüm takılıyor. Daha fazla kayıtsız kalamıyorum. Çağın hastalığı; sosyal medya bağımlılığı yavaş yavaş kanıma …

Devamını OkuKISA BİR MESAJ İÇİN UZUN BİR CEVAP

Polisiye Hikaye | Çinçin

Çinçin polisiye hikaye

Çinçin’de bir gecekondudayım. Ankara’nın pek bilinmeyen varoşlarında, insanı hüzünlendiren eşyaları olan, perdeleri esrar dumanından renk değiştirmiş bir torbacının evinde tam olarak ne yapacağımı bilememenin zihnimde yarattığı gerginlikle oturmaktayım. Normal zamanlarda evin içine girmeden işimi hallederdim, ama bu günlerde yunuslar sokakta torbacılara göz açtırmadığından içeri girmek zorunda kaldım. Başkası olsa hayatta izin vermezdi. Çocukluk arkadaşımdır Serhat, babasının at arabasında büyüdüm desem yalan olmaz. Ben Eren’i kırmamak için geldim bu sefer gecekonduya. …

Devamını OkuPolisiye Hikaye | Çinçin

Mavi Kuş | Olof Palme Cinayeti

olof palme cinayeti

MAVİ KUŞ Aradan 30 yıl geçti ve soruşturma grubu şefi Kerstin Skarp kameralar karşısına geçti. Herkes bu sert görünümlü kadının neler söyleyeceğini merak ediyordu. Nefesler tutuldu, göz bebekleri büyüdü. Bayan Skarp, aradan geçen bunca zaman zarfında, cinayet ile ilgili 10000 kişinin şüpheli veya tanık sıfatıyla dinlendiğini. bu kişiler arasından 133 kişinin cinayeti üstlendiğini ve soruşturma dosyaları raflarının uzunluğunun 250 metreyi bulduğunu, aradan geçen sürede edinilen tüm bilgilerin tekrar gözden geçirileceğini …

Devamını OkuMavi Kuş | Olof Palme Cinayeti

BAŞKOMİSER GALİP MACERASI | EDİTÖR CİNAYETLERİ

polisiye hikaye editor cinayetleri cagatay yasmut

  1 Hayatımda gördüğüm en korkunç manzaraya bakıyorduk, hepimizin midesi ağzına gelmişti. Zavallı adamın ölürken çektiği acıları düşündükçe, tüylerim diken diken oldu. Kandan bir şelale, yatak odasının her yerini kırmızıya boyamıştı. Manzarayı kısaca anlatmak isterim. El ve ayak bileklerinden iplerle yatağa sıkıca bağlanmış, ağzına pis bir bez tıkıştırılmış, üzerinde sadece boxer .. olan erkek kurbanın göğsünden, kollarından, kalçasından ve bacaklarından büyük bir kerpetenle et parçaları koparılmaya çalışılmıştı. Bu işin yarım …

Devamını OkuBAŞKOMİSER GALİP MACERASI | EDİTÖR CİNAYETLERİ

Batman Filmi | NEUROSCİENTİST KİLLER QU’EST-CE QUE C’EST

batman filmi kara sovalye

Bu başlığa fa fa fa fa fa fa fa fa fa fa şeklinde şarkı söyleyerek devam etmek mümkün. Ancak şunu da kabul edeyim; nörobilimci bir katil fikri gerçekten tüylerimi ürpertiyor. İşin kötü tarafı bu bir olasılık değil, 2012 yılında, Colorado Üniversitesi’nde Neuroscience alanında doktora eğitimi gören, dolayısıyla yürüyen IQ olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz bir adam, gayet sofistike bir biçimde tasarlanmış, Batman filmi ile özdeşleşen korkunç katliamın gerçekleştiricisi oldu. James Holmes, Batman …

Devamını OkuBatman Filmi | NEUROSCİENTİST KİLLER QU’EST-CE QUE C’EST

Hikaye: Gömü

hikaye gömü

  Niyazi Dayı, toprağa sapladığı pulluğu ile tarlasını sürerken bir yandan da aklından, geçen seneki mahsulden ellerinde kalan hayal kırıklığını geçiriyordu. Besmeleyle başlamıştı işe bu sabah da. Bereket fışkıran topraklar, iki senedir suya hasret bir sekilde kuraklık çekiyordu. Kuruyan toprak cılızlaşmış, sanki amansız bir derde yakalanmış dermansız bir hasta gibi günden güne eriyordu. 15’lik oğlan Nizam, topraga ayak bastığında ayağının altında uzanan yarıklara bakarak “ninenim elleri gibi” deyip sırıtmıştı. Oğlunun …

Devamını OkuHikaye: Gömü

Bir suç hikayesi | Bitti Bitiyor

Bir suç hikayesi bitti bitiyor

Bitti bitiyor bir suç hikayesi. İsmi ünlü bir internet alış veriş sitesinden esinlendi. Acaba hangi site okunca anlayabilecek misiniz?  Önsezileri kuvvetli olan insanlara hep hayranlık duymuşumdur. Bazıları, garip bir şekilde, belanın kokusunu neredeyse kilometrelerce uzaktan alabilir ya da başlarını ağrıtacak bir olayı daha başlamadan hissedebilirler. Bu kadını gözüm tutmadı, o çocuk bela, o iş yerinde çalışmayı kabul etme, şu adam gizli polis,  bu evi tutma, o arabayı alma… Bazen gerçekten …

Devamını OkuBir suç hikayesi | Bitti Bitiyor

Hikaye: İlan | TİLDA VE DİĞERLERİ

dedektif hikayeleri ilan tilda ve digerleri

Her şey bir ilan ile başladı. İlanda, bir süreliğine bir dedektiflik bürosuna bakmak üzere, araştırmacı, gözlem yeteneği yüksek, meraklı bir veterinerlik mezunu ya da öğrencisi arandığı yazılıydı. ‘Dedektiflik bürosuna aranan veterinerlik öğrencisi… bu ben olmalıyım…’ diye düşündü Mehmet. İlanda belirtilen sabit telefonu aradı. Telefonda konuştuğu temizlikçi kadın, “Hanımım önümüzdeki hafta yurt dışına çıkacak, o yüzden yerine bakacak birini bulması lazımmış. Sen müsait olunca gel! Hatta bugün gel! Hemen gel!” diyerek …

Devamını OkuHikaye: İlan | TİLDA VE DİĞERLERİ

Jean-Christophe Granqe | Lontano

Jean-Christophe Granqe Lontano

Granqe, Lontano ile yine karanlık bir Labirente  giriyor. Üstelik bu sefer daha ürkütücü. Polisiye, edebiyatın en kadim en gizemli türü.. sanırım bunun sebebi  İnsanlık ile yaşıt olması… Habil ve Kabil’den bu yana sürüp gelmiş olmasına rağmen her zaman arka planda kalmıştır. Bunun o kadar çok sebebi var ki bunu anlatmaya sayfalar yetmez.. Polisiye herkese başka bir dünya sunar. O dünya da herkes kendi ruhunu arar kendi katilinin peşinden gider. Onu …

Devamını OkuJean-Christophe Granqe | Lontano

ERDOĞAN EYRİK | CİNAYETİN PEŞİNDE SIR PERDESİ – DORUK ATEŞ | MABET –

kusuruz polisiye yoktur

  ERDOĞAN EYRİK/CİNAYETİN PEŞİNDE SIR PERDESİ     Aniden sesi kesildi. Tüm çabasına rağmen birşey konuşmasına engel oluyordu. Tekrar yutkunmaya çalıştı fakat başaramadı. Afallamıştı ve nefes alamıyordu. Boğazında hissettiği soğukluğun ne olduğunu anlamak için elini boynuna götürdü. Can havliyle parmaklarını boğazı ile telin arasına geçirip tüm gücüyle asıldı ama arkasındaki her kimse ondan çok daha güçlüydü. Çelik telin parmaklarını kestiğini hissedebiliyordu. Bütün derdi ve çabası tek bir nefes daha alabilmekti. …

Devamını OkuERDOĞAN EYRİK | CİNAYETİN PEŞİNDE SIR PERDESİ – DORUK ATEŞ | MABET –

Öykü – Anı Yaşa

polisiye öykü anı yaşa

Sonunda kardeşim İdil’le tatile çıkabildik. Kolay olmadı tabii. İzin tarihlerimizi denk getirmek için çok uğraştık. İdil Londra’da yaşıyor. Yorucu bir işi var, özel bir okulda müdür yardımcısı. Ben ise İstanbul’da oturuyorum. Yaşam koçluğu yapmaktayım. Aslında sosyoloji okudum ama malum, okullarda sosyoloji öğretmenliği dışında başka çalışma imkanımız yok. Ben de toplumun bütünü ile değil de toplumu oluşturan bireylerin kendisi ile ilgilenmeye karar verdim. Çeşitli eğitimlere katıldım,  sertifikalarımı aldım ve profesyonel olarak …

Devamını OkuÖykü – Anı Yaşa

HORTLAKLARIN FECRİ | 1. BÖLÜM

hikaye hortlaklarn fecri

Hava ziyadesiyle kapalı ve yağmur bırakacak olsa da İstolni Belgrad’ın[1]  taştan gavur evlerinin arasındaki sokaklarda çocuklar koşturmaktaydı. İçlerinden birisinin Macarca: “Fosztogatók! Fosztogatók!”[2] diye bağırdığını işittiler. Şehrin insanları arasında Macarca’dan başka Türkçe, Sırpça, Almanca ve Çek lisanı da konuşulurdu ama belli kelimeler üzerinden hepsi anlaşırdı. Akıncılar diye bağıran çocuğun ve akranlarının o asırda akıncı görmüşlüğü yoktu ancak meşhur Köprü Faciası’ndan evvelki  vakitleri yaşamış dedelerinden bir kısmı bu tabiri işitmişti. Dedeleri tuhaf …

Devamını OkuHORTLAKLARIN FECRİ | 1. BÖLÜM

HERKÜL ADNAN MACERASI | RUJ İZİ

hikaye ruj izi

Yatağımdan sıçramama sebep olan o tiz çığlık sesini duyduğumda rüyalar alemini ziyarete gideli daha bir kaç saat bile olmamıştı. Bir süre yatağın karşısındaki duvara asılı tabloyu izlediğimi hatırlıyorum. Ne az önce duyduğum çığlığı ne onun sahibini ne de olağan dışı her durumun nasıl olup da benim eksenimden ayrılmadığını düşünmemiştim tabloya bakarken. Tek düşündüğüm henüz birkaç haftadır bana ait olan bu evi neden bu kadar zevksiz döşemiş olduğumdu. Belki hep yapmış …

Devamını OkuHERKÜL ADNAN MACERASI | RUJ İZİ

Hikaye: Makul Doktor

bir suc hikayesi makul doktor

İnsanların makul hayatlar yaşadığımızı düşünmesini isteriz. Hayatlarımız makul olmasa da, öyleymiş gibi davranırız. Canımız sıkkınken arkadaşlarımızdan saklarız, sevdiğimiz bir insana kızgınsak bunu onun yüzüne söylemez, her şey normalmiş gibi davranırız. Böylece, önünde sonunda her şeyin normale döneceğini biliriz. Ya da öyle olacağını umarız. Kırklı yaşlarımda bekar olmam çevrem tarafından pek makul karşılanmasa da, seçtiğim makul meslek sayesinde inandırıcı bahaneler üretebiliyorum. Okulu ve askerliği bitirip doktor olarak atandıktan sonra çevremin evlenmeme …

Devamını OkuHikaye: Makul Doktor

Ölümün Kokusu | 1. Bölüm

ölümün kokusu 1. bölüm

“Kim bu manyak?!” Emin’in sarı olay yeri bandıyla çevrilmiş alan içerisinde gördükleri tam bir vahşetti. Adeta kesik izleriyle dolu çıplak bir kadın cesedi büyük bir itina ile beton zeminin üzerine yatırılmıştı. Birkaç adım ötesinde gene aynı titizlikle yerleştirilmiş bir cenin, uyuyan bir bebeğin saflığıyla yatıyordu. Tüm bu vahşete rağmen etrafta tek bir damla kan izi yoktu. Olay yeri inceleme ekibi ve kriminal uzmanlar bu özenle yerleştirilmiş puzzle içerisinde arı gibi …

Devamını OkuÖlümün Kokusu | 1. Bölüm

221B Baker Sokağı | Sherlock’un Komşusuyum

221b baker street sherlockun komsusuyum1

“O KADIN” Olmayan bir evde, bulunmayan bir adresde, hiç doğmamış ve asla ölmeyen biriyle komşuluk etmek ender rastlanan bir durum. Orası muhakkak. Bu açıdan kendimi şanslı addettiğim doğrudur. Söz konusu adres Baker sokağı, 221B numaralı müstakil ev. Söz konusu komşum ise hepinizce malum. İkinci katta oturan özel dedektif Sherlock Holmes. Sherlock’un özel hayatını, başından geçen maceralar kadar öğrenmek isteyen çok sayıda hayranı var. Ben de onlardan biriyim. O nedenle bu …

Devamını Oku221B Baker Sokağı | Sherlock’un Komşusuyum

Hapishane Hikayesi “Baba”

Hapishane hikayesi Baba

“Sonunu bildiğin oyunları oynama.” Çıkmaya yakın, hep bunu derdi. Sonrasında da bakışlarını öylece üzerime diker, sesini hafifçe alçaltır ve eklerdi: “Kazanacağını bilsen bile!” Başımı öne eğip sessizliğe bürünür ama bir yandan da “Hadi lan oradan!” diyerek karşı çıkardım. Tabii içimden. “Kazanacağını biliyorsun ama oynamıyorsun! Peh! Saçmalığın dik alâsı!” O günlerde Baba’ya yüksek sesle itiraz edemezdik. Göt isterdi. Baba, garip adamdı. Hayatımda tanıdığım en garip adam… Aradan nereden baksan yirmi sene …

Devamını OkuHapishane Hikayesi “Baba”

Hikaye: Esrarengiz Cinayetler Seyahat Programı

esrarensiz cinayetler seyahat program1

    Halamı çok severim. Annemden büyük olmasına rağmen bir çok konuda bizlerin seviyesine inmeyi, arkadaşça sohbet etmeyi daha iyi becermiştir. Annemle tabii kıyaslanamaz ama yeri başkadır vesselam. Teknoloji mesela, annem hala bir skaypta konuşmasını kendisi ayarlayamaz, erkek kardeşimin yardımına muhtaç olurken halam imeyl, vatsap, internet şopping, feysbuk falan gırla gider valla. El örgüleri konusunda bir bloğu bile var. Yaşı kaç biliyor musunuz? Altmış! Daha doğrusu elli dokuz! Dile kolay! …

Devamını OkuHikaye: Esrarengiz Cinayetler Seyahat Programı

Polisiye bulmaca: Ruhların Cinayeti

polisiye bulmaca 2 ruhların cinayeti

Dedektif e-Dergi’nin ikinci sayısında gene bir polisiye bulmaca var. Kerim Güner’in kaleminden çıkan polisiye bulmacamızda bu kez Komiser Mitat, Beyoğlu’ndaki bir borsa şirketinde işlenen garip bir cinayeti aydınlatmaya çalışıyor. Komiser Mitat’tan önce siz olayı aydınlatabilir, katili yakalayabilirsiniz. Bütün yapmanız gereken, öyküdeki ipuçlarını değerlendirmek ve biraz da –her dedektifte olması gereken- hayal gücünüzün yardımıyla mantıklı bir sonuca varmak. Tüm okurlarımıza keyifli dakikalar ve bol şans diliyoruz. Doğru cevabı veren üç okurumuza …

Devamını OkuPolisiye bulmaca: Ruhların Cinayeti

GELİŞEN TEKNOLOJİ, POLİSİYE EDEBİYATINI VE OKURUNU NASIL ETKİLEDİ?

gelisen teknoloji

İnsanların sosyal medyada 149 harf ile çok ağır felsefeler yapabildiği bir ortamda, yüzlerce sayfalık bir roman nasıl okunabilirliğini korur?   Twitter, Facebook ve daha bir çok sosyal medya uygulaması artık hayatımızın her anında. Akıllı telefon denilen ve avuç içimize dahi sığabilen cihazlar, gerçek dünyayla olan ilişkimizi günden güne sınırlarken, o ufacık ekranlarından açılan sanal dünya ile bağımızı ise giderek güçlendirmekte. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda hemen hemen herkesi başı öne eğilmiş, …

Devamını OkuGELİŞEN TEKNOLOJİ, POLİSİYE EDEBİYATINI VE OKURUNU NASIL ETKİLEDİ?

Bir Percule Hoirot Macerası: Mr. Monaldi’nin Endişesi

polisiye hikaye dedektif dergi

Dedektif Dergi, Percule Hoirot ’yu iftiharla sunar. Gencoy Sümer tarafından kaleme alınan Mr. Monaldi’nin Endişesi, kelimenin tam anlamıyla bir dedektif hikayesi. Başından sonuna kadar merak ve heyecanla okuyacağınız  bu polisiyenin kahramanı  ise www.polisiyedurumlar.com izleyicilerinin yakından tanıdıkları bir isim: Mösyö Percule Hoirot. Adı ve bazı özellikleri bir başka ünlü dedektife çok benzediği için bu iki kişinin aynı insan olup olmadıkları konusunda kesin bir bilgiye sahip değiliz. Bazıları, onların aynı kişi olduklarını iddia …

Devamını OkuBir Percule Hoirot Macerası: Mr. Monaldi’nin Endişesi

Hikaye: Sıradan bir hayat için

  Zehra tükenmiş halde çaresizce buzdolabının kapısına dayadığı titreyen vücudunu, tıpkı kor aleve atılmış maden gibi eriyerek, yavaşça yere bıraktı. Oysa yanağındaki çürümüş morluk henüz silinmeye başlamıştı. “Kapıya çarptım güzel kızım” diye söylemişti endişeli gözlerle bakan beş yaşına yeni basmış kızına. Mutlak ki; kendisininki gibi kötü yazgısı olmasın,  hiç ağlamasın, hep gülsün diye bizzat koymuştu ismini. Gülperi. Anlaşılan,  yarın yenilenen taze morluklara yeni taze yalanlar gerekecekti. Patlayan dudağından sızan kanı …

Devamını OkuHikaye: Sıradan bir hayat için

Polisiye Bulmaca

Polisiye bulmaca Dedektif Dergi 1. Sayı

Polisiye e-Dergi Dedektif Dergi ‘nin ilk sayısında bir Polisiye bulmaca çözülmeyi bekliyor. Henüz dergiyi okumadıysanız veya polisiye bulmacayı okumadıysanız, yanda yer alan dergi kapağına basarak Polisiye bulmaca ‘ya ulaşabilirsiniz. Kimin yalan söylediğini buldunuz mu? Bulduysanız cevap kısmında cevabınızı ve çözümünüzü yazın. Doğru cevabı veren okurlarımızndan üç kişiye birer polisiye kitap hediyemiz olacak! Cevaplarınızı yorum kısmında bırakın lütfen: Bu sayfa kaç defa görüntülendi: 1.435

Polisiye kitap Şeytan Disko | Yaprak Öz

ŞEYTAN DİSKO – Deniz, kötü giden evliliği ve yaşamının amaçsızlığı yüzünden depresyon geçirmektedir. Bir psikiyatrla görüşmeye başladıktan sonra, geçmişinde saklı korkunç bir sırla yüzleşme yaşar. Çocukluk arkadaşı Raşel’in ölümüne dair ayrıntılar artık onu rahat bırakmayacaktır. Bir süredir zihnini meşgul eden birtakım görüntülerin, başka bir yaşama ait anılar olduğuna da inanan Deniz’in reenkarnasyon düşüncesi, depresyon tedavisi sırasında saplantı haline gelir ve geçmişindeki sırla ürkütücü bir şekilde iç içe geçerek genç kadına …

Devamını OkuPolisiye kitap Şeytan Disko | Yaprak Öz

Ercan Akbay

Suçun arkasındaki psikolojiye ilişkin gerilim romanlarıyla tanınan yazar 1959’da İstanbul’da doğdu. 1978’de Kadıköy Maarif Koleji’nden mezun olup İ.Ü. İşletme Fakültesi’ne başladığı gün çalışma hayatına da ilk adımını attı. Turizm ve elektronik sektörlerindeki deneyimlerinin akabinde bir caz kulübü kurdu, sanat ürünleri ve tasarımla ilgili çeşitli işlerde çalıştı. 1996’da ilk kitabı ‘Kuraldışı Öyküler’i (Tales of the Weird) ve 1997’de ilk romanı ‘Erkekler Ağlamaz’ı (Men Don’t Cry) yazdı. Bir polisiye film senaryosu olarak …

Devamını OkuErcan Akbay

Gonca Çiftçioğulları

Gonca Çiftçioğulları 1968 yılında Kayseri’de doğmuştur. İlköğrenimini Kayseri’de ortaokul ve Liseyi Ankara Deneme Lisesi’nde tamamlamıştır. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunudur. Çalışma hayatına, Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı Halide Edip Adıvar Kız Öğrenci Yurdu’nda Yönetim memuru olarak başlamıştır. Daha sonra Öğretmenliğe yatay geçiş yapmış ve ilk görev yeri olan Sivas’ta eşiyle tanışmış ve iki erkek evlada sahip olmuştur. On beş yıl Adıyaman’da yaşayan yazar, yerel bazı gazete ve internet sitelerinde köşe yazarlığı …

Devamını OkuGonca Çiftçioğulları

Katilin Şahidi | Algan Sezgintüredi 

katilin sahidi

  Katilin Şahidi, Algan Sezgintüredi’nin aynı seriden çıkan beş romanından üçüncüsü. 2014 yılında, APRİL yayıncılık tarafından yayınlanmış, 194 sayfa. Olay, bir yılbaşı gecesinde başlıyor ve bitiyor. Romanın anlatıcısı ve baş kahramanı, özel dedektif Vedat Kurdel, elinde pişmiş bir hindiyle arkadaşı ve ortağı Tefo’nun evine gitmek üzere, sekreteri Nilgün’ün apartmanından ayrılacağı sırada arka arkaya atılan dört el silah sesi duyar. Vedat’ın duruma el koyması ve yan dairede bir cinayet işlendiğini keşfetmesiyle …

Devamını OkuKatilin Şahidi | Algan Sezgintüredi 

Polisiye Hikaye – Camda Eriyen

Polisiye-Hikaye-Camda-Eriyen-Cenk-Çalışır-1

Toker eczanesi et ve balık kurumu tatlıses çiğköfte her ayın onunda yüzde elli bedava kıvanç lostra salonu ayakkabı  ve çanta tamiri yapılır stüdyo akın beş dakikada vesikalık kalender kuru temizleme ayhan kundura kışlık botlarda kampanya  arzum konfeksiyon büyük bedende zerafet Yanındaki koltukta oturan, orta yaşlı kadın ayağa kalktığında başını bir an için otobüse çevirdi. Bu baş hareketi ile yanının boş kalıp kalmayacağını görmek istediği düşünülebilirdi. Oysa Ekrem bakışları ile orta …

Devamını OkuPolisiye Hikaye – Camda Eriyen

Gotik Hikaye – Malikane

Gotik-Hikaye-Malikane

1878 yılında İskoçya’da Clyde nehrinin kıyısında küçük bir köyde doğdum. Çocukluğum Milton adındaki bu köyde geçti. Çılgın bir bilimsel gelişme ve endüstrileşme dönemiydi. Bugün nasıl baş döndürücü bir teknolojik gelişme ve globalleşme sizlerin nefesinizi kesiyorsa o zamanlar henüz tam farkında olmadığım ama yaşamımızın en ince dokularına kadar sızmış olan bu endüstrileşme çılgınlığı da bizim nefesimizi kesiyordu. Babam, amcam, arkadaşlarımın babası sabahın erken saatlerinde bize görünmeden trene biner, sadece bütün ülkeye …

Devamını OkuGotik Hikaye – Malikane

İyi Polisiye

iyi-polisiye

POLİSİYE; SAVUNULMASI GEREKEN BİR SUÇLU
Bilgi sahibi olmadan görüş belirtenler, ülkemizde polisiye romanın geçmişinin olmadığını, son yıllarda ortaya çıktığını söylüyorlar. Önemli bir geleneği olan polisiye romanı görmüyorlar; geçmişini, önemli eserlerini ve yüzyılın başlarından günümüze ulaşan tarihini araştırmıyorlar. Çok fazla zorladığınızda “Polisiye Edebiyattan Sayılmaz!” gibi

Devamını Okuİyi Polisiye

Bilimkurgu hikayesi – Tanık

bilim kurgu hikaye tanık günay gafur

 “…Ve bazıları ışığın, bazıları gölgenin peşine düştü.” – T.S.Eliot – Türkiye – 2178 Remzi, dokuz çilek ve iki küçük şeker kamışıyla eve geldiğinde sabahın dördüydü. Günde on altı saat çalışan bir yeraltı işçisi için oldukça dokunaklı bir sahne… Dokunaklı ve de göz yaşartıcı… Sol gözü yaşardı. Diğerini o lanetli gecede, şiddetli ışıma yüzünden kaybetmişti. Karısını düşündü. Hiç unutamadığı karısını… Hamileydi. Kıyamet, doğuma dört ay kala kopmuştu. Bombalar patlamış, yeri göğü …

Devamını OkuBilimkurgu hikayesi – Tanık

Emrah Poyraz

Emrah Poyraz, 1983 yılında İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini bu şehirde tamamladı. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümün’de okumak için gittiği Tokat’ın Zile ilçesinde, ilerki yıllarda hem yakın dostu hem de edebiyat partneri olacak olan Ulaş Özkan’la tanıştı. Emrah Poyraz ve Ulaş Özkan, Dedektif Dergi’de de yayınlanan bir çok polisiye hikaye kaleme aldılar. İkilinin ortaklaşa yazdıkları Uzunyuva’da Uyanış adlı roman, 2017 Özel bir şirkette yönetici olarak çalışan Emrah Poyraz Ankara’da …

Devamını OkuEmrah Poyraz

Nuray Atacık

Nuray Atacık 1967 yılında doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Fakültesini bitirdi. Yirmi beş yıl yurtiçi ve yurtdışında birçok projede görev aldı, özel sektörde yöneticilik yaptı. Ancak bütün bu süre zarfında edebiyatla ilgisini kesmedi. Kendi deyimiyle “insandaki gerilimin kaynağına, direncin dayanıklılığına ve akımın duygusal şiddetine merak sardı” ve böylece polisiyenin limanına demir atmaya karar verdi. Nuray Atacık’ın ilk romanı Fener Balığı 2017 yılında yayınlandı. Bu sayfa kaç defa görüntülendi: 644

Ulaş Özkan

  Ulaş Özkan, 1979 yılında İzmir’de doğdu. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini başladığı hiçbir okulda bitiremedi. Babası emekli olup Milas’a yerleşince o da Milaslı oldu ve liseyi orada tamamladı. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümün’de okumak için gittiği Tokat’ın Zile ilçesinde, ilerki yıllarda hem yakın dostu hem de edebiyat partneri olacak olan Emrah Poyraz’la tanıştı. Halen turizm sektöründe çalışmasının yanı sıra üniversite yıllarında ilgi duyup öğrendiği keman ile müzisyenlik …

Devamını OkuUlaş Özkan

Nurhan Işkın

Nurhan Işkın

  Nurhan Işkın, Almanya’da dünyaya geldi ve eğitim hayatını orada tamamladıktan sonra, Türkiye’ye gelerek İzmir’e yerleşti.  Aslen Sivas’lı olan yazar, evli ve iki çocuk sahibidir. Nurhan Işkın’ın ilk polisiye romanı Katilin Özrü 2014 yılında basıldı. Onun devamı niteliğindeki Geçmişten Gelen Cellat ise 2017’de yayınlandı. Bu sayfa kaç defa görüntülendi: 365

Verda Pars

Kadın cinayetleri isimli kitabı ile tanıdığımız Verda Pars kimdir? Verda Pars 1978 yılında İstanbul’da doğdu. Önce Fenerbahçe Lisesi’ni, onun ardından İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Aynı fakültede yüksek lisans yaptıktan sonra, İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı’nda doktoraya başladı. 2013 yılında, edebiyat-siyaset ilişkisini incelediği, 1960-1980 Yılları Arasında Yayımlanmış Sol Romanlar Üzerinden ‘Siyasal İnsan’ın Tahlili başlıklı doktora teziyle doktor unvanını aldı. Verda Pars …

Devamını OkuVerda Pars

Seri katiller kitabı: Seri Katiller tarihi – Arkın Gelişin

Seri katiller kitabı

Seri katiller kitabı: Seri Katiller tarihi – Arkın Gelişin Bir kez öldürmeye karar verdiğin zaman Önce kalbin taşa döşünür Ve hala ellerin istekli ise o an İşte o zaman cinayeti sanata dönüşür “Murder by Numbers,” The Police Seri katillere niçin hayranlık besleriz? Seri katiller özellikle 1970’lerden itibaren dünyanın her yerinde halkın gözünde başrol oyuncu olmaya başladı. Popüler kültürde seri katillerin ciddi bir yer edinmesi ve yer alması, hayranlık konusunda yalnız …

Devamını OkuSeri katiller kitabı: Seri Katiller tarihi – Arkın Gelişin

221B ve Sherlock’un sırları

221b-baker-street-Sherlock-Holmes

221B Baker Sokağı’nda ikamet eden Sherlock Holmes’in şimdiye kadar hiçbir yerde yayınlanmamış sırları gün yüzüne çıkıyor! Şebnem Şenyener, “Sherlock’un Komşusuyum” isimli köşesinde, polisiye edebiyatın en önemli dedektiflerinden biri olan Sherlock Holmes’in hayatına dair bilinmedik sırları açıklıyor: 221B, Polisiye ve Sherlock Holmes Söz konusu adres Baker sokağı, 221B numaralı müstakil ev. Söz konusu komşum ise hepinizce malum. Ikinci katta oturan özel dedektif Sherlock Holmes. Sherlock’un özel hayatını, başından geçen maceralar kadar öğrenmek …

Devamını Oku221B ve Sherlock’un sırları

Ses kaydedici ve ortam dinleme araçları

Ses kaydedici ya da ses kayıt cihazı aslında hepimizin cep telefonunda mevcut. Dolayısıyla bulunduğunuz ortamda cep telefonunuzda bulunan bu özellik veya akıllı cep telefonunuza indireceğiniz bir ses kayıt programı sayesinde bulunduğunuz ortamı ya da yaptğınız telefon konuşmasını kayıt altına alabilirsiniz. Ancak bunun ne kadar etik olduğunu mutlaka sorgulayın. Ses kayıt cihazı ve Aldatma Aldatıldığınızdan şüpheleniyorsanız bir ses kayıt cihazı tüm aldatılma şüphelerinden kurtulmanıza yardımcı olabilir. Aldatma gibi durumlarda, takip, telefon …

Devamını OkuSes kaydedici ve ortam dinleme araçları

Uzunyuva’da Uyanış | Ulaş Özkan-Emrah Poyraz

uzunyuva'da uyanış

Uzunyuva’da Uyanış, mitolojik efsaneler arasında geçen, soluk kesici bir cinayet romanı. Uzunyuva’da Uyanış’ın konusu “Temmuz 2010’da Milas Jandarması’nın yaptığı bir operasyonla defineciler tarafından kaçak kazı yapılarak ortaya çıkarılan SİT alanındaki Uzunyuva Anıtmezarı’nda bulunan lahit, arkeologlarca “yüzyılın arkeolojik buluşu” olarak nitelendirilmişti.” (www.arkeoloji.net) Bu tesadüf sonucu ortaya çıkarılan lahit, Bodrum’da bulunan, antik dönemin en önemli yapıtları arasında gösterilen ve dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnas Mozelesi’nin sahibi Mausolos’un babası Karya Kralı Hekatamnos’a …

Devamını OkuUzunyuva’da Uyanış | Ulaş Özkan-Emrah Poyraz

Kadın Cinayetleri | Verda Pars

Kadın Cinayetleri Verda Pars’ın ilk kitabı. Peki Kadın Cinayetleri ne anlatıyor gelin okuyalım. Karakola pasaport almak dışında yolu düşmemiş bir grup tatlı su balığı, kirli bir cinayeti çözmeye kalkarsa ne olur? Bu sorunun cevabını bulmak için yola çıkan roman, çok daha dehşet verici bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Hayatın çirkefi üstlerine sıçramasın diye ambalajladıkları şehirli hayatlarına sızan şiddet ve suç onları da geri dönülmez şekilde değiştirecek, kendi hayatlarını sorgulamalarına neden …

Devamını OkuKadın Cinayetleri | Verda Pars

Melek Teyze Polisiyesi | Çağan Dikenelli

melek teyze polisiyesi

Melek Teyze polisiyemizin kahramanı mahalledeki herkesi çekip çeviren, tüm dedikoduları kendisinde toplayan, buruşuk suratlı, tombul, cin gibi bir mahalle çaçaronu Melek Teyze’dir. Hiç anlaşamadığı büyük oğlu Tuğrul’un emniyette arşivde çalışmasını fırsat bilip Beyoğlu karakoluna çörekleri ve fal bakma numaralarıyla sızmış, bir daha da onu kimse oradan dışarı atamamıştır. Emniyet amiri Cevahir’in de şımartmasıyla bodoslama daldığı olaylarda en büyük yardımcısı, kel, çekik gözlü 1.90 boylarında bir mongol olan ve sınırsız gücüyle …

Devamını OkuMelek Teyze Polisiyesi | Çağan Dikenelli

Tilki, Baykuş, Bakire | Yaprak Öz

Yaprak Öz’ün Tilki, Baykuş, Bakire adlı polisiye romanını tanıyalım.   Eşinden boşanan Begüm, kızı Ada’yla yeni bir hayata başlamıştır. Anne kızın huzurlu günleri, Begüm’ün tesadüfen bulduğu bir deste eski mektubun sahibini aramaya başlamasıyla karanlığa bürünür. Kökü 1950’lere dayanan bir aile sırrı, yıllardır saklı kaldığı yerden çıkıp domino taşı etkisiyle kızının ve okul arkadaşlarının hayatını tehlikeye atınca, Begüm içine çekildiği korkunç gizemi çözmek için canını dişine takacaktır. Bir ailenin üç kuşağının …

Devamını OkuTilki, Baykuş, Bakire | Yaprak Öz

Yaprak Öz

Yaprak Öz, 11 Aralık 1973’de Zonguldak’ta doğdu. Türk Eğitim Derneği Zonguldak Koleji’nden mezun olduktan sonra, İstanbul Üniversitesi’nde Amerikan Kültürü ve Edebiyatı okudu. Bu bölümü bitirmesinin ardından İngilizce öğretmeni olarak çalışmaya başladı. İlk şiirleri ve çevirileri 1997 yılından itibaren Akatalpa, B(aşk)a, Çevrimdışı İstanbul, Poetik’us, Şiir-Oku dergilerinde yayınlanan Yaprak Öz, Şiirli Müzik Kutusu adlı şiir kitabıyla 2010 yılında verilen Cemal Süreya Şiir Ödülleri’nde kitap dalında başarı ödülünü kazandı. Delta Yayınları’nın Literature Across Frontiers Edebiyat …

Devamını OkuYaprak Öz