Shizuko Natsuki’nin 1982 tarihli romanıW’nin Trajedisi, Fuji Dağı’nda Cinayet adıyla Nox Yayınları’ndan çıktı. Sena Taşkın’ın doğrudan Japoncadan yaptığı çeviri, İngilizce baskıda değiştirilen ad ve karakterleri yazarın kurduğu hâliyle okura sunuyor.
Japonya’da “gizemin kraliçesi” diye anılan Shizuko Natsuki’nin (1938–2016) en bilinen romanlarından biri Türkçede. 264 sayfalık kitabın çevirisini Sena Taşkın, redaksiyonunu Ece Yücesoy, son okumasını Deniz Şen yaptı. Roman bu yıl İngiltere’de Murder at Mount Fuji adıyla yeniden basılmış ve Sunday Times çok satanlar listesine girmişti.
Japonya’nın önde gelen ilaç şirketlerinden birinin sahibi Watsuji ailesi, her yıl olduğu gibi Fuji Dağı’nın eteklerindeki dağ evinde toplanır. Gece, aile reisi Yohei Watsuji’nin odasında ölü bulunmasıyla sona erer. Şüphe ailenin en genç üyesi Mako’ya yönelince yakınları onu korumaya karar verir: Delilleri ortadan kaldıracak, o geceyi baştan kurgulayacak ve polise herkesin ezbere bildiği tek bir hikâye anlatacaklardır.
Romanın açılışı, okurun suçu ve örtbası baştan izlediği ters işleyişli bir polisiyeyi andırır. Ancak Natsuki bu kurulumu bir başlangıç noktası olarak kullanır. Soruşturma ilerledikçe ifadeler arasındaki küçük tutarsızlıklar büyür; asıl soru, ailenin kurduğu hikâyedeki çatlakların kendiliğinden mi oluştuğu, yoksa birilerinin işine mi yaradığıdır. Böylece “Kim yaptı?” sorusunun yanına “Bu örtbas kimin planı?” sorusu eklenir.

Başlıktaki W: Ellery Queen’e saygı
Romanın özgün adı, Ellery Queen’in Drury Lane romanlarına (X’in Trajedisi, Y’nin Trajedisi, Z’nin Trajedisi) açık bir göndermedir. Gençliğinde Van Dine, Queen ve John Dickson Carr okuyarak yetişen Natsuki, Queen’e hayrandı ve ikiliden Frederic Dannay ile dostluk kurmuştu. Başlığı kullanmadan önce Queen’den izin istedi. Natsuki sonraki yıllarda bu adlandırmayı M’nin Trajedisi (1985) ve C’nin Trajedisi (1989) ile sürdürdü.
W’nin Trajedisi Japonya’da defalarca uyarlandı. Hiroko Yakushimaru’nun başrolünü oynadığı 1984 tarihli film ise romanı doğrudan anlatmaz: Natsuki’nin romanının sahne uyarlamasında oynayan genç bir oyuncunun bir skandal sayesinde yükselişini konu alan özgün bir hikâye kurar. Natsuki, yaklaşık 300 eserlik külliyatında bu romanı en iyi gizem kurgularından biri olarak görüyordu.
Roman, Natsuki’nin İngilizceye çevrilen ilk kitabıdır. 1984’te Robert B. Rohmer çevirisiyle yayımlanan İngilizce baskıda Batılı okurun hikâyeye daha kolay girmesi için ciddi değişiklikler yapıldı. Watsuji ailesi Wada oldu, Mako’nun adı Chiyo’ya dönüştü. Japon özel öğretmen Harumi Ichijo’nun yerini ise Jane Prescott adlı Amerikalı bir öğrenci aldı. Jane, Batılı okurun gözü olarak olayların ortasına yerleştirildi. Türkçe çeviri bu değişikliklerin hiçbirini taşımıyor.
Natsuki kimdir?
Asıl adı Shizuko Idemitsu’dur (kızlık soyadıyla Igarashi). Tokyo’da doğdu, Keio Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı okudu. Öğrenciyken yazdığı bir öykü, Japonya’nın en prestijli polisiye ödülü Edogawa Rampo’ya aday gösterildi. Bunun üzerine NHK’nin polisiye bilmece programı Watashi dake ga shitte iru‘nın (Bir Tek Ben Biliyorum) düzenli yazarları arasına alındı. Üç yılda yaklaşık otuz bölüm yazdı. Programın yazar kadrosunda Tetsuya Ayukawa ve Takao Tsuchiya gibi sonradan Japon polisiyesinin büyük adları arasına girecek isimler de vardı. 1961’de Etsuko Niki ve Masako Togawa ile birlikte kadın polisiye yazarlarını bir araya getiren “Sis Topluluğu”nu (Kiri no Kai) kurdu.

1963’te üniversiteden mezun olur olmaz evlenip Fukuoka’ya taşındı ve yazmayı tamamen bıraktı. Dört yıl sonra, kızını kucağında tutarken kendi yaşadığı tek gerçek deneyimi, yani anne ile çocuk arasındaki bağı yazma isteği duydu. Ortaya çıkan Tenshi ga kiete iku (Melek Kayboluyor) 1969’da yine Edogawa Rampo Ödülü’nde finale kaldı ve 1970’te yayımlandı. Natsuki’nin asıl kariyeri bu romanla başladı.
Ödüller
1973’te Jōhatsu (Buharlaşma) ile Japonya Polisiye Yazarları Birliği Ödülü’nü kazandı. Üçüncü Kadın romanının Fransızca çevirisi La Promesse de l’ombre, 1989’da Fransa’nın köklü polisiye ödüllerinden Prix du Roman d’Aventures’ü aldı. 2007’de türe katkıları nedeniyle Japonya Gizem Edebiyatı Büyük Ödülü’ne layık görüldü. 80’i aşkın roman ve öykü kitabından 40’tan fazlası sinemaya ve televizyona uyarlandı. Öyküleri Ellery Queen’s Mystery Magazine‘de yayımlandı.
“Agatha Christie” yakıştırmasına itirazı
Batı’da “Japonya’nın Agatha Christie’si” diye tanıtılan Natsuki bu benzetmeden hoşlanmıyordu. Bir röportajında Christie ile karşılaştırılmanın onur verici olduğunu, ancak Christie’nin çoğunlukla başka bir dönemi anlattığını söyledi. Ona göre çağdaş polisiye okurun kendini bulabileceği gerçek insan sorunlarını yansıtmalıydı. Kendisiyle Christie arasında “kadın polisiye yazarı olmak” dışında bir benzerlik görülüyorsa yanlış bir şey yapıyor olmalıydı. Edebi akrabalığı daha çok Seichō Matsumoto’nun toplumsal gerçekçi polisiyesiyle kuruluyordu.
Go oyununa tutkundu. 52 yaşında kuru göz sorunu yaşayınca doktoru, siyah-beyaz taşların gözlerini yorduğunu söyledi. Natsuki bunun üzerine koyu ve açık yeşil renkte go taşları geliştirdi. Bu taşlar yaygınlaştı ve Natsuki, Japonya Go Derneği’nin Ōkura Kishichirō Ödülü’nü aldı. Adını taşıyan “yeşil go taşı” turnuvası bugün de her yıl düzenleniyor.
Yıllarca süren bel ağrısını anlattığı Isu ga kowai (Sandalyeden Korkuyorum, 1997), ağrının psikolojik kökenine dikkat çekti. Kitabın Japonya’da psikosomatik tıbbın yaygınlaşmasına katkı sağladığı kabul ediliyor. Hukuk dünyasıyla da yakın ilişkisi vardı. Fukuoka Bölge Mahkemesi kurulunda ve Japonya Yüksek Mahkemesi’nin alt mahkeme hâkimlerinin atanmasına ilişkin danışma komitesinde görev yaptı, 2008’de Japonya Hukuki Yardım Merkezi’nin danışmanlığına getirildi. 1979’da kendi romanından uyarlanan bir televizyon filminde avukat rolüyle kameranın önüne de geçti. Kardeşi Hitoshi Igarashi de polisiye yazarıydı ve ikili bir romanı birlikte yazdı.
Shizuko Natsuki 19 Mart 2016’da Fukuoka’da 77 yaşında kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti.


