YeniSayı Çıktı

Polisiye Dergi Dedektif'in yeni sayısını şimdi ücretsiz okuyabilirsin!

DEDEKTİF KİTAP KULÜBÜ: SESSİZ HASTA / ALEX MİCHAELİDES

Diğer Yazılar

Gamze Yayık
Gamze Yayık
Gamze Yayık. 1972 yılında doğdu. Babasının memuriyeti nedeniyle Türkiye’nin farklı şehir ve okullarında süren eğitimi, Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden 1994 yılında mezuniyetiyle son buldu. İşsiz bir mühendis olarak başladığı yetişkinliğini Ying Yang mahlasıyla DivxPlanet sitesinde polisiye dizi ve filmlere gönüllü altyazı çevirmenliği, altyazı editörlüğü yaparak geçirdi. En büyük tutkusu olan kitaplardan ve okuyup öğrenmekten asla vazgeçmedi. İzmir’de yaşıyor. Halen Handan Gökçek’in “Yaratıcı Yazarlık” Atölyesi’nde polisiye okuma tutkusunu yazma uğraşına çevirmeye çabalayan bir öğrenci.


Alex Michaelides

Alex Mihalides’in Sessiz Hasta romanı Domingo Yayınları’ndan çıkmış. Çevirmen Aslı Perker. Roman 2026’da 15. baskısını yapmış.

Yazar Alex Mihalides, Cambridge Üniversitesi İngiliz Edebiyatı bölümünü bitirdikten sonra Amerika Film Akademisi’nde senaristlik eğitimi almış. Bu kitap, yazarın kırk altı ülkede yayımlanan ilk romanı olup sinemaya uyarlanmakta. Yunan bir babayla İngiliz bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mihalides, Londra’da yaşıyor.

Roman Karakterleri

Alicia Berenson ressam, eşi Gabriel Berenson ise tanınmış bir moda fotoğrafçısı.

Theo Faber, kırk iki yaşında bir psikoterapist. Eşi Kathy tiyatro sanatçısı.

Edward Hastanesi’nde psikiyatri profesörü olan Lazarus Diomedes, hastanenin aynı zamanda yöneticisi.

Yuri, Letonyalı, The Grove’un baş hemşiresi.

Stephanie Clarke, psikiyatri bölümü müdürü. Indra Sharma danışman psikoterapist.

Christian West, Faber’in eski iş yerinden psikiyatrist arkadaşı ve The Grove’da çalışmaktadır.

Elif, The Grove’daki Türk asıllı bir hasta. Annesi ve kız kardeşini uykularında boğarak öldürmüş.

Lydia Rose ve Paul Rose, Alicia’nın halası ve kuzeni. Cambridge’de yaşıyorlar.

Max Berenson, Alicia’nın avukatı ve Gabriel Berenson’un üvey kardeşidir.

Jean-Felix Martin, Alicia’nın resimlerini sergileyen galericisi ve eski dostu.

Rowena Hart sanat terapisti. Romanın tek polis karakteri Başkomiser Allen’dır.

Kitapta olayları Doktor Theo Faber’in anlatımıyla birinci tekil kişi ağzından okuduk. Ayrıca geçmişe dair olayları Alicia’nın günlüğünden okuyarak öğrendik.

Roman, Alicia Berenson’un günlüğüne yazdıklarıyla başlar. Yaşadıklarını kâğıda aktarmasını eşi Gabriel istemiş, bunun ona iyi geleceğini söyleyerek ısrar etmiştir. Çift yedi yıllık evlidir. Alicia, kocası öldürüldüğünde otuz üç yaşındadır.

Alicia ressam, Gabriel tanınmış bir moda fotoğrafçısıdır. Alicia yaklaşan resim sergisi nedeniyle gergindir. Bir gece Gabriel’i silahla yüzünden vurarak öldürür.

Cinayetten sonra Alicia tek kelime konuşmaz. Mahkeme, durumunu değerlendirmek üzere onu bir psikiyatri kliniğine gönderir.

Psikoterapist Theo Faber, Alicia’nın suskunluk nedenini ve cinayetin arkasındaki gerçeği öğrenmeye niyetlidir. Öyle ki hastasına olan ilgisi takıntı haline gelmiştir. Theo, Alicia’nın çocukluğunu, evliliğini ve resmettiği Alkestis adlı tabloyu araştırarak onun sessizliğini çözmeye çalışır.

Bu sırada Theo’nun karısı, tiyatro oyuncusu Kathy, onu başka bir adamla aldatmaktadır. Theo durumu anlar ancak eşini kaybetmek istemediği için sessiz kalır.

Doktor Theo Faber, araştırması için önce Max Berenson’u ziyarete gider. Orada sekreter Tanya’yla tanışır. Max’ın aslında Alicia’dan hoşlandığını fakat Alicia’nın adamdan iğrendiğini günlükten öğreniriz. Tanya, Faber’e Paul ve Lydia halanın isimlerini verir, onlarla konuşmasını söyler. Theo, Cambridge’de oturan Lydia halayı ziyaret eder. Paul, Alicia ile uzun zamandır görüşmediğini söyler. Fakat Alicia’nın günlüğünden Paul’un cinayet tarihinden önce ondan borç almak için evine ziyarete geldiğini öğreniriz.

Ardından Theo, Jean-Félix Martin’in galerisini ziyarete gider. Orada Alkestis tablosunu görür. Euripides’in yazdığı Alkestis, kocası Admetos’un hayatı karşılığında ölmeyi kabul eden prenses Alkestis’in fedakarlığını konu alan bir tragedyadır. Alkestis, Hades’ten kocasının canını bağışlamasını ister ve kendi hayatını hiç düşünmeden feda eder. Kocasına olan sevgisi galip geldiği için canı bağışlanır. Geri döndüğünde ise konuşmaz.  

Faber, Alicia ile Alkestis’in hikayesi arasındaki bu bağlantıyı anlamıştır. Jean, Alicia’yı konuşturmanın tek yolunun yeniden resim yapması olabileceğini söyler.

Alkestis ile Alicia arasındaki önemli bağlantıyı fark eden Theo, bunu Alicia’ya anlatır. Alicia, günlüğünü okuması için Theo’ya verir. Doktor ona özel bir oda ayarlar ve Alicia resim yapmaya başlar.

Elif, son derece hırçın ve sorunlu bir hastadır, Alicia’nın yaptığı resmin üzerine küfür yazınca Alicia onu fena şekilde yaralar. Bunun sonucunda Theo ile Alicia’nın seansları iptal edilir.

Alicia, günlüğünde cinayet öncesi birinin onu takip ettiğinden bahsetmiştir. Bunu komşusu Barbie Hellman’a anlatmıştır.  Gabriel ise eşinin anlattığı bu röntgenciyi önemsememiş, onu Doktor West’e yönlendirmiştir. Faber, günlükte bahsedilen West’in hastanedeki Christian olduğunu anlar. Christian’la konuşur, adam Alicia’nın sınırda kişilik bozukluğu olduğunu söyler.

Özel hayatında Theo Faber, eşi Kathy’yi ve onun birlikte olduğu adamı izlemeye başlar.

Faber, kuzen Paul’le tekrar görüşür ve Alicia’nın küçükken bir kaza geçirdiğini, annesini kaybettiği bu olay sonrası babasının onu sevmediğini hatta ölmesini istediğini öğrenir.

Alicia’nın karşısına Christian’dan aldığı bilgiyle giden Faber, sonunda kadını konuşturur. Alicia, her şeyi anlatır, aslında cinayeti işlemediğini itiraf eder. Ancak The Grove’daki bir ihmal ve Elif’in müdahalesi sonucu, Alicia’ya ilaç verilmiş ve bu durum onun intihar etmesine yol açmıştır. Faber, Alicia’nın kolundaki enjeksiyon girişini fark ettiğinde onun intihar etmediğini anlar. Fakat Alicia çoktan komaya girmiştir.

Romanın finalinde beklenmedik bir gerçek ortaya çıkar: Theo Faber’in, Alicia’nın hayatıyla yakın bir bağlantısı vardır. Alicia’nın kocası Gabriel’in, Faber’in eşi Kathy ile bir ilişkisi olduğu anlaşılır. Alicia’yı izleyen kişi aslında Theo Faber’dir.

Roman, Alicia’nın sessizliğinin ardındaki travma, yanlış anlaşılmalar ve insan ilişkilerindeki kırılganlıkları ortaya koyarak, trajik ve çarpıcı bir sonla tamamlanır.

Son bölümde, Başkomiser Allen, Faber’i evinde ziyaret eder, elinde Alicia’nın komaya girmeden önce yazdığı sayfalar vardır. Roman, bu sürpriz bağlantılar ve Alicia’nın sessizliğinin ardındaki trajik gerçeklerle sona erer.

Roman hakkında geçtiğiniz sayıda bir yazı yazmıştım. Okuduysanız çok beğendiğimi anlamışsınızdır. O nedenle bu toplantıda bir şey söylemeyeceğim. Sizin yorumlarınızı merakla dinliyorum. Yazıyı okumak isteyenler yorumumu burada https://dedektifdergi.com/genel/sessiz-hasta-gercek-nerede-biter-kurgu-nerede-baslar/ bulabilirler.

Kurgu epey karışık. Kısa sürede özet anlatılınca da anlaşılması güç. Hikâyeyi okuyup bitirince sondan başa doğru düşünmek gerekiyor. Çünkü sona kadar bir cinayet öyküsü okurken, tersine yolculuğumuzda bir intikam hikayesiyle karşılaşıyoruz. Doktor, eşi tarafından aldatılınca onunla yüzleşip ayrılmak yerine ince ince düşünüp üzerine çalıştığı bir plan yapıyor. Yazar senaryo konusunda usta bir kalem, kurgusu da eksiksiz, güzel. Okuma sırasında hata sandığım, beni tereddüde düşüren noktalar romanın sonunda bir mantık ve düzene oturdu. Yazar iki ayrı mekânı ve zamanı bize aynıymış gibi sunarak kafamızda başka bir hikaye oluşmasına neden oldu.

Güzel bir kitap seçmişiz. Çabucak okudum. Psikolojik ve duygusal ağırlığı vardı. Yerinde ve güzel tasvirleri beni etkiledi. İlk sayfadan itibaren okuru kendine bağlıyor. Yazar kurgusunda başarılıydı. Alicia’nın konuşmamasının mitolojik bir öyküye bağlanması beni heyecanlandırdı. Yazar uzun anlatımlar ve farklı metaforlar kullanmaktansa tragedyaya gönderme yaparak konuyu basit bir şekilde ifade etmiş. Her bölüm kısa kısa ve o bölümde ne anlatılması gerekiyorsa o anlatılmış. Bu, olayları anlamamızı kolaylaştırdı. Yoksa böylesi bir entrika okurun kafasını epey karıştırırdı. Senaryoya uyarlanması kolay bir roman. Bu nedenlerle çok başarılı buldum ve kitaptan nefis bir serüven duygusu aldım. Romanın sonunda olayı çözemediğim için de hayıflandım doğrusu. Elbette polisiye okuru olarak bulmak istediğimiz, keyif aldığımız yer burası. Alex Mihalides’in bir başka kitabını da (Yitik Kızlar) edindim, okuyacağım.

Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici kitaptı, bu nedenle çok sevdim. İki günde okudum. Aslı Perker çevirisini de çok beğendim. Kitabın akıcılığında çevirinin çok büyük etkisi var bence. Doğru, güzel ve zamanın ruhunu yansıtarak Türkçeleştirmiş. Edebi lezzeti yüksek bir çeviriydi. Böyle terapi konularını anlatan romanlara bayılırım. Kendim de öyle öyküler yazmayı çok severim. Yunan tragedyası ve resim sanatıyla kurduğu bağlantı başarılıydı. Dönüp dolaşıp her şeyin ama her şeyin çocukluk travmalarına bağlanması şaşırtmadı. Uzun süre Alicia’nın eşi Gabriel’den şüphelendim. Karısına gaslighting yaptığını sandım. Romanın ortalarında falan anlatıcının güvenilmez olduğundan şüphelenmeye başladım. Senaryoya uyarlansın diye yazıldığını düşünüyorum ben de. Aklıma takılan birkaç konu var. Alicia cinayet sonrası yaşadığı travma nedeniyle hemen hastaneye yatırılıyor. Günlüğünü yanına nasıl aldı bu kadın?

Yuri, Alicia’nın diğer hastalardan farklı olarak hastaneye çok az eşyayla geldiğini söylemişti. Günlük için bir şey söylenmedi.

Orada yazar keşke bu konuda bir detay verseydi. Ayrıca finalde Theo ona yüksek doz morfin veriyor. O halde günlüğüne uzun uzun nasıl yazabildi anlayamadım. O kısımları daha makul bir kurguyla yazabilirdi. Bir de Tanya -hani sekreter olan- Alicia’nın kuzeniyle olan çocukluk anısını nereden biliyor?

Tanya, Max Brenson’la evli. Max de Gabriel’in üvey kardeşi. Aile arasında konuşulmuş olmalı. Çok dikkati okumuşsun Emel, tebrik ederim. Bunlar benim gözümden kaçmış.

Bir de Alicia’nın daha önce terapi aldığı doktor, Cristian’ın yine Alicia’nın yatırıldığı klinikte görev yapması bana fazla tesadüfi geldi. Tamam Theo, Alicia’yı takip ettiği için orada işe girdi. Ama Christian neden orada? Gerçi okuma sırasında bunlar beni çok rahatsız etmedi. Açıklamaları da vardır elbet ben kaçırmış olmalıyım.

Ben de hızlı ve iştahla okudum. Polisiye romanları yazar/editör gibi düşünerek okuduğum için anlatıcının güvenilmez olabileceği aklıma erken düştü. Polisiye bir kurgunun tersten inşa edildiğini bildiğimize göre verilen ipuçları ve yerleştirilen sahte şüphelileri anlamakta çok zorlanmamalıyız. Gerçi ben anlatıcılara hiç güvenmeden kitapları okuyorum artık. Hem duyduğum bu güvensizlik hem de kurguda Theo’nun hastane ve özel hayatındaki davranışlarının birbirinden etkilenmemiş görünmesi beni epey düşündürdü. İşi ve evini birbirine karıştırmıyor desem, Theo etik sınırları aşan, hastasına profesyonel tavırlardan uzak davranan, burnunu haddi olmayan meselelere sokan biri. Baba ile yaşadığı sorunlarına aldatılma travması ekleniyor ve buna rağmen işine dönüp rahatça çalışabiliyor. İşte bu tezat kurgudaki zaman kırılmasını anlamamı sağladı. Sonunda her şeyi öğrenip kurguyu ters olarak tekrar düşündüğümde gördüğüm intikam hikayesi de etkileyiciydi.

En Son Yazılar