Değerli polisiye severler,
Dedektif Dergi’nin 61. sayısıyla, suçun, gizemin ve adaletin izini sürdüğümüz soluk kesici bir yolculuğa bir kez daha çıkıyoruz. Bu sayımızda, “İşte polisiye dediğin böyle olur” dedirten eserlerden suçun teknik ve bilimsel yönlerine uzanan zengin bir içerik sizleri bekliyor.
Öykü sayfalarımızda bu ay, farklı coğrafyalara ve insan zihninin karanlık dehlizlerine doğru sürükleyici bir keşfe çıkacaksınız. Murat Yüksel’in “Aksak Timur – Tavşan Kanı” adlı eserinde, emekli bir başkomiserin bir “intihar” vakasına dair derin şüphelerine ortak oluyoruz. Tuğba Turan, “Başkomiser Çakır ve Olağanüstü Şüpheliler” öyküsünde hayvanların başrolde olduğu, gümrük kapılarından limanlara uzanan sıra dışı bir kaçakçılık operasyonunu anlatıyor. Tahir Gençtürk’ün “Fermuar” adlı öyküsü ise ihanet ve intikamın soğuk yüzünü, trajik bir operasyon ve beş yıllık bir hesaplaşma üzerinden gözler önüne seriyor.
Klasik muamma tutkunları için Edward Hoch’un kaleme aldığı, Gencoy Sümer’in çevirdiği “Sekizgen Oda Vakası”, Dr. Sam Hawthorne’un anlatımıyla kilitli oda cinayetinin ustaca çözümünü sunuyor. Ali Hulki Cihan, “Moda’da Cinayet”te avukat Teoman’ın Kadıköy sokaklarında işlenen bir cinayeti titizlikle aydınlatma sürecini aktarırken; Furkan Kılıç, “Nizam” adlı öyküsünde bir katilin ürpertici derecede düzenli rutinine odaklanıyor. Gamze Yayık, “Kıyıdaki Düşman”da bir tatil beldesinde geçen gizemli bir hırsızlık olayını ele alırken, Yeşim Yörük “Misk-i Amber” adlı psikolojik gerilim öyküsünde koku takıntılı bir seri katilin yarattığı dehşeti çarpıcı bir dille anlatıyor.
Polisiye tarihine uzandığımızda, Dinçer Batırbek’in Danyal Peygamber’in “Suzan” ve “Baal” vakalarındaki dedektiflik yönünü analiz ettiği dikkat çekici bir inceleme sizleri bekliyor. Ayrıca bu sayımızdaki “Çifte Dul” bulmacasıyla, Nihat Erden cinayetinin karmaşık ipuçlarını takip ederek katili bulmaya davetlisiniz.
“Suçun Mutfağı” köşemizde ise bu ay, polisiye edebiyatımızın önemli kalemlerinden Ayşe Erbulak’ı ağırlıyoruz. Erbulak, romanlarında gerçek mekân kullanımına verdiği önemi, katilini en baştan belirleme yaklaşımını ve polisiye okumanın zihinsel bir çaba gerektirdiğini samimi bir dille paylaşıyor.
Bu sayıda yazarlarımıza yönelttiğimiz “Keşke bunu ben yazsaydım…” sorusu da oldukça ilgi çekici yanıtlar doğurdu. Ahmet Ümit’ten Agatha Christie’ye, Stephen King’den Orhan Pamuk’a uzanan geniş bir yelpazede, usta işi eserleri yazarlarımızın gözünden yeniden keşfedeceksiniz.
Kuramsal bölümde ise polisiye edebiyatın köklü tartışmalarından birine odaklanıyoruz. Gencoy Sümer, Raymond Chandler’ın “Altın Çağ” polisiyesine yönelttiği “yapaylık” eleştirilerini kriminolojik veriler ışığında yeniden değerlendiriyor ve suçun yalnızca karanlık sokaklarda değil, kimi zaman en beklenmedik yerlerde karşımıza çıkabileceğini hatırlatıyor. Polisiye Atölyesi köşemizde ipuçlarının okuru yanıltmak için değil, doğru zamanda şaşırtmak için nasıl kullanılabileceğini incelerken; Emel Aslan’ın hazırladığı “Suçun Sıra Dışı Yöntemleri” köşesinde manipülasyon temelli suçlara odaklanıyoruz.
Teknik ve bilimsel bölümlerimizde ise çarpıcı gerçeklerle karşılaşacaksınız. “Otopsi Odası”nda, otopsi sırasında dirilme vakalarının tıbbi arka planını; “yalancı ölüm” ve “Lazarus Fenomeni” gibi kavramlar üzerinden ele alıyoruz. “Dedektifin Sözlüğü”nde ise parmak izi, DNA ve balistik gibi kriminalistik unsurların soruşturmalar üzerindeki belirleyici etkisini inceliyoruz.
Ekran ve kitaplık rehberimizde, Slow Horses dizisinin sıra dışı dünyasından Agatha Christie uyarlamalarına ve gerçek suç tarihinin sarsıcı örneklerinden Leopold & Loeb vakasına kadar geniş bir içerik sizleri bekliyor. Ayrıca Tuğba Turan ve Burak Akgüç ile gerçekleştirdiğimiz keyifli röportajları da bu sayımızda bulabilirsiniz.
Bu sayıdan itibaren okurlarımıza da özel bir alan açıyoruz: Küçürek Öyküler. Her sayıda farklı bir temayla sizlerden gelecek kısa öykülere sayfalarımızda yer vereceğiz.
Özenle hazırladığımız bu sayımızda, suçun teorisinden pratiğine uzanan pek çok konuyu keyifle okuyacağınızı umuyoruz.
İpuçlarını takip edin, polisiye ile kalın.



