Yeni Sayı Çıktı!

En son hikaye, röportaj ve yazıları şimdi tıklayıp ücretsiz okuyabilirsiniz!

Yeni Sayı Çıktı!

En son hikaye, röportaj ve yazıları şimdi tıklayıp ücretsiz okuyabilirsiniz!

YeniSayı Çıktı

Polisiye Dergi Dedektif'in yeni sayısını şimdi ücretsiz okuyabilirsin!

BENİM KİTAPLIĞIMDAN

Diğer Yazılar

Yeşim Yörük
Yeşim Yörük
1977 yılında Almanya'nın Berlin şehrinde doğmuştur. İlk ve orta eğitimini Türkiye'de tamamladıktan sonra eğitimine Almanya'da devam etmiştir. Halen Almanya’da yaşamaktadır, tekstil ve dokuma sektöründe çalışmaktadır. 2018 yılında, Paradigma Polisiye Yayınları'nın düzenlediği Polisiye Öykü Yarışmasında, Misk-i Amber adlı öyküsüyle birinciliğe layık görülmüştür. 2019 yılından beri polisiye dergi Dedektif Dergi'de yazarlık yapmaktadır. 2020 yılında Dedektif Dergi’nin düzenlediği Zehirli Kalem polisiye öykü yarışmasında Çikolatalı Kurabiye adlı öyküsüyle mansiyon ödülü kazanmıştır. 2021 yılında ilk polisiye kitabı Kelimelerin Efendisi, 2022 yılında ikinci öykü kitabı Birtakım Cinayetler yayımlanmıştır. Çeşitli kolektif kitaplarda öyküleriyle yer almıştır.

TROÇKİ EVİ – ÖNAY YILMAZ

Yayınevi: Destek Yayınları
Basım Tarihi: Temmuz 2025
Sayfa Sayısı: 239
Tür: Polisiye/Roman

Önay Yılmaz’ın tarihle polisiyeyi harmanladığı romanı Troçki Evi, Sovyet Devrimi’nin öncülerinden Lev Troçki’nin sürgün yıllarında kaldığı Büyükada’daki Troçki köşkünün bahçesinde boğazı kesilerek öldürülmüş bir kadın cesedinin bulunmasıyla başlar. Cinayet Büro Amiri Başkomiser Çetin Akın soruşturma için en güvendiği komiseri Ömer Erdem’i ve yardımcısı Erkan Ateş’i görevlendirir. Olay yerine gelen Komiser Ömer ve yardımcısı Erkan, polis memurundan maktul hakkında detaylı bilgi alırlar. “Troçki Evi” olarak bilinen Arap İzzet Paşa Köşkü’nün bahçesinde cinayete kurban giden kadın Rum asıllı, araştırmacı mimar Maria Kalamaris’tir. İlk iş bu kadının o köşkün bahçesinde ne aradığını bulmak olacaktır. Bunun için eskiden köşk olan daha sonra dairelere ayrılıp apartmana çevrilen yapıda oturan ev sahipleri, maktulün yakın çevresi ve eski sevgilisi sorgulanır. Soruşturmada henüz elle tutulur bir sonuca varılmamışken, aynı köşkte bir cinayet daha işlenir. Birkaç gün içinde Troçki’nin ikinci adresi olan Yanaros Köşkü’nde de bir ceset bulunması soruşturmanın gidişatını farklı bir yöne çevirir. Bu üç cinayetin tarihi köşklerle ve Troçki ile ilgisi nedir?
Üç cinayetin soruşturmasında ekibinin çıkmaza girdiğini gören Başkomiser Çetin Akın bir dönem başarılı bir gazeteci olan ancak büyük aşkını kaybettikten sonra inzivaya çekilen Ahmet Kerim’i soruşturmaya dahil eder. Gazetecinin sadece Adalar’ı tanımakla kalmayıp kapsamlı tarih bilgisi ve gazetecilikten gelen araştırma ve gözlem yeteneği ile ekibine yararlı olacağını düşünmektedir. Ahmet Kerim’in yardımlarıyla ortaya çıkan deliller ekibi adadaki tarihi köşklerin geçmişini, azınlıkların gayrimenkul mücadelesini ve köşklerin el değiştirme süreçlerini araştırmaya iter. Elde edilen deliller yıllardır üstü örtülen bir düzenin çarpıklığını gözler önüne serecek türdendir. Ne var ki sırların ortaya çıkmasını engellemek isteyen güçler boş durmaz ve Komiser Ömer’i tehlikelerle dolu bir yola sürükleme planları yaparlar.

SUYUN ŞEKLİ – ANDREA CAMILLERI

Orijinal Adı: La froma dell’aqua
Yayınevi: Mylos Kitap
Basım Tarihi: 2021
Sayfa Sayısı: 180
Çevirmen: Semih Topçu
Tür: Polisiye/Roman

Andrea Camilleri’nin Komiser Montalbano serisinin ilk kitabı Suyun Şekli, Sicilya’da kurgusal bir şehir olan Vigata’da geçmektedir. Roman, çöp toplayıcısı iki adamın, Vigata sahillerinde aşıkların toplandığı ancak aynı zamanda fahişelerin de uğrak yeri olarak bilinen bir plajda, saygın bir politikacı ve mühendis olan Silvio Luparello’yu arabasında uygunsuz bir pozisyonda bulunmasıyla başlar.

Polis olay yerine gelir ve soruşturma başlar. Her köşesinde şehvetli buluşmaların yaşandığı plajdaki görgü tanıklarının ifadelerine göre Luparello bir süre arabasında sarışın bir kadınla görülmüş, kadın işi bitince arabadan inmiş ve ortadan yok olmuştur. Soruşturma yetkilileri nüfuzlu maktulün ölü bulunduğu andaki uygunsuz görüntüsünün dedikodu malzemesi olmasını engellemek, en önemlisi de yukarıdan gelecek baskıları önlemek amacıyla vakayı örtbas etmek isterler. Adli Tabip Luparello’nun ölüm sebebini kayıtlara kalp yetmezliği olarak işlemiştir ancak bu bulgu Luparello’nun ölümünün üzerindeki şüphe bulutlarını dağıtmaya yetmez. Olay yerinde olduğu tespit edilen ancak aramalarda bulunamayan değerli bir kolye vakanın gidişatını bambaşka bir yöne çevirir. Andrea Camilleri’nin güzel kadınlara ve lezzetli yemeklere düşkün, zeki ve sevimli dedektifi Montalbano’ya göre mühendisin ölümünde mantıkla bağdaşmayan ayrıntılar vardır ve bunlardan ilki olay mahallidir. Zengin ve saygın bir adam kaçamak yapmak için neden o bataklığı seçmiştir. İçgüdüleri ona bu ölümde görünenden daha fazlası olduğunu fısıldamaktadır. Yetkililerden kendisine iki gün süre verilmesini ister ve gerçeği ortaya çıkarma yolunda ilk adımı atar. Soruşturma derinleştikçe  yerel politikacılar, iş adamları ve hatta kilise mensuplarının da içinde olduğu bir çarkın dişlileri Montalbano’nun ayağına dolanmaya başlar.

ÇIPLAK KALP – ELÇİN POYRAZLAR

Yayınevi: Doğan Kitap
Basım Tarihi: 1.Baskı Kasım 2023, 2.Baskı Şubat 2024
Sayfa Sayısı: 247
Tür: Polisiye/Roman

Elçin Poyrazlar’ın Suat Zamir serisinin üçüncü kitabı Çıplak Kalp, devletin, tarikatların ve çocukların iç içe geçtiği, gerilimi yüksek bir roman. Suat Zamir aracılığıyla polisiye türünün genellikle erkek egemen olduğu algısını yıkan Elçin Poyrazlar, kadın bir komiserin nasıl güçlü, cesur ve aynı zamanda insani olabileceğini hem okurlarına hem de yazar camiasına göstermiş ve yine Türkiye’nin güncel ve hassas meselelerine parmak basmaktan geri durmamış. Bürokratik engellere, toplumsal baskılara, devlet  tarikat ilişkilerine, çocuk istismarına, yolsuzluğa ve hurafelerin toplum üzerindeki etkisine cesurca değinmiş. Üstelik bunu, keskin, akıcı ve sürükleyici diliyle kurguya çok güzel yedirmiş. Paranın ve gücün adaleti nasıl manipüle edebileceğini, bu duruma karşı duranların mücadelesini okurken adaletin sadece yasalara göre değil, vicdani bir sorumluluk olarak da ele alınması gerektiğine muhteşem bir dille değinmiş. Olayları detaylı ve inandırıcı bir şekilde aktarabilmesinde, Elçin Poyrazlar’ın gazetecilikten gelen analitik ve gerçekçi bakış açısının rol oynadığı bir gerçek.

Suat Zamir son vakadan sonra bu sefer de siyasi nedenlerle Çocuk Şube’ye gönderilir. Bir gün odasına, babasının kalbini bir kutuda bulduğunu iddia eden Samet adında küçük bir çocuk gelir. Bir süredir polisliğe küsmüş Suat’ın dikkatini çekmeyi başaran Samet’in vereceği daha ilginç haberler de vardır üstelik. O, babasının iblis tarafından öldürüldüğüne inanmaktadır. Çocuk, muayene edilmek üzere hastaneye götürülür ve ortaya çarpıcı bir gerçek çıkar. Aynı anda Suat’ın önüne de uymak zorunda olduğu fakat uymamakta ayak direttiği bir sürü prosedür çıkmaktadır. Kendi yöntemleriyle bu gizemi çözmek için işe koyulur.

Aynı sırada iktidarın gözde müteahhidi Cüneyt Canipoğlu’nun gizemli bir şekilde kaybolması Emniyet’i alarma geçirir. Başkomiser Selim ve Kayıp Büro’ya verilen Beren, Cüneyt Canipoğlu dosyasını üstlenirler. Başlangıçta birbirinden bağımsız görünen bu iki soruşturma dönüp dolaşır ve birbirine dolanır. Tabii, eski aşıklar Suat ve Başkomiser Selim’i de aynı vakada birlikte çalışmaya mecbur bırakır. Komiser Suat Zamir, Başkomiser Selim ve Beren hem kendi hayatlarını riske atarak hem de sistemin çarpıklıklarıyla yüzleşerek bir anda kendilerini akıl almaz bir suç zincirinin ve karanlık bir ağın içinde bulurlar.

KARŞI ODADA CİNAYET / BİR OSMANLI POLİSİYESİ  – AYFER KAFKAS

Yayınevi: Gutenberg / İnkılâp Kitabevi
Basım Tarihi: 2025
Sayfa Sayısı: 224
Tür: Polisiye/Roman

Ayfer Kafkas iki fantastik romanla (Yasak İlmin Kitabı, Kayıp Ruhun Zindanı) başladığı yazarlık kariyerine polisiyeye geçiş yaparak devam etmiş, başarılı bir yazar. Kızıl Şebeke ve Divina’nın Bileziği‘nden sonra Hafiye Eşrefzade İdris Bey’in maceraları Karşı Odada Cinayet ile kaldığı yerden devam ediyor.

Kitabın konusu:

Kısa süre içinde görevini yeni Kadı’ya teslim etmek zorunda olan Kadı Hazretlerinin içini kemiren bir derdi vardır. Eski Mütesellim Tiryakioğlu Asaf yolsuzluk yaptığı iddiasıyla infaz edilince yeri boşalmıştır ve kimse tarafından sevilmeyen, hakkında bir sürü şaibe olan Ramiz Ağa bu göreve talip olmuş tek kişidir. Tek başına bu göreve talip olması bile yeterince şaibeliyken Kadı Hazretleri’nin gönlü Ramiz Ağa’ya Mütesellim’lik görevini vermeye razı gelmiyordur ve Eşrefzade İdris Bey’den onu gizlice araştırmasını ister. Eşrefzade İdris Bey ve yaveri Zabit Musa işe koyulurlar. Ramiz Ağa ile görüşürler ve İdris Bey’in de tıpkı Kadı Hazretleri gibi Ramiz Ağa’yı pek gözü tutmaz. Tam Mütesellim’lik görevine asıl başvurması beklenen kişilerle görüşmelere başlamışken Ramiz Ağa’nın evinde verdiği bir toplantı esnasında, başodadaki kalabalığa rağmen, çalışma odası olan karşı odada öldürüldüğü haberi gelir. Soluğu olay mahallinde alan Eşrefzade İdris Bey ve yaveri Zabit Musa soruşturmaya başlarlar fakat işleri hiç de kolay olmayacaktır. Üstelik daha birkaç gün önce Zabit Musa Bey’in seyisi Ali’den civarda Ramiz Ağa’yı öldürme planları yapan birilerinin olduğu haberini almışken… Ev çok kalabalıktır ve o akşam konakta olan misafirlerin yarısından çoğunun Ramiz Ağa’yı öldürmek için sebepleri olduğu aşikârdır. Yani hem ortada bir sürü yanıtı olmayan soru hem de bir sürü şüpheli vardır. Ne var ki sebepleri olması fırsatları olduğu anlamına gelmemektedir. Eşrefzade İdris Bey  soruşturmayı yürütürken birkaç gün içinde bazı taşları yerlerine oturtmayı başarmış olsa da hâlâ yanıtlayamadığı bir sürü gizem vardır bu cinayette. En büyük gizemse, katil nasıl olmuştur da bir oda dolusu insanın gözünün önündeki karşı odaya süzülmeyi başarmış ve Ramiz Ağa’yı öldürebilmiştir?

En Son Yazılar