
POLİSİYE ROMAN NASIL YAZILIR?
Yazan: Gencoy Sümer
Editör: Emel Aslan
Yayınevi: Herdem Kitap
Yayın Tarihi: 30.06.2025
Sayfa Sayısı: 288
Polisiye romanlara tutkun okurlar için katilin kim olduğunu merak ettiren hikâyeler kadar o hikâyenin nasıl yazılacağını öğreten kitaplar da ilgi çekicidir. Gencoy Sümer’in geçtiğimiz günlerde Herdem Kitap’tan çıkan “Polisiye Roman Nasıl Yazılır?” başlıklı kitabı, bu türde yazmak isteyenler için hem pratik hem de kuramsal açıdan oldukça doyurucu bir kılavuz niteliğinde. “Polisiye Roman Nasıl Yazılır?” türe ilgi duyan, yazmak isteyen ya da yazmakta olup eksik kaldığını hisseden herkese hitap eden bir kitap.
Polisiye, İki Hikâyenin Dansı
Sümer, polisiye romanların tek bir hikâyeden ibaret olmadığını söylüyor. Ona göre polisiyede iki ayrı katmanın iç içe geçtiği bir anlatı var: Birincisi, suçun işlendiği ve saklandığı “gerçek” hikâye. İkincisi, okurun tanık olduğu ve dedektifin adım adım yürüdüğü çözüm hikâyesi. “Polisiye roman yazmanın temel formülü, bu ikinci hikâyeyi, birincisini gizleyecek ama merak ettirecek biçimde inşa etmektir,” diyor Sümer.
Bu ikili yapı sayesinde yazar, hem sırları saklar hem de onları ortaya çıkarma sürecinden bir gerilim yaratır. Sümer, bu yapıyı anlamadan iyi bir polisiye yazılamayacağını sık sık vurguluyor.
Kitabın belki de en dikkat çekici bölümlerinden biri suç seçimiyle ilgili olan kısmı. Polisiye yazarının ilk kararı, hangi suç türü üzerine yazacağıdır. Cinayet mi, hırsızlık mı, şantaj mı? Sümer’e göre, cinayet hâlâ en çok tercih edilen tür, çünkü dramatik potansiyeli en yüksek olan o. Yazar, suçun hem nedenini hem de nasılını kafada netleştirmek gerektiğini önemle belirtiyor.
Zehir mi kullanılacak, tabanca mı, yoksa kaza süsü mü verilecek? Tüm bu seçimlerin kurgu üzerinde doğrudan etkisi var. Bu sadece olay örgüsünü değil, karakterlerin ruh hâlini, hatta atmosferi de belirliyor.
Bir polisiye roman, dedektifsiz olmaz. Ama dedektif yalnızca bir akıl yürütme aracı değil, aynı zamanda anlatının duygusal taşıyıcısıdır. Gencoy Sümer, dedektifin zeki ama kusurlu, derin ama ulaşılabilir bir karakter olması gerektiğini savunuyor. Hatalar yapan, bazen yanılan ama sonunda gerçeği bulmayı başaran bir dedektifin, okura daha inandırıcı geleceğini söylüyor.
Sümer, katil karakteri içinse şu önemli notu düşüyor: Katil, sadece kötü bir insan değildir. Onun da bir hikâyesi, motivasyonu, hatta bazen haklı nedenleri olabilir. Bu katmanı kurmak, sadece gerilimi değil, anlatının insani derinliğini de artırır.

Sümer’in kitabı, polisiye kurguya adım adım yaklaşan bir yol haritası sunuyor bize. Olay örgüsü nasıl kurulur? İpuçları nasıl dağıtılır? Şüpheliler nasıl dengelenir? Bu sorulara verdiği yanıtlar, yalnızca teorik değil, aynı zamanda uygulamaya dönük. Yazarın sıkça hatırlattığı şey şu: Polisiye romanın omurgası olay örgüsüdür ve bu örgüde rastlantıya yer olmamalıdır.
Gencoy Sümer, özellikle ters kurgu mantığı üzerinde duruyor. Yani yazara, önce finali düşünmesini, cinayetin nasıl işlendiğini kafasında netleştirmesini, sonra bu bilgiyi saklayarak yazmasını öneriyor. Böylece dedektifin adım adım açığa çıkardığı gerçek, yazarın zaten en baştan bildiği bir sır oluyor.
Kitap boyunca polisiye yazımına dair birçok teknik bilgiye değinilmiş ama aynı zamanda bir uyarı listesi de sunulmuş. Özellikle sıkça düşülen klişeler tek tek ele alınmış: Sürekli sigara içen dedektifler, her şeyi çözen bilgisayar dehaları, tam önemli bir bilgiyi açıklayacakken ölen karakterler gibi klişelerin yazarın elini kolaylaştırsa da okuru artık tatmin etmeyen çözümler olduğu belirtilmiş. Bunun yerine yaratıcılıkla, karakter derinliğiyle ve olay akışındaki tutarlılıkla güçlü bir polisiye inşa etmenin mümkün olduğu gösterilmiş.
Kitabın en işlevsel yanlarından biri de yazarlara doğrudan hitap eden egzersiz bölümleri. “Komiser Nejat” gibi kurmaca karakterler üzerinden örnek hikâyeler sunulmuş ve yazar adaylarının bu örnekleri tamamlaması, kendi versiyonlarını oluşturması teşvik edilmiş. Bu bölümler, yalnızca teorik bilgiyle değil, yaratıcı yazarlığın pratiğiyle de ilgilenenler için kayda değer bir yarar sağlıyor.
Polisiye yazarlığını hem teknik hem duygusal boyutlarıyla ele alan Polisiye Roman Nasıl Yazılır? adının ötesine geçen bir kitap. Gencoy Sümer, bu kitapta polisiye türünü seven, onun edebi gücünü ciddiye alan bir yazar tavrıyla konuşuyor. Yazmak isteyenlere dürüst, doğrudan ve cesaret verici bir rehber sunuyor.
Sonuç olarak, hem yeni başlayanlar hem de türün içinde ustalaşmak isteyen yazarlar için benzersiz bir yol haritasının sunulduğu bir kitap bu. Polisiye romanın sadece bir suçun çözümünden ibaret olmadığını, aynı zamanda karakter derinliği, olay örgüsü, anlatıcı seçimi ve atmosfer gibi unsurlarla bütünleşen çok katmanlı bir edebi tür olduğunu keyifli bir dille bize anlatıyor. Kitabın her bölümü, yazarlık sürecini hem teknik hem yaratıcı açıdan destekleyecek şekilde tasarlanmış. Alıştırmalar, örnek karakterler ve vaka analizleriyle, okuyucusuna yalnızca bilgi değil, doğrudan ilham da veriyor.
Bu kitabın Türkçede polisiye roman yazımına dair yayımlanmış ilk kapsamlı ve sistematik rehber olduğunu söylemeliyim. Bildiğim kadarıyla ülkemizde bugüne dek böyle bir kitap yayınlanmış değil. Gencoy Sümer’in “Polisiye Roman Nasıl Yazılır?” adlı eseri, Türkiye’de eksikliği hissedilen büyük bir boşluğu doldurmuş. Bu alanda yazılmış yabancı kaynakların ötesine geçerek, hem yerel bir dille hem de Türk polisiyesinin dinamiklerini anlayan bir bakış açısıyla kaleme alınmış olması, eseri daha da kıymetli kılıyor. Polisiye türüne ilgi duyan herkesin kütüphanesinde yer alması gereken öncü bir kaynak olarak öne çıkıyor.

