
YAŞAMA ÖVGÜ – Gisele Pelicot
Yayınevi: EVEREST YAYINLARI
Gisèle Pelicot’yu tüm dünya 2024 yılında tanıdı: Evli olduğu erkek dokuz yıl boyunca Gisèle’e bilgisi dışında uyuşturucu vermiş ve bilincini kaybetmiş haldeyken onlarca erkeğin ona tecavüz etmesine zemin hazırlamıştı. Bu korkunç gerçeğin ortaya çıkmasının ardından
Gisèle, konuyla ilişkili davanın kamuya açık görülmesini talep ederek ataerkiyle mücadelede bir a-kırılma yarattı: ‘Utanç taraf değiştirmeli,’ diyordu. Utanması gereken kendisi değildi, düzenin kirli tahakküm ağlarında bir araya gelerek onun fiziki ve manevi varlığına bu şiddeti uygulayan suçlulardı.
Yaşama Övgü’de Gisèle Pelicot, çok büyük cesaret gerektiren bu karara giden yolu bizimle paylaşıyor: Yoldaş bildiği bir eş; inişleri, çıkışları, krizleriyle elli yıldır devam eden bir evlilik, birlikte yetiştirilmiş üç çocuk… Aile sofralarında, torunlarıyla sakin bir sonbahara hazırlandığını zannederken, birdenbire karşısına çıkan, bilmediği, kapkara bir akışın içinde yıllarca zulme uğradığı, şiddet gördüğü gerçeği. Anılar, alt üst oluşlar, çocuklarını da saran şüpheler, çelişkiler… Ve davanın kamuya açık görülmesi kararının ardından etrafında kenetlenen kadınlardan aldığı güç.
Yaşama Övgü, bir kadının, içindeki gücü adım adım keşfetmesinin ve dünyanın gözleri önünde tüm zulme uğrayanların etrafında kenetlendiği bir figüre dönüşmesinin hikâyesi.
(Arka Kapak Yazısı)

BEN BİR SERİ KATİLİM – Cüneyt Ülsever
Yayınevi: Kırmızı Kedi
Zübeyir Mecidiye, 1941’de Keşan’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Edirne’de tamamladıktan sonra Robert Kolej’de burslu okudu. Lisans eğitimini Teorik Matematik alanında Massachusetts Institute Of Technology’de (MIT), aynı dalda yüksek lisans ve doktorasını ise Harvard Üniversitesi’nde tamamladı. Her iki üniversiteden de birincilikle mezun olan Mecidiye, bu toprakların yetiştirdiği matematik dâhilerinden biriydi. Dünya çapında ünlü matematik yıllıklarında çok sayıda teorik makale yayımlatmayı başaran ve Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Zübeyir Mecidiye 1981’de, henüz 40 yaşındayken kayıplara karıştı. Ardında bıraktığı itiraflarında görüldü ki o aynı zamanda azılı bir seri katildi!
Cüneyt Ülsever’in kaleminden, okurun sinir uçlarını elektriklendirecek bir cinayet romanı Ben Bir Seri Katilim! (Tanıtım bülteninden)

BRANDENBURG – Glenn Meade
Yayınevi: Sia Kitap
Paraguay’da yaşlı bir Alman iş adamı intihar eder. Berlin’de bir siyasi aktivist sokak ortasında vurularak öldürülür. Dünyanın iki farklı noktasında gerçekleşen bu görünüşte bağlantısız ölümler, kısa süre sonra tek bir korkunç amaca işaret etmeye başlar. Avrupa’nın önemli güvenlik projelerinden biri için çalışan Joseph Volkmann, bu cinayetler arasındaki bağı araştırırken kendini müthiş bir komplonun ortasında bulur. İpuçlarının peşine düşen Volkmann’ın yolculuğu onu Paraguay’ın ücra bölgelerinden Meksika’daki ıssız çiftliklere, İtalyan limanlarından terk edilmiş Alman manastırlarına uzanan tehlikeli bir takibe sürükler. Volkmann, dünyaya en karanlık dönemini yaşatan Hitler’in ardından Dördüncü Reich’ı hayata geçirmeyi amaçlayan gerçek kötülükle karşı karşıya kalacaktır. (Tanıtım bülteninden)

FİLTRUM – DUDAK KESİĞİ – Aykut Mehmet Bildan
Yayınevi: Perseus Yayınevi
Adım Harun Demir. 56 yaşında, Maliye’den emekli bir adamım.
Adamdım yani. Yaşarken…
Hayattayken bir anlığına bile hatırlanıp birilerini tebessüm ettirecek, dost sohbetlerinde kulakları çınlatılacak kadar önemli bir şahıs değildim.
Kimse beni ilk aşkı olmaya bile gerek görmedi mesela. O kadar siliktim.
Babam ikinci isim takmaya tenezzül dahi etmemiş ablamla kardeşimin aksine.
Hâl böyle olunca ben de benden bekleneni yaptım hep.
Fikrim hiç olmadı. Yaşadığım toplum benim yerime karar verirken mutluydum.
Mutluydum dedim çünkü şu an ölüyüm. Yani sanırım öyleyim.
Çünkü kendi defin törenimi izliyorum üç buçuk metre uzaktan.
Ölmüş olmalıyım o yüzden. Zaten öyle de atıyor nabzım, üç buçuk!
Size tüm bunları beni mezara indirmek üzere oldukları yerden anlatıyorum. Birazdan olacakları bilmeden.
Ha unutmadan, tek bir isteğim vardı hayatta. Bir gemi yolculuğuna çıkmak…
Ama şimdi, bedenimin toprağa konmasını izliyorum.
Arkamdan iki adam geliyor. Söyledikleri kulağımda çınlıyor.
Ve daha bir sürü ses.
Görüntü silikleşiyor.
“Sus,” diyorlar sonra.
Şşş! (Yayın bülteninden)

YANILSAMA – Camilla Lackberg , Henrik Fexeus
Yayınevi: Doğan Kitap
Büyük bir tehdit…”Merhaba Niklas Stockenberg. Hizmetlerimizden memnun kaldığınızı umuyoruz. On dört gün… bir saat… ve… on iki dakikalık… ömrünüz kaldı.”
Açıklanamayan olaylar…Adalet bakanı kimliği belirsiz kişiler tarafından tehdit edilmektedir. Aynı zamanda aylardır kayıp bir finansçının iskeleti Stockholm metrosunda bulunur.
Gerçek nedir? Noel tatili yaklaşırken Mina Dabiri ve ekibi hem iskeletin gizemini çözmek hem de adalet bakanına yönelik tehdidin kimden geldiğini bulmak zorundadır. Geçen yaz öldürülen arkadaşlarının travmasını henüz atlatamayan ekip için zaman gittikçe daralmaktadır. Mina’ya yardım eden mentalist Vincent Walder’ın ise dünyası dağılmak üzeredir. Mina ve Vincent serisinin son kitabında bütün sorular cevaplanıyor. Öğrenmeye hazır mısınız? (Tanıtım Bülteninden)

YÜZLEŞME – Yüksel Konak
Yayınevi: Güneşyolu
Karanlık bir gece yarısı…
Duvardaki guguklu saatin kadranı on ikiyi gösterdiğinde,
bir ev sessizliğe gömülür…
Ve o sessizlik, üç cesedin sessiz çığlığını saklar.
Kahraman, her zaman oturduğu kırmızı koltukta gözlerini açtığında, hayatı geri dönülmez bir biçimde değişmiştir.
Ailesiyle birlikte tüm geçmişi yok olmuş, evi suç mahalline dönüşmüştür. Peki, gerçekten ne olmuştur? Geriye sadece sorular kalmıştır ve içini kemiren bir boşluk.
Yüzleşme; İyi ile kötünün, geçmiş ile geleceğin, siyah ile beyazın; bir savaşın romanı…
Adaletin puslu koridorlarında, bir annenin vedasıyla bir oğlun sessiz çığlığı arasında gezinirken, iyilik ne zaman kaybeder? Ve kötülük ne zaman kazanır? Sevgiyle nefretin, geceyle gündüz gibi iç içe geçtiği bu hikâyede, vicdanla intikam arasına sıkışmış bir ruhun çırpınışlarına tanık olacaksınız. Gerçek galip kim? Habil mi, Kabil mi? Yoksa her yüzleşme, yeni bir başlangıç mıdır? Bu kitapta sadece bir cinayetin değil, insan ruhunun en karanlık köşelerinin de izini süreceksiniz.
Hazır olun… Çünkü bu kez sadece karakterler değil, okur da yargılanacak. (Tanıtım Bülteninden)

SAVCI – Ertan Velimatti Alagöz
Yayınevi: İthaki Yayınları
Türkiye’nin karanlık geçmişinde kaybolmuş bir dosya…
Yıllar önce öldürülen bir gazeteci…
Ve gerçeğin izini tazı gibi sürerken ava dönüşen bir savcı.
Gazeteci Cumhur Işık, faili meçhullerin gölgesinde bir dosyanın peşindeyken hayatını kaybeder. Kızı Ada, babasının ölümüne dair izleri takip ederken, devletin en izbe koridorlarından geçmişin en karanlık hesaplarına uzanan bir labirentin içine çekilir. Onu korumaya çalışan genç savcı Şan Çevik, kısa sürede sadece bir soruşturmanın değil, kendi soyuna uzanan bir mirasın da tam merkezinde bulur kendini.
Bir yanda “Avcı” adıyla efsaneye dönüşmüş, ölümü bile şüpheli Uras Danişmend; diğer yanda su altında kalmış köylerin, kaybolmuş hayatların ve yıllardır saklanan sırların oluşturduğu dev bir gölge…
Gerçekle yalanın, adaletle intikamın birbirine karıştığı bu hikâyede herkesin gizlediği bir suç, herkesin taşıdığı bir yara var.
Ertan Velimatti Alagöz, Savcı’da Türkiye’nin yakın tarihine korkusuzca bakan, temposu yüksek, parçaları yavaş yavaş yerine oturan güçlü bir gerilim sunuyor. Her sayfada karanlık biraz daha büyüyor… (Tanıtım Bülteninden)

BEN O DEĞİLİM – Megan Lally
Yayınevi: BETA BYOU
ONA GÜVENMEKLE HATA ETMİŞTİ…
Genç bir kız, bir toprak yolun kenarında yara bere içinde ve titreyerek uyandığında oraya nasıl geldiğini, kim olduğunu hatırlamıyordu. Polis vakayı çözmeye çalışırken karakola telaşlı bir adam geldi. Saatlerdir genç kızı arıyordu. Elinde kızın okul kartı, doğum belgesi ve hatta fotoğrafları vardı. Adam kızın adının Mary ve kendisinin de babası olduğunu söylüyordu.
Lola, arabanın kapısını çarpıp karanlıkta gözden kaybolduğunda Drew sakinleşmek için biraz zamana ihtiyaçları olduğunu düşünüyordu. Ne var ki Lola bir daha geri dönmedi. Şimdi arkadaşları, şerif ve bütün kasaba Drew’un kız arkadaşını öldürdüğüne inanıyor. Fakat Drew’un umursadığı masumiyetini kanıtlamak değil, Lola’yı bulmak. Günler geçtikçe peşine düşülecek ipuçları azalıyor… ve hem Lola’nın hem de onun hayatı daha fazla tehlikeye giriyor.
“Tek solukta okunacak adrenalin yüklü bir roman.” (Tanıtım Bülteninden)

KARTAL YUVASI – Zuhal Kuyaş
Yayınevi: Sanat Kritik Yayınları
2013’te Labirent etiketiyle okura ulaşan roman yeni kapak ve etiketiyle tekrar Türk polisiye severlerin beğenisine sunuldu.
Bir trafik kazasıyla başlayan sır, New York’tan Osmanlı tarihinin karanlık bir kırılma noktasına uzanıyor…
Kartal Yuvası, polisiye gerilim ile tarihsel gizemi ustalıkla birleştirirken, Doğu ile Batı, geçmiş ile şimdi, bilgi ile iktidar arasındaki çatışmayı soluksuz bir kurgu içinde okura sunar. Zuhal Kuyaş, Cumhuriyet dönemi Türk polisiyesinin öncü kadın yazarlarından biri olarak, entrika dolu olay örgüsünü tarih bilinci ve edebî zarafetle örer.
Kayıp belgeler ve zehirli hançerler arasında ilerleyen bu roman, okuru yalnızca bir cinayetin değil, tarihin derinliklerine gömülmüş bir sırrın izini sürmeye davet ediyor.


