Yeni Sayı Çıktı!

En son hikaye, röportaj ve yazıları şimdi tıklayıp ücretsiz okuyabilirsiniz!

Yeni Sayı Çıktı!

En son hikaye, röportaj ve yazıları şimdi tıklayıp ücretsiz okuyabilirsiniz!

YeniSayı Çıktı

Polisiye Dergi Dedektif'in yeni sayısını şimdi ücretsiz okuyabilirsin!

DEDEKTİFİN BİLMECESİ

Diğer Yazılar

Turgut Şişman
Turgut Şişman
Aslında bir çizgi roman tutkunudur Turgut Şişman ama polisiyeye de gönül vermişliği vardır. Dedektif ve Polisiye Durumlar'ın her işine yetişmeye çalışır ve zaman zaman keşke daha çok vakti olsaydı diye düşünür.

Dedektifin Bilmecesi’ne hoş geldiniz.

Bu sayıdaki bilmecemize geçmeden ve hediye kazanan okurumuzun adını açıklamadan önce geçen sayıda yayınladığımız bilmecenin cevabını verelim.

Geçen sayıda Julia Edwards’ı kimin öldürdüğünü sormuştuk. Sorumuzun doğru cevabı “Fred” olacaktı.

Julia, nişanlısına evlilik için baskı yapıyor ancak Fred türlü bahanelerle bu isteği geri çeviriyordu. Gece kulübündeki tartışmalarından bunalan Fred erkenden kulüpten ayrıldı. Ancak Julia da peşinden gitti ve onu birkaç blok ötede yakaladı. Tekrar başlayan tartışma esnasında sinirlenen Fred nişanlısını itti. Yere düşerken başını kaldırıma çarpan Julia orada öldü. Olay bir kaza olmasına rağmen, başına geleceklerden korkan Fred, nişanlısının cesedini bir çöp konteynırına koyup oradan uzaklaştı.

Peki, Peter olayı nasıl çözdü?

Hatırlayın, polis, cinayetle ilgili hiçbir ayrıntı vermemişti. Bu durumda Fred, cesedin bir çöp konteynırında bulunduğunu nasıl bilebilirdi?

Doğru cevabı veren okurlarımız arasından çektiğimiz kurada Neslihan Şenel, Gencoy Sümer’in “Lanetli Evin Katili” adlı romanını kazandı. Kendisini kutluyoruz.

Şimdi gelelim bu sayıdaki bilmecemize…


Can Sıkıcı Bir Hırsızlık


Olayda Yer Alan Kişiler:

Eldora Watson: Zengin ve ünlü bir yazar.

Miss Murple: Bayan Watson’ın yakın arkadaşı.

George Matthews: Bayan Watson’ın uşağı.

Alfreda Marker: Bayan Watson’ın sekreteri.

Russel Bryne:Bayan Watson’ın avukatı.

Rolen Smith: Bahçıvan.

Bruce Smith: Bahçıvanın genç oğlu.

***

Miss Murple, arkadaşına bir fincan koyu çay doldurdu ve kolunu okşadı. “Lütfen bana ne olduğunu ayrıntılarıyla anlat, canım.”

Ünlü romancı Eldora Watson içini çekerek “Dün gece, fırtına sırasında Bohemya kolyesi çalındı,” dedi.

“Safirleri olan Bohemya kolyesi mi?”

“Evet, sevgili Henry’nin yadigarıydı o bana.”

“Manevi değeri kadar maddi değerinin de yüksek olduğunu sanıyorum.”

“Aynen öyle. Bir servet değerinde.”

“Kolye neredeydi?”

“Kütüphanede. Özel kutusunda, bir sehpanın üzerinde duruyordu. Dün akşam avukatım Russel Bryne buradaydı. Kolyenin sigortalanması işini konuştuk. Özel kutuyu kasadan çıkardım bu yüzden. Bryne ile birlikte yemek yedik. Gitmeden önce kolyeyi görmek istedi. Bugün bir uzman getirtip maddi değerini belirleyecekti.”

“Yani kolye şu anda sigortasız mı?”

“Maalesef.”

“Ah, bu çok kötü işte.  Kütüphaneye girdiğinizde saat kaçtı?”

“Sekizdi sanırım.”

“Bryne ne zaman gitti?”

“Saat dokuzda. Akşam fırtına ve gök gürültüsü vardı. Salonda Bryne ile oturup yağmurun biraz hafiflemesini bekledik.”

“Avukatın giderken yağmur kesilmiş miydi?”

“Hafiflemişti. Ama fırtına devam ediyordu.”

“Bryne gittikten sonra sen ne yaptın?”

“Biraz oturdum. Sonra saat onda yatak odama gidip yattım. Ama fırtına yüzünden hemen uyuyamadım. On bire doğru kesildi fırtına sanırım. Tam uykuya dalmak üzereydim ki bu sefer de Matthews beni uyandırdı. Saat on birde bütün odaları ve kapıyı kontrol etmeden odasına çekilmez. Bana kütüphanede olağanüstü bir durum olduğunu söyledi.  Üstüme sabahlığımı geçirip kütüphaneye gittim. Aman Allah’ım, manzara korkunçtu. Hırsızlar pencerenin camını kırıp içeri girmişler. Ve kolyeyi çalmışlar. Belli ki nerede olduğunu biliyorlarmış. Başka hiçbir şeye dokunmamışlar. Ben yan odadayken hırsızlar kütüphanedelermiş! Ya bana da saldırsalardı? Bunu düşünmek bile korkunç bir şey…”

“Yattıktan sonra yan odadan hiçbir ses duymadın mı?”

“Hayır. Çok sessiz hareket etmiş olmalılar. Sadece fırtınayı ve gök gürültüsünü duyuyordum. Belki de gök gürültüsü yüzünden seslerini duyamadım.”

Bir süre sessizce düşünen Miss Murple çayından bir yudum aldıktan sonra sordu. “Evde kimler çalışıyor? Bana onlardan bahset biraz.”

“Uşak Matthews yedi yıldır benimle. Kendisinden çok memnunum. Bütün evi o yönetir. Alfreda, sekreterim. Müsveddelerimi o temize çeker. Ayrıca bütün randevularımı o ayarlar. Ona çok güvenirim. Aşçı Bayan Beasley, Woodgreen’de oturuyor. Pazar hariç her sabah sekizde gelir, akşam yemeğini servis ettikten sonra çıkar. Bir de Bay Rolen ve oğlu Bruce Smith var. Bay Rolen bahçıvandır. Aynı zamanda bekçilik yapıyor. Oğlu Bruce uzun zamandır işsiz.”

“Dün gece onlar neredeydi?”

“Alfreda saat yedide çıktı. Arkadaşlarıyla buluşacaktı ve geç gelecekti. Bunu bana önceden söylemişti. Bayan Beasley, her zaman olduğu gibi yemek servisinden sonra gitti. Yani saat yedi buçukta. Evde sadece uşak Matthews vardı. Dediğim gibi, o da her gece evi kontrol ettikten sonra saat on bir civarında yatar. Bay Rolen ve oğlu ise bahçe kapısının yanındaki kulübede kalıyorlar.”

“Oğlu Bruce’dü değil mi? Bana onun işsiz olduğunu söylemiştin.”

“Ah evet. Bay Rolen’in karısı iki yıl önce öldü. Adam eskisi gibi mutlu değil. Bruce, bir bankada çalışıyordu. Bankanın sahipliği el değiştirince birçok çalışanına işten çıkardı. Bruce de onların arasındaydı. Zavallı Bay Rolen, oğlu için de çok endişeleniyor.”

Mis Murple gülümsedi. “Bay Rolen’le konuştum. Alfreda, Bayan Beasley ve Bay Bryne’nin çıkış saatlerini o da teyit ediyor. O değişik bir adam. Bana aynen şöyle dedi. ‘Yağmurun dinmesiyle hanımların sabah yediden sonra dönmesi arasındaki süre zarfında kapıdan hiç kimse geçmedi. Ama şeytan bile o sel sırasında oraya bir kaplan sürüsü sürmüş olabilir ve ben de bundan daha akıllıca davranamam.’ Hanımlar derken Bayan Beasley ve Alfreda’dan bahsediyordu elbette.”

Eldora Watson kaşlarını çatarak sordu. “”Kaplanlar sürü güder mi?”

Miss Murple omzunu silkti. “Yalnız yaşadıklarını biliyorum. Ama bugünlerde “kaplan pususu” diye bir tabir de çok moda. Bahçıvanın hayalperest birine benziyor.”

“Öyle,” diye onayladı Eldora. “Muhteşem çiçek tarhları yapabilen tam bir büyücü.”

Miss Murple gülümsedi. “Şimdi, belki de kütüphaneye biraz bakmalıyım.”

“Elbette. Temizlik yapmadık orada, anlıyor musun? Polis, olduğu gibi bırakmamı istedi.”

Miss Murple başını salladı ve iki hanım kütüphaneye doğru yürüdüler.

Bir çift pencere yarı aralıktı, sol çerçevenin alt kısmında kırık cam parçaları açıkça görülüyordu. Mandal dikkatsizce yukarı kaldırılmıştı. Pencereden kolyenin kutusuna kadar kalın bir çizgi halinde çamur bulaşmıştı. Hırsızlar, görünür ayak izlerinden kaçınmaya özen göstermiş, bunun yerine uzun, sürüklenmiş izler bırakmayı umursamamışlardı. Mücevherin konduğu kutunun kapağı açıktı. Camın ilk kırıldığı an dışında, bunun sessiz bir hırsızlık olduğu belliydi. Camın kırıldığı an gök gürültüsüne denk getirilmişse evdekilerin neden bir ses duymadıkları da anlaşılır bir hale geliyordu.

Miss Murple pencere pervazına yaklaşıp dikkatle baktı. Pervaz temizdi. Pencereler yarı aralık duruyordu. Bir kadın veya bir erkek buradan rahatlıkla kütüphaneye girebilirdi. Bahçedeki toprak zemin dalgalıydı ancak belirgin bir ayak izi görünmüyordu.

Miss Murple pencereden uzaklaşıp kitaplığa doğru yürüdü ve “Sevgili Eldora,” dedi. “Sanırım hırsızın kim olduğunu biliyorum.”


Sevgili Dedektif Dergi okuru!

Miss Murple’ın kimden şüphelendiğini bulmanız için size bütün ipuçları verildi. Hırsızın kim olduğunu ve Miss Murple’ın neden ondan şüphelendiğini bulduysanız bize yazınız. Doğru cevap veren okurlarımızdan birine “KİLİTLİ ODALARIN ESRARI” adlı kitabı hediye edeceğiz.

Adresimiz: [email protected]

Hepinize bol şans!..


En Son Yazılar