Geçen sayımızda Kilitli Oda Muammaları seçkisiyle ilgili bir incelemeyi ve kitabı dilimize kazandıran Algan Sezgintüredi ile yapılan bir söyleşiyi okumuştuk. Ben de bu günlerde tadını çıkara çıkara okuduğum o seçkideki Fredric Brown’un Gülen Kasap öyküsüne değinmek istiyorum. Bazen okuduğunuz metni öyle beğenirsiniz ki arkanıza yaslanıp bir süre beyninizdeki hazzın tadını çıkarır sonra da bununla ilgili konuşmalıyım diye kıvranırsınız. Bir suç öyküsünden öte kurgusu ve üzerine oturduğu formülüyle her okuru büyüleyecek cinsten bir metinden söz ederken merak etmeyin öykünün tadını kaçıracak bir yazı yazmadım. Tersine keyfi paylaşalım istiyorum. Kilitli Oda Muammaları’nın 280. sayfasındayız. Değişik bir adalet arayışını, girift bir suç öyküsünü, özenle planlanmış bir metni okumaya hazır olun.
Karakterlerin işlevleriyle başlamak istiyorum.
Anlatıcılar ve olayı gözlemleyenler Bill ve Kathy hem şimdi öyküsünde (şimdiki zamanda geçen öyküde) hem geçmiş öyküdeki kahramanlardır.
Wally, şimdi öyküsünde açıcı /çözümleyici sorular soran bir anlamda okur sesi/akıl yürütücü karakterdir.
Len Gambit oyunun şahı bana göre. Öykü boyunca sıradan bir insandır ama öykünün sonuna doğru garip bir biçimde ölen ve zekâsı finalde anlaşılan karakterdir. Bana göre öykünün eksen karakteri odur.
Cüce Joe Laska, satranç sahneleri için ama asıl finalde kullanılmak üzere var edilmiş karakterdir. Alışılmadık biçimde sirk yaşamından sonra ve bedensel dezavantajlarına rağmen günlük yaşama uyum sağlamış, otoriter ve çok zeki bir kimliktir. Satranç ustasıdır.
Gülen Kasap Gerry Kramer, öyküye adını veren, eksen karakter gibi görünen, okurun akıl yürütmesinde kafa karıştırıcı unsur olarak büyücülük özelliği belirtilen, kötücül karakter. İlkin yazar dikkatleri onun üzerine odaklar. Sonrasındaysa adeta mermi sekmesi gibi seken olaylar hiç planlamadığı şekilde onun aleyhine gelişir.
Dorothy, Len’in karısı, çatışma unsurunun kaynağı. İki erkek arasındaki (Len ve Gerry) rekabet nesnesi deyim yerindeyse.
Şimdi metnin içine girebilir, özelliklerine bakabiliriz sanırım.
Metnin (çerçeve öyküdür) ilk paragrafında bir ölüm haberi üzerine anlatıcı karakterlerin konuşmalarını duyarız. Bu konuşma hemen okurun gerçek olayla bağ kurmasını sağlar.
Çerçeve öykü ve iki suç öyküsü iç içe anlatılmıştır. Üç katmanı şöyle düzenleyebiliriz.
Birinci katman gazete haberidir. Cüce’nin ölümü ile başlar (şimdi öyküsü, çerçeve öykü).
İkinci katman linç vakasıdır (geçmişteki öykü).
Üçüncü katman gerçek öyküdür (geçmiş-linçle bağlantılı olay).
Birinci katman öykü ‘şimdi’dir ve bir grup iskambil oynamaktadır. Aralarındaki konuşmalardan anlatıcı karakterler Bill ve Kathy’nin geçmişte tanık olduklarına gideriz. Yazar daha baştan ipuçlarını metnin içine çok şık bir şekilde yerleştirmiştir.
“Cesede doğru giden iki çift ayak izi vardı ama cesetten uzaklaşan yoktu.” Okurun kafası çalışmaya başlar; ne oldu?
İkinci ipucu, kafa karıştırıcı, aynı zamanda açıcı şekilde “Bir çift ayak izi karla kaplı bir arazinin ortasına kadar gidip durduktan sonra nasıl yoluna devam etmez veya geri dönmez?” cümlesidir.
Bu cümle üzerine şimdiki çerçeve öyküde grup akıl yürütmeler ve bunların çürütülmesine ilişkin konuşmalar yaparlar.
Gelelim üçüncü ipucuna, “Ne vardı peki arazinin ortasında?” diye sorar Wally. Bill yanıtlar, “Ölüm.”
Susarlar. Wally tekrar sorar, “E peki, cesede doğru giden ama cesetten uzaklaşmayan ayak izleri?” Bu soru cevapsız kalır. Yazar geri sıçrama yaparak Roland Barthes’ın dediği spazm noktasında bizi şaşkın bırakma sadizmini gösterir. Buraya bir boşluk bırakıp anlatıcı Bill’e sözü verir ve geçmişe gidilir.
Dördüncü ipucu, kalp pili olduğu söylenen adamdır, Len Wilson’la tanışırız.
Yazar tam da bu noktada okuru bir ara olayla (Bill az daha ezilecekti) oyalayıp sabırsızlanmamızı sağlamıştır.
Beşinci ipucu, Len’e nitrogliserinli hap içirme anıdır. Bu bize Len’in yaşamının pamuk ipliğine bağlı olduğunu hissettirir.
Buraya kadar tekinsiz, büyücü, sihirbaz eskisi bir kasap, onun hikayesini bilen, ondan sakınmayan hatta onun üzerinde etkisi olan cüce Joe ve Len’le okur iyice tanışır. Kasapla Len’in arasındaki sorunun ne olduğunu Cüce’den (Bill’e anlatır) öğreniriz.
Altıncı ipucu, cücenin kasapla ilgili sözleridir. “Ama büyüye devam ediyor. Kara cinsinden, ciddi cinsinden yalnız.” Yazar burada neredeyse okuru bir büyü meselesi olduğuna iyice inandırmak istemektedir. Hemen ardından nedeni gelir. Kasap Len’in hanımına eskiden aşıktır, Len’le evlenmesini hazmedememiştir. Büyüyle Len’den kurtulmak istemektedir. Bunu cüce anlatır. Sürekli büyüden söz edilmesine rağmen yazar okuru gerçekliğe aniden çekiverir. Şöyle,
“O bebek” dedim. “Mum bebek Kramer’in Len’in doğal yollardan ölmesini beklemek istemediği anlamına mı geliyor? Kramer cidden inanıyor mu o tür büyüye?”
Cüce alaycı bir bakış attı “O tür büyüler bazen işe yarar” dedi. “Len’e gösterdiğinde az daha işi hallediyordu. Kendin gördün.”
MUM BEBEK = TAHRİK UNSURU +KALP HASTASIYLA KAVGA +/- ÖLÜME GİDEN YOL
diye bir denklem kurulur. Doğa üstü meselelerden uzaklaşırız birden.
Yazar burada bakışımızı Kathy ve cücenin satranç oyununa çevirir. “Bana atı kaptırması gambitmiş meğer,” der Kathy. Okur bu satranç yöntemini cebine koymalı. Çünkü metnin şıklığı bu gambit sözcüğünde gizli.
Sekizinci ipucuna geliyorum. Okur polis anlatıcı Bill’in aklından geçirip söyleyemediği bir cümle duyar. “Tabii, Len’in belki şehre gidip daha hafif, daha uzun yaşayabileceği bir işe girmesindense çiftlikte kalıp ölümüne çalışmasını tercih eder,” demek geldi içimden. Ama ses çıkarmadım.
Geliyoruz şok noktasına, hâlâ geçmişteyiz, gazete manşetini okuyoruz: Büyük harflerle ve boşluk ortasında. “Corbyville’de Bir Kasap Linç edildi.” Okur olarak bunu hiç beklemiyorduk. Len ölebilirdi, Len kasapla kavga edebilirdi, başka şeyler de olabilirdi ama kasap linç edilmiş.
Bir başka şok noktası hemen peşinden gelir. Kasabın linç edilmesini tek cümlede söyler yazar ve vuruculuğunu daha güçlü hissettirir konunun. Bunu buraya yazmayacağım elbette.
Dokuzuncu ipucu, cücenin dükkanındaki tabeladır. Bu da büyük harflerle ve boşluk içine yazılmıştır: Pazartesi’ye kadar kapalı.
O ana kadar Kasap Kramer’in linçi ile şaşkın edilen okura kardaki ayak izi “muamması” tekrar hatırlatılır. Gizem Şikagolu muhabirin ağzından pekiştirilir. “Len Wilson’dan nefret ediyorsa ve kara büyüye başvurduysa…” Bir şüphe tohumu daha…
Birkaç satır sonra olay yerinden ayrılan Billy ve Kathy’nin konuşmasına tanık oluruz. Onlar olayı çözmüşlerdir. Ama okur hala spazm zamanında kıvranmaktadır. Burada okurun sesi/sözcüsü şimdi-çerçeve öyküde kâğıt oynayanlardan Wally’dir. Sorduğu irdeleyici sorularla olayın kafamızda toparlanmasını sağlar. Üç adımda Billy ve Wally diyaloğuyla yazar olayın gerçek yüzünü açıklar. Ama okuru bir şok daha beklemektedir. Final çok keyiflidir.
Bu öyküde mekânın işlevi hava koşuluyla birleştirilerek neredeyse öykünün var edilmesine neden olmuştur kanımca. Kar yağışıyla uçsuz bucaksız ve irkiltici görünen arazi. Soğuk algısını tetikleyen, mekânda ayak izinin gizemi öykünün düğüm noktasıdır.
Satranç motifinin kullanımına değinmeden geçmeyelim. Cüce Joe ve Kathy arasındaki maç bir tabloyken öykünün bütününe projeksiyon yapan hatta diyebilirim ki öykünün geometrisini oluşturan bir unsur. Özellikle gambit tanımı üzerine olağanüstü bir şıklık yaratmış yazar. Önce gambiti tanımlayacak bir ara olay yazmış, sonra yavaşça büyük gambiti kurgulamış. Bana göre bu öykünün gerçek eksen karakteri Len Wilson’dur. Gambit taktiğini kullanarak ilginç bir final oluşturmuştur.
Kötüleri durdurmak için bazen çok zeki planlar yapılması gerekir bazen de insan toplulukları adalet arayışını linç düzeneğiyle apansız gerçekleştirir.
Harika bir okuma süreciydi Gülen Kasap.


