
SAFRANBOLU’DA 1002. GECE – TUĞBA TURAN
Sayfa Sayısı: 224
Yayınevi: Duino Kitap
Tuğba Turan’ın Safranbolu’da 1002. Gece adlı romanı, tarihî Safranbolu’nun sokaklarını fon olarak kullanan, geçmiş ile bugünü birbirine bağlayan bir polisiye ve şehir romanı.
Hikâye, 1950’li yıllarda, aynı zamanda yerel seçim gecesi de olan bir düğün gecesinde başlıyor. Meşhur Mermerli Konak’ın sahibesi Mübeccel’in kızı olan ve henüz gerdeğe girmiş yeni gelin Meryem, sabaha karşı her tarafı çamur içinde sokaklara fırlayarak, “Ben kocamı öldürdüm! Ben kocamı öldürüp gömdüm!” diye haykırmaya başlar. Ancak ne kadar aranıp taransa da ceset bulunamaz. Sevilen bir Rum ailenin oğlu olan damat Yunus ile en yakın arkadaşı Kerem de aynı gece ortadan kaybolur. O gecenin sırrı çözülemez, iki gençten bir daha haber alınamaz. Safranbolu’nun Türk ve Rum aileleri arasındaki dengeler bozulur, yarım kalmış bir hikâye şehir belleğine yerleşir.
Safranbolu’da 1002. Gece, çok kültürlü yapısı, yerel motifleri ve polisiye kurgusuyla hem edebî bir derinlik hem de merak unsuru taşıyan güçlü bir roman olarak öne çıkıyor ve okura tatmin edici bir okuma zevki vadediyor.

BİR HAYDAR MESELESİ – MUHAMMED SELMAN ANASAL
Sayfa Sayısı: 248
Yayınevi: Oğlak Yayınları
Haydar Önder…
Ailesi tarafından sevilen, iş dünyasında sözü geçen, güçlü bir fabrikatör.
Ve tam iki haftadır kayıp.
Ailesi, Haydar’ın masum olduğunu söylüyor. Polis, karanlık bir kaçakçılık ağının içine düştüğünü.
Oğlu ise onu, hayatını altüst edecek bir sırla suçluyor: “Babam o gece Kadıköy’deydi… Yalnız değildi.”
Eski hükümlü Kerem, istemediği halde kendini bu davanın içinde bulur.
Vicdanı susmuş, hayatı darmadağın olmuşken karşısına çıkan bu iş, onun için bir tür kefarete dönüşür.
Fakat Gebze’nin fabrika koridorlarından Kadıköy’ün gece kulüplerine uzanan bu yolun ucunda; yalanlar, ihanetler, kirli ortaklıklar ve bir ailenin çökmekte olan geçmişi vardır.
Haydar gerçekten kayıp mı? Yoksa herkes gerçeği biliyor da… Söylemeye mi cesaret edemiyor?
“Bir Haydar Meselesi”; karanlığa ışık arayanların, en derin sırlara bulaşanların, dönülmez yolların polisiye hikâyesi.(Tanıtım Bülteninden)

SUÇÜSTÜ ÖYKÜLER 1- KOLEKTİF
Yayınevi: İzan Yayıncılık
Sayfa Sayısı:144
SUÇÜSTÜ Dergisi’nin 11 yazarından 11 suç öyküsü! Suçun nerede başlayıp nerede bittiğini kimse tam olarak bilmiyor. Ama bu kitap, o sınırın üzerinde ustaca geziniyor.
SUÇÜSTÜ ÖYKÜLER, klasik polisiyenin ağırbaşlı ceketini giyiyor ama cebine küçük bir ironi sıkıştırmayı da unutmuyor. Suç edebiyatının mirasını üstlenen bu kitapta ajanların hesaplaşmasından distopik bir evrendeki cinayetlere, bir film setinden yazlık tatil köyüne kadar 11 farklı macera sizi bekliyor.
Her sayfada bir iz sürüyorsunuz ve sonra bir bakıyorsunuz ki suçlu sandığınız kadar uzakta değil. Hatta belki de hiç uzaklaşmamış.
Kitapta yer alan yazarlar: Bünyamin Tan, Ceyda Kiremitçi Vasiliev, Aysu Şahlı, Didem Kazan Sol, Murat S. Dural, Halis Koç, İlhan Alemdar, Gizem Şimşek Kaya, Alper Kaya, Aslı Geren, Eylül İdemen Doğramacı (Tanıtım Bülteninden)

DERİN SIRLAR- BAHAR AKMAN
Sayfa Sayısı: 248
Yayınevi: Oğlak Yayınları
İnsanları balık istifi gibi yatırdıkları bu yerden alıp yine balık istifi gibi kamyonlara doldurup götürüyorlar. Çok korkuyorum Irène. Önünde sonunda beni de götürecekleri o yerde çocuklarımı sağ salim bulabilecek miyim, bilmiyorum. Korkmaktan da bıktım aslında. Güne gözümü ‘ölsem de
kurtulsam’ diyerek açıyorum. Yine de ölsem, deyince ölünmüyor. Verdikleri sefil kırıntılarla karnımı doyuruyorum. İnsan nasıl da arsız bir yaratık, en aşağılık durumlara bile alışıyor. Burada annesiz kalmış yüzlerce bebeğe baktım. Bazısı hastalıktan, bakımsızlıktan öldü. İlk günlerdeki kadar ağlamaz oldum bebek ölümlerine. Ölüme de alışıyormuş insan. Bebeklerin ölümü çok hızlı oluyor. Melek gibi uyuyup ölüyor yavrular. Bizimkiyse o kadar kolay değil. Evlatlarım ölmedi değil mi Irène? O kadar korkuyorum ki… Emanetin anahtarını sakladığına, gerekirse canın pahasına onu koruyacağına eminim. Gerçi söylememe gerek yok ama unutma, o bizim ailemizin emaneti…
Komiser Tunç, kökleri Osmanlı’ya dayanan Camondo ailesinin gizemli emanetinin peşindeki katilin korkunç cinayetlerini çözmeye çalışırken bir yandan da ailenin bıraktığı izleri nesilden nesle takip ediyor. Bahar Akman ikinci polisiye romanı Derin Sırlar’da okuru geçmişle günümüz arasında heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor. (Tanıtım bülteninden)

SONUNA KADAR- Jack Reacher 2- LEE CHILD
Sayfa Sayısı: 520
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Çevirmen: Belgin Selen Haktanır
Chicago’da sıradan bir gün, beklenmedik bir kâbusa dönüşür. Jack Reacher ve tanımadığı koltuk değnekli genç bir kadın, gündüz vakti silah zoruyla kaçırılır. Amerika’yı baştan sona kat eden bir kamyonette kelepçelenmiş halde yol alırlarken, kadının FBI ajanı olduğu ortaya çıkar. FBI, kendi ajanını kurtarmak için hızla harekete geçer. Fakat bir sorun vardır: Reacher, şüpheliler arasındadır. Dahası götürüldükleri yerde onları bekleyen tek şey ölümcül bir plandır. Zaman daralırken düşman her yerdedir ve gerçekler ateş gibi yakıcıdır. Reacher’ın cesaret dolu mücadelesi her ikisini de kurtarmaya yetecek mi? Yoksa Reacher yanlış zamanda yanlış yerde olmasının bedelini canıyla mı ödeyecek? Lee Child’ın uluslararası ün kazanmış Jack Reacher serisinin ikinci kitabı Sonuna Kadar, Reacher’ı okurların gözünde modern dünyanın adalet arayışının simgesi haline getiriyor: Hızlı düşünmek ve daha da hızlı hareket etmek için eğitilmiş olan Reacher, sorunlarla dolu dünyamızda kusursuz bir modern kahraman. (Tanıtım bülteninden)

HİÇ’İN PİÇİ – ALİ TARIK FINDIK
Sayfa Sayısı: 332
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Ersan, yıllar önce bir kavga sırasında yaptığı hatanın bedelini ödemektedir: Kırılan parmaklar, yükselen çığlıklar ve kontrolsüz öfkenin açtığı kapı… O geceden sonra karşısına çıkan İberyalı, yalnızca bir düşman değil, Ersan’ın hayatını sessizce yöneten bir kâbus olmuştur. Şimdi İberyalı geri dönmüştür ve bu kez mesele sadece bir hesaplaşma değildir.
Aynı şehirde bir başka adam da İberyalı’nın peşindedir: Başkomiser Hikmet. İberyalı’nın yaptığı yeni hamle, Ersan ile Hikmet’i tekrar aynı cepheye iter. Çünkü her ikisinin de aradığı cevaplar aynı gölgede saklıdır.
Ne Ersan’ın geçmişi ne Hikmet’in görevi ne de İberyalı’nın planı göründüğü kadar basittir. Her adım, daha derin bir yapının kapısını aralar. (Arka kapaktan)

İROD’UN GÖLGESİ- CENGİZ ABDULLAYEV
Yayınevi: Kopernik Kitap
Sayfa Sayısı: 314
İrod’un Gölgesi, Rusya’daki derin devleti anlatan bir siyasi polisiye. 1996 seçimleri. SSCB dağılmış, Yeltsin başkan. Ülke, yeni bir seçime gidiyor. İktidar sahipleri tedirgin. Çünkü eski rejim yanlısı muhalefetin seçimlerde galip gelmesi olası. Bu aşamada Rusya’daki ‘derin devlet’ güçleri harekete geçer. Amaçları, birtakım terör eylemleri; bombalamalar, suikastlar ve cinayetlerle seçimleri manipüle etmek, demokrasiyi askıya almak, egemenliklerinin ve mevcut iktidarın sürmesini sağlamaktır. Bunun için gizli bir operasyon plânı hazırlanır: “Goliafın Dönüşü” Sonra müthiş bir takip… Devletin güvenlik güçleri ve istihbarat elemanları arasında acımasız ve kanlı bir mücadele. Politikanın kirli yüzü!
Abdullayev, İrod’un Gölgesi’nde Rusya’daki sisteme, 1991’den sonra SSCB’nin dağılmasından sonraki süreçte yaşanan iktidar mücadelesine, istihbarat güçlerinin kendi içlerindeki kavgaya ışık tutuyor. Kapalı bir ülkenin içinde yaşanan ‘derin’ ve kirli bir iktidar savaşı, terör, suikastlar, bombalamalar. (Tanıtım Bülteninden)


