BÖLÜM 1: KAÇAKÇILIK
Anne ve babalar çocuklarıyla beraber okuyabilsin diye yazılan bu hikâyede, coğrafi yer isimleri dışında tüm isimler ve olaylar hayal ürünüdür. Hikâyenin yazılışında sınırda ve satıhta ülkemizi hainlerden koruyan tüm emniyet güçlerimizden ve insanoğlunu kayıtsız şartsız seven güzel hayvanlardan ilham alınmıştır.

Hikâyedeki karakterler (sahneye çıkış sırasıyla)
Bembeyaz: Kar gibi beyaz tüylü sarı gözlü, 16 yaşında dişi kedi.
Müdür Sarman: Sarman renkli 5 yaşında erkek kedi.
Cingöz Peyami: Kırçıl rengi anne ve kurt babadan kırma 3 yaşında erkek köpek.
Tıktık Kâmil: Kırçıl rengi anne ile kurt bir babadan kırma 3 yaşında erkek köpek. Cingöz Peyami’nin kardeşi.
Hinoğluhin Hilmi: Siyah-kahverengi av köpeği kırması 5 yaşında erkek köpek.
Bozkurt: Edirne Kapıkule Sınır Kapısı’nda çalışan boz renkli erkek gümrük kontrol köpeği. Irkı Alman kurdu.
Rita: Edirne Kapıkule Sınır Kapısı’nda çalışan siyah-kahverengi dişi gümrük kontrol köpeği. Irkı Alman kurdu.
Raşit Bey: Rita’yla çalışan gümrük muhafaza memuru.
Derya Hanım: Bozkurt’la çalışan gümrük muhafaza memuru.
Napolyon ile Çörçil: Tekirdağ Liman İşletmesi müdürünün Doberman ırkı erkek köpekleri.
Tonguç: Bartın Liman İşletmesi’nin Kangal ırkı erkek köpeği.
Kesikkulak Corç: Krem rengi tüylü, siyah suratlı Kangal kırması sokak köpeği.
Güdükkuyruk Aybars: Siyah-kahverengi kırçıllı, dik kulaklı kurt köpeğinden kırma sokak köpeği.
Kepçekulak Kocaoğlan: Kahverengi tüylü, kocaman düşük kulaklı iri sokak köpeği.
Başkomiser Çakır: Gözleri buz mavisi, tüyleri beyaz-krem dişi Sibirya kurdu.
Komiser Şanslı: Başkomiser Çakır’ın asistanı olan turuncu renkli dişi Golden Retriever.
Komiser Tombiş: Başkomiser Çakır’ın Olay Yeri İnceleme Bürosu’ndaki sağ kolu, krem-beyaz renkli dişi Golden Retriever.
Veteriner Nalan Hanım: Safranbolu’nun Bağlar Mahallesi’ndeki müstakil bahçeli evinde pek çok kedi ve köpeğiyle yaşar. Sokaktan bulduğu veya dükkânına getirilen köpek ve kedi yavrularına geçici yuva sağlar, ilanla onlara yuva bulur.
El Medique: Büyük büyükbabası İspanya’nın Granada şehrindeki El Hamra Sarayı’nda bekçilik yapmış tekir erkek kedi.
Nazlı Necmiye: Beyazı çok, tekiri az İranlı dişi kedi.
Kara Murat: Kocaman kulaklı, simsiyah yavru erkek kedi.
Minnoş Parlaktüy: Parlak tüyleriyle göz kamaştırıcı güzellikte, 3 yaşındaki dişi kedi, KKTV ana haber bülteni sunucusu.
Gecenin Öfkesi: Hiç görülmediği ve sadece adı bilindiği hâlde tüm kedi-köpek suç dünyasına korku salmış kişi.

1 Eylül 2018 sabahı, Çekya’nın başkenti Prag şehrinde bulunan EXPLOJIA patlayıcı fabrikası
Bembeyaz ve Müdür Sarman, fabrikanın yükleme bölümünde gizlice buluşmuşlardı. Etrafları sarı renkli konteynerler taşıyan tırlarla çevriliydi. Konteynerlerin üzerinde kocaman kırmızı E harfleri göze çarpıyordu. Bembeyaz, kendisine ikram edilen bir kutu ton balığını afiyetle mideye indirdi. Patisini yalayarak ağzını burnunu temizledikten sonra bir prenses edasıyla konuşmaya başladı.
Bembeyaz: Miyuvvvv… Ton balığı için teşekkür ederim. Bu sarı renkli kocaman konteynerler de çok ürkütücü ayol. Üstlerindeki kocaman kırmızı E harfleri…
Müdür Sarman: O harfler fabrikamız EXPLOJİA’nın baş harfinden ilham alınan logosu. Dünyanın dört bir yanına silah ve patlayıcı gönderiyoruz. Bunların içinde sizin ülkeniz Türkiye de var.
Bembeyaz: O yüzden buradayım. Sizden patlayıcı satın almak istiyorum. Ama gayri resmi yollardan. Özel izin olmadan Türkiye’ye patlayıcı getirtemeyiz.
Müdür Sarman: Size kaçak yollardan patlayıcı yollayabilirim Bembeyaz Hanımefendi. Tam da ülkenize iki konteyner dolusu askeri tüfek ve mermi gönderecektik.
Bembeyaz: Tamam işte. Patlayıcıyı da onlarla gizlice gönderiverirsiniz. Miyyuuuvv…
Müdür Sarman: Fakat gümrük kapılarından resmi olmayan yollarla ürün geçirmek çok zordur, bilirsiniz. Hele o gümrük kontrol köpekleri yok mu?
Bembeyaz: Bilmez olur muyum hiç? Bu yüzden size geldim. Bu işleri tereyağından kıl çeker gibi yaptığınızı duydum. Sizden 100 kilo C4 patlayıcı istiyorum. Önümüzdeki 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde kaçak evcil hayvan satan dükkânlar için bir sürprizim olacak. Onlara göndereceğimiz bombalı paketler patladığında kilolarca kedi köpek maması ortalığa saçılacak. Böylece tüm sokak hayvanları bayram edecek.
Müdür Sarman: Bunun için 150 kilo patlayıcı parası daha ödemeniz gerekiyor.
Bembeyaz: Neden?
Müdür Sarman: Gümrük kapılarında kaçak işler şöyle yürür Bembeyaz Hanım. Gümrük muhafızı ve köpeğini atlatmak için rüşvet vermek gerekir. O sırada rüşvet almayan diğer memur, gümrükten kaçak olarak geçenin yarısı kadar patlayıcıyı yakalar. Yani 100 kilo kaçırabilmek için 50 kiloyu gümrüktekilere yakalatırız. Böylece gümrüktekiler kaçakçılığa engel olduk sanırlar. Onlar küçük lokmayı yutarlarken, büyük lokma ülke sınırından içeri sokulmuş olur.
Bembeyaz: Demek 100 kilo patlayıcı alabilmek için gümrükte 50 kiloyu feda edeceğiz. Peki öyle olsun. Miyyuuuvv… Kaçak patlayıcılar da mı E harfi logolu sarı konteynerlerinizde taşınacak?
Müdür Sarman: Evet. Yasal askeri tüfekler ve mermilerin arasında taşınacak. Ama sizinkiler gizli bölmelerde olacak.
Bembeyaz: Ah ne güzel. Miyuuuvvvv…
Fabrika Müdürü: Peki sizinle Bembeyaz Hanım olarak mı iletişim kuracağız? Yoksa bu işler için başka bir isim kullanıyor musunuz?
Bembeyaz: Beyaz tüylerime bakıp kanmayın. Sakin bir kedi gibi görünebilirim. Birlikte çalıştığım tüm kedi ve köpekler bilirler, öfkelendim mi gözüm hiçbir şey görmez. O yüzden ismimle değil kod adımla iletişim kuracaksınız.
28 Eylül 2018, Veteriner Nalan Hanım’ın Safranbolu, Bağlar’daki iki katlı müstakil evinin bahçesi
Hinoğluhin Hilmi, bir sokak köpeğiydi. Eflani’de veteriner kliniği olan Nalan Hanım’ın Safranbolu’daki evinin bahçesini sokak köpeklerine açtığını duymuştu. Nalan Hanım’ın bahçesine çoktan kapağı atmış olan eski arkadaşları Cingöz Peyami ve Tıktık Kâmil’e mesaj gönderdi. Onları bağ-bahçe beklemek üzere sahiplenilmekten kurtaracak, hatta zengin olmalarını sağlayacak bir fikri vardı. Ama bu fikri gerçekleştirmek için Cingöz Peyami ve Tıktık Kâmil’in yanına, yani Eflani’den Safranbolu’ya gitmesi gerekiyordu. Sonunda o da kapağı Nalan Hanım’ın evine attı. Hiç vakit kaybetmeden Cingöz Peyami ve Tıktık Kâmil’le dört haftadır hazırladıkları planı hayata geçirmeye başladı.
Cingöz Peyami: Hilmi nerede kaldın yahu? Gözümüz yollarda kaldı.
Hinoğluhin Hilmi: Sorma Peyami! Dün Nalan Hanım’ın veteriner kliniğinin önünde dolandım. Karnım tok olmasına rağmen aç numarası yaptım. Kadın beni görünce kıyamadı bana mama verdi. Ama beni buraya getirmek üzere arabasına almadı. Ertesi gün okulun çıkış saatinde ilkokul çocuklarına yanaştım. Sevimli sokak köpeği bakışlarımla onları kendime çektim. Beni yanlarına katıp veterinere götürdüler. Nalan Hanım küçük çocukların ısrarına dayanamadı. Onlara ‘Dün de geldi bu köpek ama bahçemde yerim kalmadığı için alamamıştım. Madem sizinle buraya kadar tekrar geldi, bir yuva bulana kadar onu da yanıma alayım,” dedi. Beni arabasının bagajına attı, buraya getirdi.
Cingöz Peyami: İyi yapmışsın. Ne öğrenmiştik? Her zaman küçük çocuklarla arkadaşlık et. Onlar sokak köpeklerini evlat edindirmede bir numaradırlar.
Hinoğluhin Hilmi: Hele şükür geç de olsa geldim. Hadi bakalım, işe koyulalım. Gümrük kapısındaki, limanlardaki ve balıkçılardaki bağlantılar hazır mı?
Cingöz Peyami: Hazır tabii ki Hilmi.
Hinoğluhin Hilmi: Bakın, o meşhur astığı astık, kestiği kestik Başkomiser Çakır’da iş yokmuş artık. Duydum ki iyice yaşlanmış. Bu işi şimdi yaptık yaptık, bir daha bu fırsat ayağımıza gelmez beyler! Haydi işimize bakalım.
28 Eylül 2018, Edirne Kapıkule Sınır Kapısı
Gümrük kontrol köpekleri Rita ve Bozkurt gece vardiyasında işlerinin başındaydılar. Avrupa’dan gelen onlarca tır kontrol edilmek için sıra beklerken, köpekler idarecileriyle birlikte harıl harıl çalışıyorlardı. Üzeri kırmızı E logolu sarı konteynerleri taşıyan iki tır, sıraları gelince yan yana kontrol alanına girdi. Rita ve Bozkurt’un görevi bu tırları koklayarak yasal olmayan maddeleri tespit etmekti.
Belgelerde araçların askeri malzeme taşıdıkları yazıyordu. Tırlar, köpekler tarafından koklanarak kontrol edildi. Ülkeye girmesi yasak olan veya özel izin gerektiren maddeler arasında patlayıcılar da vardı. Köpekler patlayıcı kokusu aldıklarında havlamak üzere eğitilmişlerdi.
Rita: Bıktım bu işten vallahi! Her nöbette aynı şey. Onu kokla Rita! Bunu kokla Rita! Tamam karnımız tok, sırtımız pek ama hani özgürlük? Hani kırlarda, ormanlarda koşup eğlenmek? Nerdeee bizde o şans? Varsa yoksa kokla Rita! Sonra bir kap kuru mama ye! Arada sırada da ödül olarak ıslak mama! Ne bir kemik ne bir tavuk budu! Neymiş tüylerime zarar verirmiş! Neymiş kemik boğazıma takılırmış! Nereden bilirdim bu işin bu kadar zor olacağını? Keşke aç kalsaydım da özgür olarak sokaklarda yaşasaydım! Bir de yöneticim Raşit Bey’in tuhaf davranışları yok mu? Tam ben havlamam gereken bir koku almışken tasmamdan çekip “kokla ve geçir” komutu veriyor! Sanki gümrük köpeği ben değilim de o! Bak yine yapıyor işte! Ffff, ffff, fffff… Halbuki patlayıcı kokusu alıyorum. Ffff, ffff, fffff… Hay Allah! Gecenin Öfkesi korkum yüzünden yapacağım ne yapacaksam! Yoksa hayatta geçirmezdim bu tırı! Hav hav!
Raşit Bey: Aferin kızıma. Hep böyle uslu ol. Söz dinle. Bu akşam ödül olarak bir kutu ıslak maman benden!
Bozkurt: Ffff, ffff, fffff… A-aaaa! O da ne? Kokladığım tırdan patlayıcı kokusu alıyorum. Ama bu akılsız Rita’nın ‘geçebilir tamam’ diye havladığı tırdan daha çok koku geliyor. Dur fırlayıp gideyim de bir yanlışlığa engel olayım! Hav hav da hav hav! Durdurun şu tırı! Hav hav da hav hav! Geçit vermeyin! Hav hav da hav hav!
Rita: Sen nasıl benim işime karışırsın Bozkurt?
Bozkurt: Ne yani senin burnun koku almıyorsa suç benim mi? Yok kokuyu alıp geçiriyorsan o daha kötü! Bak buram buram kokuyor patlayıcılar! Hav hav da hav hav! Hem de şu gizli bölmede! Hav hav da hav hav!
Rita: Ben de aldım kokuyu. Ama benim yöneticim olacak bu Raşit Bey var ya! “Kokla ve geçir” işareti verdi bana!
Bozkurt: Yok öyle yağma! Görevini iyi yap! Bak bu toprakların mamasını yiyorsun. Bu ülkeyi kötü adamlardan korumak zorundasın! Hav hav da hav hav! Sakın geçit vermeyin! Bu işte bir bit yeniği var! Hav hav da hav hav!
Rita: Amaaan sen de! Bu toprakların mamasıymış! Benim kadar güzel bir köpek nerede olsa yuva ve mama bulur! İsmim ünlü Amerikalı film oyuncusu güzeller güzeli Rita Hayworth’ten geliyor! Rengim senin gibi boz mu benim!
Derya Hanım: Amirim, Bozkurt kendi kokladığı tırda değil ama Rita’nın kokladığı tırda bir şey buldu! Bu tırda C4 saklı olmalı. O şekilde havlıyor Bozkurt. Sanırım konteynerde gizli bir bölme var. Teknisyen arkadaşları çağırın da oraya baksınlar. Aferin oğluma! Gel bakayım böyle!
Bozkurt: Tuuu! Gördün mü Rita! Senin tırdan daha yoğun bir koku gelince benim baktığım tır arada kaynadı. Hâlbuki yarısı kadar da olsa oradan da koku almıştım ben!
Rita: Amaaan sen de! Ne olacak azıcık patlayıcıdan. Sen daha fazla olanını buldun ya! Hav hav!
Bozkurt: Öyle deme. Kim bilir hangi hinoğluhin hangi hain planlar peşinde bilemeyiz. Hav hav da hav hav!
Raşit Bey: Demek siz ve köpeğiniz bu akşamın kahramanısınız Derya Hanım! Hadi yine iyisiniz. Memleketi kötü adamların eline geçecek 100 kilo patlayıcı maddeden kurtardınız bu akşam! Gel kızım Rita! Gidelim buralardan.
29 Eylül 2018, Tekirdağ Limanı
Edirne Kapıkule gümrük kapısından Türkiye’ye giren sarı konteynerleri taşıyan tırlar Tekirdağ Limanı’na ulaştılar. Liman müdürünün Doberman köpekleri Napolyon ile Çörçil tırlar limana girdiğinde dövüşerek ortalığı karıştırdılar. Çörçil, Napolyon’u boğazlamaya kalkışınca liman işçileri tarafından zorla birbirlerinden ayrıldılar. O karışıklığı fırsat bilen işçiler, gözden kaçarak ülkeye giren 50 kilo patlayıcı yüklü sarı konteyneri Anemurium gemisine yüklediler. Gemi, Bartın Limanı’na doğru hareket etti.
Napolyon: Şu sarı konteynerler gelince birbirimizi boğazladık ya. İnsanlar Gecenin Öfkesi için çalıştığımızı anlarlar diye çok korkuyorum inan Çörçilciğim.
Çörçil: Merak etme kardeşim Napolyon. İnsanlar o kadar akıllı değiller! Sen onlardan değil, Gecenin Öfkesi’nden kork asıl!
29 Eylül 2018, 1 saat sonra Veteriner Nalan Hanım’ın Safranbolu, Bağlar’daki müstakil evinin bahçesi
Cingöz Peyami, Tıktık Kâmil ve Hinoğluhin Hilmi, planları tıkır tıkır işlerken yan gelip yatıyorlardı. Hilmi’nin telefonuna bir mesaj gelince yattığı yerden fırladı.
Hinoğluhin Hilmi: Beyler bir problem var. Biz 100 kilo patlayıcı için 150 kilo parası vermiştik. Bunun 50 kilosunu gümrükte yem olarak yakalatacak, 100 kilosunu da rüşvet verdiğimiz ekip sayesinde ülkeye sokacaktık ya!
Cingöz Peyami: Eeeeee? N’olmuş?
Hinoğluhin Hilmi: Kapıkule’de ne olduysa olmuş, bizim 100 kilo mal yakalanmış. 50 kilo mal ülkeye girmiş.
Tıktık Kâmil: Yani?
Hinoğluhin Hilmi: Yani durum şu. Bu patlayıcı çok kuvvetli bir şey olduğu için bizim planladığımız iş için 10 kilo yeterliydi. Kalan 90 kiloyu da Paris’teki sarı tasmalı arkadaşlarımıza satacaktık. Kârıyla elbet! Fakat asıl malı gümrükte yakalattığımız için elimize 50 kilo patlayıcı geçecek. Sarı tasmalılar 40 kilo bize yetmez, diyerek çoktan başkalarıyla bağlantıya geçmişler.
Cingöz Peyami: Şimdi ne yapacağız?
Hinoğluhin Hilmi:Ne mi yapacağız? Nasıl yapacağız bilmiyorum ama bir yolunu bulup haber uçuracağız.
Cingöz Peyami: Kime haber uçuracağız Hilmi?
Hinoğluhin Hilmi: Hiç yahu! Kime olacak? Hiç kimseye haber uçurmayacağız elbette! Dilim sürçtü! Bir alıcı bulanakadar 40 kilo patlayıcıyı bir yerlerde saklayacağız!
Tıktık Kâmil: Paris’teki bu sarı tasmalı arkadaşlar C4’lerle ne yapacaklardı ki Hilmi?
Cingöz Peyami: Soru sorma sen Tıktık. Hilmi’nin dediğini yap yeter.



