BENİM KİTAPLIĞIMDAN

Diğer Yazılar

Yeşim Yörük
Yeşim Yörük
1977 yılında Almanya'nın Berlin şehrinde doğmuştur. İlk ve orta eğitimini Türkiye'de tamamladıktan sonra eğitimine Almanya'da devam etmiştir. Halen Almanya’da yaşamaktadır, tekstil ve dokuma sektöründe çalışmaktadır. 2018 yılında, Paradigma Polisiye Yayınları'nın düzenlediği Polisiye Öykü Yarışmasında, Misk-i Amber adlı öyküsüyle birinciliğe layık görülmüştür. 2019 yılından beri polisiye dergi Dedektif Dergi'de yazarlık yapmaktadır. 2020 yılında Dedektif Dergi’nin düzenlediği Zehirli Kalem polisiye öykü yarışmasında Çikolatalı Kurabiye adlı öyküsüyle mansiyon ödülü kazanmıştır. 2021 yılında ilk polisiye kitabı Kelimelerin Efendisi, 2022 yılında ikinci öykü kitabı Birtakım Cinayetler yayımlanmıştır. Çeşitli kolektif kitaplarda öyküleriyle yer almıştır.

ROGER ACKROYD CİNAYETİ – AGATHA CHRISTIE

Basım Tarihi: 2024

Yayınevi: ALTIN KİTAPLAR

Sayfa Sayısı: 304

Çevirmen: ÇİĞDEM ÖZTEKİN

Tür: POLİSİYE-ROMAN

Polisiyenin kraliçesi Agatha Christie’nin külliyatı içinde öyle bir eser vardır ki yazıldığı günden beri her polisiye severin kitap listesinin en tepesinde yer almıştır. Roger Ackroyd Cinayeti…

Agatha Christie’nin en sevilen eserlerinden biri olan Roger Ackroyd Cinayeti, yazarın akıcı anlatımıyla ve zekice oluşturulmuş kurgusuyla bir solukta okuyacağınız muhteşem bir roman. Polisiyenin kraliçesinin usta kalemine olan hayranlığınızı daha da yükseklere taşıyacak bir eser.

KONUSU:

King’s Abbot, huzurlu ve sıradan bir İngiliz köyü gibi görünse de aslında her köşe başında bir dedikodunun döndüğü, sırların saklandığı bir yerdir. Köy, zengin bir dul kadının intiharıyla sarsılırken, çok geçmeden kadının gizli nişanlısı olduğu bilinen varlıklı Roger Ackroyd, kendi çalışma odasında katledilir. Olayın karmaşıklığı karşısında polis eli kolu bağlı kalırken, imdada hiç beklenmedik bir isim yetişir. Emekli olup bahçe işlerine ve kabak yetiştiriciliğine odaklanmaya çalışan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük dedektifi Hercule Poirot.

Poirot, emeklilik günlerini geçirmek için yerleştiği bu huzurlu köyde, hiç istemediği bir şekilde hayatının en zorlu vakalarından biriyle karşı karşıya kalır. Müfettiş Raglan’ın her ipucunda farklı bir zanlıya yöneldiği bu karmaşık vakada, Poirot’nun yardımcılığını köyün doktoru James Sheppard üstlenir. İkilinin köyün sakinleri arasında mekik dokuduğu, herkesin maskesinin yavaş yavaş düştüğü ve şüphe oklarının bir o yana bir bu yana savrulduğu bu soruşturmada, Poirot’nun küçük gri hücreleri yine iş başındadır.


CİNAYET ALFABESİ – AGATHA CHRISTIE

Yayınevi: ALTIN KİTAPLAR

Basım Tarihi: 2022

Sayfa Sayısı: 256

Çevirmen: ÇİĞDEM ÖZTEKİN

Tür: POLİSİYE-ROMAN

Cinayet Alfabesi Agatha Christie’nin efsanevi dedektifi Hercule Poirot’yu en çok zorlayan, en sıra dışı maceralarından biridir. Hikâye, Poirot’nun Londra’daki dairesine gelen gizemli bir mektupla başlar. ‘A.B.C.’imzasını taşıyan bu mektupta katil, Poirot’ya meydan okumaktadır ve işleyeceği cinayetin tarihini vermektedir. Poirot, sadık dostu Yüzbaşı Hastings ve Başmüfettiş Japp ile durumu değerlendirmeye başlar. Ona göre bu olsa olsa bir şakadır. Ne var ki o gün geldiğinde, Andover kasabasında Alice Ascher adında tütün dükkanı sahibi bir kadının öldürülmesiyle bunun bir şaka olmadığı ortaya çıkar. Cesedin yanına bir ABC tren yolları rehberi açık bırakılmıştır.

Kısa bir süre sonra ikinci mektup gelir. Bu kez B harfiyle başlayan Bexhill sahilinde, Betty Barnard isimli genç bir kadın boğularak öldürülür ve yine baş ucunda bir ABC rehberi bulunur. Üçüncü cinayet C harfiyle Sir Carmichael Clarke’ın malikanesinde gerçekleşir ve üçüncü cinayetle, ülke çapında panik başlar. Gazetelerin manşetlerinde artık sadece ABC katili vardır. Poirot ipuçlarını bir araya getirmeye çalışır. Bir plan yaparak katili tuzağa düşürmek niyetindedir fakat bunda ne kadar başarılı olacağı belirsizdir.


ÖLÜM ÇIĞLIĞI – AGATHA CHRISTIE

Yayınevi: ALTIN KİTAPLAR

Basım Tarihi: 2020

Sayfa Sayısı: 272

Çevirmen: ÇİĞDEM ÖZTEKİN

Tür: POLİSİYE-ROMAN

Agatha Christie’nin polisiyeye kazandırdığı en önemli karakterlerden biri olan Miss Marple, ilk kez Ölüm Çığlığı ile karşımıza çıkıyor. Poirot’nun o keskin zekasının aksine, Miss Marple bize küçük gözlemlerin aslında nasıl büyük gerçekleri ortaya çıkarabileceğini öğretiyor.

KONUSU:

Roman, St. Mary Mead kasabanın en sevimsiz, en huysuz ve herkesin “ölse de kurtulsak,” diye iç geçirdiği Albay Protheroe’nun rahip Leonard Clement’in çalışma odasında ölü bulunmasıyla başlar. Cesedi rahibin karısı Griselda bulmuştur. Huzuru bir anda yok olan köy dedikodularla çalkalanır.  Müfettiş Slack soruşturma başlatır. Albay Protheroe o kadar çok kişiye düşmanlık etmiştir ki ölümünden sonra ortaya çıkan zanlı listesi neredeyse kasabanın yarısını kapsar. Şüpheliler arasında, ressam Lawrence Redding ile ilişkisi olan Albay’ın karısı Anne Protheroe ve Redding ile nişanlı olan Albay’ın kızı Lettice Protheroe ve düşüncesizce , “Albay Protheroe’yu öldüren herkes, dünyaya büyük bir iyilik yapmış olur!”  sözünü eden Rahip Clement de vardır.

Romanda anlatıcı görevini üstlenen Rahip Clement, bu karmaşanın içinde kendini aklamaya ve katilin neden ısrarla kendi evini seçtiğini çözmeye çalışırken, elinde örgü şişleri, bahçesindeki çiçeklerle ilgilenen, zararsız bir ihtiyar gibi görünen fakat aslında köydeki her dedikodudan haberdar olan, her küçük hareketi, her insanı süzgecinden geçiren, muazzam bir gözlem yeteneğine sahip Miss Marple da boş durmaz. Bu cinayette yerli yerine oturmayan bir şeyler vardır. Tam Miss Marple kendi kafasında bir suçlu oluşturmuşken, şüphelilerden biri suçu işlediğini itiraf eder. Yetmezmiş gibi bambaşka biri daha Albay Protheroe’yu kendisinin öldürdüğünü itiraf eder. Bu karmaşayı zirveye taşıyansa üçüncü bir itirafın gelmesidir. Peki Albay Protheroe’yu gerçekten kim öldürmüştür?


ON KİŞİYDİLER – AGATHA CHRISTIE

Yayınevi: ALTIN KİTAPLAR

Basım Tarihi: 2021

Sayfa Sayısı: 224

Çevirmen: ÇİĞDEM ÖZTEKİN

Tür: POLİSİYE-ROMAN

Romanda her şey, birbirini tanımayan Anthony Marston, General John Macarthur, Emily Brent, William Blore, Dr. Edward Armstrong, Yargıç Wargrave, Philip Lombard ve Vera Claythorne’un gizemli biri tarafından Asker Adası’na davet edilmeleriyle başlar. Davetliler adaya vardıklarında, ev sahipleri U.N. Owen çifti yerine evin iki çalışanı, Bay ve Bayan Rogers’la karşılaşırlar. Ev sahiplerinin ortada olmaması yeterince garip değilmiş gibi bir de adada mahsur kaldıklarını anlayan bu on kişi, masanın üzerindeki o meşhur çocuk tekerlemesiyle ve odalarındaki porselen asker figürleriyle baş başa kalırlar.

Akşam yemeğinde aniden duyulan bir gramofon sesi, herkesin geçmişindeki gizli bir günahı açığa çıkarır. Herkesin sakladığı bir sır vardır. Bu anonsla başlayan süreç, kısa süre sonra ilk ölümü beraberinde getirir. Tekerlemedeki dizeler bir bir gerçekleşirken, dış dünyayla bağlantısı kesilen adadaki bu on kişi, sadece katilden değil, birbirlerinden de şüphe etmeye başlarlar.

Kimse dışarıdan gelemez, kimse adadan ayrılamaz. Köşkteki porselen askerler birer birer eksilirken, herkes bir sonraki kurbanın kendisi olacağından korkmaktadır.


FARE KAPANI – AGATHA CHRISTIE

Yayınevi: ALTIN KİTAPLAR

Basım Tarihi: 2024

Sayfa Sayısı: 174

Çevirmen: GÖNÜL SUVEREN

Tür: POLİSİYE-ÖYKÜ

Altın Kitaplar, Agatha Christie’nin dünyaca ünlü tiyatro oyunu Fare Kapanı ile Tommy ve Tuppence Beresford’un dedektiflik maceralarını aynı kitapta buluşturuyor.

BİRİNCİ BÖLÜM: FARE KAPANI

Agatha Christie’nin, tiyatro tarihinin en uzun süre perdede kalan oyunu ünvanına sahip eseri Fare Kapanı (The Mousetrap), tam anlamıyla bir kapalı oda şaheseridir.

Hikâye, Londra’da Bayan Lyon adında bir kadının boğularak öldürülmesi haberiyle başlar. Katil arkasında bir not bırakmıştır, Üç Kör Fare şarkısının notası ve üzerinde Monkswell Malikânesi yazan bir adres.

Aynı esnada, çiçeği burnunda yeni evli çift Mollie ve Giles Ralston’a Monkswell Malikânesi miras kalmış ve burayı bir pansiyona dönüştürme kararı almışlardır.  Mollie ve Giles Ralston çifti, ilk konuklarını ağırlama heyecanı içindedir. Kar bastırırken konuklar tek tek eve ulaşır. Önce dengesiz tavırlarıyla Christopher Wren, ardından her şeye kulp takan Bayan Boyle ve sakin Binbaşı Metcalf. Fırtına bütün köyü etkisi altına almaya hazırlanırken kapı çalınır ve içeri son dakika misafiri, arabası yolda kalan Bay Paravicini girer. Ertesi gün ev tamamen kar altında kalmış ve dış dünyayla bağlar kopmuştur.

Telefon hatlarının kesilmesinden hemen önce, yerel polis teşkilatı Mollie’yi arayarak eve bir memur göndereceklerini bildirir. Çok geçmeden, kar fırtınasını kayaklarla aşan Komiser Trotter eve varır. Trotter’ın gelişi evdeki atmosferi tamamen değiştirir.

Komiser Trotter, Londra’da öldürülen Bayan Lyon’ın aslında geçmişte Longridge Çiftliği skandalına karışan ve çocuklara işkence eden bir kadın olduğunu açıklar. O çiftlikte istismara uğrayan üç kardeşten en küçüğü hayatını kaybetmiş, büyük erkek kardeş akıl sağlığını yitirmiş ve kız kardeşse ortadan kaybolmuştur. Komiser Trotter, katilin bu evde olduğunu ve buradaki birinin geçmişte o çiftlikle bir bağı olduğunu söyler. Herkes masum olduğunu iddia ederken, konuklar birbirlerinden şüphelenmeye başlar. Karı koca olan Mollie ve Giles bile birbirlerinin gizli geçmişinden şüphe ediyordur.

Sorgulamalar devam ederken Bayan Boyle’un, salonda boğularak öldürülmüş halde bulunması gerilimi zirveye taşır. İkinci fare de gitmiştir ve geriye sadece bir kurban kalmıştır.

Komiser Trotter evdeki herkesi salonda toplar ve herkesin cinayet anındaki konumunu kanıtlamasını ister. Ancak herkesin anlatımında boşluklar vardır. Christopher Wren’in dengesiz halleri, Bay Paravicini’nin makyajlı gibi duran yüzü ve Giles ile Mollie’nin ilk cinayet günü Londra’da ne yaptıkları sorusu havada asılı kalır.

Herkes bir sonraki kurbanın kendisi olabileceğinden korkar. Katilin de aralarında olduğunu bilmek korkuyu iki katına çıkarmıştır. Komiser Trotter, katili tuzağa düşürmek için tehlikeli bir oyun oynayarak herkesi ilk cinayet anındaki yerlerine dönmeye zorlar. Maskeler tek tek düşerken, sırlar da bir bir ortaya çıkar.

İKİNCİ BÖLÜM: CİNAYETLER BÜROSU

Kitabın ikinci kısmında, (Cinayetler Bürosu) aynı dedektiflerin farklı vakaları çözdüğü beş öykü yer alıyor.

Bu kısımdaki beş öykü, Agatha Christie’nin sempatik ve eğlenceli çifti Tommy ve Tuppence Beresford’un Suç Ortakları kitabındaki maceralarından seçmeler olarak çıkıyor karşımıza.

Kitabın en eğlenceli tarafı, Tommy ve Tuppence’ın çözdükleri her vakada dönemin kurgu dedektiflerinin tarzlarına bürünüp metodlarını taklit etmeleri.

İngiliz Gizli Servisi’nden Bay Carter, Blunt Dedektiflik Bürosu’nun aslında bir casusluk şebekesinin paravanı olduğunu keşfeder. Büronun gerçek sahibi Bay Blunt tutuklanmıştır. Bay Carter, bu paravan büroyu işletmesi ve düşman casusların özellikle mavi mühürlü Rus mektuplarını gönderenlerin tuzağa düşürülmesini sağlaması için Tommy ve Tuppence’ı görevlendirir.

Tommy büroda Bay Blunt olur, Tuppence sekreteri rolünü üstlenir, emektar yardımcıları Albert ise ofis yardımcısı olarak onlara katılır. Casusları beklerken, büroya birbirinden bağımsız gerçek müşteriler gelmeye başlar.

ÖYKÜLER:

Ölüler Evi

Çiftimiz bu vakada, ünlü dedektif Alfred Edward Woodley Mason’ın Müfettiş Hanaud  karakterini taklit eder. Zengin bir genç kadın olan Lois Hargreaves, evine gönderilen çikolataların zehirli olduğunu söyleyerek büroya başvurur. Çok geçmeden evde zehirlenerek ölen biri olur ve Tommy ile Tuppence, sinsi bir katili bulmak için malikânedeki herkesi takibe alır.

Maskeli Balo

Tuppence gazetedeki ilanları incelerken „Üç kupa… On iki el… Maça Ası… Rua’ya fines yapmak“ şeklinde bir ilan bulur. Tommy ilanı sadece pahalı bir briç dersi sanarak ciddiye almazken Tuppence kelimelerin şifresini çözdüğünü iddia eder ve Chelsea’de bulunan Maça Ası adlı kulübe gitmeyi önerir. Tommy ve Tuppence kulüpte yapılan maskeli baloda özel kabinlerden birinde otururken, yan taraftan gelen bir çığlık ve arbede sesi duyarlar. Tuppence kabine girer ve kupa kızı kostümü giymiş bir kadını bıçaklanmış olarak bulur. Kadının son sözleri „Bunu Bingo yaptı,“ olur. Tuppence bir ara yan kabine girdiğini gördüğü, kıyafeti tamamen gazetelerden yapılmış maskeli bir adamın fail olacağından şüphelenir ve işin peşine düşerler. Bu öyküde çift, Amerikalı yazar Isabel Ostrander’ın yarattığı Dedektif McCarty ve ortağı Denis Riordan’ı taklit ederler.

Esrarlı Yabancı

Büronun asıl açılma sebebi olan uluslararası casusların mavi mühürlü mektubu sonunda gelir. Tam o esnada ofise gelen tekinsiz bir adamın ardından Tommy kaçırılır. Tuppence ve yardımcıları Albert, casusların tuzağına düşen Tommy’yi kurtarmak için zamana karşı yarışır. Bu öyküde Tommy ve Tuppence casusluk yazarı Valentine Williams’ın yarattığı Francis ve Desmond Okewood kardeşler olurlar.

Elçinin Ayakkabıları

Amerikan Elçisi Randolph Wilmott, seyahat dönüşü gemide bagajının bir başkasınınkiyle karıştığını, ancak sonradan kendi çantasının hiçbir eksik olmadan geri getirildiğini söyler. Görünürde hiçbir suç yoktur. Belki de hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Tommy ve Tuppence bu sefer İngiliz yazar H. C. Bailey’nin yarattığı meşhur Dr. Reginald Fortune ve onun yardımcısı Müfettiş Bell karakterlerine hayat vermeyi seçerler.

On Altı Numara 

Kitabın finalinde çiftimiz, Agatha Christie’nin kendi yarattığı efsanevi dedektif Hercule Poirot’nun tarzını ve küçük gri hücrelerini taklit etmeye çalışırlar. Bu öyküde, tüm kitap boyunca peşinde oldukları ve Blunt Dedektiflik Bürosu’nu paravan olarak kullanan uluslararası casus şebekesinin lideri ile yüzleşme gerçekleşir.

En Son Yazılar