Toplantı odasından çıkan Peter, kendi kendine gülümseyerek masasına oturdu. Yazı işleri müdürü, dün sabah şehrin orta yerinde işlenen cinayetle ilgili haberi hazırlama görevini ona vermişti. Yazısını üçüncü sayfada, kendi adıyla yayınlayabilecekti ki bu onun için çok önemli bir gelişmeydi. Sonunda yazı işleri müdürü Marlowe’un gözüne girmeyi başarmıştı. Bunu devam ettirmesi gerekiyordu. Bu cinayetten iyi bir hikâye çıkarmalıydı.
İlk iş olarak cinayet departmanındaki arkadaşı Josh’a telefon etti. Polis henüz halka bir açıklama yapmamıştı, elde edilen bilgiler gizli tutuluyordu. Bu yüzden Josh’un verdiği bilgiler altın değerindeydi. Sonra internete ve maktulün sosyal medyasına baktı. Kısa kısa notlar tuttu.
Maktulün adı Julia Edwards’dı. Cesedi, bu sabah şehir merkezinde, büyük bir mağazanın arkasındaki ara sokakta, bir çöp konteynırında bulunmuştu. Burası, sık sık gittiği Dreams adlı gece kulübünden birkaç blok uzaklıkta bir yerdi.
Ailesiyle birlikte oturan Julia, bir giysi mağazasında terzi olarak çalışıyordu. 25 yaşında ve bekardı, daha doğrusu nişanlıydı. Dün gece nişanlısı Fred MacMuhan, arkadaşı Eva ve onun kocası Gregg’le birlikte Dreams’a gitmişlerdi. Normal olarak gece saat birde eve dönmesi gerekiyordu. Ama dönmemişti. Julia’nın her zamanki saatte evde olmaması anne ve babasını endişelendirmiş, sabaha kadar uyuyamamışlardı. Sabahleyin karakolu aramayı düşündükleri bir sırada, kapılarına gelen bir polis onlara acı haberi vermişti.
Peter, kızın ailesinin, nişanlısının ve arkadaşlarının adreslerini kolayca buldu.
Önce aileyi ziyaret etmeye karar verdi. Kuzey Londra’da iki katlı, kırmızı tuğlalı bir evin önünde arabasını durdurdu. Küçük bahçeyi birkaç adımda geçip zili çaldı. Kapı aralanınca eşikte iri yarı genç bir adam göründü. Hoşnutsuz bir tavırla Peter’ı süzüyordu.
Peter, içeriye doğru bir adım atıp hemen kendisini tanıttı. Ama cümlesini bitiremedi. Çünkü, iri yarı genç adam, homurdanarak kapıyı hızla kapatmıştı. Peter, ayağını çabucak çekmese parmakları kırılabilirdi.
Aileden bilgi alamayacaktı, bu belli olmuştu. Fazla zorlamanın gereksiz olduğunu düşünerek arabasına bindi. Fred McMuhan’la görüşecekti. Onu çalıştığı sabun fabrikasında buldu. Fred, şirketin muhasebe bölümünde müdür yardımcısıydı. 28 yaşında, orta boylu, yapılı, yakışıklı biriydi. Oldukça kaliteli bir takım elbise vardı üzerinde.
“Yaklaşık on sekiz aydır birlikteydik,” diye açıkladı gözleri dolarak. “Bir yıl önce nişanlanmıştık. Evlenecek ve birlikte yaşlanacaktık. Onu çok seviyordum. Onun artık hayatta olmadığı gerçeğini kabullenmek bana çok zor geliyor. Cuma akşamı beraberdik. Eva ve kocasıyla birlikte Dreams adlı gece kulübüne gitmiştik. Dans etmeyi çok severdi. Ben dans etmeyi pek beceremem. Yine de ona ayak uydurmaktan mutluydum. O gece erken çıkacağım tuttu. Hafta içi uzun saatler çalışmıştım. Başım ağrıyordu. O yüzden erken kalktım. Saat on buçuktu. Onu arkadaşı Eva ve kocasıyla birlikte kulüpte bıraktım. Çok pişmanım bunu yaptığıma. Keşke onunla kalsaydım. Mutluluğumun bir çöp konteynırında biteceğini nereden bilebilirdim? Kendimi asla affetmeyeceğim.”
Peter, fabrikadan çıkınca arabasını Tottenham’a doğru sürdü. Orada Sherman Emmet adlı bir kasapla konuşacaktı. Sherman’ın adını maktulün sosyal medyasında görmüştü. Adam Julia’nın ilkokuldan arkadaşıydı.
“Julia’yı okulun ilk yılından beri tanırdım,” dedi. Sherman. “Benim kız kardeşim gibiydi. Herkese gülümsemeye hazır, tatlı ve sevimli bir kızdı. Hâlâ öldüğüne inanamıyorum. Güneşli bir öğleden sonra onunla okuldan gizlice kaçmış, ördeklere ekmek atmak için nehre inmiştik. Dokuz yaşındaydık. Yanımızda bir torba sandviç vardı. Şimdi bile onu düşünüyorum. Ne kadar haylaz ve mutluyduk. Biliyor musunuz, Fred’i, çok seviyordu. Ona bayılıyordu. Onun için her şeyi yapardı. Sadece evlenme teklif etmesini bekliyordu. Fred’le evlenmesini ben de çok istiyordum. Onun, Julia’ya çok iyi bir eş olacağından emindim.”
24 yaşındaki Eva Giles, Julia ile aynı giyim mağazasında çalışıyordu. Peter onu görmeye gittiğinde mağaza kapanmak üzereydi. Kocası Greg onu işten almaya geldiği için, ikisiyle de konuşma fırsatı buldu.
Julia ve Eva arasında gözle görünür bir benzerlik vardı. İkisi de sarışın, yeşil gözlü ve bir oyuncak bebek kadar güzellerdi. Boyları, hatta vücut ölçüleri bile neredeyse aynıydı. Yaptıkları makyaj da birbirlerine çok benziyordu.
“Cuma gecesi beraberdik,” dedi Eva içini çekerek. “Ne kadar da inanılmaz bir durum. Zavallı Julia. O kadar tatlı bir kızdı ki… Oraya dans etmek için gittik. Biraz içki de içtik haliyle. Fred çok yorgun görünüyordu. Başının ağrıdığını söyleyip erkenden gitti. Daha önce de bunu birkaç kez yaptığı için hiçbirimiz yadırgamadık. Dans etmeye ve içmeye devam ettik. Sonra bir ara, biz dans ederken Julia da çıkmış. Onun ne zaman çıktığını bilmiyorum, görmedik çünkü. Bize de haber vermedi.”
Gregg de karısını doğruladı. “Biz son kez dansa kalktığımızda Julia masada tek başına oturuyordu. Bize haber vermeden çıkmış. O sırada dans ediyorduk. Gittiğini görmedik. Zavallı Julia. Hepimiz onu çok özleyeceğiz.”
***
Peter, gazeteye dönünce masasına oturdu ve arkasına yaslandı. Gün boyunca görüştüğü kişileri ve onlarla yaptığı konuşmaları düşündü. Önündeki notlara göz gezdirdi. Maktulün sosyal medyasına tekrar baktı. Sonra yüzünde garip bir gülümseme belirdi. Galiba katili bulmuştu. Acil bir görüşme yapmak için yazı işleri müdürünün odasına gitti.
***
Sevgili Dedektif Dergi okuru!
Peter’in kimden şüphelendiğini bulmanız için size bütün ipuçları verildi.
Katilin kim olduğunu ve cinayetin neden işlendiğini bulduysanız bize yazınız.
Adresimiz: [email protected]
Doğru cevap veren okurlarımızdan birine Gencoy Sümer’in Lanetli Evin Katili romanını hediye edeceğiz.
Hepinize bol şans!..


