YeniSayı Çıktı

Polisiye Dergi Dedektif'in yeni sayısını şimdi ücretsiz okuyabilirsin!

BENİM KİTAPLIĞIMDAN

Diğer Yazılar

Yeşim Yörük
Yeşim Yörük
1977 yılında Almanya'nın Berlin şehrinde doğmuştur. İlk ve orta eğitimini Türkiye'de tamamladıktan sonra eğitimine Almanya'da devam etmiştir. Halen Almanya’da yaşamaktadır, tekstil ve dokuma sektöründe çalışmaktadır. 2018 yılında, Paradigma Polisiye Yayınları'nın düzenlediği Polisiye Öykü Yarışmasında, Misk-i Amber adlı öyküsüyle birinciliğe layık görülmüştür. 2019 yılından beri polisiye dergi Dedektif Dergi'de yazarlık yapmaktadır. 2020 yılında Dedektif Dergi’nin düzenlediği Zehirli Kalem polisiye öykü yarışmasında Çikolatalı Kurabiye adlı öyküsüyle mansiyon ödülü kazanmıştır. 2021 yılında ilk polisiye kitabı Kelimelerin Efendisi, 2022 yılında ikinci öykü kitabı Birtakım Cinayetler yayımlanmıştır. Çeşitli kolektif kitaplarda öyküleriyle yer almıştır.

DUMAN OLAN ADAM – MAJ SJÖWALL VE PER WAHLÖÖ

Yayınevi: AYRIKSI KİTAP
Basım Tarihi: 2019
Sayfa Sayısı: 288
Çevirmen: BİGE TURAN ZOURBAKİS
Tür: POLİSİYE-ROMAN

Komiser Martin Beck’in uzun süredir beklediği yıllık izin vakti nihayet gelmiştir. Tatile erken başlayan ailesi onuİsveç takımadalarında sabırsızlıkla beklemektedir. Ancak Martin Beck’in özel ve gizli bir görev için acilen Stockholm’e çağrılmasıyla, tatili daha ilk günden kesintiye uğrar. Ünlü İsveçli gazeteci Alf Matsson, Macaristan’a yaptığı bir araştırma gezisi sırasında iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur.

İsveç hükumeti soğuk savaş döneminin gerginliği içinde bu kayboluş vakasının uluslararası bir kriz doğurmasından endişelidir. Matsson’un çalıştığı gazete de baskı yapınca, Martin Beck tamamen gayri resmi ve gizli bir soruşturma yürütmek üzere Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye gönderilir.

Yabancı bir şehirde, tek başına mücadele etmek zorunda bırakılan Martin Beck, araştırmasına Matsson’un kaldığı otelde başlar. Karşılaştığı ilk bilgiler epey kafa karıştırıcıdır. Gazeteci, sanki birkaç saat sonra geri dönecekmiş gibi pasaportunu, parasını ve tüm özel eşyalarını odasında bırakmıştır. Daha sonra Matsson’un otele yerleştiği ilk gecenin büyük bir kısmını dışarıda, farklı yerlerde geçirdiği ve eski bir Macar yüzücüyle yakın ilişkisi olduğu bilgisine ulaşılır.

Martin Beck, her ne kadar görevini gizli icra etmeye çalışsa da Stockholm yerel polisinden kaçamaz. Kısa süre sonra yerel polis Martin Beck’in peşine Szluka adında bir polisi takar. Szluka’nın amacı, Martin Beck’e yardım etmekten çok, onun adımlarını kontrol etmek gibi görünmektedir.

Szluka’nın aramaya dahil olması Martin’in pek işine yaramaz. Matsson’un kayboluşunun ardındaki sebeplerin siyasi mi yoksa kişisel mi olduğu bile çözülemez. Bir türlü ilerlemeyen bu kayıp soruşturması Martin Beck, Tuna Nehri kıyısında karşılaştığı ölümcül tehdidin ardından aramaya son verir ve İsveç’e döner. Fakat Budapeşte’de yaşadığı tehlikenin ardından, Matsson’un kayboluşuyla ilgili gibi görünmese bile Martin Beck’in şüphelerini cezbeden olaylar Martin’i Matsson’un kayıp soruşturmasına İsveç’te devam etmeye iter. Komiser Kohlberg başta olmak üzere bütün ekibin seferber olduğu bir araştırma sonucu, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı ortaya çıkar.


POLİSİYE ROMAN NASIL YAZILIR? – GENCOY SÜMER

Yayınevi: HERDEM KİTAP YAYIN/HERDEM POLİSİYE
Basım Tarihi: 30.06.2025
Sayfa Sayısı: 288
Tür: YAZARLIK REHBERİ / POLİSİYE

“Katilini kovalamaya hazır mısın?”

Polisiyeye merak duyan, denemek isteyen, “Nasıl iyi bir polisiye roman yazarım?” diyenler, dikkat! Bu kitap, Türkiye’de polisiye yazımı üzerine yazılmış ilk kapsamlı rehber kitaptır.

Yazar, editör ve Dedektif Dergi’nin kurucularından Gencoy Sümer POLİSİYE ROMAN NASIL YAZILIR kitabının giriş kısmında okura şöyle sesleniyor, “Sevgili polisiye yazarı adayı. Elinde tuttuğun bu kitap, seni gizem dolu bir yolculuğa çıkarmak için yazıldı. Bu kitap sayesinde bir dedektif gibi ipuçlarını takip etmenin, bir katil gibi tuzaklar kurmanın ve bir yazar gibi okuyucunu avucunun içine almanın sırlarını keşfedeceksin.” Nasıl, heyecanlandınız değil mi? Belki de okumayı ve yazmayı sevdiğiniz tür polisiye olmadığı halde içinizde polisiye yazmaya dair bir ışık yandı.

Gencoy Sümer kalemini bu kez bir polisiye roman yazma kılavuzuna çevirmiş. Kitabın adı zaten işi özetliyor. Polisiye Roman Nasıl Yazılır? Ama bu, kuru kuruya bir “Beş adımda polisiye yazın!” el kitabı değil. Daha çok, yıllarca polisiye okumuş, tartışmış, düzeltmiş ve bizzat yazmış birinin masanın karşına oturup polisiyenin inceliklerini detaylı fakat sıkmadan anlattığı bir sohbet gibi. Herdem Kitap’tan çıkan ve editörlüğünü Emel Aslan’ın üstlendiği kitap, polisiye yazmak isteyen fakat nereden başlayacağını bilmeyenler için bulunmaz bir rehber.

Polisiye yazmak bir bulmacadan daha fazlası ama bilinmez bir denklem de değil. Olay örgüsünü kurarken okuru hem şaşırtmak hem de kandırmamak arasındaki ince çizgide yürümeyi gerektiriyor. Kitaptaki en temel mesaj şu, polisiye aslında iki hikâyedir, birincisi, suçun gerçekte nasıl işlendiği, katil kim, ne yaptı, nasıl sakladı, ikincisi, bizim okurken dedektifle birlikte adım adım öğrendiğimiz kısım. İyi polisiye, ikinci hikâyeyi öyle kurar ki birinciyi gizlerken merakı diri tutmayı başarır. Gencoy Sümer bunu akademik cümlelerle anlaşılmaz hale getirmek yerine, örneklerle, işin mutfağında nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlaşılır ve sade bir dille anlatıyor bize.

İşe neden polisiye yazdığımızı keşfetmekle başlıyoruz. Sıkı bir polisiye okuruyken, iyi bir polisiye yazarı olmak için doğru yolda mıyız, onu anlıyoruz zira okur sıfatından sıyrılıp yazar sıfatına büründüğümüz o andan itibaren fark ediyoruz ki okumak ve yazmak arasındaki ince çizgi hiç de sandığımız kadar birbirine yakın değilmiş. Hatta kitabı okudukça polisiye romanı yanlış tanıdığımızın farkına varıyoruz.

Ardından suçun anlamını öğreniyor, romanımızda işleyeceğimiz suçu seçiyoruz. Çoğu yazarın ilk seçimi cinayet suçu oluyor çünkü en yüksek gerilimin bu suçta gizli olduğunu düşünüyoruz. Oysa durum biraz daha farklı. Cinayetin polisiye romanların şahı olduğunu kabul ediyoruz fakat suçun cinayetle sınırlı olmadığını da görüyoruz.

Daha sonra olay örgümüzü nasıl oluşturacağımızı belirliyor, olay mahallini, karakterleri, mekanı, ipuçlarını ve hatta anlatıcımızı seçmekle devam ediyoruz. Gerilimi, diyalogları, okuyucuyu bağlama stratejilerini, yapmamız gerekenleri ve dahi yapmamamız gereken hataları görüyor, karakterlerin derinliği, ipuçlarının dengesi ve tesadüfe yer vermeyen bir olay örgüsü oluşturmanın sırlarını öğreniyoruz.

Gencoy Sümer, iyi bir polisiye yazarı olma yolumuzu alıştırma bölümleriyle destekliyor, örnek bir komiser verip “Şimdi sen tamamla,” diyor. Yani sadece anlatmıyor, yazdırıyor da. Kitabın ardımızda kalan her sayfasında polisiye yazarlığında bir adım öne geçiyoruz. Kitabı okuduktan sonra mucizevi bir şekilde usta olmuyoruz belki ama “Bir hikâyeyi nasıl öreceğim, ipucunu nereye koyacağım, klişelere dolanmadan nasıl ilerlerim?” sorularına daha hazır halde masaya oturuyoruz. POLISIYEYE ROMAN NASIL YAZILIR polisiyeye hevesli herkesin çantasında, kitaplığında, çalışma masasında, yanında olması gereken bir kitap.


SANKOFAYI ÖLDÜRMEK – GÜRSOY UYSAL
Yayınevi: PROFİL KİTAP
Basım Tarihi: EYLÜL 2024
Sayfa Sayısı: 267
Tür: POLİSİYE-ROMAN

Gürsoy Uysal’ın yeni romanı Sankofa’yı Öldürmek, İstanbul’un farklı parklarında sabahın erken saatlerinde işlenen gizemli cinayetlerle açılış yapıyor. Her şey, Zeytinburnu sahilindeki bir parkta Doktor Süleyman Karlı’nın bir pilates lastiği ile boğulmuş halde bulunmasıyla başlıyor. Gürsoy Uysal’ın Jüri adlı romanından tanıdığımız Komiser Şahap ve ekibi soruşturmayı devralıyor.

Cesedin yanında bulunan kişisel gelişim kitabına başta anlam veremeyen ekip, ertesi gün Bakırköy Botanik Park’ta oyun salonu sahibi Muhtar Kent’in yine aynı yöntemle öldürüldüğünü ve yine yanı başında bir kişisel gelişim kitabı durduğunu görünce, karşılarında bir seri katil olduğundan emin oluyor. Maktullerin geçmişteki hataları gün yüzüne çıktıkça, katilin hem seçtiği yöntem hem de bıraktığı kitaplarla bir mesaj vermeye çalıştığı anlaşılıyor.

Komiser Şahap bir yandan delillerin peşinden giderken, diğer yandan savcı ve emniyet müdürünün baskısıyla köşeye sıkışıyor ancak pes etmiyor. Tam bu sırada metruk bir binada yakılmış halde bulunan bir kadın cesedi, olayların seyrini tamamen değiştiriyor. Ekibin en genç üyesi Soydaner’in fark ettiği küçük bir detay ise onu bir anda ölümcül bir tuzağın içine çekiyor.

Almanya Başkonsolosluğu görevlisi Nükhet Orgun’un cesedinin Yeşilköy Rönepark’ta bulunması, kurbanlar arasındaki ortak noktayı da gün yüzüne çıkarıyor. Bir platformun kitap paylaşım grubunda, eleştirileri kaldıramayan yazar Tuğrul Uzun’un kurbanlara yönelik sert tavrı, tüm şüpheleri yazarın üzerine çekiyor.

Tüm bu koşturmacanın ortasında Komiser Şahap, kendi geçmişiyle de büyük bir savaş veriyor. İçindeki o geçmişin yükünü sırtlanmış “Sankofa” kuşunu öldürme ve geleceğe bakma isteğini, karşısına çıkan Doktor Lalin ile gerçekleştirme kararı alıyor. Ancak bu karar, komiseri tahmin bile edemeyeceği bir sonla yüzleştiriyor.

Gürsoy Uysal, sürükleyici kurgusunun yanı sıra polisiye meraklılarına tatlı sürprizler de sunuyor. Kitapta Kara Hafta’ya, Cenk Çalışır’ın Beria romanına ve polisiye yazarı avukat Oğuzhan Arslan’a karakterler aracılığıyla gönderilen selamlar, polisiye severlerin yüzünde güzel bir tebessüm bırakıyor.


YEDİ HAFTA ON İKİ CİNAYET – İHSAN CİHANGİR

Yayınevi: DORLİON YAYINLARI
Basım Tarihi: OCAK 2025
Sayfa Sayısı: 174
Tür: POLİSİYE-ÖYKÜ

Dedektif Dergi’deki öykülerinden, akıcı kalemine ve sürükleyici kurgularına aşina olduğumuz İhsan Cihangir, Zehirli Kalem seçkilerinde, Türkiye’nin ilk kilitli oda antolojisi olan Kilitli Odaların Esrarı’nda ve çeşitli dergilerde öyküleri yayınlanmış, başarılı bir yazar. Bilimkurgu, gizem ve gerilimi harmanladığı ilk romanı Kırılma Noktası’nın ardından rotasını tamamen polisiyeye kıran yazar, Bir Katille Empati Oyunları ve Palyaço romanlarıyla polisiyeseverlerin ilgisini çeken isimlerinden biri oldu.

Yeni kitabı Yedi Hafta On İki Cinayet, yazarın önceki romanlarından tanıdığımız Başkomiser Rıfat Alagöz’ün emeklilik günlerine odaklanan yedi sürükleyici öyküden oluşuyor.

Kitabın kurgusu ilginç bir teklif üzerine kurulu. Rıfat Alagöz, kimliğini gizleyen bir yazardan reddedemeyeceği bir teklif alır. Yazar, emekli başkomiserin vakalarını kurgulaştırmak istemektedir. Rıfat Alagöz, gerçek kimliğiyle anılmak ve her hikâyede son söz hakkının kendisine verilmesi şartıyla bu yedi haftalık maceraya “Evet,” der.

ÖYKÜLER:

ÜÇÜNCÜ GÖZ

Hayatına heyecan katmak isteyen asistan Aras, emniyetin veri tabanına sızarak faili meçhul bir cinayeti çözmeye kalkışır.
İki avukat kardeş ofislerinde boğazları kesilmiş olarak bulunmuşlardır ve Emniyet henüz elle tutulur bir ilerleme kaydememiştir. Aras, heyecan uğruna giriştiği bu illegal soruşturmada avcıyken av konumuna düşmek üzeredir.

HAYALİ PİYANO

Evinde yedi bıçak darbesiyle öldürülen bir okul müdürünün, intikam gibi görünen vakasında Rıfat Alagöz ve ekibi, görünenin ötesindeki trajik gerçeğin peşine düşmüşlerdir. 

YAMAN GAZETECİ

Rıfat Alagöz ve yardımcısı Tolga bu vakada eterle bayıltılıp daha sonra boğularak öldürülen beş kişinin katilinin peşine düşerler. Ortada en az cinayetler kadar garip bir durum daha vardır. Cemal Aksak adında bir gazeteci cinayetlerin ayrıntılarına neredeyse polisten önce ulaşmakta ve daha soruşturma başlamadan haber yapmaktadır. Gazeteci Cemal Aksak’ın cinayet detaylarına polisten önce ulaşması tesadüf mü yoksa tehlikeli bir oyunun parçası mıdır?

KADIN

Toplumun boşanmış kadın algısını ve mahalle baskısını odağına alan sarsıcı bir vakayı konu edinen Kadın’da, Rıfat Alagöz ve yardımcısı Tolga, bir yandan vahşi bir kadın cinayetini aydınlatmaya çalışırken bir yandan da önyargılarla savaşmak zorunda kalırlar.

ZAMANSIZ

Yazar bu hikâyede sınırları zorluyor ve Rıfat Alagöz’ün başından geçen bir vaka yerine gördüğü bir rüyadan yola çıkarak yepyeni bir kurgu oluşturuyor. Murat Tekinova 2081 yılında yaşayan Teknoloji Bakanlığı’nda çalışan bir Nükleer Fizikçidir. Bakanlığın geliştirdiği yeni bir teknoloji olan zaman kapsülünü denemek amacıyla 2025 yılına gönderilir. Oysa Murat’ın tek niyeti onaylanmasına yardım ettiği bir deneyde gönüllü denek olmak değildir. O, babasının öldürüldüğü yıla gidip cinayete engel olmak niyetindedir.

GURURUM

Günlerdir kayıp olan Ahmet Yalpacı’nın cesedi, gelen bir ihbar üzerine, bir mezarlıkta, sağlığında hayat kadınlığı yapmış bir kadının mezarına gömülmüş olarak bulunur. Maktulün ilk iki evliliğinden olan çocukları ve son karısı, kızı ve iş çevresi sorgulanır. Bütün deliller bir kişiyi işaret ediyor gibi görünse de zanlının bu cinayeti tek başına işleyemeyeceği aşikârdır.

BİR EFSANE BİR CİNAYET

Sanayide dükkân sahibi olan Salim usta, başına aldığı bir darbe sonucu öldürülmüş olarak, kalfası Yusuf tarafından bulunur. Rıfat Alagöz ve Tolga hemen olay yerine gelirler ve soruşturma başlar. Çırak Yusuf ustasından saygıyla bahsederken, Salim’in sanayide pek sevilmeyen aksi bir tip olduğunu da saklamamıştır. Diğer çırak Yunus ise Cinayet Büro ekibinin şüpheli bakışlarına maruz kalmayı göze alamaz ve ustasının yine sanayide çalışan Züleyha ustaya olan karşılıksız aşkından bahseder. Soruşturmanın gidişatını değiştirecek deliller Yunus’un bu itirafından sonra art arda gelir.

En Son Yazılar