
ZAVALLI
Yazar: Timur Soykan
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
Bir cinayetle başlar her şey. Yağmurun altında, yeni yükselen gökdelenlerin gölgesinde gerçekleşen bir infazla…
Gürkan’ın öldürülmesi, İstanbul’un arka sokaklarından devletin en derin koridorlarına uzanan bir hikâyenin kapısını aralar. Cinayetin ardındaki sır; geçmişten bugüne taşınan kirli hesaplaşmaların, faili meçhullerin ve saklanan gerçeklerin izini sürmeye zorlar.
Timur Soykan, Zavallı’da polisiye gerilimi politik bir arka planla birleştirirken Türkiye’nin yakın tarihindeki karanlık dosyalara, derin devlete ve adaletin kırılganlığına bakıyor. Kaybolan bir genç kızın izi, faili meçhul cinayetler, derin operasyonlar ve vicdanıyla baş başa kalmış insanların hikâyeleri birbirine dolanırken okur da şu soruyla yüzleşiyor: Gerçeği kim önemsiyor?
Gazeteciliğiyle olduğu kadar edebiyatıyla da adaletin izini süren Timur Soykan, Zavallı’da kokuşmuş bir düzenin içinden gerçeğin gücüyle çıkıyor!

ÖLÜMCÜL TANIK
Yazar: Robert Brydnza
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Dedektif Erika Foster, gecenin bir yarısı Blackheath’teki evinin yakınlarında yürüyüş yaparken, gerçek suç podcastleri yayınlayan Vicky Clarke’ın vahşice öldürülmüş bedeniyle karşı karşıya kalır.
Erika bu cinayet davasına atanmış ve Vicky’nin, Güney Londra’daki genç kız öğrencileri hedef alan bir cinsel istismarcı hakkında yeni bir podcast bölümü üzerinde çalıştığını keşfeder. Bu adam, kurbanlarını gözetleyip geceleri öğrenci yurtlarına sızarak onlara saldırmaktadır. Erika, Vicky’nin notlarıyla ses kayıtlarının cinayet sırasında evden çalındığını öğrenince onun, saldırganın kimliğini açığa çıkarmaya çok yaklaştığına ve susturulmak için öldürüldüğüne inanmaya başlar.
Aynı binada Bulgar bir tıp öğrencisinin cesedinin bulunmasıyla dava daha da ürkütücü bir hâl alır ve Erika, Vicky hakkında bildiğini sandığı her şeyi sorgulamaya başlar. Katil yeniden harekete geçmeden önce gerçeği ortaya çıkarması gereken Erika’nın zamanı hızla tükenmektedir.

SEKİZ BUÇUK METREKARE
Yazar: Özlem Abut Otluoğlu
Yayınevi: Herdem Kitap
İstanbul’da bir inşaat hafriyatı sırasında, kefene sarıldığı anlaşılan bir kadın cesedine ait kalıntılar bulunur. İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli Başkomiser Feraye Atılgan ve yardımcısı Komiser Cavit Karael, yirmi yılı aşkın bir süre önce işlendiği anlaşılan cinayetin, güncel bir kayıp vakasıyla arasındaki bağlantı ortaya çıkınca bir seri katilin yıllardır adaletin pençesinden kaçmayı başardığını anlar.
Sekiz Buçuk Metrekare; çift zamanlı kurgusuyla dikkat çeken, sürükleyici ve temposu yüksek bir polisiye gerilim romanı. Zamanın örtemediği suçların izinde ilerleyen hikâyesi, karanlık atmosferi ve katmanlı yapısıyla okurun merakını son sayfaya kadar diri tutuyor.
Başkomiser Feraye Atılgan’ın alışılmadık ve bir o kadar sahici portresiyle derinleşen bu roman, okura sadece bir suçun izini sürdürmüyor. Aynı zamanda onu, insan ruhunun ve toplumun suskunlukla ördüğü görünmez duvarların arasına da bırakıyor. Adaletin asla uyumadığını kanıtlayan sürükleyici bir yolculuk… Temposuyla nefes kesen ve zihinde kalıcı izler bırakan unutulmaz bir polisiye…

SULTAN HAMAMI CİNAYETİ
Yazar: Yusuf Kartal
Yayınevi: Aysima Yayınları
Soğuk taşların, buharla konuştuğu bir şehir: Kayseri…
Kadim bir hamamın içinde işlenen cinayet, yalnızca bir bedeni değil, yıllardır saklanan gerçekleri de gün yüzüne çıkarır. Duvarlara sinmiş sessizlik, suyun altında biriken sırlar ve her adımda biraz daha ağırlaşan bir vicdan…
Bu şehir susmayı iyi bilir.
Ama bazı günahlar, eninde sonunda konuşur.
Geçmiş ile şimdi arasında sıkışmış hayatlar, bastırılmış hesaplar ve yüzleşmekten kaçılan hakikatler… Hepsi bir cinayetin etrafında toplanır.
Ve sonunda ortaya çıkan gerçek şunu fısıldar:
Adalet, her zaman mahkemede değil, bazen insanın içinde hüküm verir.
Sultan Hamamı Cinayeti
Bazı günahlar yıkanmaz.

KARA ORMAN
Yazar: Wolfgang Schorlau
Yayınevi: İletişim Yayınları
Ekolojik suçlar, yani doğaya-dünyaya karşı işlenen suçlar; bir de doğrudan fiziki saldırılara, cinayete dönüşürse… Wolfgang Schorlau’dan bir ekolojik polisiye.
Kara Orman, “aile romanı” gibi başlıyor aslında. Özel dedektif Dengler, yaşlanan annesiyle ilgilenmek üzere taşraya gidiyor. Ancak annesinin arazisinde bir rüzgâr santralinin yapılması meselesiyle ve yerel halkın buna karşı direnişiyle karşılaşınca, roman ağır ağır bir polisiye çehresi kazanıyor: Bir iklim polisiyesi.
İklim krizinin bin bir cephesinin, fosil enerjiye dayanan sermayenin muazzam yalan yayma gücünün, yerel direniş dinamiklerinin, bu arada aile tarihiyle yüzleşmenin, hayatın kuşaklar ve dönemler boyu dönüşümünün resmigeçit yaptığı, bir siyasi polisiye… Fonda, Almanya’nın folklorik Kara Ormanları…

PANSİYON
Yazar: Atilla Cemal Eşen
Yayınevi: Siyah Beyaz
Adı yeni duyulmaya başlamış küçük şirin bir kıyı kasabası olan Yeşilpınar’ın huzuru korkunç cinayetlerle bozulur.
Altı yıl önce Denizli’de bunlara benzer yedi cinayet işlenmiş, katil bulunamamıştır; katilin Yeşilpınar’da tekrar ortaya çıktığı düşünülür. Turizmde henüz ilgi çekmeye başlayan kasaba için bu bir felakettir.
İstanbul Emniyeti’nin emekliliğine aylar kalmış olan deneyimli Cinayet Masası Başkomiseri Tahir kasabaya tayin edilir. Başkomiser Tahir cinayetleri çözmeye çalışırken, kendisini tekne turunda tanışmış olan üç kişiden ülkücü çetelere, devletten ballı ihaleler alan inşaat şirketlerine ve bürokratlara uzanan karmaşık ilişkiler ağının içinde bulur.
Bu arada katilin soluğu sürekli ensesindedir. Araştırmasını yürütürken bir taraftan da hayatta kalma mücadelesi verir. (Tanıtım Bülteninden)

REHİNE
Yazar: Tess Gerritsen
Yayınevi: Doğan Kitap
Kimliği belirsiz, güzel bir kadın morgda, otopsi sırasını beklemektedir. Morgda duyduğu sesin nereden geldiğini bulmaya çalışan Adli Tabip Maura Isles, ceset torbasını açtığında dehşete düşer. Ceset gözlerini açmıştır. Acilen hastaneye yetiştirilen kadın, soğukkanlılıkla bir güvenlik görevlisini öldürüp altı kişiyi rehin alır. Rehinelerden biri doğum yapmak için hastanede olan hamile dedektif Jane Rizzoli’dir.
Bu öfkeli kadın kimdir, neyin peşindedir? Jane’in kocası FBI ajanı Gabriel Dean ile Maura Isles güçlerini birleştirip gizemli kadının kimliğini öğrenmeye çalışırlar. Olay yerine aniden federal ajanlar doluştuğunda, bunun sadece basit bir rehine krizi olmadığı anlaşılır. Gizemi sadece silahlı kadının elindeki Jane çözebilir,
tabii geceyi sağ salim atlatırsa…

SFENKSİN KANATLARI / KOMİSER MONTALBANO SERİSİ 11
Yazar: Andrea Camilleri
Yayınevi: Mylos Kitap
Andrea Camilleri’nin efsanevi karakteri Komiser Montalbano, bir kez daha başrolde. Lakin bu kez sadece suçlularla değil, kendi içindeki “yaşlılık” sancılarıyla da boğuşmakta. Bir çöplükte bulunan genç bir kadın cesedi; Vigàta’nın tozlu
sokaklarını altüst ediyor. Kimliği belirsiz kurbanın omzundaki gizemli dövme, karanlık ilişkiler ağına dair tek ipucu.
Montalbano, yardım kuruluşlarının maskesi ardına saklanmış, deyim yerindeyse modern zaman canavarlarıyla karşı karşıya gelmekte; siyaset, din ve bürokrasinin ördüğü bir İtalyan gerçekliği…Komiser Montalbano bir Don Kişot gibi yel değirmenlerine karşı savaşmaktadır: Ne var ki İtalyan yarımadasında bu kez yel değirmenleri sandığından çok daha gerçektir.

KİMSE MASUM DEĞİL
Yazar: Karen M. McManus
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Kırılma noktasına ulaştığınızı ancak o noktayı çoktan geçmiş olduğunuzda fark edersiniz.
Kat’in hayatı annesi Jamie’den ibaretti. Ta ki Jamie’nin kırk sekiz saat süren evliliği sayesinde Kat’in hayatına giren üvey kardeşi Liam’a kadar. Bu evlilik devasa bir boşanmayla son bulmuş ve Kat’le Liam o günden beri hiç konuşmamışlardı.
Jamie’nin mücevher hırsızlığını bırakmak için önünde son bir iş vardı ve bu iş milyarder Ross Sutherland’in malikânesindeydi. Kat, annesinin bu işine bir şekilde dahil olmanın yolunu bulmuştu. Bilmediği şeyse, o hafta sonu göz kamaştırıcı Sutherland malikânesinde iki sürpriz misafirin daha olacağıydı; karşılaşmak istediği insanlar listesinde en sondaki o iki kişi… Liam ve babası – gözünü Ross Sutherland’in en küçük kızına dikmiş, usta bir dolandırıcı.
Kat ve Liam felakete doğru sürüklenirken malikânede bir cinayet işlendiğinde kendilerinin de katilin radarında olabileceğini fark etmişlerdi. Artık hedef tahtasında Kat ve Liam vardı. Kimseye güvenemezlerdi, birbirleri hariç.
Ama bu doğru muydu ki? Çünkü Kat ve Liam’ın çok iyi bildiği bir şey varsa o da yalan söylemekti. Bunu ustasından öğrenmişlerdi. (Tanıtım Bülteni)


