YENİ ÇAĞ’DA ESKİ CİNAYETLER

Diğer Yazılar

Arkın Gelişin
Arkın Gelişin
Arkın Gelişin, Almanya’da Suç Psikolojisi eğitimi almış bir polisiye yazarıdır. Eserleri: Bir Seri katilin Günlüğü (2012), Kansız (2014), Ted Bundy – Bir Seri Katilin Anatomisi (2014), Ted Kaczynski – Bir Seri Katilin Manifestosu (2014), Bir Suç Psikoloğunun Not Defteri (2015), Charles Manson – Bir Seri Katilin Felsefesi (2015), Seri Katiller Tarihi – İnsan Avcılarının İzinde (2015), Apokalips (2017). Arkın Gelişin 1976 doğumludur. Arkın Gelişin'in polisiye dergimizde yayınlanan eserlerini bu sayfada bulabilirsiniz.

New York polis kurulu başkanı Theodore Roosevelt, Amerika Birleşik Devletleri başkanı seçilmeden önce, şehri yaşanabilir bir hale getirmişti. Yıl 1895’ti ve Roosevelt devrim gibi kararlar ile polis teşkilatının çehresini değiştiriyordu. Dünyada ilk kadın polis memurları New York’ta atanmıştır. Amerika’da medeniyetin gelişimine uygun devrimler gerçekleşirken, Avrupa’da insan bedeni ile ilgili keşifler yapılmaktaydı. Örneğin; Avusturya kökenli ABD’li immünolog ve patolog Karl Landsteiner, başlıca kan gruplarını buldu ve kan naklinin tıpta basit bir işlem haline gelmesini sağladı. Alman bilimci Paul Uhlenhuth presipitin testi sayesinde primatların kanını diğer hayvanlardan ayırt eden özellikleri keşfetti.

Adlî Bilim Dünyasına Bir Işık

Almanya’daki Rügen Adası’na seyahat eden beş ve yedi yaşındaki kardeşler evlerine geri dönmeyince, aileleri bir arama başlattılar. Arama üzücü bir sonuç getirdi. Ormanlık bir alanda çocuklara ait organlar bulundu. Çocukların aileleri başta olmak üzere, tüm kasaba halkı büyük bir şok içindeydi. Kasabalarında daha önce böyle bir olay yaşanmamıştı.

Ludwig Tessnow

Çocukların kaybolduğu günün erken saatlerinde Ludwig Tessnow isimli bir halı satıcısı kaybolan iki çocuk ile görülmüştü. Çocuklar kaybolduktan sonra neredeyse kasabanın tamamı aramaya katılırken, Ludwig bunu reddetmişti. Şüphe üzerine evinde yapılan aramada, o gün giydiği kıyafetlerin üzerinde kuşku uyandıran lekelere rastlandı.  Tessnow, lekelerin ahşap boyası olduğunu iddia etti ama tüm şüpheler adamın üzerinde toplanmıştı. Evinde yapılan aramada hiçbir delil bulunamayınca bir tutuklama da gerçekleşmedi doğal olarak.

Ancak görevli polis memurlarından biri, daha önce yaşanmış benzer bir olayı anımsadı.

Yaklaşık üç yıl önce, Osnabrück civarında yedi ve on yaşında iki kızın parçalanmış cesetleri ormanda bulunmuştu. Olay yeri yakınında başıboş gezen bir adam vardı. Ve bu adam Tessnow’dan başkası değildi. Polis o olayda da ondan şüphelenmiş, Tessnow yine kıyafetinin üzerinde tespit edilen lekeleri ahşap boyası olarak açıklamıştı.

Polis memurunun bu olayı hatırlaması ile birlikte Tessnow daha da şüpheli konuma geldi. Bölgede çiftçilik yapan bir adamın, Tessnow’a benzeyen birisinin çiftliğe girip yedi koyunu keserek telef ettiğini beyan etmesi üzerine Tessnow tutuklandı. Yüzleşmede, mağdur çiftçi Tessnow’u teşhis etti.

Ancak tüm bunlar polisler için yeterli değildi. Kesin deliller gerekiyordu. Kısa süre önce Paul Uhlenhuth tarafından yapılan deneyler hatırlanarak bunlardan faydalanmak istediler. Keşfe göre insan kanını diğer maddelerden ayırt etmek mümkündü. Bu sebeple Tessnow’un kıyafetleri Uhlenhuth’a gönderildi. Yapılan testler neticesinde kıyafetin üzerinde gerçekten de ahşap boya kalıntıları saptansa da koyun ve insan kanına da rastlandı. Bu deliller Tessnow’u yargılamaya ve ardından suçlu bulunarak idam edilmesine yetti.

Artan Zehirlenme Vakaları

Johan Hoch

Amerika West Virginia’da yaşayan Caroline Huff, evlendikten kısa süre sonra şaibeli bir şekilde öldü. Peder Haas çok önemli bir olaya şahit olmuş, Caroline’nin eşi Jacob’u karısına beyaz bir toz verirken görmüştü. Caroline’nin ölümünün ardından şehir yakınındaki bir köprüde Jacob’un kıyafetleri ve bir intihar mektubu bulundu. Jacop kaybolmuştu. Ölen eşinin paraları da onunla birlikte gitmişti.

Bir müddet sonra, Peder Haas, gazetede bir fotoğraf gördü. Fotoğraftaki adam Jacob’a benziyordu. Bu durumu polise bildirdi. Fotoğraftaki kişi Johan Hoch adını kullanıyordu ama aslında o Jacob’tan başkası değildi. Polis Jacob’u yakın takibe aldı. İntihar süsüyle ortadan kaybolduktan sonra ismini değiştirmiş ve Hoch olmuştu. Ardından, Marie Walcker ile evlenmiş, ancak bu karısı da kısa bir süre sonra ölüvermişti. Polis araştırmalarını derinleştirince Hoch’un daha önceden yirmi dört kez evlendiğini ortaya çıkardı. Bu evliliklerinden on iki eşi kuşkulu bir şekilde ölmüşlerdi.  Eşlerinden on ikisi kuşkulu bir şekilde ölmüştü.  Başka bir kaynaktaysa Jacobs’un tam elli beş kez evlendiği yazıyordu. Tam bir Mavi Sakal hikayesi…

1902’de Maud Marsh ani karın ağrıları sebebiyle rahatsızlanır ve kısa sürede ölür. Eşi George Chapman’dan kuşkulanan polis adamın geçmişini araştırır. Daha önce iki kez evlendiği ve eşlerinin kuşkulu bir biçimde öldüğü ortaya çıkar. Polonya göçmeni olan ve 1888’de İngiltere’ye yerleşen Chapman aynı zamanda Jack the Ripper (Karındeşen Jack) davasının sanıkları arasındadır. Karar, Jack the Ripper tartışmaları esnasında verilir ve Chapman 1903’te idam edilir.

California’da büyük bir çiftlik işleten Joseph Briggen da seri katildir. Çiftlik içerisinde yapılan kazılarda on iki ayrı insana ait kemik ve kafatası bulunur. Çiftlikteki domuzların barakasında dahi öğütülmüş kemikler vardır. Joseph ömür boyu hapis cezasına çarptırılır.

Martha Rendell

Aynı dönemde, Avustralya’da bir başka seri cinayet vakası yaşanır. Thomas Morris adlı bir adamın ilk eşinden olan beş çocuğu 1907’den itibaren kuşkulu bir biçimde hayatlarını kaybederler. Bu cinayetlerle suçlanan kişi, adamın ikinci karısı Martha Rendell’dir.  Komşuların şüphelenmesi ve tanıklığı Rendell’in tutuklanmasına yol açar. Cinayet vasıtası olarak hidroklorik asit kullandığı iddia edilen kadın suçlamaları reddeder. Ancak asılarak idam edilmekten kurtulamaz. Martha Rendell, Avustralya’da asılan son kadındır. Ancak, olayın tartışmalı yanları vardır. Suçlama sadece 14 yaşındaki bir çocuğun geriye dönük ifadesine dayanmaktadır. Maddi kanıt yoktur. Suçlama sadece on dört yaşındaki bir çocuğun geriye dönük ifadesine dayanmaktadır. Maddi kanıt yoktur. Suçlamada, Rendell’in o dönem için gerekli cinsiyet rolünün dışında olmasının onaylanmaması etkili olmuştur. Kamuoyunda yaratılan gaddar üvey ana imajını ve sadece erkeklerden oluşan bir jüri tarafından mahkûm edildiğini de not etmemiz lazım. Rendel, suçlamaları hiçbir zaman kabul etmemiş ve masum olduğunu savunmuştur.

Parmak İzleri  

Yeni yüzyıl, başta Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde seri katillerin hızla çoğalmalarına şahitlik edecekti. Gerçekten de seri katiller çoğalıyorlar mıydı? Zaten yüzyıllardır var olan seri katiller aslında çoğalmıyorlardı. Artık uzmanlaşan emniyet teşkilatları sayesinde, doğru profillemeler sonucunda seri katiller daha hızlı belirlenip  yakalanıyorlardı.

Parmak izi teknikleri 1903’te daha büyük önem kazandı. O yıl Will West isimli bir mahkûm Kansas’taki Fort Leavensworth Hapishanesi’ne getirildi. Hapishane görevlilerinden bir tanesi, Will West’in arşivdeki dosyasını buldu. Buna göre Will aslında bu hapishanede zaten mahkûmdu. Will bu iddiayı reddetti. Oysa dosyadaki isim, hatta fotoğraf bile kendisine benziyordu. Will firar mı etmişti? Yapılan araştırmada gerçek kısa sürede ortaya çıktı. Gerçekten de aynı hapishanede cezasını çeken William West isimli başka bir mahkûm vardı. Olay bir isim benzerliğinden ibaretti. Tesadüf, iki mahkûm birbirilerine kardeş kadar benzemekteydiler. Ancak bu iki mahkûmu ayırt eden esşsiz bir kanıt vardı: Parmak izi.

Bu olay sonrasında parmak izi, kişileri tanımlamak için kullanılmaya başlandı. Yine aynı yıl içerisinde New York State Hapishanesi ilk kez tüm mahkûmların parmak izini alarak dosyalamaya başladı.

Maske Cinayetleri

Olay Deptfort, İngiltere’de meydana geldi. Sabah saat 08:30 civarında, William Jones adlı genç bir adam, çalıştığı Chapman’s Oil and Colour Shop isimli hırdavat dükkânına geldi. İçeri girince korkunç bir manzarayla karşılaştı. Dükkânın sahibi Thomas Farrow devrilmiş bir sandalyenin altında kan gölü içerisinde yatıyordu. Ölmüştü. Kafasındaki açık yara, ölümün buradan aldığı darbeye bağlı olduğunu göstermekteydi. Dükkânın dağınık olması ise büyük bir mücadeleye işaret ediyordu.Üst katı aynı zamanda Thomas’ın eşiyle birlikte yaşadığı dairesiydi.  Jones, zaman kaybetmeden polise haber verdi.

Olay mahalline gelen polisler, üst kata çıktıklarında Thomas’ın eşini ağır yaralı olarak halının üzerinde yatarken buldular. Yerde açık bir şekilde duran para kutusu, bir gaspın göstergesiydi. Scotland Yard Criminal Investigation Department (CID) görevlilerinden müfettiş Frederick Fox ve Komiser Melville Macnaghten herhangi bir zorlamaya rastlamadıkları için, katil ile kurban arasında bir tür yakın ilişki olduğu ihtimali üzerinde durdular. Üst kata çıkan katil,  BayanFarrow’u da döverek etkisiz hale getirdikten sonra kasayı açmış ve içindekileri alıp kaçmıştı. Ancak kaçarken ardında çok önemli bir delil bırakmıştı: Maske amacıyla kesilmiş iki adet kilotlu çorap. Maskeler bu olayın bir değil, iki kişi tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyordu.

Macnaghten, bırakılan deliller üzerinde parmak izlerinin olabileceğini düşündü. Kasayı ve çorabı incelettirmek üzere laboratuvara gönderdi. Gerçekten de kasanın içerisinde  baş parmağa ait ize rastlandı. Ancak, daha önce hırsızlık suçundan hüküm giymiş mahkûmların parmak izleriyle yapılan karşılaştırmada herhangi bir eşleşme gerçekleşmedi. Olayın görgü tanıkları Alfred ve Albert Stratton kardeşlerden bahsedince, bu iki kardeşin parmak izi örnekleri alındı. Birkaç saatin ardından kardeşlerden bir tanesinin başparmağı ile kasada bulunan parmak izinin örtüştüğü tespit edildi. Bu delil mahkeme salonuna taşınırken tüm dünya basını Maske Cinayetleri diye bilinen bu davaya odaklanmıştı artık.

Alfred ve Albert Stratton kardeşler Old Bailey’de yargılanırlarken

Savunma avukatları büyük bir mücadele verseler de Müfettiş Charles Collins’in parmak izi üzerinde yaptığı sunum jüri üyelerini etkiledi. Kasa üzerindeki parmak izi dokuz noktasında Stratton kardeşlerin parmak izi ile eşleşmekteydi. Yaklaşık iki saat için geri çekilen jüri üyeleri bu delili yeterli bularak Stratton kardeşleri mahkûm etti.

Dünya iki büyük savaşa hazırlanıyordu. Bu savaşlar, orta çağdan bu yana görülmemiş bir vahşete şahitlik edecek, birileri de bu vahşetten çıkar sağlayacaktı.


Johann Hoch’la ilgili gazete kupürü
Johann Hoch’un öldürdüğü eşlerinden bazıları
Martha Rendell’la ilgili gazete kupürü

Facebook Yorumları
Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Ücretsiz! Okuyun!spot_img
Suç Öykülerispot_img

En Son Yazılar