MARLOWE’UN UZUN VEDASI

Diğer Yazılar

KORKULARIM VAR BENİM

BULUT’UN KIZLARI

DÜŞÜNMEDEN

Selin Bak
Selin Bak
1981 Trabzon doğumlu. Çocukluğu Trabzon’da geçti. Hemşire olarak meslek hayatına ilk olarak Samsun’da başladı. Hâlâ Trabzon’da hemşirelik yapmaya devam ediyor. Yılın yarısını Trabzon’da yarısını İstanbul’da geçirir. Sıkı bir polisiye okuru ve izleyicisidir. En sevdiği yazarların Türk yazarlar olduğunu gururla söyler. Polisiye sevgisi onu yazmaya da yönlendirdi. Halen Dedektif Dergi ve 221B Dergi’de polisiye kitap incelemeleri yazıyor. Yakında başka sürprizlerle de gelecek olan Selin’in en büyük hayali TÜYAP’da kendi kitabını imzalamak. Kim bilir?

Raymond Chandler’ın üslubu muazzamdır. Dashiell Hammett, James M. Cain ve diğer Black Mask yazarlarıyla birlikte ‘hard-boiled’ dedektif kurgu türünün kurucusudur. Romanlarının kahramanı Philip Marlowe, benim için kıymetlidir, özeldir, farklıdır, üzümlü kekimdir.

“Lisanslı özel dedektifim, uzun süredir bu işi yapıyorum. Orta yaşa merdiven dayamış, evlenmemiş yalnız bir kurdum. Zengin değilim. Bir kaç defa hapse düştüm. Boşanma vakalarına bakmam. İçkiyi, kadınları, satrancı ve birkaç şeyi daha severim. Aynasızlar benden pek hazzetmez ama anlaşabildiğim bir iki tanesi var. Buraların yerlisiyim, Santa Rosa’da doğdum, annem de babam da öldü, kardeşim yok. Bizim meslekte herkese olabileceği gibi, eğer bir gün zımbalanırsam, kimse hayatının temel direğinin çöktüğünü falan hissetmeyecek,” diye özetlenebilecek olan, kahraman olmaya niyetlenen, dünyayı olduğu gibi kabullenen kişidir kendisi.

En karizmatik roman kahramanlarından biridir. İşini iyi yapan insanın duyduğu gururu bu adamın her cümlesinde hissedersiniz. İster müşterisiyle konuşsun ister suçluyla ya da beceriksiz polislerle, cümleleri her zaman bu ağırlıktadır. Şakacıdır, acayip içer. Tanıklarla ya da her kiminle konuşuyorsa sert davranır ama oldukça nahif ve düşüncelidir. Fiziksel olarak asla zarar görmekten çekinmez. Ama sorunları çözmek için de kolay kolay şiddete başvurmaz. Ahlaklı dedektifimiz kadınların kurlarına karşı da oyuna gelmez. Bu ilkeli, maceraperest ve romantik dedektifimiz, diğer ‘hard-boiled’ dedektiflerin yanında biraz nahif biri gibi kaçabilir.

Raymond Chandler’in özel dedektifiyle ilk tanışma kitabı ise ‘Büyük Uyku’ dur. Okumamış olanlar için kısaca bahsedeyim: Bu kitapta Philip Marlowe, petrol zengini emekli General Sternwood’un evine davet edilir. Katıldığı bir at yarışında kaza geçirip sakat kalan General, eşini de kaybettikten sonra iki kızıyla yaşamına devam etmektedir. Küçük kızı Carmen üzerinden kendisine şantaj yapılmaktadır ve General bu durumdan fazlaca rahatsızdır. Daha önce de şantaja maruz kalmış, Joe Brody isminde birine Carmen’i rahat bırakması için beş bin dolar ödemiştir. Şimdi ise Arthur Gwynn Geiger, kartvizitinin arkasına yazdığı bir tehdit notu ile imzalı üç senedi General’e yollar. Senetlerdeki imza Carmen’ e aittir.

Generalin büyük kızı Vivian’ın kocası Rusty Regan da, evliliğin birinci ayı dolmadan ortadan kaybolmuştur. ABD’de kaçak yaşayan, eski bir subay olan Regan hakkında, bir zamanlar kaçak içki satıcısı olduğu ve yeraltı dünyasının en önemli kişilerinden Eddie Mars’ın sevgilisiyle kaçtığı dedikoduları dışında hiçbir bilgi yoktur. Şantaj işleri ile damadın kayboluşu arasında da önemli bağlantılar olma ihtimali vardır. Marlowe, aileye şantaj yapan Geiger’i, General’in ve ailesinin başından def etme işini kabul eder. Böylece adım adım çözüme yaklaşırken, aşk, mafyatik ilişkiler, pornografi, cinayet ve delilikle iç içe geçmiş bir öykünün başkahramanı olur. Ama bir şartı vardır. Günde 25 dolar ve artı masraflar…

Öfkenin ve acının güçlü bir hikayesi olan Uzun Veda, yazıldığı zaman atmış beş yaşında olan Chandler hakkında, Marlowe hakkında olduğundan daha fazla şey söylüyor aslında. Kalemi, gittikçe daha karanlık hale gelmiş Chandler’in. Neredeyse bazı noktalarda acı verici, özellikle Los Angeles’ta modern yaşam hakkında umutsuz olduğunu görüyoruz. Çünkü kendisinden on yedi yaş büyük olan eşi, o sırada korkunç sağlık sorunları yaşıyormuş ve bu kitabın yayınlanmasından kısa bir süre sonra da hayatını kaybetmiş.

Bunlar kitaba olumsuz bir hava mı vermiş? Asla! Hatta en uzun kitabı olmasına rağmen bence (ve birçok otoriteye göre de) en iyi kitabı olduğunu söyleyebilirim. Chandler’dan beklediğim gibi mükemmel bir şekilde hazırlanmış kurgu, muazzam atmosferik anlatımlar ve diğer kitaplarda farkında olduğumdan daha fazla yargı ya da sosyal yorum sunmuş.

Hikaye Philip Marlowe’un Terry Lennox adında, sarhoş bir adamı evine götürmesiyle başlar. Westwood’da bir apartman dairesinde yaşadığını öğrendiği bu adam Marlowe’un gördüğü en kibar sarhoştur. Aksanından ve davranışlarından Lennox, İngiliz gibi görünür. Marlowe’un henüz bilmediği şey, Terry Lennox’un ona büyük sıkıntılar yaşatacağıdır.

Marlowe’un Lennox’a ikinci kez rastladığı zaman, Şükran Günü’nden sonraki gün. Bir vitrine yaslanmış, çünkü bir şeye yaslanmak zorunda, evet sarhoş, yine. Ve bir kez daha, Marlowe ona yardım eder. Marlowe’a, ilk tanıştıklarında sarhoş olduğu için onu yerde yüzüstü bırakan kadın olan Sylvia ile evlendiğini söyler. Noel’den kısa bir süre önce Marlowe, Las Vegas’taki bir bankadan 100 dolar tutarında bir çek ile Lennox’un ona teşekkür ettiği ve ‘Mutlu Noeller’ dilediği bir not alır. Bu notta Marlowe’a, Sylvia ve kendisinin yakında yeni bir balayına çıkacaklarını da anlatır. Sylvia, San Franciscolu bir multimilyoner olan Harlan Potter’ın da en küçük kızıdır.

Mart ayında yağmurlu bir akşam Lennox, Marlowe’un ofisine gelir. Bu tarihten itibaren Lennox, onunla ‘Gimlet’ içmek için sıkça buluşma alışkanlığı edinir. Marlowe bu adama sempati duymuştur artık, nedeni bilinmez. Lennox bir gece Marlowe’un evine gelir. Elinde dolu ama ateşlenmemiş bir silah vardır ve Tijuana’ya gitmesi gerektiğini söyler. Marlowe’un da uçağa yetişmesi için kendisini götürmesine ihtiyacı vardır.

Marlowe iki koşulla kabul eder. Birincisi, ‘eğer bir suç işlemişse ve ciddi bir suçsa, bundan  bahsedilemez’. İkincisi, ‘eğer böyle bir suçun işlendiğini biliyorsa, bundan da bahsedilemez’. Marlowe Lennox’u bırakıp, Tijuana’dan Los Angeles’a döndüğünde maalesef polis onu enseler. Çünkü Lennox’un eşi, Encino’daki evlerinin yanındaki bir konukevinde öldürülmüştür. Polis haliyle Lennox’u hiçbir yerde bulamaz ama Marlowe’un telefon numarası Lennox’un odasındaki bir kağıdın üzerine yazıldığından Marlowe, işbirlikçi olduğu şüphesiyle gözaltına alınır. Ancak Marlowe kendine yöneltilen tüm soruları cevaplamayı reddeder. Birkaç gün sonra Marlowe serbest bırakılır. Lennox dosyasının kapandığını çünkü Otatoclan’daki (Meksika) bir otelde kendisini vurmadan önce kendi el yazısıyla tam bir itiraf yazdığını söylerler.

Lennox’un ölü bulunan eşi Sylvia’nın babası Harlan Potter güçlü bir medya patronu. Potter’ın avukatı Endicott, Marlowe’a davanın peşini bırakması konusunda uyarıda bulunur. Bu uyarı Marlowe’un canını fena halde sıkar. Çünkü ne Lennox’un eşini öldürdüğüne, ne de kadının intihar ettiğine inanır. Marlowe, kendi önsezileri ve soruşturmaları sayesinde, Terry Lennox’un daha önce de evlendiğini ve İngiltere’de Paul Marston olarak yaşadığını öğrenir.

Marlowe bu arada kendisini ikinci bir davanın içinde bulur. Ünlü bir yazarın yayıncısı ve daha sonra eşi, Marlowe’un yardımını isterler. Yazar Roger Wade’in yayıncısı Howard Spencer, Marlowe’a, son romanını yazmayı bitirene kadar Wade’e göz kulak olup olmayacağını sorar. Marlowe yazara bakıcılık yapmayı reddeder, ta ki bir gün Roger ortadan kaybolana ve Marlowe sonunda onu bulmayı kabul edene kadar. (Burada belirtmeden geçemem. Kayıp yazar Roger’in eşi Eileen Wade, klasik bir femme-fatale örneği. Kimse Chandler gibi kadın tarifi yapamaz.) Marlowe’un henüz bilmediği şey, her iki vakanın da yakından ilişkili olduğudur. Roman ilerledikçe Marlowe, Bölge Savcılığı’nı, polis teşkilatının çeşitli üyelerini ve Harlan Potter’ın medya imparatorluğunu kapsayan bir yolsuzluk ve komplo ağına çekilir. Chandler, Uzun Veda’yı, o zamanın toplumu hakkında soru sormanın bir aracı olarak kullanmış. Belli ki zengin ve güçlü olanlar onun kilit hedefleri.

Bu roman da diğerleri gibi, Los Angeles’ta geçiyor. Bazen şehirdeki nezaket ve adalet kaybından bunaldığını ve hikayenin sonlarına doğru Marlowe’un bu şehirden biraz daha fazla bıktığını hissettiriyor.

Chandler’ı okumak, karışık bir iplik yumağını çözmek gibi; tam sonu bulduğunuzu düşündüğünüzde başka bir düğüme rastlıyorsunuz. Zenginlik ve nüfuz sahibi insanların adalet sistemini ve medyayı nasıl manipüle ettiklerini gözlerken, kendilerini para ve güç kazanmak için kullandıkları toplumdan nasıl ayırdıklarını inceleyen bir Amerikan romanı olarak şahane bir örnek.

Uzun Veda, yeteneğinin zirvesindeki bir yazar tarafından yazılmış, herkes için mutlaka okunması gereken bir başyapıt.

Kitabın Adı: Uzun Veda

Yazarın Adı: Raymond Chandler

Çeviren: Sevin Okyay

Yayınevi: Alfa Kitap

Sayfa Sayısı: 464

Yayımlandığı Yıl: 2022

Yorum Bırakın:

yorum

Önceki İçerikKÖSTEKLİ SAAT
Sonraki İçerikSU GÖTÜRMEZ GERÇEK
Yeni Sayı! - Tıkla & Oku!spot_img
spot_img
Polisiye Hikaye Yarışmasıspot_img
Suç Öykülerispot_img

En Son Yazılar

KORKULARIM VAR BENİM

DÜŞÜNMEDEN

BULUT’UN KIZLARI

MEZAR TAŞI