MÜKEMMEL CİNAYET

Diğer Yazılar

Arkın Gelişin
Arkın Gelişin
Arkın Gelişin, Almanya’da Suç Psikolojisi eğitimi almış bir polisiye yazarıdır. Eserleri: Bir Seri katilin Günlüğü (2012), Kansız (2014), Ted Bundy – Bir Seri Katilin Anatomisi (2014), Ted Kaczynski – Bir Seri Katilin Manifestosu (2014), Bir Suç Psikoloğunun Not Defteri (2015), Charles Manson – Bir Seri Katilin Felsefesi (2015), Seri Katiller Tarihi – İnsan Avcılarının İzinde (2015), Apokalips (2017). Arkın Gelişin 1976 doğumludur. Arkın Gelişin'in polisiye dergimizde yayınlanan eserlerini bu sayfada bulabilirsiniz.

Adli Bilimdeki Gelişmeler

Adlî bilim ile ilgili gelişim süreci devam etmekteydi. Charles E. Waire Amerika’da 1850 yılından itibaren üretilen tüm silahların kayıtlarını çıkartarak büyük bir arşivin oluşmasına katkı sağladı. Silahların üretim tarihi, kalibresi ve seri numarası gibi birçok kategorilerini listelemeyi başardı. Waire’nin tespitlerine göre, hiçbir tabanca diğeriyle benzeşmemekteydi. Böylece olay yerinde bulunan kovanlar sayesinde bu kovanların hangi silahtan çıktığını tespit etmek mümkündü. Amerika’daki kayıtlarını tamamladıktan sonra, arşivleme işlemine Avrupa’da üretilen silahlardan devam etti.

Waire, silahların imalatı esnasında işlenen künyeleri çıkartmak için çok iyi bir mikroskoba ihtiyaç duyuyordu. Optikçi Max Poser ile birlikte, merminin çıkış noktasını ve giriş noktasını denetlemek adına cihazlar geliştirdiler. Phillip O. Gravelle’nin geliştirdiği mikrofotoğraflama tekniği sayesinde çalışmaları mükemmelleşti.

Sonraki 10 yıl içerisinde Almanya’da, elektronik mikroskop icat edildi. Bu icat ile birlikte küçük zerrelerini dahi görmek mümkündü.

Rus paleontolog Mikhail Gerasimov, ölen insanların bulunan kafatasları üzerinde plastinasyon işlemini yaparak kişinin eşgalini detaylı bir şekilde çıkartarak, adlî bilim için büyük bir keşif yaptı.

***

FİLMLERE KONU OLAN BİR CİNAYET

Nathan Leopold ile yakın arkadaşı Richard Loeb, çevreleri tarafından son derece zeki ve örnek insanlar olarak gösterilmekteydi. Her ikisi de henüz 19 yaşında olmalarına rağmen, herkesten saygı kazanmış durumdaydılar. Varlıklı ailelere mensup, üniversite mezunu gençlerdi.

Nathan Leopold ve Richard Loeb

Küçüklüklerinden beri birbirlerini tanıyorlardı, 15-16 yaşlarından itibaren daha sık görüşmeye başladılar. Bu dönemde suça karşı ortak bir ilgilerinin olduğunu fark ettiler. Loeb, dominant karakterken, eşcinsel olduğu iddia edilen Leopold ise arkadaşı için her şeyi göze alabilecek bir sadakat duygusuna sahipti.

Ufak tefek hırsızlıklar yaparak suç işlemeye başladılar. Biraz zaman geçince kundakçılık gibi daha ciddi suçlara yöneldiler. Leopold, Friedrich Netsche’nin felsefesine dayanan üst insan kavramına fazlasıyla inanmaktaydı. Üst insanın ahlakî sınırları olmamalıydı. Dolayısıyla onların suç işleme özgürlükleri vardı. Buna inanıyorlardı. Ancak, eylemlerini medyada yer almamsı, kimsenin onlardan söz etmemesi hoşlarına gitmedi. Halkın dikkatini çekmek, toplumun ahlak kurallarından azade olduklarını kanıtlamak için sansayon yaratacak mükemmel bir suç planlayıp bunu uygulamaya karar verdiler.

O sırada Leopold 19, Loeb ise 18 yaşındaydı. Mükemmel suç işlemek için hazırlıkları yedi ay sürdü. Nihayet 21 mayıs 1924’te harekete geçtiler. Kurban olarak seçtikleri kişi Loeb’in uzaktan akrabası ama aynı zamanda yakın komşularının oğlu olan 14 yaşındaki Bobby Frank’tı. Evine götürme bahanesiyle arabalarına aldıkları çocuğu, kafasına bir keski ile vurduktan sonra bir bez yardımıyla boğdular. Bu sırada Leopold direksiyondaydı, cinayeti işleyen Loeb’di.

Cesedin kimliğini gizlemek için yüzüne ve cinsel organına hidroklorik asit döktüler. Yahudi olan Frank sünnetliydi, bu da kimliğin tanınmasına yardımcı olabilirdi. Daha sonra elbiselerini çıkarıp yaktılar. Cesedi Chicago’nun 40 km. güneyindeki Wolf Lake civarında, demiryolu üzerindeki bir menfeze sakladılar. Chicago’ya döndüklerinde çocuğun kaybolduğu çoktan anlaşılmış, ailesi polis başvurmuştu  bile.

Olay sırasında 14 yaşında olan Bobby Frank.

Leopold, Frank’ın annesini aradı ve oğlunu kaçırdıklarını söyleyerek ondan fidye istedi. Bunun için oldukça karmaşık bir plan sundu. Burada amaç, cinayetin asıl işleniş sebebini gizlemek, dikkatleri başka yöne çekmekti. Planı açıklayan bir fidye mektubu da o gece aileye gönderildi. Katiller fidye mektubunu, daha önce çaldıkları bir daktiloda yazmışlardı. Daktiloyu o gece parçalayıp Jackson Park gölüne attılar.  Ancak, fidye planının uygulamasına geçilemeden polis cesedi buldu. Akabinde de geniş çaplı bir araştırma başlatıldı.

Cesedin bulunduğu menfez.

Araştırma sürerken Loeb günlük yaşamına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor; Leopold ise gazetecilere ve polise akıl veriyor, olayın çözümü için birtakım teoriler öne sürüyordu.

Polis’in cesedin civarında bir gözlük bulmasıyla olayların seyri değişti. Bu, özel menteşeli reçeteyle satılan bir gözlüktü ve Chicago’da sadecece üç kişide vardı.  Bunlardan biri de Leopold’dü.

Leopold, sorgusunda kuş gözlerken geçen hafta gözlüğünü düşürdüğünü iddia etti. Mantıklıydı, zira kendisi genç yaşına rağmen bilinen bir kuş uzmanıydı. Ancak sorgulama devam etti. Ona ve arkadaşına cinayet gecesi nerede oldukları soruldu. Alibilerinin[1] yalan olduğu ortaya çıktı. Jackson Park’taki gölde yapılan aramada 7 Haziran günü daktilo bulundu.

Gölden çıkarılan daktilo

Ve arkasında itiraflar geldi.

Her iki zanlı, heyecan için ve mükemmel bir suç işleme arzularının sonucu olarak bu cinayeti işlediklerini itiraf ettiler. Leopold, bir katil olmanın nasıl bir duygu olduğunu öğrenmek istediğini fakat bunun farklı bir duygu olmadığını, bu nedenle hayal kırıklığı yaşadığını söyledi.

Mahkeme büyük bir medyatik şova dönüştü. Gazeteler zevk uğruna işlenen bu cinayeti eşsiz olarak adlandırdı. Ünlü bir gazetenin sahipi olan William Hearst, Sigmund Freud’dan 25.000$ karşılığında bir analiz istedi. Ancak Freud bunu reddetti.

İkilinin savunmasını ünlü avukat Clarence Darrow yaptı. Kariyerinin en başarılı savunması olan ve on iki saat süren konuşmasında Darrow, suçu kabul ederek idam cezasına odaklandı. Cezanın, suçlulardan beklenen dönüşümü ve caydırıcılığı sağlamadığına dikkat çekti. Sonuçta, Leopold ve Loeb’in ömür boyu hapisle cezalandırılmalarını başardı.

Loeb 28 Ocak 1936’da eşcinsel bir mahkum tarafından usturayla öldürüldü. Leopold örnek bir mahkum olarak cezasını çekti. 1958 martında iyi halden dolayı serbest bırakıldı. Porto Rico’ya yerleşti. Oradaki çniversitede yüksek lisans yaptı. Cüzzam üzerine çalıştı. Kuşlar hakkında geniş çaplı araştırmalar yaptı. 1971 yılında öldü.

Bobby Frank cinayeti popüler kültürde birçok esere ilham kaynağı oldu. Bunların başında Alfred Hitchcock’un The Rope (İp) filmi gelir. Ünlü Komiser Columbo dizisindeki bir bölümde de (Columbo Goes to College) bu cinayetin etkisini bariz biçimde görmek mümkündür. Ayrıca Haneke’nin Funny Games filmi ve Wes Craven’in kült filmi Scream de  bu davadan etkilenen eserler arasındadır.


[1] Alibi: Cinayet saatinde başka bir yerde olduğunu iddia etme.

Facebook Yorumları
Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Ücretsiz! Okuyun!spot_img
Suç Öykülerispot_img

En Son Yazılar