
TROÇKİ EVİ
Yazar: Önay Yılmaz
Yayınevi: Destek Yayınları
Adalar’daki tarihi köşklerin geçmişini araştıran mimar Maria Kalamaris, Troçki’nin sürgün yıllarını geçirdiği Büyükada’daki köşkün bahçesinde ölü bulunur. Başta sıradan bir cinayet gibi görünse de, köşkten art arda başka cesetlerin çıkması işin seyrini değiştirir.
Komiser Ömer Erdem bu karmaşık cinayeti çözerken sadece acımasız bir katille değil, geçmişten bugüne taşınan karanlık sırlarla da yüzleşmek zorunda kalır. Troçki’nin gölgesi hâlâ bu duvarlarda mı dolaşmaktadır, yoksa birileri o hayaletin ardına mı saklanmaktadır?
Her ipucu, daha büyük bir sessizliği ortaya çıkarır. Ömer artık yalnızca bir cinayeti değil, yıllardır üstü örtülen bir düzeni sorgulamaktadır. Ve her adım onu daha derine, daha karanlığa çeker. Peki kurbanlar gerçekten masum mu? Yoksa bazı günahlar, zamanı geldiğinde kendi kefaretini mi yaratır?
Troçki Evi, unutulmuş hesapların, gömülü sırların ve kapanmamış yaraların izinde soluksuz okunacak bir polisiye roman.

BAKİ KARANLIK
Yazar: William McIlvanney, Ian Rankin
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Çevirmen: Berna Ece Gündüz
William McIlvanney’in 2015 yılında hayata veda etmesinin ardından yarım kalan Laidlaw macerasını ünlü yazar Ian Rankin tamamlamış.
Glasgow’un zorlu sokaklarında adalet, karanlık gölgelerin arasından süzülen ince bir ışık huzmesi gibidir. Cinayet Masası’nın deneyimli dedektifi Jack Laidlaw, işlenen vahşi bir cinayetin ardındaki sırları açığa çıkarmaya çalışırken kendini şehrin en tehlikeli isimleri arasında, hilelerin ve ihanetlerin iç içe geçtiği ölümcül bir oyunun ortasında bulur.
Bobby Carter’ın kanlı ölümü, yalnızca iki suç imparatorluğunun çatışmasını tetiklemekle kalmaz, aynı zamanda ailelerin ve dostlukların parçalanmasına da neden olur. Laidlaw, cinayetin ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için çıktığı bu yolculukta, sokaklardaki acımasız düşmanlarla da
kendi içindeki karanlıkla da yüzleşmek zorundadır.
Her adımda belirsizliğin hüküm sürdüğü, suçla adaletin arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığı bu kasvetli atmosferde Laidlaw’un zekâsı, işin içinden çıkmasının tek yolu olacaktır. Ancak karanlığın içinde yürürken her yanlış adımın bedeli ölümcül olabilir.
Baki Karanlık, ihanetin, intikamın ve çözülmesi zor bir cinayet sarmalının ortasında kalmış bir dedektifin çarpıcı öyküsünü anlatıyor. Suç edebiyatının karanlık köşelerini aralayan bu sürükleyici roman, okurları hem psikolojik hem de fiziksel gerilim dolu bir serüvene davet ediyor.

AĞUSTOS SICAĞI / Komiser Montalbano Serisi 10
Yazar: Andrea Camilleri
Yayınevi: MYLOS KİTAP
Çevirmen: Arman Öz
Klasik bir İtalyan yazında başlayan macera, beklenmedik gelişmelerle bir gizeme dönüşür.
Montalbano ailesinin tatili bir anda yerini, geçmişin izlerinin sürüldüğü, yerel yönetimlerin ve yöre halkının yozlaştığı beklenmeyen bir hikâyeye bırakır. Bir yanda kaçak yapılar, öte yanda şüpheli şahıslar, cinayet ihtimalleri, güzel ve genç kadınlar; yozlaşma, göz ardı etme ve göz yumma arasında sıkışmış bir Montalbano. Aile huzurunu korurken İtalya’nın gerçekliğini açığa çıkaran, kimi zaman üstü kapalı kimi zaman açık açık kanayan yaraları gösteren Camilleri, bir kez daha trajik olanla okurunu yüzleştirir. İlmek ilmek örülen bir hikâyede Montalbano, yılların deneyimiyle suç ve suçluyu aramaya koyulurken mesleki ve duygusal bir meydan okuma ile de karşı karşıya kalır.
Adaletin terazisinin, toplumsal ahlakın, maddi yozlaşmanın ve vicdani yükümlülüklerin sorgulandığı bir Montalbano macerası okumaya hazır olun.

ÖLÜM FIRSAT KOLLAR
Yazar: Çağatay Yaşmut
Yayınevi: OĞLAK YAYINLARI
Karanlık pencerelere baktım. Herkes uyuyordu. Bir gören olmamasını dileyerek cesedi ve küreği bagajdan çıkarıp mezarlığa taşıdık. Epey bir bel ağrısı çekeceğim kesindi. Eski bir mezarlık olduğu için çok ürkütücüydü. Mezar taşlarının arasında patika yol ya da toprak yol bile yoktu. Yerler çamur olduğu için ayakkabılarımız battı. Uzun mezar taşlarının üzerindeki kelimeler Osmanlıcaydı. Taşların tepelerinde kavuklar, külahlar vardı. Kimisi solmuş kimisi çatlamıştı. Rüzgâr uğulduyor, asırlık ağaçlar, selviler ürkütücü sesler çıkarıyordu. Mahallenin ortasında kalmış bu mezarlığın her köşesi karanlıktı ve bir tehlikenin gizlendiği izlenimini veriyordu. Serdar haklıydı. Zamanın olmadığı bu eski unutulmuş mezarlık, yaşadığımız hayatların ne kadar boş ve anlamsız olduğunu çok iyi anlatıyordu. Ama şu anda hayatı sorgulayacak durumda değildik, önce şu mevtadan kurtulmamız gerekiyordu.
Eskilerden kalma bir hesaplaşmanın ortasına düşen Başkomiser Galip bu kez çözümü rüyalarında mı bulacak?

BİR KATİLİN GÜNLÜĞÜ
Yazar: Tristan Bernard
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Çevirmen: Hayrettin Yıldız
Meslay Sokağı’na geçerken başka neler düşündüm, aklıma gelmiyor şu an. Hepsi uçmuş gitmiş belleğimden. Bir an durup bir suçluyu andırmadığımı, herkes gibi sıradan bir görüntüye sahip olduğumu kendi kendime tekrar ettiğimi hatırlıyorum sadece. Hem niye bir katili andırayım ki? Nasılsa bunların hepsi kurmaca. Kimseyi öldüremeyeceğimi biliyorum.
“Ölüm, bir monoloğun sona ermesidir.” Tristan Bernard’a ithaf edilen bu sözler, maktul için olduğu kadar katil için de geçerlidir. Maktul için sona eren iç kavga, katil için yeniden ve daha şiddetli bir şekilde hayat bulur. Tristan Bernard’ın bu kitaptaki katili, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sındaki Raskolnikov’u andırır. O da zor durumdadır, onun da paraya ihtiyacı vardır, onun da yaşamına son verdiği insan toplumun sırtında bir çıbandır. Ama katilin gözünde. Katil bu tereddütler ve kendisine konduramadığı katil damgasıyla sürekli bir mücadele içerisindedir. Cinayet gerçekleştikten sonraysa bütün dünyası yakalanma korkusu ve bunun onda yaşattığı stresle kuşatılır. Ancak katil aynı zamanda zeki ve soğukkanlıdır. Ele geçirdiği parayı güvenli bir yere yerleştirdikten sonra kaçış yolculuğuna başlar. Amacı olay, gazetelerde bir üçüncü sayfa haberi olup unutulduktan sonra normal hayatına devam etmektir. Gezerek çalışmaya imkân veren mesleği bu açıdan onun için mükemmel bir kamuflajdır. Şehir şehir dolaşarak, bir vasıtadan diğerine geçerek, yolculuk planını sürekli değiştirerek izini kaybettirmeye çalışır. Lâkin hayat, bütün planları bozacak sürprizler barındırır.

ŞEYTAN DİSKOSU
Yazar: Jean Christophe Grange
Yayınevi: Doğan Kitap
Çevirmen: Işıl Özgüner
1980’ler, Paris: Diskolar, dans pistleri dolu. Diğer yandan ne olduğu anlaşılmayan bir hastalık kol geziyor. Ölümü bekleyen genç bir adam vahşice öldürülüyor. Tecrübeli Doktor Ségur, yakışıklı dedektif Swift ve parlak lise öğrencisi Heidi, genç adamın katilini bulmak için Paris’in gece kulüplerinin altını üstüne getiriyorlar. Katil hem çok yakında hem de ulaşılmaz.

GÖBEKLİTEPE’DE GECE YARISI
Yazar: Kayahan Demir
Yayınevi: Genç TİMAŞ
Binlerce yıl öncesinin sırrı, bugünün en büyük gizemiyle birleşirse ne olur? Göbeklitepe’de işlenen esrarengiz bir cinayet… Çalınan antik bir bıçak… Gizemli rakamlar… Ve tüm bu olayları çözmeye çalışan Harry Potter hayranı bir Gökbilim Profesörü! İstanbul’da sakin bir hayat süren Profesör Hayri Pıtır, kendini hiç beklemediği bir soruşturmanın merkezinde bulur. Eski dostu turizm polisi Zebercet Pirüpak, Göbeklitepe’de gerçekleşen cinayet için Profesör’ün yardımını ister. Profesör’ün gerçekten de Göbeklitepe’de yaşanan esrarengiz olaylarla bir ilgisi vardır! Göbeklitepe’de Gece Yarısı, polisiyeyle tarihi harmanlayan, maceranın eksik olmadığı bir serüven.

KRİPTOLOG – Kanla Örülü Bir Zekâ Düellosu
Yazar: Elias Haller
Çevirmen: E. Gülsen Yüksel
Yayınevi: ARTEMİS YAYINLARI
Görkemli Semper Operası sansasyonel bir temsile hazırlanırken binanın altındaki karanlık kanalizasyon tünelleri korkunç bir gizem ve ceset saklıyor. Gösterişli kıyafetleri içinde boğulmuş bir kadın. Üstelik vücuduna bıçakla sayı dizileri kazınmış. Tanınmış bir gazetecinin eşi olan bu kadının ölüm nedeni bilinmezken onunla birlikte ortadan kaybolan küçük kızındansa en ufak bir iz yoktur.
Kriptoloji uzmanı Arne Stiller, bir yıllık uzaklaştırmanın ardından cinayet masasına geri çağrıldığında, karşısında sadece bir cinayet değil, sayılar, şifreler ve klasik müzikle örülmüş bir bilmeceler zinciri buluyor. Stiller için bu vaka, hem mesleki itibarını geri kazanma fırsatı hem de zamanla yarıştığı bir akıl savaşıdır. Her sayı bir mesaj her nota bir tehdittir. Arne rakamların ve melodilerin kıvılcımıyla karanlıkta yolunu bulmak zorunda kalır. Yoksa sayıların dediği olacak ve bir çocuk ölecektir. Kriptolog, takıntılı bir suç dehasıyla bir şifre ustasının gerilim dolu çarpışmasının izini süren, esprili, zekice kaleme alınmış, nefes kesen bir polisiye.

HEYKELTIRAŞ
Yazar: Minette Walters
Yayınevi: Alfa Yayınları
Çevirmen: Özden Arıkan
Cesetleri parçalayıp adeta bir sanat eseri gibi yeniden şekillendirmesi nedeniyle “Heykeltıraş” ismi verilen Olive Martin, annesi ve kız kardeşini vahşice öldürmekten hüküm giymiş ve hapiste sessizliğe gömülmüş gizemli bir kadındır. Ancak gazeteci Rosalind Leigh, bu korkunç suça dair gerçeği araştırmaya başladığında, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark eder. Olive’in suskunluğu, geçmişin gölgesinde saklı karanlık bir sırrın üzerini örtüyor olabilir mi?
Minette Walters, Heykeltıraş’ta adaletin kırılgan yüzünü, insan ruhunun karanlık derinliklerini ve algıyla gerçek arasındaki ince çizgiyi ustalıkla sorguluyor. Her sayfası bir bilmece, her karakteri bir sır…


