SAVAŞ YILLARININ KARMAŞASINDA SERİ KATİLLER

Diğer Yazılar

Arkın Gelişin
Arkın Gelişin
Arkın Gelişin, Almanya’da Suç Psikolojisi eğitimi almış bir polisiye yazarıdır. Eserleri: Bir Seri katilin Günlüğü (2012), Kansız (2014), Ted Bundy – Bir Seri Katilin Anatomisi (2014), Ted Kaczynski – Bir Seri Katilin Manifestosu (2014), Bir Suç Psikoloğunun Not Defteri (2015), Charles Manson – Bir Seri Katilin Felsefesi (2015), Seri Katiller Tarihi – İnsan Avcılarının İzinde (2015), Apokalips (2017). Arkın Gelişin 1976 doğumludur. Arkın Gelişin'in polisiye dergimizde yayınlanan eserlerini bu sayfada bulabilirsiniz.

Almanya askerî gücünü arttırmış, buna karşın Fransa Rusya ile ittifak kurmuştu. 28 Haziran 1914’te Gavrilo Princip isimli bir Sırp milliyetçisinin Arşidük Franz Ferdinand’ı öldürmesi I. Dünya Savaşı’nı başlatan kıvılcım oldu. Bu olaydan Sırbistan’ı sorumlu tutan Avusturya-Macaristan, 27 Temmuz 1914’te Sırbistan’ı işgal etti. Rusya, Sırbistan’ı destekleyince Almanya, Avusturya-Macaristan’ın yandaşı olarak Rusya’ya savaş ilan etti; Fransa da 1892’de imzaladığı İkili İttifak Antlaşması çerçevesinde Rusya’yı destekledi. Bunun üzerine Almanya, Fransa’ya da savaş ilan etti.

Alman birlikleri Fransa’ya saldırmak için Belçika’ya girdi. 1839’da hErhangi bir saldırı karşısında Belçika’ya yardım etmeye söz vermiş olan İngiltere, 4 Ağustos 1914’te Almanya’ya savaş ilan etti. Böylece I. Dünya Savaşı Avrupa’da fiilen başlamış oldu.

Ölüm Varilleri

Avrupa’da savaşın etkisiyle büyük bir karmaşa hakimdi. Bazıları ise bu karmaşadan faydalanmaya çalıştı. Bela Kiss isimli bir Macar, bunlardan bir tanesiydi. 1916’da yaşanan bu olay, ilk başta çok sıradan bir kaçakçılık ihbarı ile başladı. Bela’nın kaçak petrol satışı yaptığına yönelik ihbar alan yetkililer, Czinkota’da bulunan depoya baskın düzenlediler. Bela ortalarda yokken, deponun içerisinde 7 varil tespit edildi. Varilleri açan yetkililer, petrol yerine dehşet verici bir olay ile karşı karşıya kaldılar. Her bir varilin içerisinde kendi kanında yüzen bir kadın cesedi vardı. Yapılan otopsilerde, kadınların her birinin ölüm sebebi olarak gırtlaklama tespit edildi. Ayrıca boyun kısımlarında yaralar mevcuttu.

Bela Kiss

 Bunlardan başka on yedi varil daha bulundu. Hepsinin içerisinde birer ceset depolanmıştı. Cesetlerin arasında Bela’nın eşi ve eşinin sevgilisi de vardı. Polislerin yaptığı araştırma neticesinde kurbanların tamamının, ölmeden önce, Czinkota yakınlarında Profesör Hoffman isimli bir şahıs ile tanıştıklarını ve evlenme vaadiyle kandırıldıklarını tespit edildi. Bela’dan hiçbir iz yoktu. Bir süre sonra öldüğü kanısına varıldı ve dosya kapandı. Cephede görevli olan bir hemşire, Bela Kiss isimli bir askerin çatışma esnasında aldığı yaralardan ötürü vefat ettiğini bildirdi. Ancak hemşirenin verdiği tarif, aranan Bela Kiss ile uyuşmayınca, bu işte bir tuhaflık olduğu kanısı artmaya başladı. Bazı görgü tanıkları Bela’yı Budapeşte’de gördüklerini bildirseler de, aranan kişi asla yakalanamadı. 

Paris’in Kızıl Sakallı Katili

Savaşın getirdiği bunalım, kimilerini farklı açıdan tetiklemişti. Örneğin, kızıl sakallı Henri Landru, Paris’te orta yaşta olan yalnız kadınları evlenme vaadiyle kandırıyordu. Savaşın etkisiyle Paris’te birçok yalnız kadın vardı. Kandırdığı kadını öldürdükten sonra, onun mal varlığını üzerine geçiriyordu. Akrabasının kaybolmasından şüphelenen bir adam, polise durumu bildirdi. Landru kısa sürede yakalandı. Tutuklandığı sırada üzerinde kayıp olan kadının özel eşyası bulunuyordu.

Landru’nun ikamet ettiği evde yapılan aramada, bodrum katındaki büyük bir sobanın içerisinde insan kemikleri bulundu. Ayrıca Henri’nin not defterinde, kurbanlarının ziynet eşyaları ile ilgili kayıtlar tepit edildi.

Toplamda iki yüz ayrı kişiye ait diş ve kemik örnekleri bulunsa da, Henri sadece on bir cinayetten sorumlu tutularak yargılandı.

Henri Landru

Savaşın Canileri

Üç yıldır savaş Avrupa’nın göbeğinde devam ediyordu. Rusya’da Çar II. Nikolas karşıtları kendisini ve ailesini kurşuna dizerek öldüreceklerdi. Kısa bir süre sonra Vladimir Lenin ve Bolşevik rejimi başa geçti. Amerika müttefiklere katılarak savaşa dahil oldu. 1918’de yaklaşık on milyon insanın ölümünün ardından Almanya teslim bayrağını çekti. Otuz iki ülkenin katılımı ile Paris Barış Konferansı başladı. Katılımcı ülkelerin dört ağır topu, Fransa, İtalya, İngiltere ve Amerika, Almanya’nın savaşı kaybettiğine karar verdi ve Almanya için ağır şartlar içeren Versay Antlaşması imzalandı. 7 Mayıs 1919’da son metin Almanlara deklare edilmiş, 23 Haziranda Alman parlamentosunca kabul edilmiş ve 28 Haziranda Paris’in Versay banliyösünde imzalanmıştır. İçerdiği ağır koşullardan ötürü Versay Antlaşması Almanya’da büyük tepkiye yol açmış ve “ihanet” olarak kabul edilmiştir.

Savaşın bitmesi, endüstriyel çöküşü gün yüzüne çıkarttı. Başta Almanya olmak üzere birçok ülkede sefalet ve açlık baş gösterdi. Tüm bu karanlık tablo içersinde kadınlar parlamaya başlamıştı. Seçim hakkını elde eden Kadınlar bağımsızlıklarını da ilan ediyorlardı.

Rusya, Lenin önderliğinde Sovyetler Birliği’ni kurma yolundaydı. Lenin’in ölümünün ardından, Stalin bayrağı devraldı ve Sovyetler Birliği gücüne güç katarak büyümeye devam etti.

Tüm bu değişimin içerisinde özellikle iki katil gündeme geldi. Berlin’de kasaplık yapan Georg Grossman, dört kadının bedenlerini parçalarken suçüstü yakalandı. Savaş döneminde başlayan kanlı macerasında, sokakta tanıştığı fahişeleri evine getirip, cinsel ilişkiye girdikten sonra onları öldürmekteydi. Kurbanlarının etlerini de heba etmek istemiyordu. Savaşın ortasında et kıtlığı yaşanıyordu. Grossmann kurbanlarının etlerini keserek aç insanlara cüzi meblağlara satıyordu. Hatta kendi de bu etleri yiyordu. Kayıtlara göre yaklaşık 50 kadını öldürmüştü. Ancak sadece on dört cinayetten ötürü yargılandı.

Moskova’nın da bir “Kurt”’u vardı. Vasili Komaroff eşiyle birlikte atçılık ile uğraşıyordu. Gelen müşterilerin kaybolması yetkilileri hareketlendirdi. Yapılan baskında Vasili suçüstü yakalandı ve otuz üç kişiyi çıkar uğruna öldürdüğünü itiraf etti. Yargılanma sürecinde yirmi iki ceset daha bulundu. Vasili ve eşi idam edilerek cezalandırıldı.

Caz ve Cinayet: New Orleans’ın Baltalı Katili

Avrupa savaşın olumsuz etkilerini yaşarken, Amerika bu savaştan çıkar sağladı ve büyük bir refaha kavuştu. Henry Ford’un seri üretime katkılarının ardından sürekli yeni ürünler piyasaya sürülmeye başlandı. Üretim abartıldı ve arz talep ilişkisi gözardı edildi. Sanat açısından da yenilikler ortaya çıkıyordu. Zaman caz çağıydı.

Cazdan bahsetmişken, cazın çıkış noktası olarak gösterilen New Orleans’ın 1918 ile 1919 yılları arasında yaşadığı Baltalı Adam kabusundan söz etmemek hata olur.

Baltalı Adam özellikle İtalyan asıllı market sahiplerini ve ailelerini hedef alıyordu. Bazı kaynaklara göre bu seri cinayetler 1911’de başlamıştı. O yıl üç İtalyan marketçi ve eşleri benzer şekilde öldürülmüşlerdi. Ancak bu olayı doğrulayan herhangi bir resmi kayıt yok. Katil, geceleri kurbanlarının evlerine girip, onları uyurlarken balta ile öldürmekteydi. İddialar havada uçuşuyordu. Kimine göre Baltacı Katil gizemli bir Alman’dı. Kimine göre ise Black Hand isimli bir mafya örgütüydü. Times-Picayune isimli yerel gazete katile ait olduğunu iddia ettiği bir mektup yayınladı. Mektubun içeriğinde katil herkesi, Aziz Joseph Gecesi’nde kimsenin caz çalmaması konusunda uyarıyordu. Uyarısını dikkate almayıp caz çalacak olanları o gece ziyaret edeceğini, baltası ile kollarını keseceğini söyleyip, insanları tehdit ediyordu. O gece kimse ölmedi. Ancak katilin cinayetlerine devam ettiği dönemde aralarında bir bebeğin de bulunduğu altı kişi aynı şekilde öldürüldü. Altı kişi de ağır yaralanarak kurtuldu. Katil bugüne kadar asla tespit edilemedi. Cinayetlerin bir anda bitmiş olması, katilin kendisinin de bir cinayete kurban gittiğinin tahmin edilmesine yol açtı.

Facebook Yorumları
Ücretsiz! Okuyun!spot_img
Suç Öykülerispot_img

En Son Yazılar