Türkiye Polisiye Yazarları Birliği

Polisiye Yazarları Ne Diyorlar?

 

Polisiye yazarları, geçtiğimiz temmuz ayında bir birlik çatısı altında toplanma kararı aldıklarını kamuoyuna duyurdular. Ancak, Türkiye Polisiye Yazarları Birliği adını  alan oluşum, henüz hukuki bir statüye kavuşmuş değil.Muhtemelen bu yılın ekim  ya da kasım ayında birliğin kuruluşu resmen ilan edilecek. Birliğin ve üyelerinin tanıtımına yönelik faaliyetler twitter, instagram ve facebook gibi sosyal medya hesapları ve birliğin internet sitesi üzerinden yapılmaya başlandı. Polisiye yazarlarını tek bir çatı altında toplama amacındaki birlik, bu sayede onların birbirleriyle iletişim kurmalarına imkan oluşturmayı, nitelikli eser üretmelerine katkıda bulunmayı, çalışmalarını dünyaya tanıtmayı ve daha çok sayıda okura ulaşmalarını sağlamayı hedefliyor. Birliğe katılan bazı polisiye yazarlarımızla görüştük; duygu ve düşüncelerini öğrendik.  Bakalım, Türkiye Polisiye Yazarları Birliği hakkında yazarlarımız ne diyorlar?

 

Algan Sezgintüredi:

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği ve yerli polisiye yazarları bir çatı altında toplama fikri, geçtiğimiz Aralık ayında ikincisi düzenlenen Kara Hafta/Black Week etkinliğinde, etkinliğe katılan polisiye yazarlarının sohbetleri sırasında lafın dönüp dolaşıp mesleğin sıkıntılarına gelmesi sonucunda ortaya çıktı.

Polisiye edebiyatımızın aslında yabancı akranlarından okur sayısı, tanıtım ve benzeri birkaç husus haricinde eksiği yok. Kalite açısından da rahatlıkla boy ölçüşebileceğimiz eserlerimiz var. Üstüne üstlük, İngiltere ve Fransa’dan sonra Dünya’daki en yaşlı polisiye edebiyat bizimki. Bunlara rağmen adı bile duyulmamış, kitapları okura ulaşamayan yazarlarımız çoğunlukta. Ayrıca telif ücretlerinden dağıtıma, yurt dışında tanınmaya kadar, birçok sorun var.

Velhasıl, söz konusu sohbetlerin ardından, hepsini halledebilir miyiz, uzun ve meşakkatli bir çaba olacağı kesin ama moda deyişle ‘elimizi taşın altına sokma’ zamanının geldiğine karar verdik ve harekete geçtik.

Öncelikle ulaşabildiğimiz tüm polisiye yazarlarına ulaşmaya çabaladık. Çağrımıza olumlu yanıt veren otuza yakın yazarla Haziran ayında bir araya geldik, tanıştık ve neler yapabileceğimizi konuştuk. İlk adımların çağın ihtiyacına uygun olarak bir web sitesi ve sosyal medya programlarında hesaplar açmak olduğuna karar verdik. Bu tip işlerden anlayan arkadaşlarımız devreye girdi ve söz konusu siteyle hesaplar Temmuz ayında açıldı ve beklediğimizden daha fazla ilgi gördü. Üye sayımız kısa sürede kırkı aştı.

İlerleyen zamanda hem yurt içi hem yurt dışında, festivallerden panellere, okur buluşmalarına uzanan pek çok faaliyette bulunmanın yanı sıra ülkemiz polisiyesini becerebildiğimizce yukarı taşımaya ve müstakbel polisiye yazarlarına yardımcı olmaya çalışacağız.

 

Arkın Gelişin:

Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği sayesinde, okurlarımız henüz mürekkebini yeterince duyuramamış ama bunu sonuna kadar hakeden kalemleri tanıma fırsatı bulacak. Türk Polisiye ve Suç edebiyatı halen ülkemizde hak ettiği tanınırlığa erişmiş değil ama bu artık bu birlik sayesinde değişecek. Özellikle ‘Birlik’ kelimesine vurgu yapmak istiyorum çünkü bu platforma dahil olduğumdan beri gördüğüm en önemli unsur, tüm üyelerin kolektif bir anlayış içerisinde birbirlerine destek olma çabalarında olmalarıdır. Bu oluşum sayesinde daha kaliteli ve polisiyenin de alt kategorilerini çoğaltarak güzel eserler ortaya çıkacağına inanmaktayım.

 

Armağan Tunaboylu:

Türkiye Polisiye Yazarları  Birliği fikrini ortaya atan ben değilim ama muhtemelen bu fikir ortaya atılırken ben de oradaydım. Başlarda (açıkçası) ne işe yarayacağını anlamayıp dalgamı da geçmiştim. Bilim-kurgucularla halı saha maçı yapalım gibisinden. Ama sonrasında gördük ki sayısı neredeyse polisiye roman okuruna ulaşan polisiye roman yazarı varmış. Bir çatı altında olmanın, birlikte hareket etmenin önemine her zaman inanan biri olarak çok sevindim. Belki de “şahane” kitaplara buradan ulaşacağız.

 

Çağatay Yaşmut:

Avrupa’da olduğu gibi, ülkemizde de böyle bir birliğin kurulması çok sevindirici ve bir o kadar da heyecan verici! Bilindiği gibi, ülkemizde polisiye edebiyat 1990’lardan sonra büyük bir ivme kazandı. O zamana kadar, polisiye edebiyat, eleştirmenler tarafından hep hor görülmüştü. Kaldı ki, polisiye yazan yazarlarımız bile, polisiye yazmaktan utandıkları için takma isimler kullanırdı. Ama, rüzgar artık tersine döndü. Göğsünü gererek polisiye yazarı olduğun söyleyen ve bundan büyük gurur duyan yazarlarımız var. Ülkemizde Kara Hafta gibi dünyadaki polisiye yazarları buluşturan önemli bir etkinlik yapılıyor. Her yıl polisiye roman ödülü veriliyor. Bazı üniversitelerimizin edebiyat bölümlerinde polisiye roman dersi okutuluyor. Şimdiler de ise, polisiye yazarları olarak, ileriye doğru bir adım daha attık, bir çatı altında toplanarak kenetlendik. Birliğimizin planlı ve verimli çalışmaları, düzenleyeceği etkinlikler sayesinde, ‘yerli polisiye iyi değildir’ gibi üzerimize yapışmış kötü imajını silerek polisiyenin hak ettiği yere kavuşmasını, okurların yerli polisiyeyi sevmesini ve kitaplarımızın kitapevlerinin raflarında daha çok yer bulmasını amaçlıyoruz. Bu rüzgarın zamanla yurtdışına doğru eseceğine ve yurt dışı piyasalar da tanınacağımıza, eserlerimizin satılabilir hale geleceğine inanıyorum.

 

Cenk Çalışır:

Para-kitap, kitap-para değiş tokuşu ile çalışan, bunun dışında hiç bir katkı ve gelişimi olmayan, popülerlikle sınırlı, dayatma edebiyat sistemine bir itiraz aslında. İyi niyetli, özverili, yazmaya aşık kalemlerin kendince çabası. Türk polisiyesinin gelişimi, geliştirilmesi, yazarlarımızın okura tanıtılması ve ulaştırılması konularında çalışmayı hedefleyen bir oluşum. Becerebilirsek bu kısmını, sonrası yurt dışında tanıtım elbette. Genç yazarlara ve yazar adaylarına bildiklerimizi öğretmek, bilmediklerimizi hep birlikte öğrenmek, için bir aradayız. Bir çok projemiz var. İlk adımı attık ki bu yolun yarısı ediyor.

 

Çağan Dikenelli:

Hayali katillerle uğraşmayı bir kenarı bırakıp, edebiyat katili medya, seri katil yayınevleri, yalancı şahit kitapçılar ve suç makinesi sistemle er meydanında güreş tutmaya karar veren birkaç yürekli insan. Hayalleri en az kitapları kadar cesur. Dört yandan algı operasyonu boyunduruğuna alınmış Türk halkına kitap okutmanın Ted Bundy’ye insan sevgisi aşılamaktan daha zor olduğunun bilincinde, telif kitaplar okyanusunun fırtınalarında hayatta kalabilmek için Nuh’un gemisini inşa etmeye soyundular. Kendim de bu güzide birliğe üyeyim diye söylemiyorum, yetenekli, zeki ve inatçı insanlar bunlar. Eminim ki, ilerici, devrimci fikirlerle Türk Edebiyatı’nın rant kentinde, yozlaşmış çetelerden polisiye mahallelerini kurtaracak, edebiyatımızın diğer emekçileri için de koskoca bir meşale tutuşturacaklar.

 

Elçin Poyrazlar:

Yazarlar bencil ve kıskançtır denir. Sanırım polisiyecileri bundan ayrı tutmak lazım. İngiltere ve ABD başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde polisiye yazarları bir şekilde örgütlenmiş. Dernekleri sayesinde polisiye edebiyatın sevilmesi, yayılması ve yazarların haklarının korunması için çaba harcıyorlar.

2016 Aralık ayında Pera Palas’taki Kara Hafta Polisiye Festivali’nde bir kaç polisiye romancı bir araya gelerek dertleştik. Çoğumuzun yazarlık, yayıncılık ve piyasa üzerine tasaları aynıydı. Polisiye Türkiye’de hala edebiyatın bir alt türü olarak görülüyor. Orada birleşme ve ortak bir çaba içine girme fikri doğdu. Amacımız Türkiye’nin polisiye edebiyatını daha fazla okurla buluşturmak ve yurtdışında da tanınmasını sağlamak. Elbette daha iyi roman yazmayı önde tutarak.

 

Ercan Akbay:

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği ülkemiz polisiye okurunun ufkunu açacak önemli etkinlikleri başlatıp sürdürebilecek bir dostluk plâtformu arayışıdır. Bünyesinde hiçbir kişisel hırs, olumsuz güç ve kötü niyetli rekabet barındırmayan birliğimizde, özellikle dünya polisiye yazarlarına açık Kara Hafta organizasyonlarının gönüllü katkılarla desteklenebilmesi, genç yazarların daha kaliteli ürünler vermeye teşvik edilmesi, ortak eserler üretilmesi gibi teknik konuların yanı sıra, aynı bilgi okyanusunu paylaşan arkadaşlıkların ortak amaç paydasında buluşması hedeflenmektedir. Ülkemizdeki polisiye kurgu geleneğini güçlendirebilecek çalışmaları başlatan ekip olarak kabul gören birliğimizin faaliyetlerinin polisiye okurunca tanınıp benimsenmesi ve bizlerle aynı çizgide bütünleşmesi en nihaî arzumuzdur.

 

Gonca Çiftçioğulları:

Gerilim, heyecan ve gizem dolu kitaplar genelde okurun oldukça ilgisini çeker. Bunlara bir de polisiye örgüsü eklenince de zaten tadına doyum olmaz. Genelde Türk okurları bu tür kurguları hep yabancı yazarların kitaplarından okumaya alışıktır. Bu nedenle yerli yazarlarımızın kitapları çok fazla rağbet görmemektedir. Yerli yazarlar bu şekilde kurgu yapamaz gibi bir algı vardır genelde okur üzerinde. Bu ön yargı, artık son dönemlerde yavaş yavaş yıkılmaya başladı gibi. Nedeni ise, yerli polisiye kitapların okur üzerinde bıraktığı olumlu etkiler oldu. Son dönem yazarlarımız gerek kurgu, gerekse anlatım bakımından yabancı yazarlardan farklı olmadıklarını okurlara göstermeye başladılar. Fakat bu çaba yeterli gelmedi. Çünkü çok uzun yıllara dayalı bir ön yargı vardı aşılması gereken. Böyle bir ortamda ben de polisiye yazarı olarak elimden geleni yapmaya, okurların ilgisini çekecek türede kurgular yazmaya çalıştım. Bu işe gönül veren ve ülkemizin her bir köşesinde, farklı şehirlerde yaşayan bütün polisiye yazarlar bir araya gelerek bir birlik oluşturduk. Amacımız yerli polisiye kitapları bütün okurlara sevdirebilmek. Bir elin nesi var, iki elin sesi var diyerek çıktık bu yola. İnşallah bu çabamız olumlu olarak geri dönecek ve birliğimizin de katkılarıyla, kitap okurları içinde özel bir yere sahip olan polisiye sever okurlara ulaşabileceğiz ve hatta bütün okurlara polisiye kurguyu sevdirmeye çalışacağız.

 

Günay Gafur:

Birlikten güç doğar, derler. Doğrudur. Ama bu kez güçten birlik doğdu. Adı da Türkiye Polisiye Yazarları Birliği oldu.

Üye her yazarın ayrı bir güç, renk ve tarz kattığı böyle bir oluşumun icinde yer almak mutluluk ve gurur verici. Birliğimiz sayesinde polisiye edebiyatımızın cok daha sağlam adımlarla yoluna devam edeceğinden ve hem ulusal hem uluslararası platformda hak ettiği noktaya kısa sürede ulaşacağından hiç şüphem yok.

 

Suphi Varım:

Birlik, çok yönlü çalışmalara yönelik bir yapı sergiliyor. Bu yapıda yazarlar arasında dayanışma, yazarların gelişimine katkıda bulunma, Türkiyeli suç yazarlarını ve eserlerini tanıtma gibi birçok işlev var. Tabii Birliğimiz, sadece bunlarla sınırlı kalmayacak. Seminer, sempozyum gibi etkinliklerle Türkiye suç edebiyatını bilimsel çerçevede de ele alacak. Bu tür çalışmaları, hem polisiyenin kuramsal boyutu hem de okuyucunun bilinçlendirilmesi açısından son derecede yararlı görüyorum. Birlik üyelerimizin entelektüel potansiyeli oldukça yüksek, sinerji etkisi söz konusu… Bu bakımdan suç edebiyatımızın daha da ileri gitmesinde önemli projelere imza atılacağından eminim. Hepimiz bu amaca odaklanmış durumdayız.

 

Yaprak Öz:

Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği, bu türe gönül vermiş biz yazarların kaynaşmasını ve dayanışmasını sağladı. Birbirimizi yakından tanımaya başladık ve bu da yaşamlarımıza müthiş bir zenginlik kattı. Ben, Birlik’teki renkli kişilikleri tanımaktan ve onlarla keyifli sohbetler yapmaktan çok hoşlanıyorum. Birlik’in güzelliklerinden biri, birbirimize polisiye türünde tavsiyede bulunduğumuz pek çok şey olması, birbirimize pek çok konuda danışma ve yardım olanağımız. Ancak tabii ki, en önemlisi, Türkiye’deki polisiye okurunun karşısına hep birlikte çıkmamız ve bu türün hakkını veren ama hak ettiği kadar tanınmayan pek çok eseri ön plana çıkaracak olmamız.

Yorum Bırakın:

yorum