YeniSayı Çıktı

Polisiye Dergi Dedektif'in yeni sayısını şimdi ücretsiz okuyabilirsin!

BAŞKOMİSER ÇAKIR VE OLAĞANÜSTÜ ŞÜPHELİLER / BÖLÜM 2: KAOS

Diğer Yazılar

Tuğba Turan
Tuğba Turan
1972, Ankara doğumlu olan Turan, 1990 yılında Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni bitirip devlette çalıştıktan sonra 2008'de Karabük-Eflani ilçesine serbest eczane açtı. Kendisini 2003 doğumlu bir erkek evlat, üç köpek, on (zaman zaman daha fazla) kedi annesi olarak tanımlamaktadır. Safranbolu’da yaşıyor. Zalifre Yazıları isimli basılı dergide makaleleri yayınlanan yazarın Gölge e-Dergi'nin son yirmi sayısında fantastik hikâyeleri yer almıştır. Dedektif Dergi’nin kuruluşundan beri yazdığı 30 bölümlük Tilda ve Diğerleri isimli polisiye hikayeleri kitap haline gelmiştir. Kişisel sayfası olan tugbaturan.com'da tüm yazılarını yayımlayan yazar aynı zamanda Türkiye Polisiye Yazarları Birliği üyesidir. Eserleri: Adı Cemre Olacak (Roman) 2020, Herdem Yayınevi Dedektif Tilda ve Diğerlerinin Olağanüstü Maceraları (Polisiye Hikâye) 2021, Herdem Yayınevi Dedektif Dergi (Polisiye Hikâye Seçkisi, Kolektif) 2018, Paradigma Akademi Kırmızı Battaniye (Polisiye Hikâye, Kolektif) 2018, Paradigma Akademi Dark Polisiye – İkinci Kitap 2021, Dark İstanbul Yayınları


Anne ve babalar çocuklarıyla beraber okuyabilsin diye yazılan bu hikâyede, coğrafi yer isimleri dışında tüm isimler ve olaylar hayal ürünüdür. Hikâyenin yazılışında sınırda ve satıhta ülkemizi hainlerden koruyan tüm emniyet güçlerimizden ve insanoğlunu kayıtsız şartsız seven güzel hayvanlardan ilham alınmıştır.


30 Eylül 2018, Bartın Limanı

Sarı konteynerler, Tekirdağ’dan gelen Anemurium isimli gemiden limana indirilirler. Bekçi köpeği Tonguç, miskin miskin yattığı yerden bir hamlede fırladı. Önceden örgütlediği sokak köpeklerine bir işaret çaktı. Tonguç’un işaretinden sonra, Kesikkulak Corç, Güdükkuyruk Aybars ve Kepçekulak Kocaoğlan gelip Tonguç’a sataştılar. Hep beraber bir dövüş tutturdular. Dövüşün sonunda köpekler sırayla balıkçı teknelerinin önünde dizildiler. Sarı konteynerin gizli bölmesinden indirilen 50 kilo patlayıcıyı hamsi kasalarının altına yerleştirdiler. Her bir kasaya 5 kilo patlayıcı kondu. Kamyonet başına bir kasa hamsi yüklenen toplam 10 balıkçı kamyoneti patlayıcıları da alıp Safranbolu’ya doğru yola çıktı.

Kesikkulak Corç: Amma da hırpaladı bizi Tonguç abi!

Güdükkuyruk Aybars: Neyse ki kuyruğum kopuk. Yoksa bu kavgada koparırdı o Tonguç denen azman!

Kepçekulak Kocaoğlan: Oğlum siz dua edin Tonguç’a! Asıl Gecenin Öfkesi’yle karşılaşmadığınıza şükredin!  İşimizi iyi yaptığımız için bize bir kasa hamsi göndermiş Gecenin Öfkesi. Hadi gelin afiyetle yiyelim.

***

Üstte hamsiler altta patlayıcıların bulunduğu balık kasaları kamyonetlere yüklenerek yola çıktı. Safranbolu’ya 15 kilometre mesafede bulunan Ahmetusta Geçidi eylül ayı olmasına rağmen kırağıdan dolayı buzlanmıştı. Kayarak yoldan çıkan bir kamyonet bariyerlere çarptı. Sürücü, kendini kamyonetten atabildi fakat araçta büyük bir patlama meydana geldi ve yanmaya başladı. Çevre köylerden bile duyulan patlamadan sonra yerel polisler Karabük Kedi-Köpek Güvenlik Birimi-KKGB’den Başkomiser Çakır’ı olay yerine çağırdılar. Yılların tecrübeli polisi Çakır, olay yerine yardımcısı Komiser Şanslı’yla varır varmaz buz mavisi gözleriyle patlamanın çapını taradı ve kararını verdi.

Başkomiser Çakır: Kamyonet ne taşıyormuş?

Komiser Şanslı: Hamsi, mezgit ve istavrit Başkomiserim.

Başkomiser Çakır: Bir kamyonetin mazot deposu dolu da olsa bu kadar büyük çaplı patlamaya sebep olmaz. Ne hamsi ne mezgit ne de istavrit bir kamyoneti ve bir kilometre uzunluğunda çelik bariyeri patlatamaz. Değil mi Komiser Şanslı?

Komiser Şanslı: Patlatamaz Başkomiserim. Bu kadarını yapabilmek için kamyonette patlayıcı olması lazım.

Başkomiser Çakır: Mesela…

Komiser Şanslı: Mesela C4!

Başkomiser Çakır: Aracın şoförü önce hastaneye gönderilsin. Sonra sorguya alınsın. Bu kamyonet kimin adına kayıtlı, hangi balıkçı şirketi adına mal taşıyor öğrenelim.

Komiser Şanslı: Son bir haftada Bartın Limanı’na balık bırakan tüm balıkçı tekneleri hangileriymiş? Limana giriş yapan tüm gemilerin isimleriyle yükleri neymiş? Nereden yüklenmişler ve nereden geliyorlar?

Başkomiser Çakır: Hızlı öğreniyorsun. Evet, bu bilgileri acilen istiyorum. Olay yeri incelemeye söyle, patlama alanını iyi ölçüp biçsinler. Tahminime göre en az 5 kiloluk patlayıcı varmış burada.

Komiser Şanslı: Eğer patlayıcı taşıyan tek araç bu değilse o zaman gerçekten sorunumuz var demektir Başkomiserim. Olay Yeri İnceleme’den Komiser Tombiş’e mesaj attım. İstediğiniz bilgilere ulaştığım an haberiniz olacak.

30 Eylül 2018, 2 saat sonra Veteriner Nalan Hanım’ın Safranbolu Bağlar’daki müstakil evinin bahçesi

Cingöz Peyami: Bartın’dan balıkçı kamyonetleriyle gelecek olan patlayıcıları saklamak için saksıları devirip tüm bahçeyi çamur yapmıştık ya Hilmi! 

Hinoğluhin Hilmi: Eee n’olmuş?

Cingöz Peyami: Veteriner kadın bu sabah biz kulübede uyurken her yeri yıkamış! Her yer pırıl pırıl! Nasıl saklayacağız malı?

Hinoğluhin Hilmi: Deme yahu! Patlayıcıları satmak için hemen başka bağlantılar bulmalıyız!

Tıktık Kâmil: Veteriner Nalan’ın evinde yaşayan, Arapça ve Farsça konuşan Nazlı Necmiye diye dişi bir kedi var. İran’da kuvvetli bağlantıları varmış diyorlar. Bir de fırlama erkek kedi var. El Medique. Büyük büyükbabası İspanya’daki El Hamra Sarayı’nda bekçilik mi yaparmış ne! Ne dersin onlarla irtibata geçeyim mi?

Hinoğluhin Hilmi: Kedi olalı bir fare tuttun diyeceğim ama bir köpeğe hakaret olacak. Neyse sen git getir o iki kediyi. Bağlantı kısmını ben hallederim. Hadi fırla.

Cingöz Peyami: Hilmi, bu veteriner kadın biz uyurken her yeri pırıl pırıl etmiş ya. Bizim böyle gizli bir işe giriştiğimizi biliyor olmasın! Dediklerimizi anlıyor mu acaba? 

Hinoğluhin Hilmi: İnsan zekâsı biz hayvanları anlayacak kadar ileri değildir Peyami! Bunu aklına sok. Onun tek anladığı havhav da hav hav, hevhev de hev hev. Takma kafanı, devam et sen.

30 Eylül 2018, 10 dakika sonra Veteriner Nalan Hanım’ın Safranbolu Bağlar’daki müstakil evinin bahçesi

Tıktık Kâmil: Kedileri çağırdım abi.

Nazlı Necmiye: Benim gibi pırıl pırıl tüylü nazlı bir kediyi bu pis sokak köpeklerinin arasına çağırtan kişi çok önemli biri olmalı. Mesela gece gibi. Mesela öfke gibi. Mesela gecenin…

Hinoğluhin Hilmi: Öhömm… Şeyy… Sus kızım yerin kulağı vardır!

Nazlı Necmiye: Ay bunlar da köpek olacaklar güya! Hepimizin acayip keskin kulakları varken yerin kulağından korkuyorlar! Beceriksizler sizi! Demek bir işe kalkıştınız ve o iş başınızdan aştı! Mrrr… Mrrr… Mrrrr… Miyaaaav…

Hinoğluhin Hilmi: Bizim işimiz başımızdan aşmaz kızım. Şanslıydık ve bağlantımız beklediğimizden fazla mal gönderdi diyelim şuna.

Nazlı Necmiye: Ama az önce polis telsizinde duyduklarım öyle demiyor. Mrrr… Mrrr… Mrrrr… Miyaaaav… Bir parti malınız Ahmetusta Geçidi’nde havaya uçmuş. Hahayyt! Bu durumda sizin için ne yapabilirim beyler? Mrrr… Mrrr… Mrrrr… Miyaaaav…

El Medique: Bırak da önce beyler aniden verdiğin bu taze bilgiyi hazmetsinler Necmiyeciğim! Şu suratlara baksana! Yan gelip yattıkları için patlamadan haberleri bile olmamış gariplerin!

Hinoğluhin Hilmi: Öhöm… Şeyy… Olmaz mı? Haberimiz var tabii ki. Patlamadan yani. Mehmetusta geçidindeki. Ahmet miydi? Her neyse. Biz işimize bakalım.  Bu malın devamı da gelecek. O yüzden bir kısmını İran’a bir kısmını da İspanya’ya göndermek istiyoruz. Sizin bağlantılarınızla elbette.

Nazlı Necmiye: Benim bu veterinerin evinde bir patim yağda bir patim balda.

El Medique: Ben de patimi sıcak sudan soğuk suya sokmadan yaşayıp gidiyorum.

Nazlı Necmiye: Bunca zahmete girmemin karşılığında bana ne vereceksiniz bakayım beyler? Mrrr… Mrrr… Mrrrr… Miyaaaav…

El Medique: Ben söyleyeyim sana Necmiyeciğim! Para ve şöhret!

Hinoğluhin Hilmi: Tam üstüne bastın kaldır ayağını El Medique Efendi. Haydi şimdi işimize bakalım.

30 Eylül 2018, 5 dakika sonra Veteriner Nalan Hanım’ın Safranbolu Bağlar’daki müstakil evinin bahçesi:

Hilmi, Ahmetusta’daki kamyonet patlamasından hemen haberdar olamadığı için sinirden deliye döndü. Hırsını Cingöz Peyami ve Tıktık Kâmil’den çıkardı.

Hinoğluhin Hilmi: Malımızı taşıyan balıkçı kamyoneti Mehmetusta Geçidi’nde infilak ediyor ve biz bunu kıytırık bir kediden öğreniyoruz öyle mi? Bu nasıl iş bilmektir? Bu nasıl kaçakçılıktır? Bu nasıl organize suç örgütüdür! Sizden suç örgütü olmaz olsa olsa sıç örgütü olur ulan!

Cingöz Peyami: Mehmetusta değil Ahmetusta…

Hinoğluhin Hilmi: Suuuuuus! Bir de cevap veriyorsun bana! Her şeyi biliyordun da neden orada patlama olduğunu kedilerden önce öğrenemedin! Kimlerle iş yapıyorum ben yahu! Bir de en iyi iki adamını seç gel demişti bana! Şu hâle bak!

Tıktık Kâmil: Kim dedi onu? Biz senin en iyi adamların değil miyiz zaten?

Hinoğluhin Hilmi: Suuuus! Sus! Cevap verme! Delirtme adamı!

30 Eylül 2018, 5 saat sonra Safranbolu Kıranköy balık pazarı:

Balıkçı Hamdi, Bartın’dan getirttiği hamsi kasalarından çıkan gri renkli sabun kalıbı gibi paketlenmiş materyalin ne olduğunu anlamadı ama bu işte bir bit yeniği olduğunu anladı. Hemen polise haber verdi. Kıranköy’e doğru yola çıkan Komiser Şanslı, Başkomiser’e acilen attığı mesajda olayı özetledikten sonra sonunu şöyle bağladı:

BAŞKOMİSERİM GERÇEKTEN SORUNUMUZ VAR.

Başkomiser Çakır tam o sırada olay yeri inceleme ekibinin başı Komiser Tombiş’le telefonda konuşuyordu.

Komiser Tombiş: Evet Başkomiserim. Miktar tahmin ettiğiniz gibi 5 kilogram C4. Yalnız bildiğiniz gibi C4, tek başına kurşunla…

Başkomiser Çakır: Çarpışmayla, yanmayla ya da…

Komiser Tombiş: Ya da radyasyonla patlamaz. Patlamasının tek yolu şok dalgası veya içine yerleştirilen fünyenin ateş almasıdır.

Başkomiser Çakır: Anlaşıldı. Bu da demektir ki, fünyelerle C4’leri bir araya koyan…

Komiser Tombiş: Bir grup amatörle karşı karşıyayız.

Başkomiser Çakır: Ya da bir grup beceriksizle! Neyse… Az önce Şanslı’dan mesaj geldi. Anlaşılan yanlışlıkla bir balıkçıya mal inmiş. Tahmin ettiğimiz gibi 5 kilogram daha C4 çıkarsa bu işin organize olduğuna karar vereceğim. Bakalım nereden geldiğini bulabilecek misin patlayıcıların?

Komiser Tombiş: Çok basit Başkomiserim. Avrupa Patlayıcı Üreticileri Federasyonu ile İNTERPOL’ün bir yıl önce imzaladığı bir anlaşma var. Bu anlaşma gereği patlayıcıları, her fabrikanın kendi imzasını taşıyan ambalajlara sarıyorlar. Patlayıcı maddeler yasadışı yollardan satılamasın ve kötü niyetli kişilerin eline geçemesin diye böyle bir tedbir alındı. Bu fabrika bilgisi ambalajda direkt olarak yazmıyor. Özel kimyasal maddeler kullanılarak tespit ediliyor.

Başkomiser Çakır: Sonuç?

Komiser Tombiş: Ambalajı laboratuvara göndererek C4’leri üreten yeri bulabilirim.

Başkomiser Çakır: Yordun beni yahu Komiser. İlk söyleyeceğini en son söylüyorsun. Peki o iş sende. Bakalım nereden gelirmiş bütün bu C4’ler? Sonra da nereye gittiğini bulacağız elbet!

1 Ekim 2018, Ertesi gün Veteriner Nalan Hanım’ın Safranbolu Bağlar’daki müstakil evinin bahçesi:

Hinoğluhin Hilmi: Nereye gitti 50 kilo patlayıcı yahu! Nereye gitti söyleyin bana!

Cingöz Peyami: Hilmi sakin ol!

Hinoğluhin Hilmi: Sakin ol deme bana! 50 kilo patlayıcı 10 adet kamyonete yüklenmişti. 5 kilosu yolda patladı! 5 kilosu balıkçıdan çıktı. Necmiye denen kedi 10 kilosunu İran’a sattı. El Medique 10 kilosunu İspanya’ya yollandı. Geriye 5’er kilodan 4 kamyonetteki 20 kilo patlayıcı kaldı! Hani nerede o kamyonetler? Hani nerede bu patlayıcılar? Hay ben size de, sizin yapacağınız işe de! Ne diyeceğim ben şimdi ona?

Cingöz Peyami: Kime ne diyeceksin Hilmi? Patron sen değil misin?

Hinoğluhin Hilmi: Ne demek o? Benim tabii! Benden başka patron mu var burada!

Tıktık Kâmil: Bir dahaki sefere daha dikkatli oluruz. Kendimiz getiririz malı. Geç olur da güç olmaz inşallah.

Hinoğluhin Hilmi: Bu işi böyle savsaklarsak bir daha iş olur mu sanıyorsun sen! Onun öfkesinden haberin yok belli! Yeter be! Dırdır etmeyin başımda! Yıkılın karşımdan ikiniz de!

1 Ekim 2018, 2 saat sonra Veteriner Nalan Hanım’ın Safranbolu Bağlar’daki müstakil evinin birinci kattaki salonu:

Kara Murat: Miyuuuv! Necmiye abla ve El Medique abi, size bir şey soracağım, miyuuuv. Siz aşağıdaki suratsız sokak köpekleriyle pek sıkı fıkı oldunuz. Nedir elin köpekleriyle alıp veremediğiniz acaba?

El Medique: Ne olacak Kara Murat kardeş. Üç tane beceriksiz köpek C4 kaçakçılığı yapmaya kalkışmışlar. Güya bu patlayıcıları da sokak köpeklerini doyurmak gibi iyi bir amaç için kullanacaklarmış! Külahıma anlatsınlar! Gelen malı satamamışlar. Bizi buldular. Necmiye’den İran’a, benden de İspanya’ya mal satmamızı istediler. Biz de sattık. (Bling-bling, bling-bling.) Aaaaaa Necmiyeciğim! İkimize de aynı anda mesaj gelmesi tesadüf mü acaba? Hahahahahahaha!

Nazlı Necmiye: Yoksa ikimize de aynı anda para yatıran Paris’teki sarı tasmalı arkadaşlarımız olmasın! İran’a ve İspanya’ya gönderdik dediğimiz toplam 20 kilo C4’ü nasıl da sattık ama onlara! Aşağıdaki beceriksiz köpekler işi ellerine yüzlerine bulaştırırken biz köşeyi döndük şekerim! Çak bir pati!

Kara Murat: (kendi kendine) Hmmmm… Demek öyleeeee…

1 Ekim 2018, Karabük Kedi-Köpek Güvenlik Birimi-KKGB:

Başkomiser soruşturma için Bartın’a giderken, cep telefonunun ekranına Komiser Şanslı’dan istediği bilgiler düştü:

Komiser Şanslı / Whatsapp Mesajı:

Aracın şoförünün ismi: Ahmet Yılmaz

Bu kamyonet kimin adına kayıtlı: Ahmet Yılmaz

Hangi balıkçı şirketi adına mal taşıyor: Dalyan Balıkçılık A.Ş.

Son bir haftada Bartın Limanı’na balık bırakan tüm balıkçı tekneleri: Yakamoz, Pelinsu, Hicran, Aycan.

Limana giriş yapan tüm gemiler, yükleri ve nereden yüklendikleri, nereden geldikleri: ANEMURIUM, kuru yük gemisi. Tekirdağ’dan geliyor, demir-çelik, mühimmat taşıyor.

ZEYNEP, kuru yük gemisi. İzmir’den geliyor, mobilya malzemesi taşıyor.

ATLANTİK, kimyevi madde tankeri. Mersin’den geliyor, petrol taşıyor.

KARADENİZ, yolcu/yük gemisi. Samsun’dan geliyor, otomotiv parçaları taşıyor.

Başkomiser Çakır Bartın’a iner inmez, balıkları teknelerden indiren balıkçıları limanda anormal bir durum oldu mu diye sorguladı. Soruşturma esnasında öğrendi ki Tonguç denen bekçi köpeği limanın efesiydi. Kesikkulak Corç, Güdükkuyruk Aybars ve Kepçekulak Kocaoğlan isimli sokak köpeklerinden oluşan bir çetesi vardı. Görgü tanığı mazlum bir sokak köpeği olayları şöyle anlattı:

Mazlum sokak köpeği: Sarı üzerine kocaman kırmızı E harfi logolu konteynırların boşaltılmaları sırasında Tonguç, bu köpeklerle birlikte ortalığı karıştırdı.  Tonguç’la kavga eden köpekler dövüşün sonunda balıkçı teknelerinin önünde sıraya girdiler. Sarı konteynerin gizli bölmesinden indirilen patlayıcıları hamsi kasalarının altına dizdiler. Tüm bunlar olurken kulaktan kulağa dolaşan bir isim vardı. Söylerken bile korkudan kuyruklarını arka ayaklarının aralarına kıstırmalarına sebep olan bir isimdi bu: GECENİN ÖFKESİ.

Çakır, Karabük’e döner dönmez Komiser Şanslı’yı odasına çağırdı ve sesli olarak düşünmeye başladı.

Başkomiser Çakır: Karşı karşıya olduğumuz bir grup amatör kimmiş şimdi anlaşıldı! Patlayıcı fünyelerle C4’leri bir araya koyanlar, ortalık karıştırmada becerikli ama patlayıcı işini bilmeyen sokak köpekleriymiş meğer! Amatörler! Hep derim, kel, kör, kendi işini kendin gör! Bu hırsızlıkta da böyledir polislikte de! Dalyan Balıkçılık’a ait kamyonetin getirdiği 5 kilo mal Ahmetusta’da patladı. İkinci 5 kilo mal balıkçı Hamdi’den çıktı. Peki bu kadar mıydı? Gerisi nerede bu patlayıcıların?

Komiser Şanslı: Komiserim, Tekirdağ’dan gelen soruşturma sonuçları şöyle: Liman müdürünün doberman köpekleri sürekli kavga ederlermiş. Görgü tanığı fanatik Fenerbahçeli bir fino köpeğinden şu bilgi alınmış: Hep birbirlerini boğazlayan Napolyon ve Çörçil isimli dobermanlar üzerine kocaman kırmızı E logolu sarı konteynerleri görünce daha bir azmışlar. Görgü tanığı, kardeş olan köpeklerden Napolyon’un Galatasaraylı Çörçil’in de Fenerbahçeli olduğunu biliyormuş. Sarı-kırmızıya alerjisi olan Çörçil, konteynerleri görünce Napolyon’u boğazlıyor diye düşünmüş. Saklandığı yerden birtakım işçilerin, ülkeye giren kaçak patlayıcıyı taşıyan sarı konteyneri gizli bölmesiyle beraber Anemurium gemisine yüklediklerini görmüş.

Başkomiser Çakır: Anlaşıldı.

Komiser Şanslı: Başkomiserim, Edirne Kapıkule’den de aynı yönde bilgiler geldi. Sarı üzerinde kocaman kırmızı E harfi olan tırlar sınırdan geçerken gümrük kontrol köpeklerinden biri aşırı havlamış. Rita ve Bozkurt isimli köpeklere C4 patlayıcıları bulmaları için de eğitim verilmiş. Bozkurt bu tırlardan birini tespit edip yakalattırmış. Ve bir de herkes korkudan kuyruklarını kıstırarak aynı isimden bahsediyormuş…

Başkomiser Çakır: GECENİN ÖFKESİ!

Komiser Tombiş Çakır’ın odasına girdi.

Komiser Tombiş: Patlayıcıların üretildiği fabrikayı belirledik Başkomiserim. 

Başkomiser Çakır: Sarı üzerinde kocaman kırmızı E harfi logosu olan bir firma mıymış?

Komiser Tombiş: Ama siz… Siz… Firmanın logosunda kırmızı bir E harfi olduğunu nereden bildiniz?

Başkomiser Çakır: Bunca yıllık tecrübemle ipuçlarını birleştirdim kızım.

Komiser Tombiş: Çekya’nın başkenti Prag’daki EXPLOJIA isimli firmaya ait çıktı patlayıcılar.

2 Ekim 2018, Safranbolu Kıranköy balık pazarı:

Balıkçı Hamdi’ye gelen hamsi kasasından 5 kilo patlayıcı çıktığını duyan kamyonet şoförleri başlarının belaya girmesinden korkup saklandılar. Kamyonetlerindeki hamsi kasasını kontrol ettiler. Her birinin kamyonetinden 5’er kilo patlayıcı çıkınca ne yapacaklarını bilemediler. Bir yandan patlayıcıları polise teslim etmeleri gerektiğini biliyor, öte yandan enselerinde Gecenin Öfkesi’ni hissediyorlardı. Bu yüzden gece inince Safranbolu balıkçılarına mal indirmek için gizli gizli yanaştılar. O gece Safranbolu balık pazarı, sokak köpekleri tarafından yağma edildi. Bir kasa hamsi dışında çalınan tek şey hamsi kasalarındaki son 20 kilo C4 patlayıcıydı.

2 Ekim 2018, Veteriner Nalan Hanım’ın Safranbolu Bağlar’daki müstakil evinin sokağı:

Sokak köpekleri çaldıkları 20 kilo patlayıcıyı Hilmi ve adamlarının kaldığı evin bahçesine getirdiler. Bu patlayıcılar, Ankara, İstanbul ve İzmir’deki yasadışı evcil hayvan ticareti yapan dükkânlara dağıtılacaktı.

Hinoğluhin Hilmi: Her bir kutuya 1 kilo patlayıcı koyun, anladınız mı mankafalar? 1 kilo C4 kocaman bir binayı yerle bir etmeye yetecek güçtedir. Cezalarını çekmesi gerekenlere yeter de artar bile! Bu işi de berbat edip gecenin öfkesini üzerinize çekmek istemezsiniz değil mi!

Tıktık Kâmil: Neyin öfkesi?

Hinoğluhin Hilmi Sus sus! İşine bak sen!

2 Ekim 2018, Aynı anda Karabük Kedi-Köpek Güvenlik Birimi-KKGB:

Başkomiser Çakır: Limanlarda ve Kapıkule’de adı geçen olaya karışmış hayvanların hepsini tek tek KE-devletten araştırın. Bakalım tahmin ettiğim kişinin sahiplendirdiği sokak hayvanları mı çıkacak bunlar?

Başkomiser Çakır hayvanların KE-devlet sonuçlarıyla içeri giren Komiser Şanslı’ya söz hakkı vermeden sordu.

Başkomiser Çakır: Hepsi Veteriner Nalan Hanım’ın sahiplendirdiği hayvanlar değil mi?

Komiser Şanslı: Evet Başkomiserim. Ama… Ama… Siz yine nereden bildiniz?

Başkomiser Çakır: Hayvanların ırkları ve isimleri tanıdık geliyordu zaten. Ben de bir zamanlar o evde idim. Sonra polis teşkilatına sahiplendirildim. Veteriner Nalan’ın evini ve kliniğini derhâl dinlemeye alın.

Komiser Tombiş: Komiserim şu sarı konteynerlerden birini yakalatan gümrük koruma köpeği Bozkurt ve idarecisi Derya Hanım’dan gizli bir e-posta geldi. Beraber çalıştıkları Rita ve idarecisi Raşit Bey’den şüpheli olarak şikâyette bulunmuşlar.

Başkomiser Çakır: Neden?

Komiser Tombiş: Adamın olay anında söylediği bir cümleden dolayı. O gece kontrollerde Bozkurt isimli köpek, Rita isimli köpeğin geçiş verdiği tırdaki kaçak C4’ü tespit etmiş. Bunun üzerine Raşit Bey; ‘Memleketi kötü adamların eline geçecek 100 kilo patlayıcı maddeden kurtardınız bu gece!’ demiş. Daha tır içeri alınıp C4’lere el konmadan konteynerde 100 kilo patlayıcı olduğunu nasıl bildi acaba?

Başkomiser Çakır: Yakalanan tırdaki C4 miktarı yanlışlıkla izin verilen tırdan daha fazlaymış demek…

Komiser Tombiş: Evet efendim. Tam 100 kilo.

Başkomiser Çakır: Demek ki 100 kilo malı yakalatmışlar, yem olması gereken mal var şimdi ellerinde! Hâlbuki rüşvet alan yöneticinin idare ettiği gümrük kontrol köpeği 100 kilo patlayıcıyı gümrükten geçirecek, daha az olan patlayıcıyı da yakalasın diye öteki köpeğe bırakacaktı.

Komiser Tombiş: Ama öteki köpeğin yani Bozkurt’un büyük parti C4 taşıyan diğer tır için havlayacağını hesaba katamadılar.

Başkomiser Çakır: Her daim hainlerin hesaba katamadığı bir Bozkurt çıkacaktır Komiser Tombiş! Rita isimli köpeği de yöneticisi olan adamı da merkeze alsınlar.

2 Ekim 2018, Edirne Kedi-Köpek Güvenlik Birimi-KKGB:

Rita ve Raşit Bey merkeze alındı. Raşit sorguya çekildi. Her şeyi itiraf etti. Rita’ya yasak madde dolu bir kutu koklatıldı. Kutuyu koklar koklamaz havlaması gereken köpek, alıştığı üzere yöneticisinin gözünün içine baktı ve havlamadı. Bunun üzerine Raşit’in işine son verilirken, Rita’nın da artık gümrük kontrol köpeği olamayacağına karar verildi.

2 Ekim 2018, Edirne Kapıkule Sınır Kapısı:

Gümrükte görevli tüm köpeklerin kulübeleri yan yanaydı. Kulübesinden alınan Rita’nın görevli tasması çıkarıldı. Artık bekçi köpeği olarak görev yapacaktı. Rita’nın sahiplendirilmek üzere arabaya bindirildiğini gören Bozkurt, Rita’nın arkasından seslendi.

Bozkurt: Ne oldu güzeller güzeli Ritacığım? Güzelliğin on par’etmez o boynundaki gümrük kontrol köpeği tasması olmasa! Ama senin kadar güzel bir köpek nerede olsa yuva ve mama bulur! Merak etme!

2 Ekim 2018, aynı anda Karabük Kedi-Köpek Güvenlik Birimi-KKGB:

Komiser Şanslı: Komiserim Veteriner Nalan’ın evini neden sadece dinlemeye aldık? Emredin evi basalım…

Başkomiser Çakır: Bekle! Birileri neden ülkeye yasadışı patlayıcı sokar? Basitçe cevap ver.

Komiser Şanslı: Patlatmak için!

Başkomiser Çakır: O iş cepte. Asıl sormamız gereken şu: Ne zaman ve nereyi patlatmak için?

Komiser Tombiş: Amacımız kaçak patlayıcıyı yakalamak olsa çoktan yakalardık. Ama sadece beceriksiz bir çeteyi yakalamak değil tüm organize suç çetesini çökertmek istiyoruz. Değil mi Başkomiserim?

Başkomiser Çakır: Daha öğreneceğiniz çok şey var ama doğru yoldasınız gençler! Hadi çalışmaya devam!

En Son Yazılar