YeniSayı Çıktı

Polisiye Dergi Dedektif'in yeni sayısını şimdi ücretsiz okuyabilirsin!

BEŞE DÖRT SOKAĞI

Diğer Yazılar

Rıdvan Adıyaman
Rıdvan Adıyaman
1990 yılının, mart ayında, Sapanca Sağlık Ocağı’nda yeryüzüne gelmiştir. Uzun yıllar amatör kümede futbol oynayıp biraz tiyatroyla ilgilenmiştir. Hip Hop kültürüyle içli dışlı bir coğrafya öğretmenidir. 2013 yılından beri yazmaya gönül vermiştir. 2023 yılında Myrina Yayınları ve Kibele Edebiyat Öykü yarışmalarına katılmış hikayeleri antoloji kitaplarında yayımlanmıştır. Dedektif Dergi 2024 Zehirli Kalem öykü yarışmasında finalist listesi içinde yer almıştır. Geçmişin İzleri, Feriştah, Gerçeğin Peşinde, Hiç, Şeytan’ın Oğlu adlı kitaplarını yayımlamıştır.

“Yazgı değişebilir ama kendi niteliğimiz hiçbir zaman değişmez.”

ARTHUR SCHOPENHAUER

Değişim, yavaş gerçekleşen bir devrimdir ve değişime ayak uyduran evrimleşir. Evrimleştikçe insan, değişimin bağıntısı olur. Fakat bundan rahatsız olan bir güruh her zaman vardır. Bu bağıntıya karşıdır. Hatta derler ki: “Bazı devrimler kıyametleri, kıyametler de başkaldırıları çağırır.” Bunlar, Geri Dünya’yı özleyen, Geri Dünya’ya dönmek isteyenlerin laflarıydı.

Dünya, beklediği kıyametten az da olsa kurtuldu. Nüfus on beş milyarı geçti. Fosil yakıtlar, doğal kaynaklar tükendi. Planlanan ‘uzay yaşamı’ gerçekleşmedi. Koloni kurmaya çalışan zenginlerin yaptığı her atılım kaosla sonuçlandı. Binlerce insan, uzaya taşınırken infilak eden araçlar yüzünden öldü. Yaşama uygun bazı gezegenlerde göktaşı yağmurları yerleşime izin vermiyordu. Bu nedenle Birleşmiş Milletler uzay macerasına ara verdi.

Ülkeler artan nüfusa çare bulamadıkça çöküşe geçti. Doğal kaynaklar tükendikçe sosyoekonomik çöküntü arttı. ‘Göç’ küresel ölçekte yasaklandı ve ölümler arttı. İlaç temini zorlaşınca salgın hastalıklar çoğaldı, bazı ülkeler haritadan silindi.

Bu durumlardan sonra Hindistan ve Pakistan’da ‘Metaverse’ hayatını yaymak için ‘Elit Ligi’ kuruldu. Zamanla bu yeni hayat benimsenerek adına ‘Ab-ı Meta’ denildi.

On beş yıl içinde birçok ülkede Ab-ı Meta’ya girişler çoğaldı ve nüfus artış hızı azalmaya başladı. Çünkü Ab-ı Meta insanları evlere kapatarak, ikili ilişkileri sanal ortamlara aktardı.

Geri Dünya’nın büyük ülkeleri bu duruma karşı çıktı. Çünkü ellerindeki üretim, dağıtım, pazar ağları kayboldu, para ve güç kaybettiler.

Geri Dünya’da hayat yok denecek kadar azdı. Bütün yaşam, Ab-ı Meta’daydı. Ticaret, siyaset, para, meslek, eğitim…

Her şeyin fazlası problemdi. Ab-ı Meta’ya uzun süre bağlı kalınca, gerçekliği kaybolan, obezite yüzünden ölen insanlar vardı. Bu nedenle ‘Küresel Metaverse Birliği Örgütü’ kuruldu. Herkese ‘Meta kimlik’ verildi ve sisteme bu kimlik numaralarıyla giriş yapmaları istendi.

Meta hiyerarşi oluştu, kademelere göre ‘meta zaman’ belirlendi. Zaman, on iki saat olarak başlıyor, en fazla yirmi saate çıkıyordu. Arta kalan zamanda Geri Dünya’da spor yapmak, sağlık kontrolleri yaptırmak ve bir çocuk sahibi olmak mecburiydi.

Ab-ı Meta, ölümü öldürmüştü. Geri Dünya’da ölen biri yapay zekâ algoritması sayesinde beyin simülasyonunu, Ab-ı Meta’da yarattığı avatara aktarabiliyordu. Bu aktarımı sadece Geri Dünya’da zengin olan kişiler yapabiliyordu.

İnsan hangi ortamda olursa olsun sınırlarını geçmek için uğraşıyordu. Meta ağlara saldırılar düzenleniyor, ‘sunucu solucanları’ adında virüs yaymaya çalışıyordu. Bu yüzden ‘Metaverse Güvenlik Birliği Ağı’ kuruldu. Ben hem Geri Dünya’da hem de Ab-ı Meta’da güvenlikten sorumlu üst kademeli bir görevliydim. Beş kişilik ekibimle Ab-ı Meta’da bulunan bütün kademelere bağlantı yetkim vardı.

Yaptığımız iş basit ve sıradandı. Ab-ı Meta’nın üst kademelerine girmeye çalışanları tespit ediyor, avatarlarını donduruyor, Geri Dünya’da ağlarını kesiyorduk. Fakat insan, ister gerçek dünyada isterse meta dünyada olsun kan dökmekten kaçmıyordu.

Geri Dünya’da spor aktivitelerimizi yaptığımız sırada algoritmadan özel bir mesaj almıştık. Ab-ı Meta’nın Elit Ligi bölgesinde, beşinci kademinin dördüncü sokağında, bir avatar dondurulmuştu ve avatarın Geri Dünya’daki yaratıcısı Cezmi Bahriyeli öldürülmüştü.

Ab-ı Meta için bir ilk olan bu olay nedeniyle Birlik acil toplantı yaptı. Durumu genel hatlarıyla konuştuktan sonra olayın en kısa sürede sonuçlandırılmasını emrettiler. Öncelikle Ab-ı Meta’da çizik aradık. Yani avatar özelliklerini, neden o sokakta bulunduğunu, en son kiminle ne yaptığını, nerelerde gezindiğini soruşturduk.

Algoritma, maktulün Ab-ı Meta hesabını iki kere dondurduğunu, meta kimliğinin başka IP adreslerinde kullanıldığını tespit etti. Bu, üst düzey kullanıcılar için normal bir süreç değildi. Bu nedenle algoritmaya ‘avatar sorgulama’ emri verip Ab-ı Meta’dan çıktım.

Yardımcımı alarak cinayetin işlendiği yere gittim. Diğerlerine algoritmaya verdiğim emirleri takip etmelerini, giriş yapılan IP adreslerinin kimlere ait olduklarını ve avatarını neden dondurduğunu bulmalarını söyledim.

Kullanıcı Geri Dünya’da eski fabrikatördü. ‘Altın kullanıcı’ konumundaydı. Bu kullanıcılar istedikleri kademelere girebiliyorlardı. Kullanıcı, Ab-ı Meta’da arsa satışıyla ilgileniyordu. Ne Geri Dünya’da ne de Ab-ı Meta’da ailesi yoktu.

Kullanıcı, özel meta odasında; şakaklarında bağlantı lopları ve gözlüğüyle, boğazı kesilmiş halde çırılçıplak yatıyordu.

Yardımcım, fantom ışınlarla maktulün bedenini tarayarak parmak, dudak veya el izleri aramaya başladı. Geri Dünya’da yaşayan her insanın DNA’sı sisteme kayıtlıydı. Bu kayıtlara ulaşarak suçluları yakalıyorduk.

Gizlilik sözleşmesi şartları altında kullanabildiğimiz bu tarayıcıyla, kullanıcının üç farklı yerinde DNA bulundu. Kasık kısmında meni, göğüste el izleri ve boyunda, kesiğin başladığı alanda parmak izleri vardı.

Bulguların sonuçları gelene kadar eski polisiye filmlerde olduğu gibi kullanıcının evini gezmeye karar verdim. Belki birkaç ipucu bulabilirdim.

Gösterişi olmayan bir evdi. Çünkü gösteriş eski yaşamın gölgesiydi. Geri Dünya’da gerekli olan aktivitelerin dışında kimsenin kimseyle ilişiği yoktu. Hepsi kitaplarda, filmlerde kaldı.

Evde elle tutulur bir şey yoktu. Yardımcımın yanına vardığımda sonuçların geldiğini söyledi.

‘‘Amirim, kullanıcının üzerindeki meni kendisine, el ve parmak izleri Sena Kiremit’e ait. Şöyle bir durum var Sena Kiremit beş yıl önce ölmüş.’’

‘‘Ölmüş birinin parmak izleri mi?’’

‘‘Evet amirim.’’

‘‘Bu nasıl olur?’’

Yardımcım neyi, nasıl söyleyeceğini bilemeyen biri gibi kıvrandı.

‘‘Amirim, kulağıma gelenlere göre ‘şeffaf eldiven’ adı verilen üç boyutlu yazıcılarla başka birilerine ait DNA’ları, parmak izlerini basıyorlarmış.’’

On yıl önce sunucu solucanları yüzünden bazı bilgiler sızmıştı. Bu bilgiler el altından satılarak, Geri Dünya’daki zenginlere şantaj ve IP adreslerine saldırılar olmuştu.

‘‘Nerede konuşuldu bu olay?’’

Yardımcım tekrar kıvrandı.

‘‘Şey amirim, Darkmeta’nın forum sitelerinde yazıyordu. Sadece fikir olarak başlamıştı. Bazı kişiler prototip yaptıklarını söyleyerek forumlarda takipçi kasıyorlardı.’’

‘Darkmeta,’ tekin olmayan arka sokaktı. Birlik, Darkmeta’ya nötrdü. Ab-ı Meta’ya karşı gelmedikleri sürece denetlenmiyor, banlanmıyor, veri silinmesi yapılmıyordu. Kısacası danışıklı dövüştü. Sonuçta insan nerede olursa olsun çıkarcılıkla geçiniyordu.

‘‘Darkmeta’nın forum sitelerinde ne işin var? Onu geçtim böyle bir şeyin tehlikeli olabileceğini düşünmedin mi?’’

‘‘Kusura bakmayın amirim düşünemedim. Yani Birlik, Darkmeta’ya karşı olmadığı için bazen forum sitelerinde sörflüyorum. Ghostname olarak varım. Kim olduğumu bilmiyorlar. Aktif değilim.’’

Birlik, Darkmeta’ya girmeyi yasaklamamıştı. Hatta Darkmeta içinde bize bilgi sızdırabilecek böceklerimiz bile vardı.

‘‘En ufak hatanda ağına sızabileceklerini unutma! Sana sızarlarsa Birlik’e sızarlar. Neyse, şu şeffaf eldiveni kimin yaptığını bulabilir miyiz?’’

Yaptığı yanlışı anlayarak elindeki tablete bir şeyler yazdı.

‘‘Darkmeta’da uzun zamandır aktif olan birine yazdım. Dönüş yaptığında haber veririm amirim.’’

Olay yerini, inceleme ekibine bırakarak şubeye geçtik. Şubede Sena Kiremit’i araştırdım. Ab-ı Meta’da az vakit geçirdiğinden ‘ağ izinde’ bir şey yoktu.  Geri Dünya’da ise normal bir hayatı vardı. Bir bekar kızı, ayaklanmalara destek verme suçu bulunan kocası vardı. Kocasını araştırmaya devam ederken yardımcım odaya girdi.

“Amirim, iki durum var. Birincisi şeffaf eldivenle ilgilenen kişi Tarık Cengizoğlu adında biri. Ab-ı Meta’da yok. Darkmeta’da araştırıyorum. İkincisi ölen kullanıcının meta kimliği, Zeynep Kuma’nın IP adresinde kullanılmış. Zeynep Kuma’nın üçüncü seviyenin dördüncü sokağında avatarı var. İki yıl önce dördüncü seviyenin beşinci sokağından banlanmış.”

“Nedeni?”

“Metazevk partileri düzenlemiş.’’

‘Metazevk partileri’ yasaktı. Çünkü metazevk, Geri Dünya’da istenilen nüfus artış hızının altında kalmasına sebep oluyordu. Birlik bu duruma karşı sert politika uyguluyordu. İlk olarak Ab-ı Meta’da avatar kademesi azaltması yapılıyordu. Eğer suç işlenmeye devam ederse geçici banlanma uygulanıyordu. Kişi suçu bir daha işlerse ömür boyu ağa bağlanamıyordu. Bu riskleri alarak gizli saklı partiler yapıyorlardı. Metazevk hem bedensel hem de zihinsel zevke hitap ediyordu. Bu nedenle zengin kullanıcılar yüksek ‘metapul’ ücreti ödeyerek partilere katılıyorlardı.

‘‘Partilere kimlerin katıldığı belli mi?’’

‘‘En son yapılan partiye on kişi katılmış. İki kişi ‘metadizgi’ kullanarak kimliklerini saklamış. Diğerleri beşinci kademeden kişiler ve cezalarını almışlar.’’

‘‘Ekibi ikiye böl. İlk ekibi Zeynep Kuma’nın evine gönder. Biz de Tarık Cengizoğlu’nun evine gidelim.’’

Yardımcım baş işareti vererek odadan çıktı. Ekipleri ayarladıktan sonra şubeden çıktık.

Yarım saatlik yolculuktan sonra Tarık Cengizoğlu’nun evine vardık. Kapını aralık olduğunu görünce dikkatli bir şekilde eve girdik. Küçük, dar odalı evde iki ölü beden vardı. Kurumuş kan gölü üstünde yüzükoyun yatan kadın sırtından bıçaklanmıştı. Tekli koltuğun kenarında kendi kanıyla ıslanmış bir adam vardı. Ölü bedenler büyük ihtimalle Tarık ve Zeynep’e aitti.

Fantom tarayıcıyı kullanarak ölen kişilerin kimliklerini, bedenlerinde bulunan DNA’ları taradık. Gelen sonuçlara göre suçlu listesi oluşturduk. Bu kişilerin bir kısmı banlanmış olduğundan Ab-ı Meta’da yoktu. Darkmeta’daki böceğimizden yardım istedik. Bir saat sonra bilgiler elimize ulaştı.

Son iki yıldır farklı heyecanlar arayan yüksek kademedeki kişiler, Darkmeta’daki özel forumlarda metazevk partilerine kayıt oluyorlarmış. Bu partileri düzenleyen kişilere yüksek metapul aktarımı yaparak, Ab-ı Meta’da kademe geçişleri sağlanıyormuş. Bu partileri son dönemlerde Kadir Palaz adında biri düzenliyormuş. Uzun zaman önce Ab-ı Meta’dan banlanmış. Partilere kadın ve uçucu madde teminatı sağlıyormuş. Zeynep Kuma’nın evinde ise çok sayıda yüksek kademedeki kişilere ait izler çıkmış.

Bulunduğumuz yere olay yeri inceleme ekibi istedik. Kadir Palaz’ın evine diğer ekibi de yönlendirdik. Ekiple birlikte kısa bir toplantı yaptık. Eve girmeden önce ‘ısı gösteren böceklerden’ birini saldık. Böcek evde iki kişinin var olduğunu gösterdi. Ekibime evin etrafını çevirmesi için hareket yaptım.

‘‘Kadir Palaz, sizi Güvenlik Birliği emriyle tutukluyorum. Etrafınız sarıldı. Ellerinizi başınızın arkasına koyarak çıkın! Yanlış…’’

Cümlem bitmeden silahlar patladı. On kişiye karşı iki kişi ne kadar direnebilirse o kadar direndiler. Çatışmanın sonucunda ikisini yakalayıp sorguya götürdük.

‘‘Anlat bakalım Kadir nasıl oldu bu olaylar?’’

Vücut tepkilerini ölçen ve kaydeden aletlere bir iki dakika baktı. Ardından iç çekerek konuşmaya başladı.

‘‘Cezmi Bahriyeli’yi, Zeynep Kuma öldürdü. Zeynep Kuma ve Tarık Cengizoğlu’nu ben öldürdüm. Cezmi Bahriyeli düzenlediğimiz partilerin müdavimiydi. İki yıldır aralıksız katılıyordu. Son üç partiye ödeme yapmadan geldi. Zeynep Kuma’ya âşık olduğundan onu kimseyle paylaşamıyordu. Uyarılarda bulunduk ama bize şantaj yapmaya başladı. Bir gün Cezmi Bahriyeli, Zeynep Kuma’yı eve kapatmak istemiş. Partilere gitmesini istememiş. Zeynep Kuma karşı çıkınca aralarında tartışma çıkmış. Zeynep Kuma, Cezmi Bahriyeli’yi öldürdükten sonra panikledi. Yakalanmaktan korktuğu için partilere gelmedi. İşlediği cinayeti Tarık Cengizoğlu’na anlatmış. Tarık Cengizoğlu’da benden fazla para koparmak için tehditler savurunca ikisini de orada öldürdüm. Bunlar sadece bir basamak. İnsanlar sıkıldı. Meta dediğiniz şey insanlığımızı, insanlık tarihimizi bitirdi. Dünya’yı kurtarmak uğruna birçok şeyi kaybettik. Şu Dünya’ya bak! Daha iyisi asla olmayacak! Hep kötüye gidecek. Sizin şu Birlik ne kadar düzgün çalışıyor? Yanında çalışanların kaç tanesinin gizli hayatı var biliyor musun? Hiçbir şey göründüğü gibi muhteşem değil. Nüfus artışını azaltmak bahane. Amaç kendilerine tapınan köleler yaratmak. Bunun dinden farkı nedir? Tanrıcılığı oynayarak insanları ödül, ceza ilişkisiyle bağımlı yaptılar. Uyuşan beyinler, korkan bedenler, gerçek olmayan ilişkiler… Bizi biz yapan şeyler artık değersizleşti. Siz zannediyor musunuz yaptıklarınız insanları düzeltiyor. Asla! Yoksulluk arttı. Her on doğumdan altısında ölüm var. Neden? Çünkü insanlar Meta’da. Kim çalışıyor gerçek hayatta? Birkaç kişi. Para kazanmak için her yolu denemek zorundayız. Yaşamak ve ardımızdakileri yaşatmak için para lazım. Dedim ya bu sadece basamak. Ortalık daha çok karışacak,’’ dedikten sonra sorgu odasına en üst kademeden insanlar girdi.

‘‘Bundan sonrasını biz hallederiz. Siz çıkabilirsiniz,” diyerek bizi apar topar çıkardılar.

Kapıdan çıkarken zanlı, “Siyaset, gölge oyunu gibidir. Sen önde izlersin fakat oyuna yön veren kişi senin neye, nasıl tepkiler vereceğini bilen kişidir. Bu nedenle senin görmek ve duymak istediklerini oynar. Geçici mutluluk. Seyirci mutlu olduğunda izlemeye devam eder. Gölgenin ardına bak. Gölgenin ardınaa baaa…” diye bağırırken kapadılar kapıyı.

Birilerini haklı veya haksız diye ayırmak bizim görevimiz değildi. Bize verilen eğitimler kurallar dışına çıkılmamasını, çıkılırsa nelerin yapılması gerektiğini öğretmişti. Öğretilenleri uygulamak işimizin parçasıydı.

Birlik hareketliydi. Sağda solda koşuşturan insanların varlığı beni çok geriyordu. Bundan dolayı Birlik’ten koşarak çıktım.

Eve geldiğime hemen Ab-ı Meta’ya girdim. Çünkü bu günümü unutmak için arkadaşlarımla vakit geçirmem gerekiyordu.

SON

En Son Yazılar