Yeni Sayı Çıktı!

En son hikaye, röportaj ve yazıları şimdi tıklayıp ücretsiz okuyabilirsiniz!

Yeni Sayı Çıktı!

En son hikaye, röportaj ve yazıları şimdi tıklayıp ücretsiz okuyabilirsiniz!

YeniSayı Çıktı

Polisiye Dergi Dedektif'in yeni sayısını şimdi ücretsiz okuyabilirsin!

LAWRENCE BLOCK’UN ‘BABALARIN GÜNAHLARI’ ROMANI ÜZERİNDEN BABA VE SUÇA İTİLEN ÇOCUK KAVRAMI

Diğer Yazılar

Gamze Yayık
Gamze Yayık
Gamze Yayık. 1972 yılında doğdu. Babasının memuriyeti nedeniyle Türkiye’nin farklı şehir ve okullarında süren eğitimi, Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden 1994 yılında mezuniyetiyle son buldu. İşsiz bir mühendis olarak başladığı yetişkinliğini Ying Yang mahlasıyla DivxPlanet sitesinde polisiye dizi ve filmlere gönüllü altyazı çevirmenliği, altyazı editörlüğü yaparak geçirdi. En büyük tutkusu olan kitaplardan ve okuyup öğrenmekten asla vazgeçmedi. İzmir’de yaşıyor. Halen Handan Gökçek’in “Yaratıcı Yazarlık” Atölyesi’nde polisiye okuma tutkusunu yazma uğraşına çevirmeye çabalayan bir öğrenci.

Lawrence Block’un Babaların Günahı romanı alışılagelmiş polisiyelerden iki konuda ayrılmaktadır. Bunların ilki, Block’un daha romanın başında cinayetin kurbanı ve katilini okura bildirmesi ve davanın çözülmüş oluşudur ki bu daha ilk sayfalarda başkarakteri şaşırttığı gibi okura da ‘peki şimdi ne olacak’ hissi verir. Romanı diğer polisiyelerden ayıran başka bir unsur da metnin asıl muammasının ‘cinayetin nedeni’ olması, ölen ve öldüren gençleri suça iten ailevi, toplumsal ve dini nedenleri sorgulamasıdır.

Lawrence Block, Amerikan polisiye edebiyatında defalarca ödüllendirilmiş, tarzı ve diliyle polisiye türünde akılda kalan karakterler ve takdir edilen kurgular yaratmış bir yazardır. Block’un centilmen hırsızı Bernie Rhodenbarr’dan oldukça farklı bir karakterin; Matthew Scudder’ın davalarını anlattığı serisinin ilk kitabı Babaların Günahları’nda biri kurban diğeri katil iki genç insanın birlikteliği, geçmişi ve aile ilişkileri sorgulanır.

Eserin ilk bölümünde eski polis, bağımsız dedektif Scudder, kurbanın babası –ki sonra üvey olduğunu öğreniriz- Cale Hanniford’la buluşur. Bir barda, içkinin eşlik ettiği bu görüşmede adam vahşice öldürülen kızının davası hakkında Scudder’dan yardım ister. Genç Wendy ev arkadaşı Richard tarafından öldürülmüştür.

Ancak görünürde çözülecek bir dava kalmamıştır çünkü katil yakalanmış, suçunu itiraf etmiş ve tutuklu olduğu hücrede intihar etmiştir. Dolayısıyla dosya resmi olarak kapanmıştır. Yaslı baba, katil hakkında şüphe duymamakta ancak kızının son yıllarında yaşadığı hayatı ve ölüme yürüdüğü yola nasıl girdiğini öğrenmek istemektedir. Scudder faili bulunmuş bir davayı almak konusunda önce çekimser davransa da adamın kederinin derinliğinden ve ölenlerin genç yaşta oluşundan etkilenir ve işi kabul eder.

Scudder’ın hassasiyetinin asıl nedeni romanın ilerleyen bölümlerinde açığa çıkar. Dedektif polisken soyguna kalkışan iki gencin peşine düşmüş ve birini vurmuştur. Olay sırasında seken bir kurşun küçük bir kız çocuğuna isabet etmiş, çocuğun ölümü Scudder’ın meslekteki sorumluluğunu sorgulamasına neden olmuştur. Olay her ne kadar kanun önünde bir kaza olarak nitelense de Scudder bu travmatik olayı atlatamaz ve işinden ayrılır. Bunalımı ve içki alışkanlığı nedeniyle de eşinden ve iki çocuğundan kopar. Scudder’ın ailesine ve oğullarına karşı sorumluluklarını yerine getiremeyişi dedektifi bir baba olarak vicdanen rahatsız etmektedir. Dindar biri olmadığı halde kiliselere gider, kazancının belli bir bölümünü bağış kutularına atıp bu vicdani huzursuzluğunu gidermeye çalışır. Aslında bu davayı alarak, iki genci suça ve ölüme iten geçmişlerini aydınlatmak dedektifin kendi geçmişiyle  yüzleşmesini sağlayacaktır.

Dedektifin yaptığı araştırmalar, ‘yardım’ olarak nitelediği paraları bir kısım tanık ve kaynakların cebine ustalıkla koyunca hızla ilerler. Bu konuda genç polis memuru Lewis Pankow’a söylediği söz hem isabetli bir tespittir hem de Scudder’ın davayı çözerken çizdiği etik sınırların belirsizliği konusunda bize açık bir fikir verir: “Öğrenecek çok şeyin var ama bunu senin için kolaylaştıracaklardır. Sistem, seni içine adım adım alır. Onu iyi bir sistem yapan da işte budur.”

Sistemin içinde sisteme karşı savaşan Scudder araştırmasında ilerledikçe gençlerin ilişkilerinin niteliği, birlikte olmadan önce yaşadıkları olaylar açığa çıktıkça sorunun aslında aile ilişkilerindeki bir takım arazlardan kaynaklandığını anlar.

Wendy akıllı ve başarılı bir genç kızdır. Biyolojik babasını hiç tanımamış olmanın verdiği merak ve eksiklik duygusu, sekiz yaşındayken üvey babasıyla yaşadığı talihsiz ve kasıtsız bir yakınlaşmayla psikolojik bir rahatsızlığa dönüşmüştür. Koleje başladığında öğretmenlerine ilgi duyar ve karşılık da görür. Bu onun okulda kötü bir şöhret edinmesine neden olur. İlişkiye girdiği bir öğretmeninin eşi intihara kalkışınca ortalık karışır ve Wendy okulu terk ederek New York’ta yaşamaya başlar. Ailesi bu süreçte ondan bir iki kart dışında haber alamamıştır. Scudder, Wendy’nin baba hasretini yaşlı adamların yatağında gideren, bir süre sonra bu ilişkilerin maddi getiresine alışan, ancak düzgün bir hayat özlemi çeken bir kadın olduğu kanaatine varır.

Wendy’nin ev arkadaşı Richard Vanderpoel ise küçük yaşta annesini kaybetmiş, Katolik rahip bir babayla büyümüştür. Annesinin dramatik intiharına şahitlik etmiş ve büyüdüğü mutaassıp ortam cinsel kimliğini bulmasına engel olmuştur. Evden uzaklaşarak bir müddet kendi cinsiyle sağlıksız ve duygudan yoksun ilişkiler yaşamıştır. Wendy’le tanıştıktan sonra bu alışkanlığını terk ederek huzurlu bir ev hayatı yaşamaya başlar. İki gencin arasında sanıldığı gibi sevgili ilişkisi yoktur. İstemedikleri bir hayata sürüklenmiş bu iki çocuğun birlikte iyileşmeye çalıştığını anlayan Scudder  travmaların kaynağı babalarla konuşmaya karar verir.

Dedektif, Cale Hanniford ve rahip Martin Vanderpoel’la ayrı ayrı konuştuğunda gençlerin yaşadığı çocukluk ve ilk gençlik yıllarını, ebeveyn kaybı nedeniyle yaşadıkları travmayı kafasında iyice şekillendirir. Uzun yürüyüşleri ve içki içmek için durakladığı barlar düşüncelerini pekiştirir. İşte tam bu noktada Block, baba-oğul, baba-kız ilişkileri üzerine son derece isabetli tespitlerde bulunur.

Wendy’nin babasına söylediği sözler, kurbanın sıkıntılı hayatının bir özeti gibidir; “Tahminimce asla babasını aramaktan vazgeçmedi. Birinin kızı olmak istemişti ama adamlar sürekli onu becermek istiyorlardı. Ve bu onun için normaldi çünkü Baba zaten bu demekti; Anne’yi yatağa götüren, onu hamile bırakan, sonra Kore’ye giden ve bir daha asla haber alınamayan bir adamdı. O, başkasıyla evli olan biriydi, bu da onun için normaldi çünkü ondan hoşlanan erkeklerin hepsi başkalarıyla evliydi. Baba’yı aramak bazen çok zor olabiliyordu çünkü eğer dikkatli olmazsanız Baba sizden fazla hoşlanabilir, Anne bir sürü uyku ilacı alır ve oradan ayrılma vaktiniz gelirdi. Bu yüzden Baba ona para verdiğinde kendini daha güvende hissediyordu. Böylece her şey nakit seviyesinde kalır, Baba size darılmaz, Anne uyku ilacı almaz ve siz de bulunduğunuz yerde kalır ayrılmak zorunda kalmazdınız.

Scudder’ın Richard’ın babası din adamı Martin Vanderpoel’le son görüşmesi kitabın da nihai düğümlerinin çözüldüğü final bölümüdür. Dedektif, öğrendikleri ışığında Rahip’in, yaşı nedeniyle Wendy’nin ilgi alanına giren bir adam olduğunu fark eder ve adamın aslında kızla ilişkiye girdiğini anlar. Rahip zaaflarına yenilmiş ve bunu suçlusunun onu baştan çıkaran kadın yani Wendy olduğuna karar vermiştir. Ona göre bu kadın oğlunu da etkilemiş ve muhafazakâr kuralların onaylamadığı bir hayata sürüklemiştir. Scudder adamı şu sözlerle suçlar; “Ama Wendy hakkında öğrendiğim her yeni şey onu kötü biri olarak görmemi zorlaştırdı. Bazı insanların hayatlarında kötü etkiler bıraktığından şüphem yok. Ama sizin için neden kötüydü? Bunun yalnızca bir açıklaması olabilirdi efendim. Sizi utandığınız bir şeyi yapmaya zorladı. Ve bu sizin daha utanç verici bir şey yapmanıza neden oldu. Onu öldürmenize.”

Hatırlayacağımız üzere Babaların Günahları’nın başkarakteri Scudder başlangıçta çözülmüş bir davayı almak istemez sonrasında cinayet nedenini araştırmak için yola çıkar. Ancak roman boyunca öğrendiği gerçekler, aslında iki gencin de kurban olduğu, babalarının onları ölüme sürükleyen olaylar zincirini başlattığını ortaya koyar. Bir baba vicdani ağırlıkla ölene kadar acı yüklenecek, diğeri elini kana bulamış bir katil olarak cezasını çekecektir.

Block’un baba kavramına polisiye türü içine yedirerek bakışı, kurguya yedirdiği dini ve ahlaki ögeler, polisin dava çözümünde gösterdiği ilgisizliğe, kadının ve eşcinsel gençlerin toplum tarafından kötü yaftalanışına dair söylemleri ve etkili tespitleri Scudder serisi için gösterişli bir başlangıçtır.

En Son Yazılar