SAVAŞIN ETKİSİ VE KADININ GÜCÜ

Savaş sonrası dönemde, Amerika’nın birçok bölgesinde seri cinayetler işlendi. Pek çok seri cinayet zinciri aydınlatılmadan kapandı.

Marti Enriqueta

Avrupa’da durum çok farklı değildi. İspanya’da, Angelita isimli bir çocuk, Barselona polisine inanılması güç bir hikâye anlatacaktı. Bir cadı tarafından kaçırılıp alıkoyulduğunu iddia eden bu küçük kız, insan eti yemeğe zorlandığını söyledi. Kızın peşinden giden polis memurları eski bir eve vardılar. Evde yaşayan Marti  Enriqueta’yı tutuklayan polisler, dehşet veren gerçekle adeta şok olmuşlardı. Hikâye doğruydu. Enriqueta küçük çocukları kaçırıp, bedenlerini parçaladıktan sonra, kimi uzuvları büyü amacıyla kullanıyordu. Kimi uzuvları ise pişirip yiyordu.

Kurban sayısı hiç bir zaman net olarak belirlenemezken, altı çocuğa ait kemikler evin çevresindeki kazı esnasında ortaya çıkınca, Enriqueta suçlu bulundu.

Amy Archer Gilligan

Amerika’da, Amy Archer Gilligan isimli kadın, iki eşini şüpheli bir hastalık neticesinde kaybetmişti. İkinci eşinin üzerinde yapılan otopside yüksek dozda arsenik zehirine rastlandı. Bir kaç hastasının da şüpheli ölümü, yetkilileri harekete geçirdi. Altı cinayetten yargılanan Amy, akıl hastanesine yatırılarak ölene kadar orada yaşadı. Küçük bir kasabada gerçekleşen olay, doktorları harekete geçirdi. Bu denli küçük bir kasabada yıllık ortalama ölüm sayısı on civarındayken;  o yıl kasabada ölenlerin sayısı kırk sekiz olmuştu. Ölen kişilerin çoğunun hayatından mutlaka geçen bir kişi vardı: Amy Gilligan.

Savaşın etkisi devam ederken, kadın seri katiller bir durgunluk dönemine girdi. Savaş esnasında erkek seri katiller ağırlığını göstermeye başladı. Ancak Amerik’da çok farklı bir ikili, seri katil tanımına farklı bir bakış açısı getirecekti.

Bonnie ve Clyde

Bonnie Parker (1 Ekim 1910 – 23 Mayıs 1934) ve Clyde Barrow (24 Mart 1909 – 23 Mayıs 1934) ünlü Amerikalı kanun kaçakları, The Barrow Gang’in ünlü elemanları. 1930’lu yıllarda Amerika’da banka ve dükkânları soymuşlardır. Kapitalizme ateş püsküren halkın gözünde Robin Hood statüsüne yükselerek kahraman olmuşlardır. Ayrıca Bonnie ve Clyde’ın büyük aşkları da bunda rol oynamıştır. Her soydukları dükkân ve bankalara çiçek bırakırlardı.

Resmi olarak oniki kurbanları var. Daha çok gangster tanımı ile geçen ikili, ölüm serisi sebebiyle seri katil tanımına uymakta.

1934’de Bonnie ve Clyde pusuya düşürülerek her biri elliden fazla kurşun ile öldürüldü. Arabaları, içindeki cesetler ile birlikte şehre çekildi ve bir izdihama yol açtı. Herkes bu ölüm arabasına dokunmak istiyordu. Öğrenciler Bonnie’nin üzerindeki kanlı kıyafetlerden parçalar kopardı. Kimisi Bonnie’nin saçından bir tutam kopardı. Bu ölüm, bir dönemin sonunu işaret ediyordu.

1933 ile 1936 yılları arasında, Belçika, Avustralya, İngiltere ve Güney Afrika’da çeşitli seri katil olayları yaşandı. Elli üç yaşındaki Marie Alexandrine Becker, eşini fazla dozda yüksük otu ile öldürdü. Parası azalınca öldürmeye devam etti. On ikinci kurbanından sonra tutuklanarak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

1937 itibariyle adli bilimde zehir ile ilgili analizler artık çok gelişmişti. Ancak seri katiller de gelişim gösteriyorlardı. Philadelphia polisi beş yıl boyunca bir seri katilin peşinden koştu. Ancak kısa sürede anlaşıldı ki, beş yıl içinde yaşanan cinayetler sadece bir kişinin işi değildi. Dr. Morris Bolber ile kuzeni Paul Petrillo, bir hastalarının eşini öldürerek sigortadan gelen parayı paylaştılar. Kendilerine iki ortak daha buldular. Bir tanesi ‘Philadelphia Cadısı ‘olarak da bilinen Carina Favato’ydu. Yakalanana dek elliden fazla kişiyi öldürmüşlerdi.

Fazla uzakta değil, Cincinnati’de hemşire Anna Marie Hahn üç hastasını zehirleyerek öldürdü. Ohio eyaletinde elektrikli sandalyede idam edilen ilk kadın mahkum unvanını elde etmiş oldu.

Avusturya’da yaşayan Martha Marek dört kişiyi zehirleyerek öldürmüştü.

Vera Renczi

Macaristan’da Vera Renczi, uzun soluklu bir cinayet serisine imza attı. 1903 doğumlu Vera, varlıklı bir adam ile evlendi. Eşi bir süre sonra ortalıktan kayboldu. İkinci eşi de benzer bir şekilde ortadan kayboldu. Vera’ya göre her iki evlilikte de terk edilmişti. Yıllar sonra gerçekler ortaya çıktı. Vera’nın şirketini ziyaret eden bir adamın eşi, kocası eve dönmeyince polise ihbarda bulundu. Yetkililer Vera’nın evini aramaya başladılar. Bodrum katına indiklerinde gerçekler ortaya çıktı.

Bordum katında otuz beş adet galvaniz tabut bulunuyordu ve tamamı doluydu. Her birinden erkek cesedi çıktı. Bunlara ilk iki eşi, otuz iki sevgilisi ve yetişkin oğlu da dâhildi. Açıklaması da bir o kadar ilginçti. Bir erkek ile ilişkiye başlayınca kıskançlık ve kaybetme korkusu dayanılmaz oluyordu ve bunun neticesinde çareyi onları öldürmekte buluyordu. Oğlunun ölümünü ise farklı bir şekilde açıkladı. Oğlunun cinayetleri bildiğini ve onu ihbar etmesinden korktuğu için bu cinayeti işlemek zorunda olduğunu söyledi. Tabutların yanında bir sandalye dikkat çekmekteydi. Bu sandalyenin amacı sorulduğunda, eski sevgilileri ile aynı ortamda bulmaktan zevk aldığını söyledi.

Arsenic and Old Lace (Ülkemizde Arsenik Kurbanları ismi altında gösterime girmiştir) filminin galası henüz yapılmıştı. Film ile birlikte başka bir seri cinayet olayı gündeme geldi. İki kız kardeş, on iki evsiz adamı zehirleyerek zevk için öldürmüştü.

Amerika Denver’de, Louise Peete’in iki eşi intihar ederek ölmüşlerdi. Louise bir kişiyi nefsi müdafaa esnasında vurarak öldürmüştü. Üçüncü eşini de vurarak öldürdükten sonra bodrum katına gömmüştü. Dördüncü evliliğini yaptığı sırada 1921’de cinayetten ötürü tutuklandı. Dördüncü eş, Louise’nin hapishaneye gitmesinin ardından intihar etti. Serbest kaldıktan sonra, ölüm serisi devam etti. 1933’de Margaret Logan isimli kadın kaybolmuştu ve Louise kaybolan kişinin evinde yaşamaya başladı. Ayrıca yaşlı bir kadının öldürülmesiyle ilgili olarak yine şüpheli konumdaydı. Yeni evlendiği eşi Lee Judson, bahçede şüpheli bir toprak yığını görünce durumu polise bildirdi. Lee Judson da diğer eşleri gibi intihar etti. Tekrar tutuklanan Peete, bu sefer serbest kalmadan 1947’de idam edildi.

Lila ve William Young çifti, bebek çiftliği işletiyorlardı. Çocukların çoğu açlıktan ölmek üzereydi. Genç bir kadın evlilik dışı hamile kalması sebebiyle çifte başvurmuş ve doğumdan sonra bebeği para karşılığı satmak istemişti. Doğum, çiftin evinde gerçekleşecekti. Doğum esnasında ölen kadının ardından her şey ortaya çıktı. Davanın çözümü için bir tanık vardı. Gündelik işler yapan bu adam, korkunç bir itirafta bulundu. Genç çift için çalışan bu adam, yüze yakın bebeği, çiftin bahçesine gömdüğünü itiraf etmişti. Young çifti ilerleyen yıllarda kanser sebebiyle öldüler.

Mutlaka Oku

Yorum Bırakın:

yorum