Yeni Sayı Çıktı!

En son hikaye, röportaj ve yazıları şimdi tıklayıp ücretsiz okuyabilirsiniz!

Yeni Sayı Çıktı!

En son hikaye, röportaj ve yazıları şimdi tıklayıp ücretsiz okuyabilirsiniz!

Erkek Seri Katiller | 10

Diğer Yazılar

Arkın Gelişin
Arkın Gelişin
Arkın Gelişin, Almanya’da Suç Psikolojisi eğitimi almış bir polisiye yazarıdır. Eserleri: Bir Seri katilin Günlüğü (2012), Kansız (2014), Ted Bundy – Bir Seri Katilin Anatomisi (2014), Ted Kaczynski – Bir Seri Katilin Manifestosu (2014), Bir Suç Psikoloğunun Not Defteri (2015), Charles Manson – Bir Seri Katilin Felsefesi (2015), Seri Katiller Tarihi – İnsan Avcılarının İzinde (2015), Apokalips (2017). Arkın Gelişin 1976 doğumludur. Arkın Gelişin'in polisiye dergimizde yayınlanan eserlerini bu sayfada bulabilirsiniz.

Bilim en çok soyluları etkiler

Napoleon, 1804’de kendisini taçlandırarak, Fransa’nın yeni imparatoru ilan etti. 1811’de, Fransa İmparatorluğu, kısa sürede Avrupa’nın birçok ülkesine ulaşmayı başardı. Baltık Denizi’nden, İtalya, İspanya, İsviçre, Polonya ve Almanya’nın çoğu bölgesi işgal altındaydı. Bu işgal ile birlikte, fethedilmiş ülkelerde Fransa’nın kanunları yürürlüğe girdi. Adlî bilim konusunda da öncü olan Fransa, bu alanını da diğer ülkelere taşıdı.

Napoleon’un eşi, Josephine, Malmoison’da kaldığı dönemde, eşi tarafından evlilik hediyesi olarak aldığı pahalı kolyenin kaybolduğunu fark etti. Bunu duyan Napoleon çılgına döndü. Polis teşkilatının müdürünü yanına çağırarak, bu olayı çözmesini emretti. Müdür elinin altına bulunan 300 polisi görevlendirdi. Ancak bu memurların hiçbiri bu tip vakaları araştıma konusunda tecrübeli değildi. O dönemde Fransız polisinin asıl görevi, daha çok ispiyonculuk faaliyetlerinde bulunmaktı.  Araştırma konusunda oldukça zayıflardı. Bu durumu fark eden sıradışı bir adam ortaya çıktı; Eugene Francois Vidocq.

Vidocq’un kim olduğunu net bir şekilde ifade etmek çok zor. Ne var ki, birçok yazar bu kişiden ilham alarak, kendi romanlarında karakterler yaratmışlardır. Başka bir yazarın desteğiyle yazmış veya yazdırmış olduğu otobiyografisi de oldukça ilginç bilgiler içermektedir. Polis teşkilatının zayıflığından faydalanan Vidocq, bir nevi ilk özel dedektif olarak gösterilmektedir. Geçmişinde birçok suça imza atmış olan bu adam, artık suçu aydınlatmak için çaba harcıyordu.

Ünlü yazar Honore de Balzac ile sohbeti esnasında sarf ettiği şu cümlesi çok dikkat çekici: “Hırsızın elde etmek istediğini düşün. Onun gibi düşünmeye başlayınca, olayı çözeceksin.”

23 Haziran 1775’te dünyaya gelen Vidocq, bir fırıncının oğluydu. Ancak o macerayı tercih etti. Askeriyeye katıldıktan sonra, bir idam esnasında müdahelede bulunması sebebiyle tutuklandı. Bu sefer devreye yüksek rütbeli bir komutanın kızı girdi.  Tutklanmasına karşı çıkan bu kız, Vidocq için bulunmaz bir fırsattı. O kızla evlenmeliydi. Tutukluluk hali kalkınca, çeşitli ortamlarda kendisini rütbeli olarak gösteren Vidocq, çevre edinme peşindeydi. Askerlikten atılma durumu patlak verince, firar ederek, izini kaybettirmeye çalıştı. Tekrar yakalanması uzun sürmedi. 3 ay hapis cezası aldı. Mahkûmiyeti sürecinde bir çiftçi ile tanıştı. Çiftçi, ailesini doyurmak için çaldığı tahıl sebebiyle 6 yıl ceza almıştı. Nasıl başardıysa, bu adama merhamet edip onun için sahte af belgesi çıkarttırdı. Bu olay Vidocq için pahalıya patladı. 3 aylık cezası 8 yıla çıktı. Firar etti, yakalandı. Tekrar firar etti, tekrar yakalandı. Her defasında cezası arttı.

Yeni hapishanesinde yine bir şekilde Lyons polis müdürü Jeans Pierre Dubois ile görüşme sağlayıp  yaşanan olayların sebeplerini açıklamaya çalıştı. Açıklamalarından ikna olan polis müdürü, anlatılanların gerçekliğini araştırmak için talimat verdi. Sonunda Dubois,  Vidocq’un aslında küçük sayılabilecek bir olaydan ötürü gereksiz yere yargılandığına kanaat getirdi. Polis müdürü, Vidocq’un serbest kalmasına izin vermekle kalmadı, ona polis teşkilatında bir görev de sağladı.

Vidocq, ilk iş olarak Lyons şehrinin yeraltı dünyasına indi. Tesadüf müdür bilinmez, Vidocq ile birlikte, yeraltı dünyasının önde gelen suçluları yakalanmaya başladılar.  Paris’e geçer geçmez, Paris polis teşkilatı adına ajan olarak görev yapmaya başladı. Vidocq kendi isteği ile La Force hapishanesine girip, suçluların içeriden planladıkları olayları öğrenip polis teşkilatı ile paylaşıyordu. Yaklaşık bir yıl sonra “firar” ederek, suç ile ilgili çalışmalarına dışarıda devam etti. 1809’da şans tamamen ondan yanaydı. Bu durum, kolluk kuvvetlerinin geleceğini değiştirecek kadar önemliydi.

Öyle bir olayı araştırmaya başladı ki, bu sayede Napoleon’un dikkatini çekebilecekti ve yeteneklerini ispatlayabilecekti. Paris’in tavernalarını mesken tutarak o mekânları sıkça ziyaret eden dolandırıcılar ile iletişime geçti, bilgi almaya çalıştı. Sadece 3 gün içerisinde Napoleon’un eşinin kayıp kolyesini ve hırsızını buldu. Paris polis teşkilatı bu hırsızlık olayını aylardır çözemiyordu. Bu durum Napoleon’un dikkatini çekti. Vidocq büyük bir fırsat yakaladı ve bizzat Napoleon’a hayalindeki olayı açıkladı. Özel dedektiflik bürosu kurmak istiyordu. Napoleon 1813’te bizzat bir izin belgesini imzaladı. Brigade de la Suretè ismi altında özel bir tim kuruldu ve bu timin başına Vidocq geçti. Vidocq bu timi oluştururken sadece bizzat tanıdığı kişileri ekibine aldı. Buna kadınlarda dahildi. Ancak bu kişilerin kimliğini sadece Vidocq biliyordu. Özel timde bulunan herkesin daha önceden sabıkaları vardı. Yakalayabildikleri her suçlu başına para alıyorlardı. Resmi polis memurları bu durumdan hiç de memnun değillerdi. Ancak kendilerini ispatlamayı başardılar. Sadece birinci yılda yüzlerce suçluyu yakalamayı başardılar.

Vidocq’un geliştirdiği sistemle, suçluların geçmişi, fiziksel yapısı vs. tüm bilgileri arşivleniyordu. Tüm dosyalar sürekli güncelleniyordu. Bu bilgiler sayesinde araştırma şeklini geliştiriyordu. Özel timde görev alan özel detektifler, olabildiğince fazla bilgi toplamak ile görevliydiler. Bu gerektiğinde yasadışı yollardan da olabilirdi. Geliştirdiği teknikler arasında, psikolojik sorgulama tekniği, el yazısı analizi, ateşli silahların analizi ve ayak izi analizi bulunmaktadır. Ayrıca silinmez mürekkebi de icat etmiştir.

Zamanla, Vidocq ile ilgili bir dedikodu yayıldı. Ekibindekilerin bazı cinayetleri kendilerinin işledikleri ve başka kişileri sahte deliller ile zan altında bırakarak “kelle ödülünü” kazandıkları söylentisiydi bu. Ancak hiçbir zaman ispatlanamadı.

 

Dünya Bir Kez Daha Değişti

Fransa, Avrupa’nın adlî bilim konusundaki öncü ülkesiyken, Napoleon’un agresif siyasî tavrı düşmanlarını çoğaltmaktaydı. Başta İngiltere ve Rusya olmak üzere birçok ülke Fransa’ya karşı ittifak halindeydi. 1814’te Paris düştü ve Napoleon sürgüne yollandı. Meşhur Waterloo savaşı Napoleon’un hükümdarlığını tamamen sona erdirdi. Bu yıllarda sanat adına güzel gelişmeler oluyordu. Avrupa’da başlayan romantik akımın öncüleri olarak Goethe, Wodrworth, Shelley ve Beethoven gibi birçok sanatkâr gösterilebilir. Napoleon’un düşüşü birçok şiir, şarkı ve hikâyeye ilham olmuştur. Aynı zamanda savaşlar alevlenip sönmekteydi. Bir şey uğruna ölmek yeni bir moda akımıydı. Böylelikle birçok genç adam savaşlara gönüllü olarak katıldı.

Adlî bilim de gelişen dünya ile birlikte gelişmekteydi. 1823’te Çek bilimci Johan Evangelist Pukinje parmak izlerinin dokuz farkındalığı ile ilgili bir eser yayınladı. Beş sene sonra William Nichol, polarize mikroskobu icat etti. İnsan anatomisi ile ilgili de ciddi gelişmeler oluyordu. Bu gelişme yeni bir katil türünü ortaya çıkaracaktı.

  1. yüzyılda imparator V. Charles’ın emriyle özellikle şüpheli ölümlerdeki otopsiler sıklaştırıldı. Yapılan otopsiler neticesinde keşifler de ardı ardına geldi. Rigor mortis (ölüm sertliği), algor mortis (ölüm sonrası vücut ısısı değişimi) veya livor mortis (ölüm sonrası ciltte oluşan ölüm lekeleri) gibi keşifler ölümü daha açıklar hale getirdi. Bilimsel, endüstriyel ve tıbbî gelişim ile birlikte, din ile siyasetin ayrılması neticesinde seri katiller için yeni bir ilham kaynağı oluştu. Bilim, yeni dünyanın önderliğini üstlenmiş gibiydi. Bilimi destekleyen herkes, gücün odağındaydı. İnsan bedenini bilimsel çalışmalar için kullanmak da buna dahildi. Bilim adamları bilgi ve keşfe açtı. Daha çok ölü bedene ihtiyaç vardı.

Bilimin karanlık yüzüne yolculuk yapalım. Bilim uğruna öldürenler yeni bir seri katil türünü ortaya çıkardılar.

 

Bilimin Seri Katilleri

Geçmişten beri, gerek ayin gerekse bilimsel araştırmalar için mezarlıklardan naaşların çalınması olağan bir durumdu. Okularda, tıp öğrencilerine ceset yetişmiyordu. Kimi zaman öğrenciler mezarlıklardan yeni ölenlerin bedenlerini çalıyorlardı. Kimi zaman ise nereden geldiği bilinmeyen cesetler karanlık adamlardan satın alınıyordu. Seri katiller artık para kazanıyordu. Birileri okullara ve bilimsel çalışmalara ceset getirmek zorundaydı. Mezarlıkta cesetler azalınca, birisi korkunç bir yöntem geliştirdi. William Burke ortağı William Hare ile birlikte Edinburgh, İskoçya’da pansiyon işletmecisiydi. Müşterilerini sarhoş edip, boğarak öldürmek onların rutin işleri olmuştu.

Geliştirdikleri öldürme yöntemi, tıbbî konuda bilgi sahibi olduklarını göstermekteydi. Kurbanlarının üzerlerine oturup burun deliklerini ve ağızlarını kapatarak nefessiz bırakıyorlardı. Bu tür ölümlerde hiçbir iz bırakılmıyordu. Dolayısıyla ölüm nedenini tespit etmek oldukça zordu. Dokuz aylık bir sürede Burke ve Hare 16 kişiyi öldürüp ceset başına 10 Pound karşılığında sattılar. Sokakta yaşayan evsizlerin hızla ortadan kaybolması, vatandaşların dikkatini çekene kadar sürdü bu seri cinayetler. Pansiyonda konaklayan misafirlerden bir tanesi, bir kadın cesediyle karşılaşınca işler değişti. Üstelik Hare suçüstü yakalanmıştı. Ellerindeki cesetleri apar topar Dr. Robert Knox’a satmayı başarsalar da yakalanmaları an meselesiydi. Hare kendisini kurtarabilmek adına, suçu, ortağı Burke’nin üzerine attı. Burke hızlıca yargılanıp asıldı. Kara mizah bu olsa gerek, 24 Aralık 1828’de Burke’nin cesedi, araştırma amacıyla bir okula “hibe” edildi. Hare tutuklu olarak koruma altına alınabilmesi açısından, İngiltere’ye kaçırıldı. Tıp adına katkılarından ötürü, cesetleri bu ikiliden sık sık satın alan Dr.Knox’un heykeli dikildi.

Fransa durulmak bilmiyordu. Halk sürekli tetikteydi. Eğer bir kral beğenilmiyorsa, halkın baskısıyla tahttan indirilen bu kralın yerine yenisi oturuyordu. Tıpkı kral Louis Phillippe’de olduğu gibi… İngiltere, halkın sesini parlamentoya taşımaya karar verdi. Böylece kontrol sağlanmış olacaktı. Birçok ülke bu reformu benimseyerek taklit etti.

58 yaşındaki Vidocq, 1833’de özel timinin liderliğini bıraktığını açıkladı. Ancak emekli olmaya niyeti yoktu. Dünyanın ilk resmi özel dedektiflik bürosunu kurdu ve 80 yaşına kadar görevine devam etti. Adlî bilim adına geliştirdiği teknikler, başta Fransa olmak üzere, başka ülkeler tarafından da benimsenerek uygulanmaya başladı. 1836 yılında İskoçyalı bir kimyager olan James Marsh tarafından arsenik konusunda yeni bir yöntem bulunmuştu. Marsh, eski yöntem ile arseniğin varlığını kanıtlayarak neredeyse bir cinayeti aydınlatmak üzereyken kullandığı örnek bozulmaya uğramış ve neticede jüriyi sanığın suçluluğu konusunda ikna edememişti. Yaşadığı bu hayal kırıklığı neticesinde arseniğin varlığını göstermekle kalmayıp miktar tayinini de yapan yepyeni bir metod geliştirdi. Bu keşif daha sonra Marsh testi olarak bilinecekti. Mathieu Orfilia bu tekniği sonradan daha da geliştirdi.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

En Son Yazılar