Röportaj – Piraye Şengel

Dedektif’in bu sayısında Piraye Şengel’le yazarlık serüveni ve polisiye edebiyat hakkında konuştuk.

Piraye Şengel, sizi biraz tanıyabilir miyiz? Uzun bir yazarlık geçmişiniz var. Yazarlığa nasıl başladınız ve devam ettiniz?
Ben yazarlık güdüsünün doğuştan geldiğine inanırım. Çocuk yaşlarda başladı diyebilirim. Ve tuhaftır, şiirle başladım. Daha sonra öykü yazdım. Sanat Dergilerinde çalıştım. TV için senaryo ve belgesel metinler yazdım. Ama asıl yeteneğimin kurgu yapabilmek olduğunu keşfedince roman yazmaya karar verdim. Romancı olduğumu Atilla İlhan ve Tomris Uyar da onaylayınca, ilk romanım olan ‘Gölgesiz Bir Kadın’ Varlık yayınlarından 1994’de çıkmış oldu.

Polisiye dışında ve edebiyatın diğer alanlarında da çalışmalarınız var. Bunlardan bize söz eder misiniz?
Doğru. Ama polisiyenin dışındaki romanlarımda da polisiye kurguyu kullandığımı söylerler. Örneğin ‘Gölgesiz Bir Kadın’, ‘Hayat Tutulması’, ‘Pusulasız Yolcu’ adlı romanlarımda polisiye kurguyla yazılmıştır. Bunlar toplumsal ayağı olan, farklı konular işleyen romanlardır. Ama okuyana gittikçe aydınlandıkları bir izlek verir. Ya da vermeye çalışır. Hatta son yazdığım aşk romanında dahi polisiye kurgu kullandım. Bu, belki de bendeki çocukluktan beri süregelen merak ve çözme duygusunun bir yansımasıdır. Zekayı önemserim. Bir şeyi çözmek için iz sürmeyi severim. En önemlisi romanı okutmak için ilk sayfadan okuyucuya çengel atmayı severim. Çünkü ben de öyle romanları okumayı severim.

Gerçekten de polisiye izleğine hemen hemen bütün romanlarınızda rastlamak mümkün. Polisiyeye ilginiz nasıl ve ne zaman başladı? Sizi etkileyen yazarlar ve kitaplar hangileri oldu?
Beni etkileyen yazarlar Graham Greene, Romain Gary, Dostoyevski, Marquez etkilendiğim yazarlardır. Klasik Romanları severim sonra. Özellikle de Fransız ve Rus klasiklerini. Daha çok yazar okurum ben. Bir yazara takılır onu iyice özümserim. Modern edebiyatı da takip ediyorum tabii. Polisiyede ise Simenon sevdiğim bir yazardır. Şimdilerde yenilerin hemen hepsini takip etmeye çalışıyorum.
Polisiyede kuzeyli yazarlar iyi. Modern romanlarda çok iyi bir şey çıkmıyor sanki.

“Ayçöreği Dedektiflik Bürosu” fikri nasıl doğdu ve gelişti? Seriden kaç kitap yayınlandı? Bu polisiye seriye devam edecek misiniz?
‘Ayçöregi Dedektiflik Bürosu’ çok sıkıldığı bir dönemde ortaya çıktı. Eğlenmek için başladım aslında. Eğlendim de. İlk kitap tam polisiyeye oturmamakla, tam polisiyenin içinde kalamamakla birlikte sevildi diyebilirim. Erol Üyepazarcı bu romanla Türk polisiyesine ilk defa yardımcı dedektif tiplemesini soktuğumu yazdı. Bu da hoş bir şey. Sonra ikinci kitap ‘Cenin Ve Ceset’ geldi. Bana göre daha iyidir. Üçüncüsü olan ‘Miralay Çıkmazı’ ise cep formatında, ekonomik yazılmış, tam bir polisiye kitaptır. 4.cüsüne bir süre önce başladım. Bu kitabı yazarken kendimi daha yetkin bir polisiye yazarı gibi hissediyorum. Yalnız hemen söyleyeyim polisiyeye soktuğum şu yardımcı dedektif vardı ya bu kitapta artık o olmayacak.

“Ayçöreği Dedektiflik Bürosu” serisindeki karakterleri nasıl yarattınız? Esinlendiğiniz gerçek ya da kurgusal karakterler oldu mu?
Tabii ki gerçek hayattan esinlendiğim karakterler olmuştur. Sanat hayatın içinde, doğada vardır zaten. Sanatçı onu alıp kendinden geçiren ve dışarı bir eser olarak verendir. Verirken kendini de katar. Yani kurgu yapar. Önemli olan orada kendi sesini duyurmasıdır. Kendi sesi ne kadar güzelse o kadar başarılı olur. Benim kitaplarımda da gerçek ve kurgu iç içedir.

Sizce polisiye nedir? İçinde bir suçun yer aldığı her roman ya da hikâye, polisiye kategorisine girer mi? Polisiye yazmanın kuralları var mıdır?
Bence Polisiye önce zeka ve kurgudur sonra bilgidir daha sonra da dile hakimiyettir. Çok sevdiğim bir tanımla ‘Zekanın parlamadığı her şey pornodur.’ Polisiye için geçerli bir şey bu bana göre. Yazan kişi benden zeki ve bilgili olmalı. Kurgu yapabilmeli. Kurallar bunlar. Bir reçete vermem yanlış olur. Ama şunu diyebilirim. Bir de iyi bir hikayeniz ve kahramanınız olacak.

Romanlarınızı nasıl (kalem, daktilo, bilgisayar vs.) ve nerede yazıyorsunuz? Yazarken içinde bulunduğunuz ortamı bize anlatır mısınız?
Her yerde yazarım. Yemek yaparken, bir kafede otururken veya evde. Kaprislerim yoktur. Yazar bunalımı geçirmem. Yalnız önce romanı kafamda yazar bitiririm. Bu sırada notlar alırım. Yazmaya geçtiğimde önce elle yazarım daha sonra bilgisayara geçiririm. Geriye dönmeyi sevmem. Ayrıntılara dalmam. ‘Kaslıdır’ romanlarım, koşar. Çünkü aceleciyim ve yazarken sıkılırım.

Türk polisiyesi son yıllarda ciddi bir yükseliş trendine girmiş durumda. Yeni yazarlar ve kitaplardaki bu niceliksel artış, sizce niteliksel olarak da bir gelişmeye karşılık geliyor mu?
Evet bir yükseliş var gerçekten de. Bu sevindirici. İyiler, fark edilenler kalacak bence. Artık edebiyat yeni dünyanın hızıyla ve görselliğiyle yarışıyor. Ortaya çıkmak çok zor. Mutlaka iyiler vardır. Ama bana denk gelmedi henüz.

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği henüz resmen kurulmasa da bir oluşum sürecine girdi. Siz de bu oluşumun içindeki yazarlardan birisiniz. Bu konudaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği iyi niyetlerle başlanmış bir oluşum. Daha iyi şeyler olacaktır umarım. Seviyeyi yükseltmek elimizde. Gençler çalışıyor. Biz de destek veriyoruz. Yeni birtakım çalışmalar var umutluyum. Egolar devreye girmezse ve ciddi çalışılırsa iyi bir yere doğru gider.

Polisiye yazmak isteyen, özellikle genç yazarlara ve yazar adaylarına ne tavsiye edersiniz?
Bu işin reçetesi yok bence. Klasik olacak ama çok kitap okumak gerekiyor. Üstelik sadece polisiye değil her türlü kitap okumak iyi olur. Bilim Teknik dergileri bile iyidir. Bir de kafaya koydularsa çok yazsınlar yazdıklarını hemen beğenmeyip yırtıp atsınlar ve yeniden yazsınlar. Bir da yazmak disiplin işidir… Mesela her gün bir sayfa yazarak başlasınlar derim.

Yeni kitap çalışmalarınız var mı? Yeni polisiye romanınızı ne zaman okuyacağız?
Basılacak olan iki dosyam var. Bir tanesi klasik aşk romanı, diğeri ise denemeler, düşünceler kitabı. Bir de yukarıda sözünü ettiğim yeni başladığım bir polisiye var. ‘Ayçöreği Dedektiflik Bürosunun’ devamı. Ama esaslı değişiklikler yaptım. Mesela büro falan yok bu kez, kahramanım yalnız çalışıyor ve mobil.

Piraye Şengel, röportajımıza verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederiz.
Size ve okurlarınıza sevgiler.

 

Mutlaka Oku

Yorum Bırakın:

yorum