ERDOĞAN EYRİK | CİNAYETİN PEŞİNDE SIR PERDESİ – DORUK ATEŞ | MABET –

 

ERDOĞAN EYRİK/CİNAYETİN PEŞİNDE SIR PERDESİ

 

 

Aniden sesi kesildi. Tüm çabasına rağmen birşey konuşmasına engel oluyordu. Tekrar yutkunmaya çalıştı fakat başaramadı. Afallamıştı ve nefes alamıyordu. Boğazında hissettiği soğukluğun ne olduğunu anlamak için elini boynuna götürdü. Can havliyle parmaklarını boğazı ile telin arasına geçirip tüm gücüyle asıldı ama arkasındaki her kimse ondan çok daha güçlüydü. Çelik telin parmaklarını kestiğini hissedebiliyordu. Bütün derdi ve çabası tek bir nefes daha alabilmekti.

 

Medya dünyasındaki seri cinayetler, genç bir gazeteci ve 1980 öncesi yaşanmış kirli cinayetlerin arkasındaki büyük patronlar..Yakın tarihte yaşanan cinayetlerin sebep ve sonuçları arasındaki ilişkilerin anlaşılmasını sağlamış yazar Erdoğan Eyrik. Sıradan bir gazeteci cinayetinin ardında yatan siyasi kirliliğin geçmişine de bir yolculuk yaptırıyor. Ancak bunu yaparken siyasi bir taraf tutmadığını da eklemek isterim. Bu da yazara avantaj kazandırmış, yorumu tamamen okuyucuya bırakıyor.

Katili tahmin etmekle başlayan klasik polisiye romanlar gibi yazılmamış. Onun yerine romanın karakterleri arasındaki bağlantıları anlamayı ve sorgulamayı gösteriyor. Oku, anla ve üzerinde düşün. Yabancı polisiye yazarlarda olduğu gibi katilin tahmin edilmesini kolaylaştıracak ipuçları vermek yerine, okurun kendini katilin yerine koyarak sebep ve sonuçların anlaşılmasını sağlıyor.

Tüyap Fuarında rastlamıştım kitaba. Pek duymadığım bir yazar olduğundan başta tereddüt etsem de kitaba başlayınca elimden bırakamadım. Çünkü ben de katili bulmaktan çok satır aralarındaki ipuçlarını takip etmeyi seviyorum. Böylesi daha heyecan verici oluyor .

Romanda sevdiğim diğer özellik, zeki ve kahraman bir başkomiserin yanısıra zeki ve kahraman bir şüphelinin de kitapta ön plana çıkması.. Hem kahraman hem şüpheli bir karakter oluşturmak hiç kolay olmasa gerek. Yazar Eyrik bunu güzel harmanlamış. Ve hiç ummadığımız kişilerin katil olabileceği gerçeğini siyasi olaylarla kurgulayarak ortaya okunası bir gerilim romanı çıkarmış. İsrail Başkonsolosunun öldürülmesi, ses getiren 80 lerdeki siyasi bir gazeteci cinayeti ve tahmin edilemeyecek katiller..

Detaylı anlatımını sevdim yazarın. Okuyucuyu sıkmadan olayları betimlemesi güçlü bir anlatım becerisi gerektiriyor.  Özetle, bitirmeden elinizden bırakamayacaksınız.

 

DORUK ATEŞ/MABET

Rüyasında;  ‘’durgun bir denizde yürüyordu. Masmavi deniz üzerinde ışığı takip ederek ilerliyordu. Denizin ne başlangıcı ne de sonu vardı. Deniz sonsuzdu’’

Müezzinin sesi, zihnine keskin bir bıçak gibi saplandı.

-Hayya alel felah..(Haydi kurtuluşa)

Böyle başlıyor Doruk Ateş’in Mabet’ i. Muğla-Milas-Ören de geçen bir polisiye gerilim romanı Mabet.

Hikayenin geçtiği yerin mistik havasından bol bol yararlanmış, yüzyıllar öncesinden gelen mitolojik bir hikayenin süslediği, gerilimi ve heyecanı eksilmeyen bir roman yazmış Doruk Ateş.

Açıkçası, kitap bir tesadüf eseri elime geçti. Ve daha ilk sayfalarından başlayarak kendimi bir anda Ege’nin yüzlerce, binlerce yıllık geçmişinde dolaşıyor hissettim.  Ve elbette,  başkomiser Halil eşliğinde oldu bu.  Zaman zaman satır aralarında ürperdiğimi itiraf etmeliyim ki,  bu da yazarın okuyucu üzerinde yaratmak istediği şeydir, özellikle polisiye romanlarda sıkça rastlanan durum. Kendini romanın kahramanı yerine koymak, zaman zaman onun adına karar verebilmek..Belki de polisiye romanları tercih edenlerin ortak noktasıdır, hikayeyi okurken yönetebilmek..Katil ya da masum hakkında tahmin yürütebilmenin verdiği tat..

Mabet, katilin kim olduğundan ziyade cinayetlerin ne için işlendiğini daha çok merak ettiriyor.

Bana göre iyi bir polisiye roman okuru olmanın yolu, katili tahmin edebilmesinden ziyade cinayetlerin nedenini anlamaktan geçiyor. Bir cinayetin nedenini anlamak ise sizi diğer cinayetlere götüren ipucudur. Ve inanın daha heyecan vericidir.

Dönelim tekrar Mabetimize.. Mabet’i okurken yazarın bolca kullandığı tarihi bilgi ve arkeolojik bulgular o kadar güzel kurgulanmış ki, içine girdiğim Ege’nin gizemli tarihinden hiç çıkmak istemedim.

Başkomiser Halil ve arkeolog Yasemin’in zamanda yolculuk yaparken yaşadıkları gerilim antik dünya ile birleşerek değişik bir tür çıkarmış ortaya. Kendi kültür ve tarihine sahip çıkmanın yanısıra bu topraklarda binlerce yıl önce yaşamış Karya uygarlığı izlerinin günümüzde de yeniden ortaya çıkmış olabileceğini düşündürüyor insana.

Çağlar öncesinden gelen acımasız bir katil, onun delirmiş annesi ve gerçekte kim olduğunu asla tahmin edemeyeceğiniz bir kan bağı..Ve Başkomiser Halil..Geçmişinden gelen izleri kovalarken içine düştüğü cinayetler bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor başkomisere..

Mabet..Orta Asya’dan geldik, Anadolu topraklarında harmanlandık ve bir mabette köklerimizi arayıp durduk..Yaşadığımız topraklara ve binlerce yıllık medeniyete sahip çıkılmasını söyleyen bir kitap.

Bazı insanlar ölmez.. Bazı lanetler de öyle..                                                                     

 

Özlem Solak

Yorum Bırakın:

yorum