Kayıp vakaları, gerçek hayatta nasıl can yakan ve toplumda derin yaralar açan olaylarsa, polisiye edebiyatta da yazarların önde gelen muamma kaynaklarından biridir. Hepimiz bir kayıp vakasını okurken gizemin yarattığı merak duygusunun sarhoşluğunu yaşarız. Kayıp şahsın nerede olduğu, başına neler geldiği ana unsur gibi görünse de arka planda ailenin ve toplumun içinde bulunduğu durum ve vermek zorunda kaldıkları mücadele başta edebiyatçılar olmak üzere pek çok sanatçıyı etkilemiştir. Dolayısıyla konunun yansımalarını sanat eserlerinde sıkça görürüz. Kurguyu gerçek hayattan ayıran en güzel şeylerden biri romanın sonunda kaybın bulunması ve gizemin çözülmesidir. Fakat gerçek hayatta işler pek öyle yürümez…
Narin Güran cinayetiyle yeniden kamuoyunun gündemine giren ‘kayıp çocuklar’ sorunu ülkemizde 1990’lı yılların ortalarında çokça konuşulmuştu. Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği (YAKAD) ‘Umut Otobüsü’ ile basının dikkatini çekmiş ve kayıp dosyaları dönemin üst düzey yöneticilerinin masalarına konulmuştu. Adından da anlaşılabileceği gibi dernek, kayıplarını bulma ve kamuoyunu bilgilendirme ve bilinçlendirme hedefiyle bir araya gelen aileler tarafından kurulmuştur. Sosyal amaçlı bir dernek olan YAKAD; din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, aileleri kayıplarıyla kavuşturmayı hedeflemektedir.

İsmet Özbilici’nin 6 Eylül 1992’de evinin önünden kaybolan oğlu Abdülhamit’i arayışı sırasında kendisi gibi birçok aileyle karşılaşması ve bu konuda var olan boşluğu fark etmesi üzerine yapılan bu girişim tüm maddi zorluklara rağmen ulvi görevine devam etmektedir.
İsmet Özbilici, kaybolan oğlunu bulmak için yüzbinlerce el ilanı bastırıp Türkiye’yi köy köy, kapı kapı dolaşmasına rağmen oğlunu bulamadı. Diğer bir oğlunun da hayattan vakitsiz ayrılışı üzerine kendini kayıplara adadı ve yakınlarını kaybetmiş aileleri birleştirerek YAKAD’ı kurdu. Kurucu Özbilici’nin 1999 yılında vefatından sonra yönetimi oğlu Zafer Özbilici devralmıştır.[1]

Ne yazıktır ki geçen otuz küsur yılda Türkiye’de değişen bir şey olmadı. Kayıp çocuk vakalarının sayısı halen çok yüksek ve dosyalar emniyeti meşgul etmekte. İstatistiki bilgilerin bir kısmına erişilebiliyorken yaşadığımız pek çok mantık dışı olayda olduğu gibi devletin 2010’lu yıllarda ‘kayıp çocuk verisini’ kamuoyuyla paylaşmayı kestiğini görüyoruz. Resmi makamların bu acımasız “göz görmezse gönül katlanır” tavrına rağmen cesur basın mensuplarının ve sivil toplum örgütlerinin çalışmaları sayesinde kamuoyu, geleceğimiz olan çocuklarımızın başına gelen ve gelebilecek kötülüklerden haberdar olabiliyor.
“Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı”nın raporuna göre, 2007 yılı içinde 7183 kayıp çocuk ihbarı yapılmıştır ve bunların 833’ü halen bulunamamıştır. Aynı rapora göre Türkiye’de çocuk kaybolma riski % 30 olarak saptanmıştır.
Doç. Dr. Asmin Kavas’ın Kaybolan Çocuklar Krizi: Türkiye ve Dünyada Mevcut Durum, Zorluklar ve Çözüm Önerileri başlıklı ve 2024 tarihli raporuna göre “Dünya genelinde de kaybolan çocuklara ilişkin durum, Türkiye’dekinden çok farklı değil. Missing Children Europe ve AMBER Alert Europe verilerine göre AB ülkelerinde her yıl yaklaşık 250.000 çocuk kayboluyor. Avrupa dışındaki ülkelerde ise tablo daha da ürkütücü. Örneğin Hindistan’da her 8 dakikada bir çocuk kayboluyor ve bu çocuklar ya zorla çalıştırılıyor ya da seks işçiliğine itilerek insan kaçakçılığına maruz bırakılıyor. Kurumun yaptığı çalışmaya göre 2022 yılında dünya genelinde ülkeler bazında kaybolan çocuk sayıları yaklaşık olarak şu şekilde:
Avustralya’da her yıl 20.000, Kanada’da 45.288, Almanya’da 100.000, Hindistan’da 96.000, Rusya’da 45.000, İspanya’da 20.000, Birleşik Krallık’ta 112.853, Meksika’da 120.000, Brezilya’da 40.000, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise her yıl 460.000 çocuk kayboluyor.
National Center for Missing & Exploited Children (NCMEC) verilerine göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 4.600 çocuk yabancılar tarafından kaçırılıyor ve bu vakaların yüzde 20’sinde çocuklar ne yazık ki sağ olarak bulunamıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Adli İstatistik verilerine göre 2008 – 2016 yılları arasında tam 104 bin 531 çocuk kayboldu. TÜİK bu tarihten itibaren kayıp çocuklara ilişkin verileri açıklamayı bıraktı. Ülkemizin son yıllarda aldığı kontrolsüz göçmenler ve kaçak sınır girişlerini göz önüne aldığımızda kayıp çocuk sayısının katlanarak arttığını tahmin etmek güç değil. Bu nedenle kayıp çocuklara toplumun dikkatinin çekilmesi, verilerin toplanması ve bu konuda titiz, şeffaf, kapsayıcı ve sürdürülebilir çalışmalar yapılması son derece önemli.[2]
Emniyet Müdürlüğü’nün konuyla ilgili sayfasında Kayıp Çocuk veli, vasi veya yakınları tarafından nerede olduğu veya akıbeti bilinmeyen, vesayeti veya koruması altında bulunduğu kurumu izinsiz terk eden veya izinli ayrılsa bile kuruma geri dönmeyen ve hakkında polise kayıp müracaatı yapılmış 18 yaşını tamamlamamış kişi olarak tanımlanıyor.
Emniyet Müdürlüğü’nün yukarıda adı geçen sayfasında belli başlı çocuk kayıp nedenleri; terk edilme, kimliği tespit edilemeyen trafik kazası, doğal afet, istem dışı kaçırılma (fuhuş, yasa dışı evlat edinme, cinayet, organ ticareti, dilendirilme, uyuşturucu kuryeliği), çocuğun taciz ve şiddet nedeniyle aileden uzaklaşması, maddi sorunlar, aşk ve şöhret olarak sıralanmış. Aynı sitede ‘bildirilen’ kayıp çocuk vakalarının %98’inin bulunduğu yazıyor.
Profesör Oğuz Polat, yıllardır kayıp ve istismara uğramış çocuk vakaları üzerinde çalışan bir adli tıp uzmanı. Polat’a göre, çocuk hem kaybolabilir hem de kaçırılabilir. Ama kayıpsa bulunma oranı %80. Şayet çocuk kaçırılmışsa bulunması için özel bir çaba gerekiyor ve işin püf noktası, olayı işleyen fail kadar hızlı olabilmek. Bir çocuğun ilk 3 saatte bulunma oranı %75. Bu, kaçırılmadan 8 saat sonra %50’lere düşüyor. Polat, kayıptan 24 saat sonra artık oran vermediklerini ifade ediyor.
Tüm bu bilgilerin ışığında kaybolan, tacize uğrayan ya da öldürülen çocuklar konusunu polisiye edebiyatın görmezden gelmediğini görüyoruz.
Konuya ilgi duyanlar için birkaç polisiye edebiyat, dizi ve film örneğini kısaca inceleyelim.

Çocuk Koleksiyoncusu – Sabine Thiesler (Pegasus Yayınevi, 2016)
Okulda aldığı kötü notları anne ve babasına göstermekten çekinen Benny okulu asar. Yabancılara güvenmemesi gerektiğini bilmesine rağmen, onu iki serserinin saldırısından kurtaran Alfred’e içgüdüsel bir şekilde inanır. Benny iki gün sonra şehir dışındaki küçük bir kulübede, saçları düzgünce taranmış olarak bir masada oturur halde bulunur. Hâlâ canlıymış gibi görünen küçük çocuk aslında on sekiz saat önce hayatını kaybetmiş, sağ azı dişi öldükten sonra sökülmüştür. Tıpkı ondan üç yıl önceki Daniel’a ve üç yıl sonraki Florian’a olduğu gibi. Anne ve babalarının onları kurtarması için son ana kadar dua eden bu çocuklar sonunda pes ederek Alfred’in aldığı ölüm kararına boyun eğerler. Sabine Thiesler, romanında sıra dışı yöntemler izleyen bir seri katilin kan donduran hikâyesini anlatıyor.

Kayıp Çocuk Arşivi – Valeria Luiselli (Siren Yayınları, 2020)
Ses dökümleri oluşturan belgeselci bir çift, çocuklarını da yanlarına alarak New York’tan Meksika sınırına doğru seyahate çıkar. Kadın, sınırı geçtikten sonra başlarına ne geldiği belli olmayan iki kayıp göçmen kızın, adamsa Apaçilerin ruhlarının halen gezindiği topraklardaki yankıları kaydetmenin peşindedir.
Meksikalı yazar Valeria Luiselli, Kayıp Çocuk Arşivi’nde bir yol hikâyesini katmanlayarak anlatmış. Çocuklarıyla beraber yola çıkan bir çiftin hikâyesiyle beraber, çözülmekte olan bir evliliğin muhasebesini, Güney Amerika ülkelerinden ABD’ye yönelen göçü ve bu kitlesel göçler sırasında ölen, insan tacirlerinin eline düşen, istismara uğrayan çocukların hikâyesini ve Amerikan tarihinin Kızılderililerle ilgili karanlık sayfalarını romanda okumak mümkün.

Johnny Waverley’nin Macerası – Agatha Christie
Ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin en az kendi kadar ünlü karakteri Hercule Poirot’un maceralarından biri kaçırılan bir çocuk hakkındadır. Hikâye, 1974 basımı Poirot’s Early Cases isimli kitapta yer alır.
Poirot, 1923’ün başlarında Marcus Waverly’nin üç yaşındaki oğlu Johnnie’nin eski aile evi Waverly Court’tan kaçırılmasını araştırmak üzere çağrılır. Olaydan önce aile, yirmi beş bin pound ödenmediği takdirde çocuğun kaçırılacağı tehdidinde bulunan isimsiz mektuplar almıştır. Bay Waverly mektupları polise götürmüş, polis çocuğun ertesi gün saat on ikide kaçırılacağını belirten son bir mektup alana kadar durumla pek ilgilenmemiştir. Tehdidin gerçekleşeceği gün, Bayan Waverly hafif bir şekilde zehirlenir ve Bay Waverly’nin yastığına saat on ikide yazan bir not bırakılır. Evde olaya karışan birinin olduğunu anlayan Bay Waverly, uzun zamandır birlikte çalıştığı Butler, Tredwell ve karısının çok güvendiği sekreter arkadaşı Bayan Collins dışında tüm personeli işten çıkarır. Çoçuğun kaçırılmasının ardından önce polis sonra da ünlü dedektifimiz olaya dahil olur.

Çöp Çocuk Cinayetleri – Calep Carr (Artemis Yayınevi, 2017)
Trejan Jones ve Mike Li, adli tıp uzmanı olarak görev aldıkları bir soruşturma sonrası New York şehrinden ayrılmak zorunda kalmışlardır. İkili, Trejan’ın halasının Surrender kasabasındaki çiftliğinde, öğrencilere adli konularda çevrimiçi ders verip geçimlerini sağlamaktadırlar. Polis memuru Pete, Trejan’a başvurur ve ondan bir olay yerinde inceleme yapmasını ister. Şehirde çöp çocuk olarak adlandırılan çocuklardan biri ölü bulunmuştur. Olay cinayet gibi dursa da ikili araştırdıkça işin içinde başka bir şey olduğunu anlamaya başlar.
Bu örneklerin dışında polisiye yazarımız Ahmet Ümit’in Kırlangıç Çığlığı romanında göçmen ailelerin ve çocuklarının, ev sahibi ülkelerde maddi-manevi sömürülmelerini ve ‘organ kaçakçılığı’ bağlamında bir çocuk cinayetini anlattığını, ünlü yazar Lawrence Block’un Mezar Taşları Arasında Gezinti romanında Özel Dedektif Matt Scudder’a kaçırılan bir çocuğu arattığını hatırlatalım.
Çocuk kaybı vakaları edebiyat kadar sinema ve dizi senaryolarında da yer bulmuştur. Konuyla ilgili okurların izleyebileceği dizi, film ve belgesel türündeki yapımları listeleyerek yazımıza son verelim.
BELGESELLER
Amy Bradley is Missing (2025)
Into the Fire: The Lost Daughter (2024)
Stolen (2023)
Madeleine McCann’in Kayboluşu (2019)
The Atlanta Child Murders (1985)
DİZİLER
The Stolen Girl (2025)
Liebes Kind (2023)
Thirteen (2016)
The Missing (2014- 2016)
Jordskott (2015–)
Top of the Lake (2013- 2017)
Broadchurch (2013–2017)
The Killing (2011- 2014)
Five Daughters (2010- )
FİLMLER
The Vanished (2020)
Lost Girls (2020)
Child 44 (2015)
Prisoners (2013)
Stolen (2012)
Stolen(2009)
Changeling (2008)
Gone Baby Gone (2007)
The Face on the Milk Carton (1995)
[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Yak%C4%B1nlar%C4%B1n%C4%B1_Kaybetmi%C5%9F_Aileler_Derne%C4%9Fi
[2] https://www.icc.org.tr/haberler/uluslararasi-kayip-cocuklar-gunu/haberler/uluslararasi-kayip-cocuklar-gunu.php/uluslararasi-kayip-cocuklar-gunu/haberler/uluslararasi-kayip-cocuklar-gunus


